1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. AKINCI’NIN KONUŞMASI
AKINCI’NIN KONUŞMASI

AKINCI’NIN KONUŞMASI

“BU TARİHİ BİNADA MAL SAHİBİ DEĞİL, KİRACI OLDUĞUMU HİÇBİR ZAMAN UNUTMAYACAĞIM”

A+A-

AKINCI: “10 YIL ÖNCE AVRUPA BİRLİĞİ SÜRECİNDE YİTİRİLEN ÇÖZÜM FIRSATININ BİR KEZ DAHA VAR OLDUĞUNA İNANMAKTAYIM”

“KIBRIS’TA YILLARDIR ÇÖZÜMSÜZ KALAN SORUN VE YARATTIĞI STATÜKO SÜRDÜRÜLEBİLİR DEĞİL… ÇÖZÜM ODAKLI BİR ANLAYIŞ VE HALKIN İRADESİNİ MÜZAKERE MASASINA YANSITACAK BİR KARARLILIKLA HAREKET EDECEĞİZ”

“TÜRKİYE İLE KARŞILIKLI SAYGIYA DAYALI, KARŞILIKLI YARAR TEMELİNDE İŞBİRLİĞİNİ GÖZETEN KİŞİLİKLİ İLİŞKİ TALEBİ HER İKİ TARAFIN DA YARARINA OLACAK BİR GELİŞME OLARAK ALGILANMALI”

“TÜRKİYE CUMHURİYETİ YETKİLİ MAKAMLARIYLA, ÖZELLİKLE KIBRIS SORUNUNDA VERİMLİ BİR İSTİŞARE VE İŞBİRLİĞİ İÇİNDE OLACAĞIZ”

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, 10 yıl önce Avrupa Birliği sürecinde yitirilen çözüm fırsatının bir kez daha var olduğuna inanç belirterek, “Yeter ki tüm taraflar bunun bir ortak ihtiyaç olduğu noktasında aynı fikirde olsunlar ve ortak vizyonla tüm tarafların kazançlı çıkacağı ortak yarar paydasında buluşabilsinler” dedi.

Kıbrıs’ta yıllardır çözümsüz kalan sorun ve yarattığı statükonun sürdürülebilir olmadığına işaret eden Akıncı, çözüm odaklı bir anlayış ve halkın iradesini müzakere masasına yansıtacak bir kararlılıkla hareket edeceğini vurguladı.

“Aramızda önemli tarihsel ve kültürel bağlar bulunan Türkiye ile olan ilişkilerimizde karşılıklı saygıya dayalı, karşılıklı yarar temelinde işbirliğini gözeten kişilikli ilişkiler kurulması talebi her iki tarafın da yararına olacak bir gelişme olarak algılanmalıdır” diyen Akıncı, Türkiye Cumhuriyeti yetkili makamlarıyla, özellikle Kıbrıs sorununda verimli bir istişare ve işbirliği içinde olacaklarını kaydetti.

Bunun yanında, kendi kendine yeten, kendi kendini yönetme becerisine sahip bir KKTC’nin, gelecekte bir federal yapıda uluslararası hukuk içinde ve AB kurumlarında çok daha sağlıklı bir biçimde yerini alabileceğine işaret eden Akıncı, “Bu gelişme Kıbrıs Türklerinin olduğu kadar Türkiye’nin de yararınadır ve uluslararası alanda her iki tarafın imajının güçlenmesine de katkı yapacaktır” şeklinde konuştu.

Akıncı, Cumhurbaşkanlığı’nda gerçekleştirilen devir teslim töreninde yaptığı konuşmada, 1968 yılından beri fasılalarla uzayıp giden Kıbrıs müzakerelerini artık olumlu bir sonuca bağlamak için gerekli olan kararlılık ve iradeye sahip olduklarını da vurguladı.

AKINCI’NIN KONUŞMASI

Sözlerine “19 ve 26 Nisan 2015 tarihlerinde gerçekleşen seçimler sonrasında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin 4. Cumhurbaşkanı olarak bugün devralmakta olduğum bu büyük sorumluluğun tanıklığını yapmak üzere bizimle birlikte olduğunuzdan dolayı sizlere teşekkür ediyorum; bizi farklı iletişim kanalları aracılığı ile izlemekte olan tüm yurttaşlarımızı da sevgi ve saygı ile selamlıyorum” diye başlayan Akıncı, Kurucu Cumhurbaşkanı merhum Rauf Denktaş’ı topluma verdiği büyük hizmetler nedeniyle saygı ile anarken, 2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve bugün görevi kendisinden devralmakta olduğu Derviş Eroğlu’na da hizmetleri dolayısıyla teşekkür etti.

Akıncı, 3. Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ve Eşi Meral Eroğlu’na bundan sonraki yaşamlarında sağlık ve esenlik diledi.

Akıncı, oldukça genç sayılacak bir yaşta aktif siyaset yaşamına başlayan birisi olduğunu ifade ettiği konuşmasında,  27 yaşında iken 1975 yılında oluşturulan Kıbrıs Türk Federe Devleti’nin Kurucu Meclis üyeliği görevinde bulunduğu, bir yıl sonra da 28 yaşında Lefkoşa Türk Belediyesi’nin ilk seçilmiş Belediye Başkanı olarak göreve başladığını anımsattı ve cumhurbaşkanlığına kadarki süreçle ilgili şunları anlattı:

“GEREKTİĞİNDE KOLTUĞU BIRAKABİLMENİN ÖNEMLİ VE DOĞRU OLDUĞUNU DÜŞÜNENLERDENİM”

“1975 yılında girdiğim toplum hizmetindeki dönemim 2009 yılına kadar sürmüş, o yıl yapılan genel seçimlerde milletvekilliğine yeniden aday olmamış, iki yıl öncesinde de parti başkanlığından ayrılmıştım. Aslında bu, siyasetten kopuş değil ama koltuğu bırakma anlamındaydı.

Gerektiğinde koltuğu bırakabilmenin önemli ve doğru olduğunu düşünenlerdenim. Bu siyasetten kopuş değildi; çünkü ben siyaseti sadece makam, parti başkanlığı, milletvekilliği olarak algılamıyorum. Siyaset eğer yaşamı daha güzel kılabilme uğraşısıysa ki ben öyle olduğuna inanıyorum, buna devam etmekteydim.

Nitekim o dönemde, 28 yaşımdan 42 yaşıma kadarki gençlik yıllarımı hasrettiğim Lefkoşa Belediye Başkanlığı’ndaki deneyimlerimi içeren 500 sayfalık bir kitabı kaleme aldım.  Benim göreve başladığım zaman hissettiğim kaynak kitap sıkıntısını benden sonrakilerin yaşamaması için ciddi bir katkı yaptığıma inanıyorum.

Aktif siyasal yaşamda olmadığım son 5 yılda, önceleri bunun makûl bir durum olduğunu düşünen halkımızın çeşitli kesimlerinden Cumhurbaşkanlığı adaylığım yönünde giderek artan telkin ve teşvikler sonrasında aday olmaya karar verdim; çünkü bu kaçınılmaz bir sorumluluk haline gelmişti.”

 “4 BOYUTLU SİYASET VİZYONUM HALKIN BÜYÜK DESTEĞİYLE ARTIK TOPLUMSAL BİR BOYUT KAZANDI”

Akıncı, yurttaşların adaylığını neden istediklerine ilişkin gerekçelerin,4 boyutlu siyaset vizyonunun esaslarını oluşturduğu;seçim kampanyası boyunca sürekli olarak paylaştığı bu vizyonun halkın büyük desteğiyle artık toplumsal bir boyut kazandığını vurguladı.

Akıncı, “Bu, sadece bana ait bir vizyon değildir; halkımıza aittir, halkımızın talepleridir. Bu çerçevede halkımıza anlatarak onay aldığımız bu görüşler benim halkımla yaptığım bir sözleşme anlamındadır ve benim için bağlayıcı olan en önemli belgedir. Görevde olduğum sürece bu yönde hareket edeceğim kuşkusuzdur” şeklinde konuştu.

“YILLARDIR ÇÖZÜMSÜZ KALAN SORUN VE YARATTIĞI STATÜKO SÜRDÜRÜLEBİLİR DEĞİL”

Kıbrıs’ta yıllardır çözümsüz kalan sorun ve yarattığı statükonun sürdürülebilir olmadığına işaret eden Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, çözüm odaklı bir anlayış ve halkın iradesini müzakere masasına yansıtacak bir kararlılıkla hareket edeceğini vurguladı. Akıncı şunları kaydetti:

“Kıbrıs’ta yıllardır çözümsüz kalan sorun ve yarattığı statüko sürdürülebilir değildir; hem adamızın ve hem de bölgemizin barışı ve huzuru için de ciddi tehditler içermektedir. Birleşmiş Milletler parametrelerinin öngördüğü ve son olarak 11 Şubat 2014 tarihli ortak açıklama metninde de ifade edilen, iki kesimli, iki toplumlu federal bir çözümde, her iki tarafın da kazanacağı çok şey vardır. Böylesi bir çözüm, bölgesel istikrara da katkıda bulunacaktır. Bu bağlamda, çözüm odaklı bir anlayış ve halkın iradesini müzakere masasına yansıtacak bir kararlılıkla hareket edeceğim.”

“AB SÜRECİNDE YİTİRİLEN ÇÖZÜM FIRSATININ BİR KEZ DAHA VAR OLDUĞUNA İNANMAKTAYIM”

BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı EspenBarthEide ile gelecek hafta yürütecekleri temaslarla yeni müzakere sürecinin alt yapısının hazırlanmasına katkıda bulunmaya çalışacaklarına işaret eden Akıncı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“10 yıl önce Avrupa Birliği sürecinde yitirilen çözüm fırsatının bir kez daha var olduğuna inanmaktayım.

Yeter ki tüm taraflar bunun bir ortak ihtiyaç olduğu noktasında aynı fikirde olsunlar ve ortak vizyonla tüm tarafların kazançlı çıkacağı ortak yarar paydasında buluşabilsinler.

Rumların yönetimindeki Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Avrupa Birliği’ne girmiş olmakla birlikte yanlış ekonomik kararlar sonrasında çöken ekonomisi ve Doğu Akdeniz’de bulunan doğal gaz Kıbrıs sorununa çözüm için yeni dinamikler yaratmıştır. Henüz su yüzüne çıkarılmamış doğal gaz yüzünden kavgaya tutuşmak yerine bu zenginliği hakça paylaşmak konusunda uzlaşmak ve çözümle birlikte bu gazı Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşımak, en akılcı, en hızlı ve en az maliyetli yol olarak görülmektedir.

Denizlerimizin altındaki doğal gaz zenginliğini de, 9,000 km karelik bu adanın topraklarını da, Türkiye’den adaya gelmesini beklediğimiz suyu da – TC yetkililerinin bu yöndeki açıklamalarını da dikkate alarak - adil ölçüler içinde paylaşabilme becerisini gösterebilmeliyiz. Bunun yanında, tarafların birbirini tahakküm altına almadan, eşitlik, güvenlik ve huzur içinde bir gelecek kurabilmeyi başarmaları zor ama gerekli bir görev olarak önümüzde durmaktadır. Güneydeki liderliğin de bu vizyonu bizimle paylaştığını görmek en büyük arzumuzdur.”

“GÜNLÜK YAŞAMA KATKI YAPACAK ÇEŞİTLİ GÜVEN ARTIRICI ÖNLEMLERİN ÖZEL ÖNEMİ VAR”

Cumhurbaşkanı Akıncı, kapsamlı çözüm uğraşlarının yanı sıra, paralel bir süreçte, her iki toplumun günlük yaşamına katkı yapacak çeşitli güven artırıcı önlemlerin uygulanmasının özel önemi olduğu düşüncesinde olduğunu vurgulayarak “Bu kapsamda, Kapalı Maraş bölgesinin BM gözetiminde yerleşime açılması ve bu açılışa eş zamanlı olarak Kıbrıslı Türklerin, ticaret ve turizm alanında yaşadıkları dar boğazların aşılması ve doğrudan ticaret ve direkt uçuşlar için Mağusa Limanı ve Ercan Havaalanının kullanılabilmesinin yolları üzerinde uzlaşma arayacağız. Bunun tüm paydaşlara sağlayacağı ortak yararın yanında kapsamlı çözüm çabalarına da katkı yapacağına inanmaktayım” dedi.

YENİ SINIR KAPILARININ AÇILMASI VE MOBİL TELEFONLARIN HER İKİ KESİMDE DE ÇALIŞIR HALE GELMESİ…

Akıncı, “Kapsamlı çözüme ulaşmak elbette temel hedeftir. Uğraş alanımızın esası orası olacaktır. Güven artırıcı önlemler, paralel bir süreçte ve ana hedefe yardımcı oldukları sürece anlamlı olacaktır. Bu çerçevede yeni sınır kapılarının açılması ve mobil telefonların her iki kesimde de çalışır hale gelmesinin önemi aşikardır” şeklinde konuştu.

TC Başbakanı Davutoğlu’nun 5 ay önce Atina’da Türk ve Yunan iş insanlarının ortak bir toplantısında yaptığı bir konuşmasında “iki ayrı devlet ve millet olabiliriz ama ülkelerimizi tek coğrafya imiş gibi planlamak akıl işidir. Bundan her iki ülke de kazançlı çıkar” şeklindeki sözlerine atıfta bulunan Akıncı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sayın Başbakan’ın bu vizyonunu paylaştığımı ifade ederken, burada da 9,000 km karelik bu adayı, iki tarafta siyaseten eşit iki kurucu devletin oluşturacağı federal çatı altında ama tek coğrafya olarak planlamanın akılcılık olacağını ve bundan tüm tarafların kazançlı çıkacağını vurgulamak isterim.

Kıbrıs’ta çözüme ulaşmak sadece adanın iki toplumu arasındaki ilişkilere değil, Türk-Yunan, Türk-AB ve gelecekte federal Kıbrıs -Türkiye ilişkilerine de ciddi katkı sağlayacaktır.

“KIBRIS MÜZAKERELERİNİ ARTIK OLUMLU BİR SONUCA BAĞLAMAK İÇİN GEREKLİ KARARLILIK VE İRADE BİZDE MEVCUTTUR”

1968 yılından beri fasılalarla uzayıp giden Kıbrıs müzakerelerini artık olumlu bir sonuca bağlamak için gerekli olan kararlılık ve irade bizde mevcuttur. Umarım, Sayın Anastasiades de 2004’te Annan Planı döneminde gösterdiği kararlılık benzeri bir yaklaşımı sergileyecektir.

Sayın Anastasiades ile aynı yaş kuşağına aidiz. Eğer biz de çözemezsek, bizden sonraki kuşakların çözmesi korkarım ki daha da zor olacaktır.

Dolayısıyla böylesi bir günde çağrım yıllarca yapılan karşılıklı suçlama ve günah keçisi yaratma oyunlarına yeltenmeden, gerçekçilik ve akılcılıkla çözüm doğrultusunda hareket etmeyi başarmaktır.”

“BİRİKEN İÇ SORUNLARIMIZ ÇÖZÜM BEKLİYOR”

Cumhurbaşkanı Akıncı, görev süresi boyunca siyasal partilerin iç işlerine değil ama toplumun iç konularına duyarlılık gösteren bir anlayış içerisinde olacağını da  yineledi.

Akıncı, “Kıbrıs sorunu konusunda uğraşlarımızı sürdürürken görmezden gelemeyeceğimiz diğer bir gerçek de hayatın devam ettiği ve biriken iç sorunlarımızın çözüm beklediğidir.  Görev sürem boyunca siyasal partilerin iç işlerine değil ama toplumumuzun iç konularına duyarlılık gösteren bir anlayış içerisinde olacağım. Hükümetlerin yerine geçmeye çalışmadan, kurumlar arası işbirliğini teşvik eden, onlara rehberlik ve öncülük yapan bir davranış sergileyeceğim.

Temiz siyaset, şeffaflık, hesap verebilirlik ve yolsuzlukla mücadele konularında Cumhurbaşkanlığı makamı olarak üzerime düşen görevi yerine getireceğim” dedi.

“TÜRKİYE İLE KARŞILIKLI SAYGIYA DAYALI, KARŞILIKLI YARAR TEMELİNDE KİŞİLİKLİ İLİŞKİ TALEBİ HER İKİ TARAFIN DA YARARINA…”

Akıncı, Türkiye ile karşılıklı saygıya dayalı, karşılıklı yarar temelinde işbirliğini gözeten kişilikli ilişkiler kurulması talebinin her iki tarafın da yararına olacak bir gelişme olarak algılanması gerektiğine işaret ederek, Türkiye Cumhuriyeti yetkili makamlarıyla, özellikle Kıbrıs sorununda verimli bir istişare ve işbirliği içinde hareket edeceklerini vurguladı. Akıncı şöyle konuştu:

“Aramızda önemli tarihsel ve kültürel bağlar bulunan Türkiye ile olan ilişkilerimizde karşılıklı saygıya dayalı, karşılıklı yarar temelinde işbirliğini gözeten kişilikli ilişkiler kurulması talebi her iki tarafın da yararına olacak bir gelişme olarak algılanmalıdır. Kıbrıs Türk toplumunun iradesinin yönetime doğrudan yansıması, kendi kurumlarında söz sahibi olması aslında gecikmiş bir durumdur. Bu kurumların gerçek anlamda sahiplenilmesi, iyi yönetilmesi ve Kıbrıs Türk Hava Yolları ile yeni belediye yönetiminden önceki Lefkoşa Türk Belediyesi’nde yaşananlara benzer olumsuz durumların yaratılmaması ise yaşamsal önemdedir. Propaganda sürecinde sıklıkla vurguladığım gibi aynayı yüzümüze tutmayı da becerebilmeliyiz. İçte ve dışta tüm ilişkilerimizde uzlaşma anlayışıyla hareket edeceğiz. Uzlaşmanın temeli karşılıklı haklara saygıdan geçmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti yetkili makamlarıyla, özellikle Kıbrıs sorununda verimli bir istişare ve işbirliği içinde hareket edeceğimiz kuşkusuzdur. Bunun yanında, kendi kendine yeten, kendi kendini yönetme becerisine sahip bir KKTC, gelecekte bir federal yapıda uluslararası hukuk içinde ve AB kurumlarında çok daha sağlıklı bir biçimde yerini alabilecektir.

Bu gelişme Kıbrıs Türkleri’nin olduğu kadar Türkiye’nin de yararınadır ve uluslararası alanda her iki tarafın imajının güçlenmesine de katkı yapacaktır.”

Bağımsız ve tarafsız bir Cumhurbaşkanlığı sözü vererek seçildiğine dikkat çeken Akıncı, bu sözüne de sadık kalacağını vurguladı ve sözlerine şöyle devam etti:

“Cumhurbaşkanlığı toplumun tümünü kucaklayan, gerçek anlamda bağımsız ve tarafsız bir makam olacaktır. Tüm siyasi partilere eşit mesafede ve tüm renkleri kucaklayan demokratik bir tavır içinde olacağım.

Sivil toplumla daha yakın bir diyalog içerisinde toplumumuzdaki tüm değerlerden en yüksek seviyede katkı sağlayabilmenin yolunu açık tutacağım. Tarafsızlık ise ilkesizlik demek değildir. Demokrasi, insan hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği, çocuk hakları, engelli hakları, çevre konuları, sosyal adalet, hukukun üstünlüğü, özerk kültür – sanat ve benzeri konularda doğrudan yana taraf olmak cumhurbaşkanlığım döneminin vazgeçilmez ilkeleri olacaktır.”

“BU TARİHİ BİNADA MAL SAHİBİ DEĞİL, KİRACI OLDUĞUMU HİÇBİR ZAMAN UNUTMAYACAĞIM”

Akıncı, bugün devralmakta olduğu makamda ve törenin ardından gireceği bu tarihi binada mal sahibi değil, belli bir süre kiracı olduğunu hiçbir zaman unutmayacağını ifade ederek “Gerçek mal sahibinin halkımız olduğunu bir an bile hatırdan çıkarmayacağım” dedi.

Cumhurbaşkanı Akıncı yarın kutlanacak olan 1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramı vesilesiyle tüm alın teri ve emeği ile geçinenleri de kutladı. Akıncı sözlerini şöyle tamamladı:

“Yaşadığımız bu topraklarda, dini, dili, ırkı, rengi, kökeni ne olursa olsun hepimiz yarınlarımızı birlikte şekillendireceğiz. Elbirliğiyle daha güzel, daha aydınlık bir geleceğe hep birlikte ulaşacağımıza yürekten inanıyor, hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum.”

TAK

Bu haber toplam 519 defa okunmuştur
Etiketler : ,
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.