1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. “ALDIĞINIZ HELLİMİN AMBALAJINA BAKIN”
“ALDIĞINIZ HELLİMİN AMBALAJINA BAKIN”

“ALDIĞINIZ HELLİMİN AMBALAJINA BAKIN”

“Aldığınız hellimin ambalajına bakın”

A+A-

Kasaplara ‘et’ tek elden dağıtılsın
Küçükbaş Hayvan Üreticileri ve Yetiştiricileri Birliği Başkanı Alpay Orhan Güvenlier, KKTC’ye ciddi anlamda kaçak et girdiğine dikkat çekerek, kaçağı önlemek adına öneride bulundu

Küçükbaş Hayvan Üreticileri ve Yetiştiricileri Birliği Başkanı Alpay Orhan Güvenlier, KKTC’ye  ciddi anlamda kaçak et girdiğine dikkat çekerek, kaçağı önlemek adına öneride bulundu. Güvenlier, “Ülkemizde bulunan 2 mezbaha ve 2 veterinerle anlaşıp hayvanlar bunlar tarafından toplanıp, işlenmeli ve kasaplara tek elden et dağılmalı. Artık kasap ve üretici arasındaki ilişki kopmalıdır” dedi.

Güvenlier, Avrupa Birliğinin hellim tescili bağlamında yüzde 51 keçi ve koyun sütü kriteri koymasından yola çıkarak, ülkede küçükbaş hayvancılığın önemini vurguladı.  Güvenlier, üretici devletten sütün hak ettiği değer alamadığı için sütü kendileri için hellim, peynir ve yoğurt üretimi için kullandıklarını ve böylelikle daha çok kar yaptıklarına dikkat çekti.

Hükümetin kapalı kapılar ardından küçükbaş hayvancıların fikrini almadan ve haberi olmadan eskiden 12 aylıktan damızlık sayılan ve doğrudan gelir desteği verilen hayvanların kriterlerinin değiştirdiğini savunan Güvenlier,  “Bu kriterin düzeltilmesi önemlidir. 12 aylık ile 15 aylık arasında olan damızlıklar da biran önce ödenmelidir” şeklinde konuştu.

Eniz ORAKCIOĞLU

Küçükbaş Hayvan Üreticileri ve Yetiştiricileri Birliği Başkanı Alpay Orhan Güvenlier, Yeni Bakış’a konuşarak küçükbaş hayvan üreticilerinin sorunlarından bahsetti. Güvenlier, devletin yanlış politikaları başta olmak üzere, hak ettiği değeri verilmeyen süte, hellimin tesciline ve kaçak ete kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulundu.

“Küçükbaş üretimde çok geri kalmıştır”

Güvenlier, Avrupa Birliği hellim tescilinin kapıda olduğunu söyleyerek, “Bu noktada küçükbaşın önemi oldukça yüksek olmakla birlikte, AB hellimin yüzde 51 keçi ve koyun sütü, geri kalanının ise inek sütü kullanılarak yapılmasını gerektiğini öngörüyor. Bu aşamaya gelindiğinde ise devlet büyükbaş hayvan üreticilerinin teşvikler ve hibelerden faydalanmasını sağladığı için ve aynı olanakları küçükbaş hayvan üreticilerine sağlamadıkları için küçükbaş maalesef üretimde çok gerilerde kalmıştır” şeklinde konuştu.

“Aldığınız hellimin ambalajına bakın”

Hellimi hellimlikten çıkarttıklarını söyleyen Güvenlier, “Marketlerden özellikle küçükbaş hayvan ürünlerini ve hellim alırken ambalajın üzerine bakarak hellimin içerisinde yüzde kaç keçi veya koyun sütü olduğuna bakılmalıdır. Tüketiciler de aldıkları hellimin hellim olmadığını, evlerine sabun gibi bir şey götürdüklerini söyleyerek biz küçükbaş hayvan üreticilerine yüklenmektedirler. Ama bu bizim değil imalatçının hatasıdır. Tüketiciden ricamız marketlere gittikleri zaman hellimin son kullanma tarihine baksınlar ve içerisinde koyun veya keçi sütü olmayan hellimi almasınlar” dedi.

“Üretici sütün değerini alamıyor”

Güvenlier sözlerine şu şekilde devam etti; “Avrupa Birliği hellim kriterlerine yüzde 51 keçi, koyun sütü olması kriteri koymuştu. Şu an ise o sütün yüzde 30’u küçükbaş hayvan üreticisinde mevcuttur. Ama küçükbaş hayvan üreticisi sütünü tam değerini alamadığı için insanımız kendi hellim, peynir veya yoğurt yaparak sütü kendileri tüketiyorlar. Bunun yanında hellim tescilinde yüzde 51 keçi, koyun sütü aranması şartı 2026 yılı için konulmuştur. Şu an aranan ise yüzde 15, yüzde 20’dir. Bu bağlamda da küçükbaşın altyapısı anlamında devlet elindeki bu konuda yetişmiş hayvancılık dairesindeki teknisyenleri, gerekse ziraat mühendislerini derhal kırsal alana çıkarıp mandıra mandıra gezip altyapıları düzeltmesi konusunda çalışmalar yapmak zorundadır. Çıkan sonuca göre de örneğin 200 başlı sürüye ne tür bir hibe veya uzun vadeli kredi imkânı sağlayabilirin yolunu çizmek zorundadır. Bunların yanında süt sağım yerleri ve mandıralar düzeltilmeli, hastalıklar konusunda ciddi çalışmalar yapılmalıdır.”

“Üretici önünü göremiyor”

Devletin artık Avrupa Birliği hellim tescili üzerine yoğunlaşması gerektiğini vurgulayan Güvenlier, “Kıbrıs’ın kurtuluşu hellim üzerindedir. Bilindiği üzere artık ihracat yapacak ürünümüz kalmamıştır. Limon artık marketlerde 10-11 TL den satılmaktadır ve narenciye ülkesi dediğimiz KKTC’ye Arjantin’den limon gelmektedir. Aynı şekilde diğer sektörlerde ciddi şekilde bir çöküş vardır, bunun nedeni de yıllardır uygulanan yanlış politikalardadır. Bugün üretici devletten alınacak desteği ve hibeyi düşünü ama üretici 5 yıl sonrayı düşünememektedir, çünkü üretici önünü görememektedir” şeklinde konuştu.

“Borç batağına sürükleniyoruz”

Son yılların kurak geçtiğini belirten Güvenlier, “Küçükbaş hayvan üreticisi kuraklık sebebi ile hayvanlarına yedirecek hiçbir şey bulamamakta, ekonomik zorluklar sebebi ile de bankadan kredi alıp yem temin etmekte zorlanmaktadırlar. Bu noktada da küçükbaş hayvan üreticisinin kaba yem ve arpa temin etmek üzere uzun vadeli kredilerle desteklenmesi gerekmektedir, çünkü böyle bir atılım yapmazsa bu insanlar az kaldı borç batağına sürüklenecektir” diye konuştu.

“Kapalı kapılar ardında karar alındı”

Güvenlier, sorunlarından bir diğerine değinerek, sözlerine şu şekilde devam etti; “Doğrudan gelir destekleri ile ilgili küçükbaşların üzerinde bulunan kulak numaralarımız vardı ve bu numaralara yönelik devletin üreticiye doğrudan gelir desteği adı altında ödeme yapmaktaydı. Kısacası devlet üreticinin elinde bulunduğu damızlık hayvan sayısına göre ödemeler yapmaktaydı. Bu noktada da devlet daha önceki yıllarda 12 aylık keçi veya koyunu damızlık kabul eder ve ödeme yaparken, şimdi 15 aylık keçi veya koyun için ödeme yapmaya başlandı. Kapalı kapılar ardında alınan bu karardan biz küçükbaş üreticilerinin haberi olmazken, 15 aylıktan damızlık kabul edilen hayvanlar ödendi, üreticinin 3’de 1 hayvanı ödenmedi.”

“Ödenmeyen damızlıklar ödenmelidir”

Devletin üreticiye 15 aylıktan ödediği hayvanlar sebebi ile üreticinin zora girdiğini belirten Güvenlier şöyle devam etti:

 “Bayram üstü yine hiçbir üreticinin cebinde para kalmadı, devletten alınan doğrudan gelir destekleri üreticinin borcunu ödemeye bile yetmedi ve üretici yeniden borçlanmaya başladı. Bizim bu noktada hükümetten isteğimiz daha önce 12 aylıktan ödedikleri küçükbaş hayvanlarımızı geriye dönük ödemeleri ve mağduriyetlerimizi gidermeleridir. 15 aylıktan damızlıklar ödenecek diye alınan karar tekrar 12 aylığa düşürülmelidir ve 12 aylıktan 15 aylığa kadar olan damızlıklar da yani hayvan başına 40 TL devletten alacağımız para da ödenmelidir.”

“Kaçağın önüne geçilmeli”

Ülkemize giren ciddi anlamda kaçak et olduğunu vurgulayan Güvenlier, “Hayvan kesimlerinin 2 kombinada (mezbahada) toplanması gereklidir. Kaçak hayvan etinin önüne ancak böyle geçilir. 2 veteriner kontrolünde 2 mezbahanın yapacağı çalışmalarla kaçağın önüne geçilir. Hayvan işlenerek veteriner kontrolünde mezbahaya gider oradan da kasaplara dağılır” ifadelerini kullandı.

“Dengesiz et fiyatlarının önüne geçilebilir”

“Kısacası artık kasap ve üretici arasındaki ilişki kopmalıdır” diyen Güvenlier şunları aktardı: “Böylelikle ülkemizdeki dengesiz et fiyatlarının da önüne rahatlıkla geçilebilir. Anlatmak istediğim devletin ülkemizde olan 2 tane kombinayı (mezbahayı) kaçağın önüne geçilebilmesi için desteklemek zorundadır. Cihangir ve Haspolat’ta bulunan bu mezbahaların Haspolat’ta olanı devlet eli ile yaptırılmış yüksek meblağlarda yatırım yapılmış, dünya standartlarında tasarlanmış, ama şimdi atıl durumda olan ve özelin elinde olan bir mezbahadır. Bir plan, program dahilin de istenirse bu özele bağlı olan mezbahalarla oturulup bir anlaşmaya varılarak, tek elden kasaplara et dağılabilir”

Yeni Bakış

 

Bu haber toplam 1558 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.