1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. “AMERİKA YÖNETSİN BİZİ”
“AMERİKA YÖNETSİN BİZİ”

“AMERİKA YÖNETSİN BİZİ”

hükümete güvendiklerini ancak durumun her geçen gün daha da kötüye gittiğini kaydederek sordu:

A+A-

ADA TV de yayınlanan “Söz Sizde” programında bu hafta hayvancılar, çiftçiler ve narinciye üreticilerinin sorunları konuşuldu.

Programa, Hayvan Üreticileri ve Yetiştiricileri Birliği Başkanı Mustafa Naimoğulları, Narenciye Üreticileri Birliği Başkanı Ali Alioğlu ve Çiftçiler Birliği Başkanı Alican Kabakçı konuk oldu. Programda konuşan Alican Kabakçı, yeni hükümetin sorunları çözüleceğine inandıklarını ancak ileriye değil, geriye doğru gittiklerini söyledi.

“Zamlar bitmiyor. Herkes tedirgin. Tek açıklama ‘elimizden gelen bir şey yok” diyen Kabakçı, bunun bedelini kimin ödeyeceğini sordu.

KABAKÇI: “HER YIL ÜRETİMDEN BİRAZ DAHA KOPUYORUZ”

“İçinde bulunduğumuz günlerde tarım gününü kutluyoruz. Böyle günlerde genellikle çok güzel konuşmalar yapılır nasıl ileriye gidileceğine dair sözler söylenir. Fakat tarım sektörü her yıl biraz daha geriye gidiyor, tarımcı üretimden her yıl biraz daha kopuyor. Buda bize göre işin acı gerçeğidir. Daha önce beklentilerimiz vardı. Yeni bir hükümet söz konusuydu ve sorunlarımızın çözüleceğine inanıyorduk. Ama ileriye değil, maalesef geriye doğru gidiyoruz. Zamlar bitmiyor. Herkes tedirgin. Tek açıklama “elimizden gelen bir şey yok” peki kim bunun bedelini ödeyecek? Üretici mi? Biz söyledik, bir önceki hükümetin yanlışları sizin doğrularınız olmasın. Ne değişti? Hiçbir şey. Eskinin yanlışları, yeninin doğrusu olmaya devam ediyor. Ayni yolu yürüyorlar. Şimdiki hükümet, eski hükümeti müridi olmuş durumdadır.

“TARIMDA HER HATANIN BEDELİ KAYBEDİLEN BİR YIL DEMEKTİR”

Bir beklentimiz de yeni seçilen vekillerdendi. Ağırlıklarını ortaya koyup, toplumun sorunlarına çözüm üretmelerini beklemiştik. Fakat şu ana kadar sadece parmakçı oldular. Parti disiplini ve parti başkanının istekleri dışına çıkamıyorlar. Girdilerimiz çok yüksektir. Ülkenin en büyük sektörü tarım sektörüdür. Ve hükümetlerin başarısı bu sektörün durumuyla ilgilidir. Yirmi yılda on üç tarım bakanı, son sekiz yılda sekiz tarım bakanı. Değişense hiçbir şey yok. Devletin verdiği tohumların yüzde 70 çimlenmedi. Araştırıyorlarmış. Biz ters mi ektik de çimlenmediler? Yanlış bir yıl önce yapıldı. Anlattık, anlamadılar. Ekinler bitmedi. Tekrar masraf tekrar bir ümitle baştan başladık. Tarımda her hatanın bedeli kaybedilen bir yıl demektir.

“AMAÇ, İTHAL EDENLER KAR ETSİN”

Hükümet başarısızdır. Çünkü tarıma önem vermiyorlar, bir tarafa atıldık. Sektöre ayrılan kaynağı, azaltılmaya çalışıyorlar. Patates vermiyorlar. Çok üretirsek kalabilirmiş. Ama geçen yıl bu ülkeye, üç milyarlık patates geldi. Amaç, ithal edenler kar etsin. Tarımsal ithalat yapan şirketler vergi rekortmenidir bu ülkede. Düşünün artık. Sadece son üç aydaki zamları düşünseniz, kaybettiklerimizi anlayabilirsiniz.”
***
ALİOĞLU: “BU ÜLKEDE KRİZ VAR”

“Narenciye sektörünün diğer sektörlerden farklı bir yeri vardır. Ormanlarımızın korunması ve bakımı da bizim görevimizdir. Maliyetlerimiz yüksek dedik olmadı, zordayız yardım edin dedik, olmadı. Ormanlarımıza ayrılan kaynak ne kadardır? Biz de bununla bağlantılıyız. İradeli ve istekli hükümetlerimiz hiç olmadı. Tüm siyasi partiler denendi bu ülkede. Yeni siyasetçiler, yüzler değil. Yeni politikalar, vizyonlar geliştirilmeli. Dünyaya yüzümüzü dönmeliyiz. Bu ülkede henüz tam olarak patlamayan bir ekonomik kriz yaşanıyor. Bu kriz ciddi şekilde vardır. Ama insanlarımız henüz olayın ciddiyetini farkında değil.

“İSTİHDAMDAN BAŞKA YAPILAN BİR ŞEY YOK”

Mahkemelerde bekleyen dosyalar var. Kredi kartlarındaki borçlar had safhada. Güzelyurt bunların merkezi. Uyardık ama ciddiye alan olmadı. Olay kangren oldu. Bizim bölgemiz, tarımcılıkla geçinen insanların yaşadığı bir merkezdir. Her gün artan sorunlarımız var. Yerli üretime destek verilmeli. Kişilere değil, üretim yapan bölgelere destek verilmeli. Narinciye bir ihracat ürünüdür. Yetiştirdiğimiz ürüne pazar bulmak ve elden çıkarmak zorundayız. Üretimimizin yüzde 80’nini satmak zorundayız. Bu olmazsa ne olur? İşte bugün olduğu gibi hükümetlere yükleniriz. Masa başından ayrılmak istemiyorlar. İstihdamdan başka yapılan bir şey yok. Çıksınlar üreticileri dolaşsınlar. İlgi göstersinler. İnsanlar bu ilgisizlikten dolayı, birçok şeyi bizden bekliyorlar.”

“NEDEN DÜŞÜK FAİZLİ KREDİLER YOK?

Bu sektör için güzel bir şeyler yapıldığını artık unuttuk. O kadar eskide kaldı ki iyi olaylar, hafızamızdan silindi. Maliyetlerle başa çıkamıyoruz. Gerçekten sormak lazım, tek suçlu Dolar veya Euro mu? Bizim tek isteğimiz üretmek, politika değildir amacımız. Su ve toprakla uğraşmak istiyoruz biz. Kim isterse gelsin. Her dönem ilk söylenen tarım master planı hazırlanacak. Sonrası, sadece lafta kalır. Finans kuruluşları ile iş adamlarına teslim oluyor hükümetler. Bu içinde olduğumuz sistemin yarattığı durumdur. Adam hayvancıdır, kredi ihtiyacı var. Ya memur ol, ya da memur kefil getir diyorlar, ipotek verilecek Rum malıdır deniliyor, ipotek kabul edilmiyor. Neden düşük faizli krediler yok? Bunlar hep sorundur.”
***

NAİMOĞULLARI: “ANLAYAN, ANLAMAYAN TARIM BAKANLIĞI YAPIYOR”
“Tarım elbette önemlidir. Bugün yapılanlar tek kelimeyle ayıptır. Yatıyoruz zam, kalkıyoruz zam. Her gün girdi maliyetleri yükseltilerek tarım yapılmaz. Doların, Euro’nun arkasına saklanarak, hükümetçilik, tarım bakanlığı yapılmaz. Bununla sadece birkaç tüccar zengin olur. Bu girdilerle nasıl ucuz üretim yapılacak. Önümüzü göremiyoruz bugün. Dışarıdan gelen bazı ürünler yerli üretimden daha ucuzdur. Tarım sektörüne, su geldiği zaman ancak yeni ve ihtiyaç duyulan ürünlere yönelik projeler yapılarak fayda sağlanır. Her gün zamla, nasıl doğru üretim yapacak. Bu sektör her gün sabah ve akşam üretiyor. Her gelen yeni bir politika uyguluyor. Anlayan anlamayan Tarım Bakanı oluyor. Balyalar çok, yurt dışına gönderin diyerek, çiftçiye destek yerine köstek oldular. Bu yanlışları yapanların yargılanması gerek, her gün tarımda suç işleniyor bu ülkede.

“AMERİKA YÖNETSİN BİZİ”

Maliyetler mutlaka düşürülmeli. Ülkede saman, sap yok. Gönderildi Türkiye’ye, bizi de ham maddeye mahkûm ettiler. Çeklerimiz dönüyor, battık. Önemli olan hükümetler değil, yaptıklarıdır. Neler çektiğimizi anlamaları gerek. 2014 yılında yabancı ve ithal mallara ilgi daha da artacak. İthal ürünlere fon yok, girdi yok ki pek çoğunun içinde süt bile yok. Oteller kim ucuz verirse ondan alır. Avrupa da yerli ürünü eşek gibi yedirirler size. Mecbursunuz. Kendi yerli üretimlerini destekliyorlar. Bizimkiler zam, zam, söylenen de bizim suçumuz yok. Suçlu Dolar mı? Gelsin Amerika yönetsin bizi o zaman. Dolar onun parası.

“YAPAMIYORSANIZ O KOLTUKLARDA OTURMA HAKKINIZ YOK”

İnsanımızın çok sıkıntısı var. Gelin yaşadığımız yeri, çalıştığımız şartları görün. Yapacak bir şeyimiz yok diyorsanız, bırakıp gideceksiniz. Yapamıyorsanız o koltuklarda oturma hakkınız yok. Siyaset yalanla dolu bir noktadır. Balyanın bulunmamasının en büyük sorumlusu eski tarım bakanı Sayın Ali Çetin Amcaoğlu’dur. Hatta çıkıp tarımı en iyi noktada bıraktık diyor. Ben soruyorum böyle mi bıraktınız? Memurun elinden alın tarlayı çiftçiye verin dedik. Tam tersini yaptılar.

Hayvancının elinde elli dönüm arazi varken, memurun elinde beş yüz dönüm arazi var. Böyle bir sistem var. Hayvancı da sorumsuz. Hala daha beyanlarını doldurmayanlar var. Üç bin iki yüz kişi tarımcı var. Bin kişi beyan doldurdu. Sonrada üç kuruş para da olsa alamıyorlar. Ki ödeyecek para da yok, o ayrı bir nokta. Bu noktadan sonra sabrımız taştı. Yapacağımız hiçbir şey yok. Dayanacak gücümüz yok.

Zamlar belimizi büktü. Bizimle görüşerek önlem alınmalı. Gün ve gün sesler yükseliyor. İçinde olduğumuz bu hafta yeni gelişmeler yaşanacak. Bu sektör elli bin kişiyi ilgilendiriyor. Mutlaka önümüzü açacak adımlar atılmalı.”

Star Kıbrıs

Bu haber toplam 457 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.