1. HABERLER

  2. KÜLTÜR-SANAT

  3. BANA BAHATTİN’İ SORMAYIN!
BANA BAHATTİN’İ SORMAYIN!

BANA BAHATTİN’İ SORMAYIN!

Bana Bahattin’i sormayın!

A+A-

Sosyal medyanın yeni fenomeni Bahattin. Çizeri Uğur Gürsoy’a Bahattin nasıl böyle fenomen oldu diye sorduk ve çok şaşırtıcı yanıtlar aldık. “Karakter benim çizimim ama espriler bana ait değil.” Gürsoy ile diş hekimliğinden karikatüristliğe giden yolculuğunu da konuştuk…

Çizmeye başladığınız ilk günlerden başlayalım… Kendinizi kabul ettirmekte zorlanmış mıydınız?
Diş hekimliği yapıyordum. Sonra yapmak istemediğimi fark ettim. Çocukken de çizerdim ama karikatür çizerek geçinebilir miyim diye çok düşünürdüm. Sonra “Ben bu yola baş koyayım” dedim ve karikatürleri toplayıp Penguen Dergisi’ne gittim. Yaşım gereği aklı başındaydım, 14 yaşındaki karikatürcüler gibi değildim. Ne denirse kabul ediyordum, inatlaşmıyordum. Altı ay gidip gelmem sürdü. Çabuk ilerledim. İlk götürdüğümde çok acemiydim. Sonra işin sanatçılık yönünden çok zanaatçılık ve teknik yönünün ağır bastığını görünce daha rahatladım. 

Karikatürlerinizin çıkacağı sayıyı beklerken ne hissederdiniz, heyecan mı?
Müthiş bir sevinç. Böyle bir duygu hayatın boyunca bir daha olmuyor. Çizdiklerini ilk defa bir dergide görüyorsun ve “Yaşasın karikatürüm çıkmış” deyip koşarak eve gidiyorsun; gösterecek   insan arıyorsun. Şahane!

Vapurda ‘Uykusuz’u okuyan birini görünce ne yapıyorsunuz?
Yandan seyrediyorum. “Köşeme denk gelecek mi? Yüz ifadesi değişecek mi?” diye izliyorum. Yüz ifadesi değişmezse ya da tam okurken telefonla ilgilenmeye başlarsa bozuluyorum. 

İçinizden “Bu benim” demek geliyor mu?
Yeni başlasan, diyesin gelir. Hep hayal kırıklığına uğruyorsunuz. Dergi, gazete neyse senin hayatın olduğu için aynı hırsla okuyacak sanıyorsun ama o anda telefon geliyor, arkadaşıyla konuşuyor, yarıda bırakıp çantasına koyuyor. O zaman “Allah Allah acaba o kadar da değil mi?” diyorsunuz. Halbuki evde okumaya devam edecektir. Aslında bu gayet normal. Bir dergi için geceli gündüzlü uğraştığın için çok değerli sanıyorsun. 

Dergide sabahlamak sizin en büyük hayalinizmiş. “İyi ki bu hayalim gerçekleşmiş” diyor musunuz?
Sabahladığım ilk günler “Sonunda ben de sabahlıyorum” diye çok sevinmiştim. Kemal Aratan ‘Pişmiş Kelle’nin sabahlamalarını çizerdi. Oradan özenti aslında. Birçok karikatürist de oradan özenmiştir. Dileğim gerçekleşmiş oldu ama “Artık sabahlamasak” diyorsunuz. Yaş ilerledikçe enerjin bitiyor.  

Peki, nedir bu sabahlamaların sırrı?
Güzel geyikler döner. Sonra işler kapıya dayanınca mecburen masaya oturursun ama sabaha karşı müthiş bir yorgunluk, moral bozukluğu ‘ölsem de kurtulsam’a kadar gelirsin. Sabaha karşı mesleği bırakırsın, uzaklara yerleşirsin ve her şeyden vazgeçersin. Ve “Ne yapacağımı bilebileceğim bir işe gitsem” dersin haliyle. Çünkü her sabah kalktığında ne yapacağını bilmediğin bir meslek bu her sabah sıfırdan başladığın…

Espri bulma yollarınız nedir? Birilerine “Espri bulamadım bir el atsana” der misiniz?
Bazen geyikten çıkar espri. Mesela karşındaki o an geyikten çıkan bir espri keşfeder, sen de bunu anlayıp “Vay kurnaz, bizim geyikten ekmeğini çıkardı” dersin. Gözler parlar hemen, tık diye kafasının bir köşesine yerleştirir. Sen de anlarsın neyi bulduğunu ama artık o espri onundur ya da kim kaparsa onundur ve “Ayıp ediyorsun abi sen çiz bunu” dersin. Bazen de “Çizmeyeceksen ben çizeyim mi?” diye sorarsın, o da “Yok ya al” der ama bozulduğunu anlarsın.
   
Röportaj yapmak istediğimde ‘Bahattin’ karakterini konuşmak istemediniz. Neden?
Sosyal paylaşım sitelerinde dolaşan Bahattin esprilerinin benimle hiçbir ilgisi yok. O yüzden söyledim. Her telefon açan “Bahattin’i konuşalım” diyor. Ne dergiyi ne Bahattin’in Fırat’ın yan karakteri olduğunu bilir. İnternetten görüp sevmiş.  

Esprilere bakıp da “Adama bak güzel espri patlatmış” diyor musunuz?
Arada birkaç tane beğendiğim vardı. Binlerce kişi yazınca Nasrettin Hoca fıkraları gibi anonim bir şey çıkıyor ortaya. Halkımız özlü sözü sever ya “Bir kadına şöyle davranırsan” diye başlayan ve benim hiç de beceremediğim cuk oturan sözler ekliyorlar. Mesaj içerikli bu cümleler totalde hiçbir işe yaramaz aslında ama aldı başını gitti. Mesela bir bıçaklama esprisi çıkmış ki bu beni çok rahatsız etti. Kendimi suçladım acaba geçmişte böyle bir şey mi çizdim diye baktım. Bıçaklama yok ortada. Bir İsviçre çakısıyla patlayan topu ikiye kesip şapka yapıyorlardı. Bir baktım “Fazla kıvırmayacaksın bıçaklarım” lafları dolanıp duruyor. Çok çirkin ve itici. 

baattin1.jpg

Bahattin fenomen oldu, hoşunuza gitmedi mi?
Tipin bilinmesi güzel tabii ama derginin satışı artar mı, sanmam. Bu maceranın kitabıyla kimse ilgilenmiyor. Esas karakter Fırat’tı ve ilk çıktığında deli gibi bir tipti. Hayal görürdü. Sonra Bahattin gibi daha ilginç yan karakterler çıktı. Fırat’ı kadınlar, Bahattin’i erkekler daha çok seviyordu. Bahattin mahalledeki korkulan, sinirli çocuktu. Fakir, türküler, arabesk şarkılar söyler. Duygusal biri, kendi kendine hezeyanlar yaşar mesela bir şey anlatırken bir anda ağlamaya başlar. Şimdi kadınlar hakkında acayip konuşan bir tip haline sokuldu. 

Bahattin tanıdığınız biri miydi?
Tanıyorum tabii. Çocukluğumuzun geçtiği mahalleden biriydi. O da sigara içen, simit satan, bir yandan okuyan, kafası çok çalışan bir çocuktu. Anneannesi ve dedesiyle yaşıyordu. Kendine büyük gelen giysileri vardı. Millet spor ayakkabı giyerken o büyüklerinden kalan kundura giyerdi. Bahattin’i yaratırken o çocuğu düşünmüştüm. Şimdi ne yapıyor bilmiyorum ama sonradan okuyup yırttığını öğrendim.  

ERKEĞİN DÜNYASI SIĞ VE AROMASIZ, KADININKİ ŞEKER VE KOMİK

Güzel espri bulanı kıskanır mısınız?
Bazı günler çizer gününde olur. İçi fıkır fıkırdır, çok içten çizer. Esprisi de ilginç ve daha önce dokunulmamıştır, kıskanır ve “Vay ulan ne güzel de bulmuş” der masana koşarsın. Bir çizerin çok iyi espriler yapması derginin diğer çizerlerinin de iyi espriler bulmasını tetikler. Bunun için de dergi yükselir. Hep birlikte düşer, hep birlikte yükseliriz. 

Kadınlardan güzel espriler çıkıyor mu?
Zaten kadın dünyasına ait hikâyeler ‘Uykusuz’da çok vardır. Kadın çizerlerdense erkek karikatüristler kadın dünyasını daha çok anlatır. Yiğit Özgür mesela. Dedikoduyu çok güzel yazar. Umut, evdeki anneyle oğlun konuşmasını çok gerçek yazar. Oki hep kız konuşturur, kız çizer. Hikâyelerin yüzde 80’i kadın dünyasından çıkıyor. Erkek dünyası daha sığ ve aromasız. Kadının dünyası daha komik. Onların muhabbeti daha eğlenceli daha çılgın oluyor. Erkeklerin birbirini tartıyor. Kadınlarda makaraları koyverme anı oluyor… Şirin, şekerli bir hali var kadının, bu da mizaha malzeme oluyor.  

Espri bulamadığınız olur mu?
Tabii canım. Son dakikaya kadar “Ne yapacağım ben!” diye ortada koşturan tipler oluruz. “Off!” diye iç çekme sesleri gelir. Bazen elde bir iş vardır. Yerine girecek bir iş olduğunu duyar duymaz çizer çizmez zaten. “Söylemeyelim de çizsin” deriz. Ama bir yerden hissederse hemen “Çizmesem mi?” demeye başlanır. Maaşını alıp almamak da umurunda olmaz. Yeter ki o hafta çizmesin. Esprisi kötü gelir ve o kötü işle çıkmaktansa para alamamak daha iyidir çizer için. 

Akşam

Bu haber toplam 3406 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.