1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. ''BEN ÖLDÜRMEDİM AMA GÖMDÜM!''
''BEN ÖLDÜRMEDİM AMA GÖMDÜM!''

''BEN ÖLDÜRMEDİM AMA GÖMDÜM!''

Bir daha haberleri alınamadı… Ta ki olaya karışan vicdanı rahatsız birinin yaptığı ihbara kadar…

A+A-

25 Kasım 1963’te Karaoğlanoğlu çıkışındaki barikatta durduruldular… Bir daha haberleri alınamadı… Ta ki olaya karışan vicdanı rahatsız bir Rum’un yaptığı ihbara kadar… Kıbrıslı Türk kayıplar Şevket Kadir ve İbrahim Nidai’nin kalıntıları Karaoğlanoğlu yakınlarında eski bir gaminide bulundu. Kayıpların Rumlar tarafından öldürüldükten sonra söz konusu yere arabalarıyla birlikte gömüldükleri belirtiliyor.

Kıbrıs Postası - Ulaş Barış

O vahim olaya karışan bir Rum’un yaptığı ihbar sonucu bölgede yaklaşık bir haftadır kazı yapan Kayıp Şahıslar Komitesi ekipleri Perşembe günü kayıp arabaya ulaştılar. Bölgede kazıyı izleyen Şevket Kadir’in oğlu Salahi Uçkan “babam sanki de bugün öldü” diye duygularını dile getirdi

İbrahim Nidai’nin kızı İmren Türk ise babasının en büyük dileğinin Türk bayrağının dalgalandığı bir yerde gömülmek olduğunu söyleyerek 52 yıllık bu beklentinin en sonunda yerine getirilecek olmasından büyük mutluluk duyduğunu belirtti

İbrahim Nidai’nin oğlu Nidai İbrahim Peri de  “En büyük üzüntüm babamın ölmesidir.  Ancak en büyük sevincim da onu bulmamız. İki duyguyu bir arada yaşıyorum. Babam TMT’nin Girne bölgesi sorumlularındandı, önemli birisiydi. Onu herkes tanırdı. Şimdi 52 yıl sonra onu en sonunda bulabildik” diye konuştu

25 Aralık 1963’te Girne’den Lapta’ya dönerken, Karaoğlanoğlu yakınlarındaki bir Rum barikatında durdurulup tutuklanan, arkasından da öldürülüp kayıp edilen Kıbrıslı Türkler Şevket Kadir ve İbrahim Nidai’nin kalıntıları Karaoğlanoğlu yakınlarındaki bir noktada bulundu.

Kadir ve Nidai’nin Rumlar tarafından infaz edildikten sonra araçları ile birlikte söz konusu noktada bulunan bir gaminiye (kömür ocağı) atıldıkları ve üzerlerinin toprakla örtüldüğü bildirildi.

“Babam sanki de bugün öldü…”

Kıbrıs Postası’na konuşan Şevket Kadir’in oğlu, futbol adamı Salahi Uçkan babasının kalıntılarının bulunması karşısındaki duygularını “babam sanki de bugün ölmüş gibi hissediyorum” diye dile getirdi.

Uçkan “babam kaybolduğunda ben üç yaşındaydım. 25 Aralık 1963 günü babam ve İbrahim Nidai araba ile Girne’ye gittiler. İki toplum arasında başlayan olayların daha ilk günleriydi ve teşkilatın Lapta ile irtibatı kesilmişti. Babam TMT’nin Lapta bölgesi sorumlularındandı dolayısıyla Girne’ye gidip teşkilat ile görüşüp ne yapmaları gerektiğini öğrenmek zorundaydı. Girne’ye gidip gerekli görüşmeleri yaptıktan sonra Lapta’ya dönerlerken Karaoğlanoğlu yakınlarında Rum barikatında durduruldular. O gün Rumlar her geleni geçeni durduruyorlarmış. Rumlar arabadakilerin Türk olduğunu tespit edince, onları alıkoydu. Sonra da arabaları ile buraya getirilip öldürdüler ve arabalarıyla birlikte gamininin içine atıldılar. Sonra da üzerleri örtüldü. Onlardan bir daha haber almamız için 52 yıl geçti” diye konuştu.

Uçkan “O dönemde biz de babamların o barikattan alındıktan sonra vurulup bir yerlere gömüldüğünü biliyorduk ama yığınla dedikodu da yapılıyordu. Kimisi vurdular denize attılar dedi, kimisi başka şeyler anlattı ama akıbetlerinden hiçbir zaman emin olamadık. Ta ki bugüne kadar” diye konuştu.

“İhbarı yapan Rum ‘ben öldürmedim ama gömdüm’ dedi”

Daha evvel de babalarının gömüldükleri yer hakkında çeşitli ihbarlar alındıklarını anlatan Uçkan “en sonunda babamların bulunduğu noktayı Kayıp Şahıslar Komitesine ihbar eden bir Rum oldu. O Rum, bugün hayattadır, Ayorgili’dir (Karaoğlanoğlu) 85 yaşındadır ve yatalaktır. Rum komiteyi arayıp (Kadir ve Nidai’yi) ben öldürmedim ancak öldürenlerin yanındaydım ve araba ile gömenlerden birisi de benim’ dedi. Sonra komite bizi arayıp haber verdi. Ancak daha evvel de böyle ihbarlar yapıldı ve boş çıktı diye temkinliydik” dedi.

Uçkan “O Rum yatalak olduğu için yeri göstermeye kendisi kalkıp gelemedi ama polisi arayıp bir isim verdi ve ‘o oraları çok iyi bilir. Gelsin kendisine tarif edeyim de bulsun’ dedi. Rum polisi adamı alıp o Ruma götürdü, o da tam noktayı tarif etti. Sonra tarif edilen Rum geldi ve yeri gösterdi. O adam da Ayorgilidir” diye konuştu.

Kazıların yaklaşık 1 hafta önce başladığını belirten Uçkan “ihbar Mart ayında geldiydi ancak yerin tam olarak belirlenmesi için bekledik.  Haritalar ve adamın tarifleri doğrultusunda bir hafta önce de bu noktada kazı başladı. Kazdılar, kazdılar ve en sonunda arabanın tamponu bulundu. Verilen koordinatlarda, uydu fotolarında burada gamini olduğu gösterilir ama içinden araba çıkıp çıkmayacağını bilmezdik, ancak çıkmış görünüyor” dedi.

Salahi Uçkan “dediğim gibi, daha evvel de ihbarlar aldık. Çok umutlar ettik ancak boş çıktı. Şimdi de %99 ihtimalle burada bulunan şahıslardan birisi babam. Ancak %1 ihtimali her zaman dikkate almak zorundayız. Ama araba burada ve kazı bitince durumu daha iyi anlayacağız. Kesin sonuç kalıntılar üzerinde yapılacak olan DNA testinden sonra açıklanacak” diye konuştu.

“Babam sanki de bugün ölmüş gibi hissediyorum” diye konuşan Salahi Uçkan “bir yandan üzüntü bir yandan sevinç duygusu yaşıyorum” dedi.

“52 yıldır babamı arıyoruz. En büyük dileği Türk bayrağının dalgalandığı yere gömülmekti…”

İbrahim Nidai’nin kızı İmren Türk ise babasının en büyük dileğinin Türk bayrağının dalgalandığı bir yerde gömülmek olduğunu söyleyerek 52 yıllık bu beklentinin en sonunda yerine getirilecek olmasından büyük mutluluk duyduğunu belirtti.

Türk “52 yıldır bekliyoruz ama benim esas korkum babamın gömüldüğü yerin üzerine bir inşaat yapılması ve onu bir daha bulamamaktı. Ama çok sükür şimdi bulundu ve ben bundan büyük mutluluk duyuyorum. En azından bir mezarı olacak, ona gidip dualar okuyup çiçekler koyabileceğiz. Rahmetli babacığımın en büyük dileği eğer bir gün ölürse Türk bayrağının dalgalandığı yere gömülmekti. Şimdi bunu dileğini gerçekleştireceğiz” diye konuştu.

Babasının bulunma haberini aldığında tarif edilmez duygular içine girdiğini anlatan İmren Türk  “Babamın bulunduğu haberini aldığımda o kadar kötü oldum ki kendimi tanıyamaz hale geldim. İçimden koşup bulunduğu noktaya gidip, ellerimle kazıp onu ortaya çıkarmak ve sarılmak geldiydi. Ama şimdi daha huzurluyum, daha sakinim. Babamın en azından bir mezarı olacak,  mevlitler okutacağız. Ben Rumlarla kesinlikle bir arada yaşamam, yaşayamam. Onlarla bir sorunum yoktur ama yaşayamam.” diye duygularını dile getirdi.

“İki duyguyu bir arada yaşıyorum; hem üzüntü hem sevinç”

Kayıp İbrahim Nidai’nin oğlu Nidai İbrahim (Peri) da babasının bulunmasından ötürü çok değişik duygular içinde olduğunu söyledi.

İbrahim  “En büyük üzüntüm babamın ölmesidir.  Ancak en büyük sevincim de onu bulmamız. İki duyguyu bir arada yaşıyorum. Babam TMT’nin bölge sorumlularındandı, önemli birisiydi. Onu herkes tanırdı. Şimdi 52 yıl sonra onu en sonunda bulabildik. Babam ve Şevket Kadir Kıbrıslı Türklerin ilk şehitlerindendir. Onları EOKA’cılar alıp öldürmüşlerdir. Bunu bizzat itiraf da etmişlerdir” diye konuştu.

1981 yılında kurulan ve iki toplumlu bir organ olan Kayıp Şahıslar Komitesi verilerine göre, 1508’i Kıbrıslı Rum, 493’ü de Kıbrıslı Türk olmak üzere toplam 2 bin 1 kayıp var. Şu ana dek 451 Kıbrıslı Rum, 144 de Kıbrıslı Türk kayıp, kimlikleri saptanarak ailelerine teslim edildi. Komite, 999 kazı yerinde 969 kişiye ait kalıntıları buldu.

Bu haber toplam 5489 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.