1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. BEN ÖLMEDEN BABAMI GÖMMEK İSTİYORUM
BEN ÖLMEDEN BABAMI GÖMMEK İSTİYORUM

BEN ÖLMEDEN BABAMI GÖMMEK İSTİYORUM

BEN ÖLMEDEN BABAMI GÖMMEK İSTİYORUM

A+A-

Raif Toluk… Şimdi 62 yaşında… Babası kaybolduğunda 8 yaşındaydı… Toluk, “Babam öldü” diyemiyor, devlete ise kızgın, babasının gömülü olduğu Tekke Bahçesi’nde kazıların bir an önce yapılmasını istiyor.

ANNEMİ BELİRSİZLİK İÇİNDE UĞURLAMAK ÇOK ACIYDI... Elli yıl önce babası kaybolan Raif Toluk, “Babam olaylardan korkmadı ve o gün işe gitti. Radyodan çağrı yaptılar bir risk yok diye… Gidiş o gidiş, babam bir daha geri gelmedi. Yıllarca bir boşluğu bekledik durduk. En çok da annemin eşine ne olduğunu bilmeden ve hep onu bekleyerek bu dünyadan gitmesi ağrıma gitti. Kemiklerini istiyorum artık babamın. Artık hiçbir mazereti de kabul etmiyorum. Ölmeden babamı gömebilmek istiyorum” diye acısını ifade etti.

TEKKE BAHÇESİ’NDE NE GİZLENİYOR?.. Kazıların engellediğini düşünen Toluk, “Dilekçe verdik, 21 aile kazıların başlamasını bekliyoruz. Zaten bize gerçeği yıllar sonra mecbur kalıp açıkladılar. Artık saklanacak bir şey kalmadı. Her açılmayan gün Tekke Bahçesi için kafalara soru işareti geliyor. Bize üst makamların kazıya izin vermediği söyleniyor. Gerçek neyse bilmek istiyoruz. Artık babamın nasıl öldüğü, kimin öldürdüğünün bir önemi yok. Kaybımı bulayım iki tarafa da, CYTA’ya da dava açacağım. Elli sene oldu, hala daha ne saklıyorlar, anlamış değilim” diye konuştu.

Başkent Lefkoşa’da Raif Video’nun sahibi olarak da bilinen Raif Toluk… Adada barış ve çözüm için mücadele veren biri… Şu anda 62 yaşında. Babasını sekiz yaşındayken kaybetti… O da bir kayıp ailesinin ferdi… Babası Mehmet Raif, 22 Aralık 1963 günü işe gitmek için evden çıktı ve bir daha geri dönmedi. Toluk’un annesi ve bir abisi, baba ve eş hasreti ile hayata veda ederken, geride kalan beş kardeş babalarının ölüsüne kavuşmak ve ona kabir yapmak istiyor.
Mehmet Raif’in oğullarından Raif Toluk, gerek Kıbrıs Türk tarafı, gerek Kıbrıs Rum yönetimi gerekse babasının kaybolduğunda çalıştığı şirket CYTA’ya tazminat davası açmak istedi ancak babası “şehit” olmadığı, kayıp olduğu için bunu yapamadı. Şimdi tek isteği, babasının gömülü olduğu, Lefkoşa Tekke Bahçesi bölgesinde, bir an önce kazıların başlaması, kimlik tespitinin yapılması ve babasının kemiklerine kavuşmak… Ancak Toluk, Tekke Bahçesi’nde olduğu söylenen kayıplar konusunda bazı muammalar ve soru işaretleri olduğunu söyleyerek, Kayıplar Şahıslar Komitesi’nin bazı makamlar tarafından engellendiğini ve kazıların başlamadığını anlattı.

Ailelere haber verilmeden gömüldüler
   Tekke Bahçesi, özellikle 1963-64 yılında kaybolan bazı Kıbrıslı Türkler’in olası gömü yeri… 21 aile, Tekke Bahçesi’ndeki mezarların Kayıplar Komitesi tarafından kazılmasına izin verilmesini bekliyor ve bu konuda bazı girişimler yapıyor.
1963 yılında, Lefkoşa Devlet Hastanesi morguna toplanan Kıbrıslı Türkler’in naaşlarının buradan aranması için 4 Ocak 1964’te Kıbrıslı Rum yetkililer Kızılhaç aracılığıyla Kıbrıslı Türk yetkililere mesaj göndermiş. Ancak Kıbrıslı Türk makamlar morgdaki bu naaşları aramayınca,  kayıplar, toplu olarak Ayvasıl Kıbrıslı Türk mezarlığı dışındaki bir toplu mezara gömülmüş.
Kıbrıslı Türk makamlar ise bu mezarlık dışındaki toplu mezarları kazarak, buradan 21 kayıp Kıbrıslı Türk’ün naşını çıkarmış, kimlik tanımlama girişimi yapmadan ve ailelere de haber vermeden, hepsini Tekke Bahçesi’ne “Ayvasıl katliamı kurbanları” olarak defnetmiş. Şu anda orda isimsiz olan mezarlar da var… İsimlendirilenler de… Ancak isimlendirilen mezarların altının boş olma ihtimali de var. Ayrıca Tekke Bahçesi’nde sadece 21 ailenin değil çok daha fazla kişinin kaybı olduğu düşünülüyor.
Kıbrıslı Rum kayıpların da yağ varilleri içerisine konarak bu bölgeye gömülmüş oldukları yönünde duyumlar da var.  Ancak Kayıplar Komitesi’ne şehitlikte kazı yapması için “yetkili makamlar” henüz izin vermiş değil.

Kazılar başladı, sonra bir anda durdu
   Tekke Bahçesi’nde gömülü olan kayıplardan bir kısmının Ayvasıl’da öldürülen Kıbrıslı Türkler, bir kısmının ise Lefkoşa’nın başka bölgelerinde öldürülmüş olan kayıp Kıbrıslı Türkler ve hatta Rumlar olduğu tahmin ediliyor.
Kayıplar Komitesi geçmişte Tekke Bahçesi şehitliğinde bir kazı başlatmış ancak kazı aynı gün bazı makamlar tarafından engellenmiş ve durdurulmuştu.
Yakınlarının Tekke Bahçesi’ne gömülmüş olabileceğinden kuşkulanan kayıp aileleri ise yıllardır Tekke Bahçesi’nde mezarların kazılması için gerek Kayıplar Komitesi nezdinde, gerekse başka makamlar nezdinde girişimler yaptı ve yapıyor. Aileler, son günlerde yeniden bazı girişimler başlattı. 21 aileyi temsilen beş kişi Güvenlik Kuvvetleri ve Cumhurbaşkanlığı ile temasa geçmek için uğraşıyor.
Pazartesi Sohbetleri, bu hafta Tekke Bahçesi’ne gömüldüğü düşünülen Mehmet Raif’in oğlu, Raif Toluk’u konuk etti.

İpsillat doğumlu Mehmet Raif’in oğlu

Kimdir Raif Toluk? Önce biraz kendinizden bahseder misiniz?


TOLUK: 1952 doğumlu Lefkoşalı’yım… Babam İpsillat-Sütlüce doğumlu… Annem Abohorlu. Lefkoşa’da büyüdük. Babam memurken Lefkoşa’ya taşındık… Uzun yıllar Avusturalya’da yaşadım… Yıllardır da Lefkoşa’da Raif Video’nun sahibiyim…

İşe gitti ve bir daha dönmedi

Babanız Mehmet Raif… Nedir hikayeniz? Nasıl kayboldu babanız?


TOLUK: Babam CYTA’da memurdu. Telgraf Dairesi’nde... Bazen gece bazen gündüz çalışırdı. 1963 gecesi olaylarının başladığı zaman, 22 Aralık Pazar gecesi, bizim taraftan anons edildi, bir şey yok sokağa çıkıp işe gidebilirsiniz diye… O da meraklıydı işine, çifte ödenirdi, gitmek istedi. Kolay değildi o zamanlar, iş önemliydi. O gece daireye gitti. Saat ikiye kadar konuşmuşlar babamla. İyiyim dermiş. Son arandığında Rum almış telefonu ve öyle biri yoktur demiş burada… Ondan beri haber yok.

“Kaybolduğunda 49 yaşındaydı”

 Kaç yaşındaydınız o zaman?


TOLUK: Ben sekiz yaşındaydım. Biz altı kardeşiz. Babam da kaybolduğunda 49 yaşındaydı, annem de onunla yaşıttı…

“Oradan oraya savrulduk”

Neler yaşadınız o günlerde? Birden olaylar patladı ve bir anda babasız kaldınız…


TOLUK: O dönemler çok ağırdı. O gece Tahtakale’ye yakın bir yerde kalırdık, kirada. Olaylar çıkınca ve babam gelmeyince annem ve bize komşular seslendi. Amcam polisti. Polis evlerine gittik. Altı gün orada kaldık. O günler hiç unutulmaz. Kurşunlar, sesler… Sonra Kaymaklı düştü. Atatürk İlkokulu’na götürdüler bizi, bir gece de orada kaldık. Daha sonra rahmetli teyzemin yanına. Daha sonra burada ablamın evine geldik… Annem de o yaşta yalnız kaldı… Biz babasız…

“Bekleyiş hiç bitmedi”

Nasıl anlatıldı size bu durum? Bekleyiş dönemi ne kadar sürdü, bitti mi?


TOLUK: Bize sadece kayıptır derdi. Annem söylerdi… Bazen Türk-Rum değiş tokuş olurdu cumhurbaşkanlığında. Biz de gider beklerdik. Sabahtan akşama kadar beklerdik. Hala daha bekleriz.  Mantıken bilirim, şimdi hayatta kalsaydı da yaşamazdı. Ama bekleyiş hiç bitmedi… Kemiklerini görüp, onu alana kadar da bitmez.

“Yıllarca bizden sakladılar”

Peki, babanızın Tekke Bahçesi’nde olduğunu nasıl öğrendiniz, bunu kanıtlayan belgeler var mı?


TOLUK: On sene önce gazeteci Sevgül Uludağ buldu… Bazı dokümanlar var… Tekke Bahçesi’ne 21 tane Türkün gömüldüğüne dair. Bunları araştırdık, belgelerde babamın da ismi var. O zaman 64’ün ilk haftaları Rum tarafı aramış ve demiş ki burada ölülerimiz var, gelin alın. Bizimkiler almayınca, onlar da almışlar Türkeli’ye götürmüşler. 26 kişi... Ayvasıl’a üst üste gömmüşler. Ondan sonra İngiliz askeri bu durumu duymuş ve almış bizden doktor, işçi falan gitmiş oraya. Rum da bunu duymuş, kazıp beş taneyi alıp Yılmazköy’e gömmüş. Onlar da bulunmadı. Geriye kalanları da üç üç, beş beş Tekke Bahçesi’ne gömdüler. Sevgül Hanım bunları bulduktan sonra bize açıkladılar. Yıllarca bize bunu söylemediler. İlk küreği vurdular ama daha sonra ne olduysa yüksekten emir gelmiş, kazılar durmuş. Engelleniyor anladığımız.”

Cumhurbaşkanlığı ve askerle görüşme girişimi

Kazıların devamı için girişimleriniz var sanırım. Neler yaptınız bu süreçte, nedir son durum?


TOLUK: Kayıp Şahıslar Komitesi, İçişleri Bakanlığı, belediye başkanı, Şehit Aileleri ve Malul Gaziler Derneği’yle görüştük. Cumhurbaşkanlığı ve asker kaldı. Aslında ben her iki toplum yönetimini de mahkemeye verecektim. Adam çalışırken kayboldu. Ama ölüsü bulunmadan bunu yapamadım. Ağabeyim öldü, annem öldü, biz göçüp gideceğiz,  elli sene geçti, bu iş çözümlenemedi. Son askerle görüşme ayarlanmıştı, iptal edildi. Ama biz bu işin peşini bırakacak değiliz. Kazıyı neden durduklarını açıklamalarını bekliyoruz ve bir an önce yeniden kazmaya başlamalarını…

“Annem ölene kadar babamın kapıdan girmesini bekledi”

 Anneniz…Kaç yaşındaydı eşini kaybettiğinde? Nasıl geçti sonraki yıllar?


TOLUK: Annemin babamı kaybettiğinde yaşlanmamış bir insandı. Çok zorluk çekti. Maddi yetersizlikler de vardı. Ağabeyimin yanına gitti Londra’ya, bizim yanımıza geldi Avustralya’ya… Sürekli memleket gezdi. Annem öleceğinde, on yıl önce hala daha kabul etmezdi babamın öldüğünü. “Acaba kapıdan girecek mi?” diye sorardı.
Anneme babadan kalan maaşı ilk başta verdiler. Sonra onu da kestiler. Kiradan kiraya süründük. Ödeyemediğimiz zamanlar oldu. Garajı ev yaptık, üç kardeş orada kaldık. Ben 16 yaşında para kazanabilmek için asker oldum. Sonra amcam, Avusturalya’ya gelin dedi biz de gittik. Biz çocuktuk o zaman. 1971’de ben de gittim. Askerliği de okulu da bıraktım. 1990’da temelli döndüm Kıbrıs’a… İsteğim de ölmeden babamı bulmak.

“Kimin öldürdüğünün önemi yok, yeter ki bulunsun”

Olaylarda Kıbrıslı Türklerin de, Türkleri öldürdüğü söylenir, hatta bunlarla ilgili bazı itiraflar da oldu yıllar sonra… Hiç babanızı Türklerin öldürdüğünü düşündünüz mü?


TOLUK: Bilmiyorum… Birileri dedi ki CYTA’nın orada heykelin olduğu yerde bisikletle gece gelirken vurmuşlar. Eğer öyleyse bile sevinecek haldeyim. En azından işkence edilmeden bir anda ölmüştür. Türkler de öldürmüş olabilir. CTYA’a doğru gelirken bizim taraftakiler de vurmuş olabilir. Biz ölüsünü istiyoruz. Artık nasıl öldüğü, kimin öldürdüğünün bir önemi yok… Öldüğünü bilmek istiyoruz. Kaybımı bulayım iki tarafa da, CYTA’ya da dava açacağım. Çok çektik. Annemizi öyle gördük. Elli sene oldu, hala daha ne saklıyorlar, anlamış değilim… Bu ölüler zaten bulunmayacak mı? Artık geciktirmesinler…

“Hiç kabullenemedik… En son kare sünnet töreninde”

Kayıp yakını olmayı tanımlar mısınız.. Şehit ailelerinden farklı bir travma yaşadınız…


TOLUK:  Ölüyü bilirsiniz… Öldü ve aramızdan gitti diye kabul edersiniz. Ama bu çok daha kötü. Gençken düşünürdük kardeşlerimle, “Nasıldır, nerdedir, bizi özler mi” diye. Hiç kabullenmedik, hiç inanmadık. Çok zordu. Ço zor koşullar altında yaşadım. Şimdi babamı hayal meyal hatırlarım. Elimdeki fotoğraf da son… Sünnet olmuştuk o yaz ve babam aralıkta kayboldu. Hatırladığım sadece bu… Yıllar sonra kapılar açıldığında da değişik duygular yaşadık. Yollarda gözümüz baba aradı… Bunlar değişik hisler. Ne kadar söze döksek, anlatamayız…”

“Kayıplar konusu çözüm için önemli”

Sizce kayıp ailelerinin birbirlerini anlamasının, yeni kayıpların kimlik tespitlerinin iki toplumun yakınlaşmasındaki rolü nedir?


TOLUK: Kayıp ailelerinin çözüme etkisinin büyük olduğunu düşünürüm. Bazı fanatikler var iki tarafta da. Düşünceleri, “Bizi Rum öldürdü, Türk öldürdü affedemeyiz”. Ben öyle değilim. Onlar da acı yaşası biz de. Kayıp ailelerinin durumu zaten çok farklı. Bizlerin birbirimizi anlamamız çok önemli. Artık birbirimizi suçlasak ne olacak? Kimin kimi öldürdüğü meçhul olduğu bir ortamda, bence kayıplar konusunun sonlanması barış için çok önemli.

“Gerçek neyse bilmek istiyoruz”

Neden kazılmıyor sizce Tekke Bahçesi? Kafanızda soru işaretleri olduğundan bahsettiniz… Bunları açar mısınız?


TOLUK:  Tekke Bahçesi ile ilgili bir sürü şey atıldı ortaya. Orada çok fazla ölü olduğu ve bunun bir katliam gibi görünmesini istemiyorlar deniyor. Başka ne düşünebilirim? Türklerin öldürdükleri deniyor… Elli yıldır aynı şey konuşulur. Dilekçe verdik artık kazılar yapılsın ve şehitlik gibi bir yere gömülsün bu insanlar diye. 21 aile bunu bekliyoruz. En son askerden randevu aldık sonradan iptal oldu. Şehit Aileleri ve Malul Gaziler Derneği Başkanı Ertan Ersan, “Yukarıdan emir geldi” diyor. Artık saklanacak bir şeyi kalmadı. Denktaş zaten rahmetlik oldu. Rüstem Tatar orda neler olduğunu bilirdi ve bunu uzun zaman gizledi…  Kabahatleri bu… Açıklarlarsa travma olacakmış. Biz yaşadık esas travmayı. Dünyanın öbür ucuna kadar gittik. Çok yanlış şeyler yapıldı bu memlekette. Artık yolun sonuna geldik. Her açılmayan gün Tekke Bahçesi kafalara soru işareti gelir. Mecburdurlar açıklamaya yapmaya. Oranın üzeri şehitliktir. Onların aileleri de istemeyebilir. Ama orda kayıplar olduğunu bile bile üzerine nasıl şehitlik yaptılar? Acılarımız çok büyük. Neler çektik… Biz yaşadığımızı biliriz. Şimdi babamızı bulun diyoruz. Karşılık alamıyoruz.  Bir yıl oldu hala ses yok. Orada bin kişi gibi bir rakamın olduğu bu konuda çekince yaşandığı söyleniyor… Üst makamların bu yüzden kazıya izin vermediği. Gerçek neyse bilmek istiyoruz

“Ölmeden önce babamı gömebilmek tek arzum”

İsyanınız babanızın kalıntılarının bir an önce bulunmasına… Devletin, hükümetin, kayıplar konusuna yeterince eğildiğini düşünüyor musunuz?


TOLUK: Babam o gün yaşanan olaylardan korkmadı ve işe gitti. O gün Atatürk Heykeli kurşunlanmıştı. Radyodan çağrı yaptılar bir risk yok diye… Gidiş o gidiş, babam bir daha geri gelmedi. Yıllarca bir boşluğu bekledik durduk. En çok da annemin eşine ne olduğu bilmeden ve hep onu bekleyerek bu dünyadan gitmesi ağrıma gitti. Kızıyorum artık… Bu iş ne olursa olsun bitmeli. Elli sene önce öldüyse bu adam, kemiklerini istiyorum artık babamın. Artık hiçbir mazereti de kabul etmem. Annemin yattığı yer belli ama babam… Büyük fark var. Ölmeden babamı gömebilmek istiyorum. Devlet bu konuyla hiç ilgilenmedi ama artık bizim bekleyecek sabrımız kalmadı.

“Barışı kalpten istiyorum”

Olaylarda babanız bir anda kayboldu ve elli yıldır ıstırap bitmedi… Kıbrıs’ta barışa bakış açınız nasıl? Kıbrıslı Rumlara karşı içinizde bir öfke var mı?


TOLUK: Kayıp ailesi olarak barışı kalpten desteklerim. İnsanların barış içinde yardımlaşarak yaşaması lazım. Bunun mücadelesinde de varım, her zaman da oldum. İnsanlarda birbirlerine karşı sevgi olmalı. O zaman belli olaylar yaşandı. Savaşta her şey yaşanır. Mantık aranmaz. Babamın kimler yüzünden kayıp olduğu da meçhul. Kin tutmak bize ne getirecek? Babamı geri getirecek mi? Ben babamın kemiklerini istiyorum başka bir isteğim yok

“Bir daha savaş olmasın”

Savaşın en büyük mağdurlarından olan kayıp ailelerinin bir ferdisiniz. Çözüm müzakereleri ile ilgili düşünceleriniz nedir?


TOLUK: Liderler birilerinin etkisindedir. Çok fanatiklerin tarafında durup bu konuyu uzatıyorlar. En ufak uzlaşmazlıktan görüşmeler kopuyor ve uzayıp gidiyor.  Bu adada bir daha savaş yaşanmasın. Bu ülke aynı şeyleri bir kere daha yaşamasın. Savaşla çözüm olmaz. Şimdi akıl kullanma zamanıdır.  Toplum liderlerinin uzlaşmazlığı bir tarafa koymasını bu işi bitirmesini istiyoruz artık.

“Komite’nin çalışmalarından memnunuz”

Otonom Kayıp Şahıslar Komitesi’nin çalışmalarını nasıl buluyorsunuz?


TOLUK: Kayıp Şahıslar Komitesi çok güzel uğraş içinde. Çok memnunuz. Onlara teşekkür ederiz. Bize çok fazla yardımcı oluyorlar. Psikologlar da gelir, her zaman hatırımızı sorar. Sağ olsunlar… İzin verildiği kadar ellerinden geleni yapıyorlar.

“Bu yalnız bizim mücadelemiz değil”

 Raif Bey, sorularımıza verdiğiniz içten yanıtlar için çok teşekkür ederiz, dileriz babanız bulunur ve size teslim edilir…


TOLUK: Medyanın yanımızda olmasına ihtiyacımız var. Bu sadece bizim mücadelemiz değil. Kayıplar konusu kapanmadan çözüme de ulaşmak zor. Bu konunun üzerine gidilmesi adına sizin gösterdiğiniz ilgiye ben teşekkür ederim.

 

Kıbrıs

Bu haber toplam 880 defa okunmuştur
Etiketler : , ,
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.