1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. BİYOLOGLAR DERNEĞİ: "ÜLKE TARİHİNİN EN BÜYÜK PETROL KAZASI...”
BİYOLOGLAR DERNEĞİ: "ÜLKE TARİHİNİN EN BÜYÜK PETROL KAZASI...”

BİYOLOGLAR DERNEĞİ: "ÜLKE TARİHİNİN EN BÜYÜK PETROL KAZASI...”

İSKELE-KALECİK BÖLGESİ’NDE SIZAN PETROL BALIK ÇİFTLİKLERİ BÖLGESİNE KADAR ULAŞTI...

A+A-

“DENİZDEKİ PETROL KİRLİLİĞİ EN İYİ TEKNOLOJİYLE ANCAK YÜZDE 20 TEMİZLENEBİLİR”

Biyologlar Derneği Başkanı Hasan Sarpten, ‘İskele-Kalecik Bölgesi’nde sızan petrolün balık çiftlikleri bölgesine kadar ulaştığını iddia ederek, bu olayı “ülke tarihinin en büyük petrol kazası” olarak niteledi.

Sarpten, denizdeki petrol kirliliğinin, en ileri teknolojiyle bile ancak yüzde 20’sinin temizlenebileceği görüşünü de dile getirdi.

Sarpten, yazılı açıklamasında “en çok 10 bin tonluk gemilerle boşaltım yapılmasına imkan veren AKSA’nın aktarma borularına, sürekli daha yüksek tonajlı gemilerden aktarma yapılması ve bu sabah da 24 bin tonluk bir gemiden fuel-oil aktarılması sonucu aşırı basıncın etkisiyle kaza yaşandığını” iddia etti.

Tahliye anında gerekli kontrollerin yapılmadığını ve yasal olarak bu tonajdaki gemilerin yanaşma için kılavuz kaptan alması zorunluluğu varken buna uyulmadığını ileri sürerek şöyle devam etti:

“Bu da AKSA yetkililerin ‘olağan bir kaza, ihmal yok’ açıklamasının gerçekle uzaktan yakından ilgisi olmadığını işaret etmektedir. Bu sızıntı sonrası 100 tondan fazla petrolun denize aktığı ve 5 kilometrelik bir alanı sarmış durumdadır. Sızan petrolün balık çiftlikleri bölgesine kadar ulaştığı düşünüldüğünde bu olayın ülke tarihinin en büyük petrol kazası olduğu ve görülmemiş boyutta bir kirliliğe yol açtığını rahatlıkla söyleyebiliriz.”

“KADER DEĞİL, İHMAL...”

‘İskele-Kalecik Bölgesi’nde yaşanan ve “büyük çapta olduğu görülen” petrol kazasının, özellikle ‘Petrol Dolum Tesisi’ tartışmaları sırasında öngördükleri endişelerindeki “haklılığı” bir kez daha ortaya koyduğunu ifade eden Sarpten şunları kaydetti:

“Herhangi bir petrol yasasının olmadığı, gerekli önlemlerin alınmadığı, anında müdahalelerin yetersiz kaldığı, gece yayılan petrole ancak ertesi gün müdahale edilebildiği ve halen Türkiye’den gelecek uzmanların ekipmanlarıyla müdahale etmesinin beklendiği ve de en önemlisi de kaza sonucunda sorumlularına cezai yaptırımın bile uygulanamayacağı bir ortamda yaşanan kader değil, yıllarca bu konuda sürdürülen ihmalkarlığın bir sonucudur.”

Sarpten tüm sermayesi deniz, kum, güneş ve doğası olan bir ülkede böyle bir kirliliğin yaşanmasının “kendi ayağına kurşun sıkmak” anlamına geldiğini, bu tür tesisler kurulurken ve işletilirken çok dikkatli davranılmasının kaçınılmaz olduğunu ve denizlerde yaşanan petrol kirliliğinin telafisinin mümkün olmayan etkiler yarattığını kaydetti.

“EN İLERİ TEKNOLOJİYLE ANCAK YÜZDE 20’Sİ TEMİZLENEBİLİR”

Sarpten, bugün en ileri teknolojiyle bile denizdeki petrol kirliliğinin ancak yüzde 20’sinin temizlenebileceğini; geri kalan kirliliğin yıllarca, hatta on yıllarca devam edeceğini savundu.

Denize sızan petrolün uçucu kısmının bir süre sonra buharlaşırken hidrokarbon bileşiklerinin dibe çökmüş veya parçacıklara tutunmuş olarak kalacağını anlatan Sarpten, kirliliğin özellikle kayalık bölgelerde, koylarda, deniz canlılarında ve su yosunlarında birikeceğini ifade etti.

Sarpten, özellikle ‘‘tekrar seçilirsek petrol dolum tesisini yapacağız’’ diyen Ulusal Birlik Partisi yöneticilerinin “önemli bir ders almasını umduklarını” da sözlerine ekledi.

Bu haber toplam 932 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.