1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. BİZİ ÖLDÜRMEYE ÇALIŞTILAR!
BİZİ ÖLDÜRMEYE ÇALIŞTILAR!

BİZİ ÖLDÜRMEYE ÇALIŞTILAR!

“Bizi öldürmeye çalıştılar”

A+A-

Beş yıl evvel Limasol’da düzenlenen festivalde aşırı sağcıların saldırısına uğrayan müzisyenler Sertunç Akdoğu ve Serhan Öcal adaletin peşinde…

Limasol’da 5 Kasım 2010’da düzenlenen festivalde aşırı sağcı grupların saldırısına uğrayan iki müzisyen Sertunç Akdoğu ve Serhan Öcal, Kıbrıs Cumhuriyeti’ne, yaşanan saldırıda kendi vatandaşlarını koruyamayarak ‘insan hakları ihlalinde’ buluğu gerekçesiyle dava açmaya hazırlanıyor.

Akdoğu, söz konusu davada verilebilecek en yüksek cezanın 2 milyon avro olduğunu söyleyerek bunu hedeflediklerini ancak amaçlarının para değil adaletin geç de olsa sağlanması olduğunu belirtti.

Akdoğu “benim Kıbrıs Rum toplumu ile hiçbir sorunum yoktur. Bize saldıran insanlar kendi cehennemleri içinde yaşayanlardır. Bu insanlar aslında içinde yaşadıkları bozuk sistemin mağdurudurlar. İçinde yaşadıkları sistem bunları bir şekilde korur kollar. Esas suçlu işte bu içinde yaşadıkları sistemdir. Davamızda bu sisteme karşıdır” diye konuştu.

Kıbrıs Postası - Ulaş BARIŞ

5 Kasım 2010 tarihinde Limasol’da düzenlenen festivalde bıçaklı saldırıya uğrayan ve yaralanan müzisyenler Sertunç Akdoğu ve Serhan Öcal, Kıbrıs Cumhuriyeti’ne ‘kendi vatandaşlarını koruyamayarak’ insan haklarını ihlal etmekten en üst seviyede ceza öngören 2 milyon avroluk tazminat davası açmaya hazırlanıyor.

İki toplumlu sivil toplum organizasyonu olan ve adadaki göçmenlerin ve azınlıkların haklarını gözeten KISA’nın daveti üzerine o tarihte düzenlenen Limasol Gökkuşağı Festivali’nde sahne almaya giden iki müzisyen aynı gece söz konusu festivali protesto eden aşırı sağcı bir grubun saldırısına uğramış ve Akdoğdu aldığı bıçak darbeleriyle yaralanmıştı.

Festival alanını basan protestocu grup Akdoğu ile birlikte başka insanları da yaralamış ancak Rum Polisi saldırganları yakalayıp adalete teslim edememişti.

Derdimiz para değildir”

Sertunç Akdoğu “adaletin sağlanmasını istiyoruz. Bizim derdimiz para değildir. Bu meblağ verilebilecek en üst seviyede cezadır diye öyledir. Bu konuda saldırıyı yapanlar kadar bizi koruyamayan makamlar da suçludur. Dava Kıbrıs Cumhuriyeti’ne ‘vatandaşlarının can güvenliği sağlayamadığı suçlamasıyla’ açılmıştır” diye konuştu.

Akdoğu “olay 2010, 5 Kasım günü meydana geldi. O günden bugüne nerdeyse 5 yıl geçti. Olayın zaman aşımına uğraması için 5 yıl geçmesi gerekiyor ve bu süre önümüzdeki Kasım ayında dolacak. Biz bunun olmasını, olayın kapanmasını ve saldırganların adalete hesap vermemesini istemiyoruz. Bu yüzden bu davayı açmak için girişim yaptık” diye konuştu.

Rum Polisi olaylar sırasında yetersiz kaldı”

Akdoğu “olay gecesi biz aldığımız davet üzerine söz konusu festivale barış şarkılarımızı seslendirmek için gittik ancak bu mümkün olmadı. O gece, aşırı sağcı olduğu bilinen gruplar söz konusu festivali protesto etmek için karşıt gösteri yapıyordu. Festival kapsamında bizim katıldığımız etkinlik Kıbrıs adasındaki azınlıkların ve göçmenlerin durumu ile ilgili idi. Aslında ismi Rainbow yani Gökkuşağı olan bu festivalin amacı adada yaşayan kültürlerin kaynaşmasını vurgulamaktı. Ancak bir anda saldırı başladı. Ve bu saldırı yaklaşık iki saat sürdü” dedi.

Akdoğu “ben ve Serhan aletlerimizi topladık ve süren olaylara hiç karışmadık. Rum Polisi böyle bir protestonun yapılacağını biliyordu. Buna karşın zayıf önlemler aldı, koruma sağlamadı. İki saat boyunca süren saldırıları durdurmak için de çok fazla önlem aldığını göremedik. O gün Limasol Belediyesi böylesi olayların yaşanabileceği ihbarını almıştı, o grubun gösteri yapacağını da biliyordu. Buna rağmen gösteriye izin verdiler. Bu yaşananlardan onlar da sorumludurlar. Olayların sonunda alandan ayrılmak için arabamıza gittiğimiz sırada ara sokakta saldırıya uğradık” diye konuştu.

Bizi öldürmeye çalıştılar”

“Kafama beysbol sopası ile vurdular, yere düştüm. Ardından bana üç kez bıçak salladılar. Bir tanesi boşa gitti ama bir tanesi göğsümün sol tarafına, kalbimin altına diğeri de böbreğimin üstüne isabet etti. Arada gözümün tam altına çok yakın mesafeden biber gazı sıktılar. Direk öldürmeye yönelik bir saldırı olduğu çok açıktı” diye konuşan Akdoğu “saldırının olduğu yer binaların kameraların bulunduğu bir yerdi. Ayrıca çok sayıda görgü şahidi de vardı. Aynı sıralarda bize yakın bankamatikten para çeken bir başka yabancı uyruklu şahıs da saldırıya uğradı. Kameralar o görüntüleri an be an kaydetti. Bize yapılan saldırıda da görüntü var mı bilemiyorum ama olsa bile bu polis tarafından araştırılmadı” dedi.

Akdoğu “benim Kıbrıs Rum toplumu ile hiçbir sorunum yoktur. Bize saldıran insanlar kendi cehennemleri içinde yaşayanlardır. Bu insanlar aslında içinde yaşadıkları bozuk sistemin mağdurudurlar. İçinde yaşadıkları sistem bunları bir şekilde korur kollar. Esas suçlu işte bu içinde yaşadıkları sistemdir. Davamızda işte bu sisteme karşıdır” diye konuştu.

Rum Polisi soruşturmayı gerektiği şekilde yapmadı”

“Bize saldırı olduktan sonra ben üç gün boyunca hastanede yattım. Sonra, olaydan bir hafta sonra Rum Polisi ile olay yerine gittik. Rum Polisinin olay yeri diye adlandırdığı yer ile olay gerçekleştirildiği yer aynı yer değildi. Bunu kendilerine izah ettim. Olay yeri polis karakolundan sadece 200 metre uzakta, çevresinde birçok kameralı iş yerinin bulunduğu bir yerdi. Buna rağmen polis olayın soruşturmasını gerektiği şekilde yapmadı. Bize soruşturma hakkında bilgilendirme yapılmadı. Bu insan haklarına aykırı bir durumdur. Serhan ve ben bu kadar zamandır iyi niyetle saldırganların adalete teslim edilmesini bekledik ancak karşı taraftan iyi niyet adımı gelmedi” diyen Akdoğu “bu yüzden bu davayı açamaya karar verdik” dedi.

Rum tarafında yaklaşık bir yıldır girişimlerde bulunduklarını, ‘hukuksal yardıma’ başvurduklarını söyleyen Akdoğu “bu reddedildi. Bizim avukat tutacak maddi gücümüz yok diye var olan bu hakkımızı kullanmak istediğimizi belirttik. Olay günü 5000 poundluk müzik aletlerimiz zarar gördü, kullanılamaz hale geldi ancak esas zarar bizim psikolojimize oldu” diye konuştu.

Akdoğu “olaydan sonra ben de değiştim, başka bir insan oldum. Barış şarkılarını hala daha söylüyorum, adada bir barış olmasını diliyorum. Ancak bana saldıranların kendilerinin de birer kurban olduğunu düşünüyorum. Bu insanlar nefret kurbanıdırlar. Ben olaydan sonra hayatımda bambaşka bire yere geldim. Haksızlığa uğradığımı düşünüyorum. Bu olay benim psikolojimi etkiledi. Son bir yıldır üzerinde çok düşünüyorum ve bu haksızlığın giderilmesini istiyorum” diye konuştu.

Hukuksal yardım istedik, reddedildi”

“Bu konuda Cumhurbaşkanlığı nezdinde de girişimler vardır. Yetkililerden bu konuda yardım istedim, ilgilendiler. İnsan Hakları konusunda uzman bir avukat olay ile ilgileniyor. Bu olay bir insan hakkı ihlalidir. Benim davaya bakış açım budur. 2 milyon avroluk ceza talep edeceğiz. Davanın gidişatını izleyip göreceğiz” diye konuşan Akdoğu “olayın aydınlatılması önemlidir. Bizim başıma gelenlerin başkalarının da başına gelmesini istemiyorum. Toplumlar arasındaki güven duygusunun gelişmesi için bu konunun açıklığa kavuşması gerekmektedir. Biz böyle olayların bir daha tekrarlanmaması için bu davayı açma yoluna gittik. Esas suçlu sistemdir” dedi.

Aşırı Sağcılar saldırmıştı…

5 Eylül 2010 tarihinde Limasol’da yapılan festivale içlerinde ELAM, Kıbrıs Anti-İşgal Hareketi ve Kıbrıs Kurtuluş Ordusu gibi aşırı sağcı grupların bulunduğu kalabalığın saldırısına uğramış büyük olaylar çıkmıştı.

Olaylar sırasında aşırı sağcılar ile Rum solcular da çatışmış ancak Rum Polisi olayları bastırmakta ‘keyfi davranmakla’ suçlanmıştı.

Rum Polisinin olayların başlamasından sorumlu görüp haklarında dava açtığı üç Kıbrıslı Rum; Triandafilos Kapalaris, Hristoforos Tsangaridis ve Panayiotis Kleovulu geçtiğimiz Eylül ayında söz konusu suçlardan aklanmıştı.

 

Bu haber toplam 559 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.