1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. ‘BU KADARINI BEKLEMEZDİM’
‘BU KADARINI BEKLEMEZDİM’

‘BU KADARINI BEKLEMEZDİM’

İki yıl önce beyin kanaması geçiren eski bakanlardan

A+A-

İki yıl önce beyin kanaması geçiren eski bakanlardan Özel Tahsin, siyasilerin vefasızlığından yakındı

Özel Tahsin, hem futbol camiasının, hem sendikal hareketin hem de siyasetin tanınmış isimlerinden biridir. Sendikacılığa 1974 öncesinde başlayan ve Türk-Sen Genel başkanlığı yapan Özel Tahsin, 1976’da kurulan parlamentonun ilk üyelerindendir. Tahsin hem Çalışma ve Sağlık, hem de İskan Bakanlığı görevlerinde bulundu.

İki yıl ölnce yüksek tansiyona bağlı olarak beyin kanaması geçiren Özel Tahsin, kısmi felç durumuyla yüzleşti. Tahsin, bu süre zarfında kendisini futbol camiasından arayanların olduğunu, ama siyasetteki eski dostlarından bir ‘geçmiş olsun’ mesajı dahi almadığını belirterek, bu kadar vefasızlık beklemediğini söyledi. Tahsin, kendisini arayan tek kişinin Ünal Çağıner olduğunu ifade etti.

Özel Tahsin, soruları şöyle yanıtladı:

Soru:Siyasete ne zaman ve nasıl başladınız?

Yanıt: Siyasete ilk olarak şubat 1975 yılında Federe Devletin ilanından sonra oluşturulan Kurucu Meclis’e girerek  başladım. Türk-Sen’de görevliydim ve çalışanları temsilen meclise girdim bir yıl boyunca görev yaptım. 1976 yılında kurulan Ulusal Birlik Partisi (UBP) nin kurucuları arasındayım ve seçim olunca ben de UBP’den aday oldum 19. sıradan (son sıra) aday oldum ve kazandım. 1980 yılında atama ile Çalışma Bakanı oldum. 1981 yılında genel seçimler oldu ve ben yine aday oldum kazandım. Bu kez de İskan Bakanı oldum (1981-1982 ). Daha sonra koalisyon hükümeti oluştu ve bu kez Çalışma ve Sağlık Bakanı oldum, bu görevi de 1983 yılına kadar yürüttüm. 1983 KKTC’nin ilanından sonra 1986 yılına kadar vekillik yaptım. 1986 yılında seçime girdim ve kazanamadım.

Daha sonra siyasi yaşamıma UBP’de devam ettim. 1990’lı yıllarda UBP beni ihraç etti. 1990 yılında Hür Demokrat Parti’de (HDP)  siyasi hayatıma devam ettim.

1994-1995’li yıllarda HDP kendini feshetti ve Demokrat Parti’ye (DP) katıldık.O günden bugüne kadar da DP’de  İlçe Başkanlığı dahil çeşitli görevlerde bulundum. Şu anda aktif değilim ama siyasetten de kopmuş değilim.

Sendikacılık dönemi

Soru:Siyaset öncesinde ne iş yapıyordunuz, şimdi ne yapıyorsunuz?..         

Yanıt: Fakülteden döndükten sonra 1971 yılında sendikacı oldum ve memur olarak göreve başladım. Bir yıl sonra TÜRK-SEN’nin Genel Başkanı oldum. Şu anda emekliyim. Benim özel hobilerim vardır onları yapıyorum 40 yıllık bir futbol geçmişim var 7 yıl Kulüpler Birliği Başkanlığı yaptım.

Soru:Ekonomik durumunuz nasıl?. Nasıl geçiniyorsunuz?

Yanıt: Aldığım maaşla geçinebiliyorum. Maddiyata önem vermeyen bir insanım. Hanımla beraber gezeriz, yeriz, içeriz bu yalancı dünyada benim hep bir sözüm vardır “insan hayatı olsa da 24 ayar ölüm gerçekse sahte yaşamak neye yarar” emeklilik maaşımla geçinebiliyorum. Bakanlıktan emekli oldum 5 bin TL alırım.

Soru:Bakmakla yükümlü olduğunuz kimseler var mı?

Yanıt: Üç kızım vardır ikisi evlidir. Büyük kızım üniversitede yardımcı doçent olarak görev yapıyor. Bir diğer kızım Güzelyurt Belediyesinde Basın sorumlusu, ortanca kızım ise TAK’ta (Türk Ajansı Kıbrıs) çalışıyor.

İki yıl önce yaşanan sorun

Soru:Son zamanlarda ciddi bir sağlık sorunu yaşadınız mı?. Yaşadıysanız ne tür sorunlar?..

Yanıt: Yaşadım. 2 yıl kadar önce yüksek tansiyon nedeniyle beyin kanaması geçirdim. Ameliyata gerek kalmadı ama sol tarafımda aksamalar kaldı. Yürüyüşümde ve solda hareket kapasitemde sorunlar var, fakat kendi işimi kendim yapabilecek güçteyim çok şükür.

Soru:Siyasetten ayrıldıktan sonra dostlarınızın size karşı ilgisi değişti mi?. Arayıp, soran oluyor mu?

Yanıt: Benim için en anlamlı soru buydu. Benim yaşam felsefemde vefa önemlidir. Siyasetten ayrıldıktan sonra gittiğim yerlerde beni çok mutlu eden anlar da oldu. Ama son geçirdiğim ciddi rahatsızlıktan sonra en büyük ilgiyi futbol camiasından gördüm.

O kader birliği yaptığım  siyasetteki dostlarım arkadaşlarımı ne yazık ki yanımda bulamadım, insan en azından bir geçmiş olsun sözünü bekler. Bu benim içimde hep uhde olarak kalmıştır.    Kimse buna mecbur değil ama insan bir geçmiş olsunu kader birliği yaptığı arkadaşlarını yanında görmek veya aranmak ister. Bir tek bu vefa örneğini Ünal Çağıner’den gördüm.Onun hakkını bu meyalde ödeyemem ama onca insan arasında meğer tek bir insan varmış.

Popülizm ağır bastı

Soru:Bugünkü siyaseti nasıl buluyorsunuz?. Yanlışlar nedir?

Yanıt: Belki bu soruyu 10 yıl sonra bugünün siyasetçilerine sorarsanız onlar da size bizim zamanımızda böyle  değildi diye başlarlar cümlelerine. Siyasetin gerçek anlamı özellikle son dönemlerdeki meclis çalışmaları ve hükümet yapılarıyla değerini yitirmiştir. Halka verilmesi gereken hizmetler popilizm nedeniyle verilmemiş, yaratıcılık, verimlilik olmamıştır.

Yatırımlar gerektiği gibi yapılmamış ve sadece istihdam düşünülmüştür.

Örneğin benim görev yaptığım yıllarda mecliste 10 tane hukukçu, 10 tane de siyasal bilgilerden mezun kişiler vardı. Yani bir politikacıda olması gereken vasıfları taşıyan yerlerden mezun insanlar vardı. Hukuk bilmeyen siyaset bilmeyen ve diğer başka mesleklerden gelen kişilerin verimli olması mümkün değildir. Bir politikacıda olması gereken hususlar aranmalıdır.

Unutulmaması gerekir ki; sözü söyleyen de söyleten de bu toplumun içinden çıkar. Bu mevcut sistemle aksaklıklar düzeltilemez siyasi partilerin yapısının değişmesi delege sisteminin ortadan kaldırılması ve artık ciddi ciddi Başkanlık sisteminin tartışılması gerekiyor. Tabi şu anda mecliste çok iyi arkadaşlar da var ama bu sistemin ve partisel yapının içinde eriyip kaybolmamaları için sistemin değişmesi şarttır.

Çözüm çok yakın değil

Soru:Kıbrıs sorununun çözümü konusunda ne düşünüyorsunuz?..

Yanıt: Bu sorun ne yazık ki uzun bir zamandır vardır. 1955’lerden beridir. Ben 55’leri  , 63’leri görmüş yaşamış bir olarak 2 defa göçmen olmuş bir insan olarak kalıcı bir barışın olmasını diliyorum.

Birleşmiş Milletler (BM) , Avrupa Birliği (AB)  dışında Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve bir çok devlet de artık bu işi çözün diyor. Bu elbette ki umut vericidir.

Kıbrıs’ta bulunan doğalgaz ve yeraltı kaynakları da sürece ivme katmıştır. İki tarafın da kabul edebileceği yaşayabilir, kalıcı bir çözüm olmalı ama unutulmamalıdır baskılarla olacak olan bir çözüm de yaşayabilir bir çözüm olmaz. Şu anda çözüme çok yakın olduğumuzu düşünenlerin aksine ben çözümün çok yakın olduğuna inanmıyorum.

Soru:Kıbrıs Türk tarafı çözüme hazır mı?. Değilse ne yapmalı?..

Yanıt: Kıbrıs Türk tarafının büyük bir çoğunluğu çözüme arzuludur. Fakat bu arzu çözüm olacak anlamına gelmez her açıdan hazır olduğumuz anlamı da taşımaz.

Soru:Müzakerelerde en önemli sorun ne olacak? Ve bu nasıl çözülebilir?..

Yanıt: Toprak sorunu en büyük sorundur. Rumlar hala toprak konusunda Türklerin ciddi tavizler vermesini istiyor. Ayrıca mülk de başka ciddi bir sorun olur diye düşünüyorum.

Soru:Çözüm olursa siz ne yapacaksınız?..        

Yanıt: Ben Güzelyurt’ta yaşıyorum ve olası bir çözümde de burası verilecekler listesinde. Çözüm olursa tek dileğim bir kez daha göçmen olmamaktır. Çünkü kolay değildir bu yaştan sonra 40 yıldır kaldığımız kök saldığımız yerden bir kez daha koparılıp başka bir yerde yaşam kurmaya çalışmak. Ama mecbur olursak yapacak da bir şey yok. Emekliliğimde de göçmenlik yaşayacağım sanırım.

Diyalog

 

Bu haber toplam 634 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.