1. HABERLER

  2. YAŞAM

  3. BU KADININ SİZE SÖYLEYECEKLERİ VAR
BU KADININ SİZE SÖYLEYECEKLERİ VAR

BU KADININ SİZE SÖYLEYECEKLERİ VAR

Anlattı çünkü bilin istiyor.Bilin ki anlayın.Anlayın ki kabul edin.Kabul edin ki önyargılarınızı atıp hafifleyin... KKTC'ninde son günlerdeki gündemlerinde yer alan yasa tasarısı...

A+A-

Ela, güzel bir kız.
1.78 boyu, kızıla çalan saçları, içi gülen gözleri, yumuşacık bir sesi var.
Bilgi Üniversitesi'ne gidiyor, sinema televizyon okuyor.
Daha 24 yaşında ama 100 yıllık bir mücadele vermiş gibi olgun ve vakur.
O bir trans kadın.

Onun hakkında ne varsa öğreneceksiniz.
Yaşadığı her şeyi, savunmasız, yalansız ve abartısız anlattı.



Anlattı çünkü bilin istiyor.
Bilin ki anlayın.
Anlayın ki kabul edin.
Kabul edin ki önyargılarınızı atıp hafifleyin.
Hafifleyin ki, onların kendi bedenlerinin içinde verdiği varoluş savaşına bir de sizin yükünüz eklenmesin.

Ve en önemlisi...
Ela gibi, kendini farklı hisseden diğerleri de bilsin ki,
ne doğduklarına, ne olduklarına, ne ailelerine, ne de topluma boyun eğmek zorunda değiller.

Aynanın karşısında kendine karşı dik durabiliyorsan, önünde boynunu eğeceğin kimse kalmaz.   

Bugün, 16 yaşına kadar yaşadıklarını anlatacak.
Yani fabrika ayarlarını nasıl keşfettiğini...
Cuma günü ise 16’dan sonrasını,
yani bedenindeki erkeği öldürerek Ela’yı nasıl doğurduğunu ve 16 yaşında bir trans bebek sahibi olan annesiyle birlikte Ela’yı nasıl büyüttüklerini...

Bu güzel kadının doğması kolay olmadı.
Her yaşadığı birbirinden zordu.
O yüzden şimdi önyargılarınızı kapının önüne koyun.

Yapamayacağınızı hissediyorsanız lütfen bu röportajı okumayı ileri bir tarihe erteleyin.

ela.jpg

Bebekliğinden başlayalım.

Samsun'un Çarşamba ilçesinde dünyaya geldim. Babam göz doktoru, annem ev hanımıydı. Benden dört yaş büyük bir abim var.

Doğduğunda sana ne isim vermişlerdi?

Yaygın bir erkek adıydı ama ne olduğunu sormasan olur mu?

Olur. Çocukluğundan, kendine dair hatırladığın, aklına gelen ilk görüntüyü düşün...

Aslında birden çok görüntü var kafamda. Çizgi karakter Pocahontas... Rüzgarda dalgalanan uzun, simsiyah saçları vardı. Hiç unutmuyorum, 1.sınıfa başlarken bana mavi bir önlük giydirmişlerdi. O zaman bilmiyordum ki kızlar etek giyer, erkekler pantolon giyer. Fakat içgüdüsel olarak aynanın karşısına geçip Pocahontas gibi uzun saçlarım olduğunu hayal edip onları elimle geriye atıyordum.

Annenin ya da babanın da olduğu bir kareyi anlatır mısın?

Daha da küçükken bir kız arkadaşımın barbie bebeği vardı. Babama barbie bebek istediğimi söyledim ve babam beni hiç yadırgamadı. Gittik onunla birlikte barbie bebek aldık. Babamla ilişkimiz hep çok güzeldi, 16 yaşına kadar beni çok sevdi ve olduğum gibi kabullendi.

“UNUT UNUT UNUT!”

16 yaşında ne oldu?

Ela doğdu. Gerçek bir kadın oldum.

Peki ya annen?

Annem çok homofobik ve transfobik bir kadındı. Annem öyle olmasaydı, bana güç verseydi eğer, ben 10 yaşında açılırdım.

10 yaşında kendinin farkında mıydın?

Bana sorsan ben hep bir kızdım. Diyordum ki, “Ben erkek bedenindeyim ama erkek değilim, ben kızım.” Fakat daha ergenliğe girmemiştim, büyüdüğümde değişeceğini düşünüyordum. O yüzden kendime “unut, unut, unut!'' diyordum.

“ÇOCUĞUN BİRAZ KIVIRIYOR, YANİ NASIL DESEM...”

srn.jpg

Okulda sorun çıkıyor muydu?

2.sınıfta İstanbul'a geldik. Öğretmenim anneme, “Çocuğun biraz kıvırıyor... Yani nasıl denir bilmiyorum ama gülüyorlar ona” demiş. Fakat 5.sınıfa kadar arkadaşlarım bana sahip çıktı. Beni sevdiler, dalga geçmediler, korudular.

Hissettiğin şeyin toplumsal olarak kabul görmediğinin ne kadar farkındaydın?

Farkındaydım ve bende böyle bir farkındalık oluşmasındaki en büyük unsur annemdi. Çünkü babam maço, ataerkil, heteroseksist bir adam değildi. Fakat ironiye bak ki, ben erkek kimliğimi öldürüp Ela olduğum zaman babam beni çok yadırgadı.

“BEN PENİS İSTEMİYORDUM, GÖĞÜSLERİM OLSUN İSTİYORDUM”

Annen nasıl davranıyordu, farkında mıydı?

Annem uzun süre konduramadı. Aslında bugün dönüp bakınca ben sinyalleri vermişim küçükken. Mesela Burgerking'de ponnytail oyuncaklar vardı, renkli oyuncak atlar... “Anne ben pembesinden istiyorum” dediğimde annem, “Sen erkek çocuğusun araba istemen lazım niye bunu istiyorsun” der gibi baktı bana. Bir bileziğim vardı. Annem onu bir hışımla klozete attı ve sifonu çekti. Bir keresinde terliğini giymiş, tık tık yürüyordum. Annem ''Sen dönme misin! Niye öyle şeyler giyiyorsun'' diye bağırdı.

Ortaokula geldiğinde...

Çok travmatikti. “Sen topsun, ibnesin, karı kılıklı, top top top!” gibi sözlerin arasında geçen yıllardı. Okula gitmeyi istemedim ama gitmek zorundaydım.

“KEŞKE O KADININ YERİNDE BEN OLSAYDIM”

ela2.jpg

Böyle sözler duyunca ne hissediyordun?

Aslında onların ne dediğinin önemi yoktu. Ben kendi içimde çok büyük bir travma yaşıyordum. “Allah’ım ben niye böyleyim, beni neden böyle yarattın?” diye soruyordum.

Üç numara saç, erkek vücudu, penis, vücuttaki kıllar bana göre şeyler değildi. Bir terslik vardı. Ben göğüslerim olsun istiyordum, kadın cinsel organı istiyordum.

Bu hissi kavramak istiyorum. Ergenlik sürecinde kadın vücuduna karşı hissettiğin duygunun cinsel dürtü değil de imrenme olduğunu nasıl ayırt ettin?

Güzel bir kadın gördüğümde “keşke onun yerinde ben olsaydım” diyordum. Bir klip hatırlıyorum; kaslı, kıllı bir erkek ve kırmızı elbiseli bir kadın dans ediyordu. “Ay ben bu adam gibi mi olacağım ilerde, ben bu kadın gibi olmak istiyorum” diye düşünüyordum.

“KENDİMİ BÜLENT ERSOY’LA BAĞDAŞTIRAMADIM”

Hiç gey olduğunu sandın mı?

Zaten öyle düşünüyordum çünkü transseksüel kelimesini bilmiyordum. Bir tek Bülent Ersoy'u biliyordum. Fakat Bülent Ersoy benim için abartı bir örnekti. Yüzüne yaptırdığı dolgular, ameliyatlar, göğüsleri kocaman... Kendimi onunla bağdaştıramamıştım, o yüzden transseksüel olduğumu düşünemedim, erkeklerden hoşlanan bir erkek olduğumu sandım.

Günlük hayatın içinde, sıradan, abartısız yüz hatlarına sahip bir trans kadın görseydim eğer, transseksüel olduğumu anlayabilirdim. Nitekim daha sonra gördüm ve ondan sonra karar verdim.

Gey olmadığından nasıl emin oldun?

Lisede Ata Koleji’ne geçtim. Ortaokulda dışlandığım için, arkadaşlarım benimle dalga geçtiği için yeni okulda erkek rolü oynadım. Yani olabildiğince kıvırmamaya, erkek gibi konuşmaya, dikkat çekmemeye çalıştım. Hayat benim için daha kolay olsun diye rol yaptım. Arkadaşlarım da hiçbir şey fark etmedi.  

“GEY OLMADIĞIMI BÖYLE ANLADIM...”

Sonra?


Sonra sınıfta bir çocuktan hoşlandım. O da benden hoşlandı. Duygusal bir durum olduğunun ikimiz de farkındaydık. Msn'den bana yazılar yazıyor, müzikler gönderiyordu. Ben de ona karşılık veriyordum. Bir gün koridorda bana, “Sen niye vücut geliştirmiyorsun” dedi. Erkeksi vücut, kas istiyor. Allak bullak oldum, o an anladım ki ben gey değilim. 

Yani sen bir kadının bir erkekten hoşlandığı gibi hoşlandın ondan... Sen o durumun içinde kadın olarak vardın değil mi?

Evet, bir erkeğin bir erkeğe duyduğu hisler değildi benim için. Ve ayrıca bu konu ikimiz arasında yüksek sesle hiç konuşulmadı.

“BEN HETEROSEKSÜEL BİR TRANS KADINIM”

Erkek bedenindeyken bir kızdan hoşlandın mı hiç?


Hayır.

Bir kızla öpüşmenin nasıl bir his olduğunu merak etmedin mi?

Hayır.  Şu farkı anlaman lazım: Bir cinsel kimlik var, bir de cinsel yönelim var. Cinsel kimliğe göre sen ya kadınsındır, ya erkeksindir. Cinsel yönelim ise hangi cinse aşk duyduğunla alakalı.

Yani sen heteroseksüel bir trans kadınsın.

Evet. Örneğin X kişisi, erkek olarak doğuyor ama kendini kadın olarak tanımlıyor. Kadına dönüşüyor ama kadınlardan hoşlanıyor. Buna translezbiyen deniyor.

Y kişisi de kadından erkeğe dönüşüyor. Ama erkeklerden hoşlanıyor. Buna da transgey deniyor. Bunlar daha karmaşık durumlar. Benim cinsel kimliğim kadın ve erkeklerden hoşlanıyorum. 

“AYY BENİM ÇOCUKLARIM BÖYLE DEĞİL ALLAH’TAN!”

Bu zamanlar tam ergenlik dönemin, evde durum ne?

Çok karışık. Abim, annem, ben sokakta yürüyoruz. İki trans geçiyor yanımızdan, annem ''Ayy, benim çocuklarım böyle değil Allah’tan!” diye bağırıyor. Ben iyice bunalıma giriyorum, hiçbir şey söyleyemiyorum. Çok korkunçtu.

“Böyle devam edemeyeceğim” dediğin dönüm noktası ne oldu? 

16 yaşına geldikten sonra artık bir şeylerin değişmesi gerektiğine karar verdim, o gücü kendimde bulacak yaşa geldim. Aynaya bakıp, “Ben bir kadınım” dedim. İnsanın bunu kendine yüksek sesle söyleyebilmesi çok önemli. Babam Samsun’daydı, İstanbul’dan onun yanına gittim.

Ne! İlk ona mı söyledin?

Hayır. Babamın yanına gittim ve kafamı toplayıp internetten gizlice araştırmaya başladım.   İki trans kadın üzerinden inceleme yaptım. Biri yabancı bir ülkedeki Biri Bizi Gözetliyor yarışmasını kazanan Nadia Almada, diğeri de BBC'de dönüşümünün belgeseli yayınlanan Lucy Parker adında transseksüel bir genç kız.

“O KAĞIDI ANNEME OKUTACAKTIM BEN...”

Onu hatırlıyorum, annesi de vardı belgeselde...

Evet, Lucy Parker'ın annesi hep yanında. Bunu görünce bana güç geldi. Dedim ki, “Bu Lucy Parker annesine kendini kabul ettirmiş, ben niye ettiremeyeyim?” Bir kağıt, bir de kalem çıkardım. Şimdi kendime itiraf etme zamanı...

Ne yazdın?

Her gün yalnızca tek bir cümle yazıyordum.
''Ben erkek değilim.''  
Ertesi gün “Ben vajina istiyorum.”
Ertesi gün “Ben lazere gitmek istiyorum, kıllarımdan kurtulmak istiyorum.”
“Ben ameliyat olmak istiyorum.”
“Ben kadın olmak istiyorum.”
Bunları aralıklarla, kendime itiraf ede ede yazdım.

Yazarken rahatlıyor muydun yoksa korkuyor muydun?

Ağlıyordum ve çok korkuyordum çünkü o kağıdı anneme okutacaktım ben. O beni çok zorluyordu. Kendim kabul ettim ama benim bir de ailem, arkadaşlarım vardı…

Haber Türk

Işıl Cilmen

Bu haber toplam 1507 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.