1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. “ÇOCUKLARIMIZ BİR YILDA 7 ÖĞRETMEN DEĞİŞTİRMEMELİ”
“ÇOCUKLARIMIZ BİR YILDA 7 ÖĞRETMEN DEĞİŞTİRMEMELİ”

“ÇOCUKLARIMIZ BİR YILDA 7 ÖĞRETMEN DEĞİŞTİRMEMELİ”

“Çocuklarımız bir yılda 7 öğretmen değiştirmemeli”

A+A-

 

Doğal güzellikleriyle görenleri kendine hayran bırakan Dipkarpaz, ulaşım zorluğu yüzünden gereken ilgili göremiyor. Kıbrıs halkının, yaşamak için çok rağbet etmediği belde sakinleri, devletin ilgisizliğinden yakınıyor.

“Buraya gelen öğretmenler 15 gün sonra ben buraya gelemem burası sürgün yeri diyerek alıp başını gitmemelidir”

“Ülkede toplu taşıma bulunmadığı için insanlar ne okuluna ne de çalışmaya gidip gelemiyorlar”

“Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir yaşam şekli olduğuna inanmıyorum. Bugün çok örnek aldığımız ve ‘girelim’ dediğimiz AB’nin standartlarında 3 hane dahi olsa oradan tren geçiyor”

“İki saatlik bir mesafede bile çalışmak isteseniz taşınmak zorundasınız. İki saatlik bir mesafenin bedeli bu kadar ağır olmamalıdır”

ÖZGE KİZİR

Doğal güzellikleriyle görenleri kendine hayran bırakan Dipkarpaz, ulaşım zorluğu yüzünden gereken ilgili göremiyor. Kıbrıs halkının, yaşamak için çok rağbet etmediği belde sakinleri, devletin ilgisizliğinden yakınıyor. 

Öğretmen eksikliği nedeniyle bölgedeki çocukların eğitim sıkıntısı yaşadıklarını ifade eden Dipkarpazlılar, “buraya gelen öğretmenler 15 gün sonra ben buraya gelemem burası sürgün yeri diyerek alıp başını gitmemelidir. Çocuklarımız 1 yılda 7 öğretmen değiştirmemelidir. Bu öğretmenlerin belli bir zamanda görev yapma diye mecburiyeti olmalıdır” diyor.

Dipkarpaz’ın tek sorununun uzaklık olduğunu vurgulayan köy sakinleri, “Bugün Lefke yakın edildiyse, Dipkarpaz neden yakın edilmiyor?” diye soruyor.

Çok Amaçlı Toplum Merkezi (ÇATOM) Koop Başkanı Arzu Pürtül ve Dipkarpazlı kadınlar, yaşadıkları sorunları Haberal Kıbrıslı gazetesine değerlendirdi. Dipkarpaz’ın merkezlere ve iş sahalarına çok uzak bir bölge olduğunu vurgulayan Arzu Pürtül, “Ülkemizde ne acıdır ki toplu taşıma bulunmadığı ve mesafeler kısaltılmadığı için insanlar ne okuluna nede çalışmaya gidip gelemiyorlar. İki saatlik bir mesafede bile çalışmak isteseniz taşınmak zorundasınız. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir yaşam şekli olduğuna inanmıyorum. Bugün çok örnek aldığımız Avrupa Birliği (AB) girelim dediğimiz standartlarda bile 3 hane dahi olsa oradan tren geçiyor. O insanlar büyük şehre çok kolay ulaşabiliyorlar” dedi. 

Pürtül: “Bu nedenle çocuğunu okutamayan insanlar biliyoruz”

Devletin politika yürütmemesinden dolayı kırsal kesim insanının mağdur olduğunu ifade eden Pürtül, “Burada bir aile düşünün ki, geçim düzeyinin en düşük olduğu bir yerde bir aile evladını üniversitede okutmak istiyorsa çok korkunç bir maliyetle karşı karşıya kalıyor. Bu nedenle çocuğunu okutamayan insanlar biliyoruz. İş konusunu düşünecek olursak hadi ve asgari ücretin biraz yukarısında bir iş buldu diyelim ev kirası sterlin üzerinden alınıyor. Ülke garip bir şekilde Türk Lirası üzerinden kazanıyorsunuz Euro ya da Sterlin üzerinden ödeme yapıyorsunuz. Buna can dayanmaz. Devletimizin bu gibi konularda hiçbir politikasının bulunmaması özellikle kırsal kesim insanını çok mağdur ediyor” ifadesini kullandı.

“Adanın bir ucundaki insanı iş ve okulla buluştursak…”

Pürtül, sözlerine şöyle devam etti: “Hayvancılıkta, tarımda, turizm ve eğitimde politika uygulanmıyor ve bu liste böyle devam ediyor. Aslında ulaşımı çözsek, hafif raylı sistemleri hayata geçirsek ve adanın bir ucundaki insanı iş ve okulla buluştursak… Dünya giderek küçük bir köye dönüşüyor ama iyisiyle kötüsüyle kavrulup gidiyor. Siz buradan bir çocuk gönderiyorsunuz 17-18 yaş oluyor böyle olunca aklınız evladınızda kalıyor. İnsan anne baba olduktan sonra bunun nasıl bir endişe olduğunu yaşayarak test ediyor. Neden benim evladım sabah giderek akşam evine gelemesin ki. Bir sıcak yemeğimi neden yemesin? Üniversiteli gençliğin çoğu çok sıkıntı çekiyor yemek konusunda çünkü evde yemek pişiren bir anne olmuyor.

“İki saatlik bir mesafenin bedeli bu kadar ağır olmamalıdır”

Bölgedeki sıkıntıları çözebilmek içinde toplu taşımanın şart olduğunu düşünüyorum. Yani iki saatlik bir mesafenin bedeli bu kadar ağır olmamalıdır. Neden herkesin kendi kişisel arabası olsun? Bunun zaten belirli bir yakıt maliyeti, servisi, bakımı ve trafikte riski bulunuyor. Biz şuanda trafik kazalarında dünya birincisiyiz. Bütün bunları önleyebilmenin yolu toplu taşımadan geçiyor. Fakat devletimiz ne yazık ki bu konuda da politika üretmeyi düşünmüyor. Baktığınızda bu böyle gelmiş böyle gidecek oluyor. Biz bu hayatın yükünü çeken ve Dipkarpaz’da yaşamanın ne olduğunu bilen insanlarız.” 

Ergin: “Hamile kadın ağrısı olduğunda Mağusa’ya gidiyor”

Dipkarpaz sakini Sezen Ergin, Sağlık ocağında sadece bir doktorun bulunduğunu vurgulayarak şöyle konuştu:  “Sağlık ocağımızda sadece 1 tane doktorumuz var. Biz istiyoruz ki, haftada 1 gün en azından çocuk doktoru gelse veya haftada bir gün kadın doğum uzmanı gelse. Bir kadın hamile kaldığında ağrısı oluyor, gece de olsa gündüz de olsa panikliyor ve Mağusa’ya gidiyor. Ardından geri gelmek zorunda kalıyorsun çünkü bazen doğum ağrısı olmuyor. Biz burada herşeyden mahrumuz. Belirli dönemlerde dâhiliye gibi branş doktorları gelebilmelidir. Çünkü burada insan yaşıyor fakat böyle bir sorun var.”

“Zorunlu görev verilsin…”

Bölgede bir doktorun bulunduğunu ve her branştan anladığını belirten Ergin, “Bölgede bir doktor bulunuyor ve her branştan anlıyor. Mecbur anlamak zorunda kalıyor. Biz burada her şeyden mahrum kalıyoruz. Bölgede sadece sağlık sorunuyla değil her yönüyle eksiklik yaşıyoruz. Örneğin bir öğretmen geliyor ve belli bir süre sonra geri dönüyor. En azından belirli bir süre boyunca görevin zorunluluk haline getirilmesinin köye olumlu bir katkı sağlayacağını düşünüyorum. Ben bir anne olarak çocuğumun herşeyi ile ilgilenebiliyorsam ve okula bir şeyler verebiliyorsam okulda bana vermelidir” dedi.

“Bunları yaşayan bir çocuk ülkeye ne kazandırabilecek?”

Öğretmen eksikliği nedeniyle bölgedeki çocukların eğitim sıkıntısı yaşadıklarını ifade eden Ergin, “Çocuklar öğretmenleri gittikleri için ağlıyor. Bunları yaşayan bir çocuk ülkeye ne kazandırabilecek? İstikrarlı bir eğitim yok. Örneğin, bu taraflara servis koymuyorlar. Biz veli olarak çabalıyoruz ama ne yazık ki karşı taraftan bir şey alamıyoruz. Bununla beraber örneğin yazları 3-4 aylık sezon işçileri alınıyor. Derince’den çalışmaya gidiyorlar. Oraya giden servis neden buraya gelemiyor? Derince’yle buranın arasında fazla bir mesafe bulunmuyor” şeklinde konuştu.

“Seçim zamanında herkes buraya akın ediyor”

Seçim zamanında bütün siyasilerin bölgeye geldiğini belirten Ergin, “Seçim zamanında herkes buraya akın ediyor. İhtiyaçlarımızı sorunlarımızı tartışıyoruz ve paylaşıyoruz. Yapılan konuşmaların ardından ne yazık ki hiçbir faaliyet olmuyor. Biz bölgemize bir ayrımcılık olsun istemiyoruz, bölgemizdeki sağlık, eğitim sorunlarının kalkmasını istiyoruz. Biz insanca yaşamak istiyoruz. Bu sorunları kendimiz için değil, köyümüz için dile getiriyoruz” dedi.

Hayriye Pürtül: “Bugün Lefke yakın edildiyse, Dipkarpaz neden yakın edilmiyor”

Hayriye Pürtül de, şuan ki durumun kadınlara, çocuklara ve köye reva olmadığını kaydederek şunları söyledi: “Çünkü bana göre seçilerek biryerlere yönetimlere gelmiş insanların muhtar, belediye başkanı veya bakan olsun bunları halk seçmişse eğer bulundukları yerlere daha iyi hizmet vermesi için seçilmişlerdir. Oradaki hizmetleri ise ileri götürmek gerekir. Dipkarpaz biliyorsunuz Kıbrıs’ın en uç noktasıdır. İş alanları ve sosyal tesisleri yok. Pek çok şeye uzak bir bölgedir. Dipkarpaz’a bakıldığında çok güzel bir yaşam yeridir ve tek bir sorunu uzaklıktır. Uzaklıklar artık günümüzde yakın ediliyor. Bugün Lefke yakın edildiyse, Dipkarpaz neden yakın edilmiyor.

 “Benim torunum 1 yılda 7 öğretmen değiştirmemelidir”

Dipkarpaz’a ilk geldiğim zamanlar çocuklara gençlere aynı şeyi söylerdim. ‘Gençler burada birşeyler yapacak olan sizlersiniz, sizler bir şey yapmaya çalışırsanız okulda öğrendiklerinizle ve gittiğiniz yerde öğrendiklerinizle gelişmede katkıda bulunabilirsiniz. Köyümüzü biraz daha ileriye biraz daha ileriye’ diyerek teşvik ediyordum. Şimdi çocuklar bir şeyler yapmaya başladılar. Dipkarpaz gerçekten uzak ve el uzatılması gereken bir köydür. Mesela buraya gelen öğretmenler 15 gün sonra ben buraya gelemem burası sürgün yeri diyerek alıp başını gitmemelidir. Benim torunum 1 yılda 7 öğretmen değiştirmemelidir. Bu öğretmenlerin belli bir zamanda görev yapma diye mecburiyeti olmalıdır.” 

Haberal Kıbrıslı

 

Bu haber toplam 574 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.