1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. ÇÖZÜMSÜZLÜK DAHA PAHALI!
ÇÖZÜMSÜZLÜK DAHA PAHALI!

ÇÖZÜMSÜZLÜK DAHA PAHALI!

İki kamu bütçesi de zorda!

A+A-

Dünya Bankası ekonomistleri, 2015 yılının sonundan bu yana, “çözümün ekonomik etkilerini”  ortaya çıkarmak ve müzakere sürecine destek sağlamak için yoğun bir çaba harcıyor. Çözümün maliyetinin tartışıldığı şu günlerde, Dünya Bankası’nın tespiti geleceğe ışık tutar nitelikte: “Çözümsüzlüğün maliyeti pahalıya mal oluyor.”

Dünya Bankası Güney Avrupa Program Yöneticisi Dirk Reinermann ve ekibindeki deneyimli ekonomistler, çözüm sürecine yönelik tespitleri, çalışmaları ve çözümle birlikte oluşacak yeni tablo hakkında Havadis’in sorularını yanıtladı.

Dünya Bankası Güney Avrupa Program Yöneticisi Dirk Reinermann, Kıbrıs Türk basınından yalnızca Havadis’e konuşurken, röportaj aynı anda Güney Kıbrıs’ta da Alithia Gazetesi’nde yayınlanacak.

Reinermann, yapmış oldukları çalışmalarda, eğer birleşme iyi yönetilebilirse, daha büyük bir ekonominin, daha fazla kamu ve özel sektör yatırımının ve genişleyen iç ve dış ticaretin faydalarının, ada genelinde istihdamı önemli ölçüde arttırabileceğini söyledi.

Enerji, ulaştırma ve su sektörlerinde gelişen iç bağlantı olanaklarının önümüzdeki 2-3 yıllık dönemde yaklaşık 1,1 milyar Avro düzeyinde yatırım fırsatı yaratabileceğini söyleyen Reinermann, “Ada genelinde altyapı bağlantılarının kurulabilmesi için gerekli kamu yatırımları; ulaştırma için 580 milyon Avro, su için 325 milyon Avro ve enerji için 180 milyon Avro olarak tahmin edilmektedir” dedi.

Çözümle birlikte ortaya çıkacak kazanımların, çözümün maliyetinden daha ağır bastığını söyleyen Reinermann, “Adanın şu andaki bölünmüş durumu, halihazırda ekonomideki yapısal sorunlar, belirsizlikler ve bunların ekonomiye getirdiği maliyetler bu fırsatların gerçeğe dönüştürülmesini önemli ölçüde engellemektedir” ifadesini kullandı.

Reinermann, Havadis Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Hüseyin Ekmekçi’nin sorularına şu yanıtları verdi:

HAVADİS: Dünya Bankası potansiyel bir çözümün ekonomik maliyetini hesapladı mı? Hangi senaryolar altında bu maliyet değişebilir? Ayrıntılı bir şekilde cevaplandırabilir misiniz?

DİRK REİNERMANN:  Sonuçta kazanımlar maliyetlerden daha ağır basmaktadır ve adanın tamamı bir birleşmeden faydalanacaktır. Öncelikle, birleşik bir Kıbrıs, ne yazık ki giderek daha fazla değişkenlik gösteren bir bölgede bir “istikrar adası” haline gelebilir.

Kıbrıs, Doğu Akdeniz’deki komşuları ve başka ülkeler ile olan yüzyıllar öncesine dayanan kültürel ve ekonomik bağlarından yararlanabilir.

İkinci olarak, zaten küçük olan bir ekonominin daha da küçük iki ekonomiye bölündüğü mevcut durum zorlukları daha da büyütmekte ve Kıbrıs Rum ve Türk toplumları ile Avrupa Birliği’nin daha yüksek gelirli ekonomileri arasındaki kişi başına düşen gelir farkını potansiyel olarak daha da arttırmaktadır.

Üçüncü olarak, eğer birleşme iyi yönetilebilirse, daha büyük bir ekonominin, daha fazla kamu ve özel sektör yatırımının ve genişleyen iç ve dış ticaretin faydaları ada genelinde istihdamı önemli ölçüde arttırabilir.

Enerji, ulaştırma ve su sektörlerinde gelişen iç bağlantı olanakları önümüzdeki 2-3 yıllık dönemde yaklaşık 1,1 milyar Avro düzeyinde yatırım fırsatı yaratabilir. Ada içerisinde kişi başına düşen gelir seviyesinde bir yakınlaşma olabilir ve Avrupa Birliği’nin gelişmiş ekonomilerini yakalamak mümkün hale gelebilir.

Adanın şu andaki bölünmüş durumu, halihazırda ekonomideki yapısal sorunlar, belirsizlikler ve bunların ekonomiye getirdiği maliyetler bu fırsatların gerçeğe dönüştürülmesini önemli ölçüde engellemektedir.

Mevcut durumun devamı Kıbrıs’a pahalıya mal oluyor. Öte yandan, beraberinde sağlam politika ve kurumsal kararlar alınması, bunların etkili bir şekilde uygulanması ve mülkiyet sorununun dikkatle yönetilmesi koşuluyla birleşme ekonomi için önemli faydalar sağlayacaktır.

Ekonomik başarının temeli mülkiyetteki çözüm modeli

HAVADIS: Kıbrıs’ta çözümün maliyeti konusu,özellikle taşınmaz malların iadesinin ve yeniden yerleşmenin maliyeti konuları çok fazla tartışılmaktadır. Mülkiyet sorunundan kaynaklanan ekonomik maliyetlerin yeni federal devlette bir ekonomik çöküşe yol açmayacağı konusunda bize güvence verebilecek ne gibi verilere sahipsiniz? 

DİRK REİNERMANN: Mülkiyet sorununun çözümünün neredeyse Kıbrıs’taki tüm ailelerin yaşamlarına dokunacağının tamamen farkındayız. Ayrıca, mülkiyet sorununun çözümü için ödenecek tazminat miktarı ve bunun finansmanı gibi hususların, çözülmesi gereken kilit ekonomik sorunlar arasında olduğu iyi bilinmektedir.

Bu konu ile ilgili müzakereler devam etmektedir. Mülkiyet sorununa ilişkin analizimizi müzakere heyetlerine sunduk.

Özel unsurlar üzerinde anlaşmaya varmak ve ayrıntılar hakkında konuşmak heyetlere kalmıştır. Ancak, şu an için dikkatli bir inceleme sonrasında söyleyebileceğimiz, Kıbrıs için mülkiyet sorununu tüm vatandaşlar için adil, mali açıdan sürdürülebilir ve gayrimenkul ve finans piyasaları ile enflasyon üzerinde asgari etki yaratacak şekilde doğru kurumsal tercihler ve araçlar ile çözmenin teknik açıdan mümkün olduğudur.

İyi tanımlanmış mülkiyet hakları, ekonomik başarının temellerinden birisidir. Dolayısıyla, mülkiyet sorununun çözülmesi Kıbrıs’ta iş ortamının geliştirilmesine yardımcı olurken, aynı zamanda ada topraklarının üçte birinin daha fazlasının refah sağlayacak şekilde tamamen geliştirilmesine olanak tanıyacaktır.

Çözüm istihdama katkı sağlayacak

HAVADİS: Kıbrıs sorununun çözülmesinden sonra iki toplum arasındaki ticaretin önümüzdeki yıllarda ne kadar artırılabileceğini düşünüyorsunuz? Ayrıca size göre adada ticaretin arttırılması ve adaya yatırımların çekilmesi için hangi faktörler temel bir öneme sahiptir?

DİRK REİNERMANN: Özellikle Avrupa Birliği’nin geri kalan kısmı ve Türkiye ile ticaretin arttırılması, Kıbrıslı firmaların ölçek ekonomisinden yararlanmalarına, daha fazla büyümelerine ve dünya ekonomisinde daha rekabetçi hale gelmelerine olanak tanıyacaktır.

Bu yerli yatırımcılar için fırsatlar sunacaktır ve sonuçta ortaya çıkan büyüme tüm ada için daha fazla istihdam yaratacaktır.

Avrupa Birliği’ne katılan ekonomilerin deneyimleri, entegrasyondan en fazla yararlanan ekonomilerin bu entegrasyonu kucaklayan ekonomiler olduğunu göstermiştir.

Eğer iyi yönetilirse,  birleşmenin sadece ada içerisinde değil aynı zamanda Avrupa Birliği’nin geri kalanına, Türkiye’ye ve dünyanın geri kalan ülkelerine mal ve hizmet satışlarını arttırması beklenmektedir. Mevcut durumda, vergi sistemlerinin kendine has özellikleri ve farklı ürün standartları sebebiyle Yeşil Hattın iki tarafı arasında gerçekleşen satışlar potansiyelin çok altındadır. Ancak birleşme sonrasında uyumlu hale getirilenvergi sistemleri ve ürün standartları ada içi ticaretin artmasını destekleyecektir.

Ada içi ticaret üç kat büyüyebilir

Simülasyonlarımız ada içi ticaretin üç kattan fazla artabileceğini göstermektedir. Aynı zamanda iş ortamının gelişmesi, finansal sektörün güçlenmesi ve istikrarlı bir makroekonomik ve mali çerçeve Kıbrıs’ın bu fırsatlara erişimini kolaylaştıracaktır.

Ekonomik entegre, gelir seviyesini artıracak

HAVADİS: Kıbrıslı Rumlar, sorunun çözümü sonrasında gelir seviyelerde aşağı yönlü bir baskı olacağından (örneğin ücretler yoluyla), gelirlerinin Kıbrıslı Türkler’in gelir seviyesine ineceğinden, ve ekonomik refahlarının azalacağından korkmaktadır. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

DİRK REİNERMANN: Mevcut durumda adada kişi başına düşen gelirler farklı olduğu için, hali hazırda işgücünün Yeşil Hattın diğer tarafına geçişi konusunda bir teşvik unsuru mevcuttur. Birleşme sonrasında, bu farkın kapanacağını ve Kıbrıs ekonomisinin Avrupa Birliği ve dünyanın diğer ülkeleri ile daha iyi entegre olup tüm ada genelinde kişi başına düşen gelirin yükseleceğini öngörüyoruz.

Dolayısıyla, Yeşil Hattın iki tarafı arasındaki işgücü hareketlerindeki bir artış geçici olacaktır ve pozitif net etki yaratacaktır.

Yapılacak bazı uyarlamalar sonrasında, Kıbrıs’taki mevcut sosyal yardım sistemleri tüm Kıbrıs ekonomisinde gerçekleşmesi olası yapısal dönüşümün olumsuz etkilerini azaltma kapasitesine sahip olacaktır.

Çözümün getirilerinin iyi yönetilmesi halinde, birleşme her iki tarafın daha büyük bir “pastayı” paylaşmasını sağlayacaktır.

Kuzeydeki bankacılık sistemi üzerinde çalışıyoruz

HAVADİS: Adanın kuzeyinde bankacılık sektörünün durumu nedir? Bu konuyla ilgili olarak bir stres testi uyguladınız mı, yoksa henüz uygulamadınız mı? Eğer uyguladıysanız, sonuçlar nedir? Kıbrıs Türk toplumundaki bankaların sonuçta yeni sermayeye ihtiyaç duyacağını düşünüyor musunuz? Düşünüyorsaniz, ne kadar? Kıbrıs Türk toplumundaki bankaların başlıca güçlü ve zayıf yönleri nelerdir? 

DİRK REİNERMANN: Dünya Bankası, Kıbrıs Türk toplumundaki bankacılık sektörünün Avrupa Birliği’nin istediği ve Kıbrıs Rum toplumunun uyguladığı norm ve standartlara yakınlaşmasını desteklemek için Kıbrıs Türk toplumundaki bankacılık sektöründeki yasal, düzenleyici ve denetleyici çerçeve ve finansal altyapı üzerinde bir süredir çalışmaktadır.

Çözüme ulaşılması halinde, Avrupa Birliği müktesebatının ve Avro bölgesinin gerekliliklerine uyumlu olmasını sağlamak için Kıbrıs Türk toplumundaki bankacılık sektörünün  bir incelemesinin yapılması gerekecektir ve bunun zaman alması ve yoğun bir çaba gerektirmesi beklenmektedir.

Kıbrıs Türk toplumu bankacılık sektörünün ölçeği ve yapısı sebebiyle entegrasyonun birleşik bir Kıbrıs’ta sistemik riskleri arttırması beklenmemektedir.

Kıbrıs Türk toplumunun bankacılık sektörünün yüzde 20’sini oluşturan en büyük banka, Kıbrıs Rum toplumundaki toplam bankacılık sektörü varlıklarının yüzde 2’sinden azını oluşturmaktadır.

HAVADİS: Kıbrıs Rum tarafında kısa süre önce bir ekonomik kriz yaşandı ve bankacılık sektörü de etkilendi. Bu konudaki tespitleriniz nedir? Bir toparlanma olduğunu söyleyebilir miyiz?

DİRK REİNERMANN: Kıbrıs Rum toplumunun bankacılık sektörü finansal kriz sonrasında toparlanma yolunda önemli ilerleme kaydetmiştir.

Ancak, yüksek seviyelerdeki özel sektör borçlarıve takibe düşen krediler önümüzdeki dönemde risklerin azaltılabilmesi için çabaların sürdürülmesini gerektirmektedir.

Finans sektörü önemli fırsatlar sunmaktadır

Finans sektörlerinin entegrasyonu, eğer her iki sektör de kendi zorluklarını aşabilirse, önemli fırsatlar sunmaktadır. Her iki toplumdaki finansal kuruluşların güçlerini birleştirerek Kıbrıs’ın bölgede güvenli ve güvenilir bir ekonomi ve finans merkezi olarak konumunu geliştirebilir.

Sosyal politikalardaki birleşme, taraflara bağlı

HAVADİS: Bir çözüm sonrasında federal bir sosyal güvenlik sistemi olacak mı, yoksa iki toplum kendi sosyal güvenlik sistemlerinin sürdürülmesinde mi sorunlu olacak?

DİRK REİNERMANN: Adadaki mevcut sosyal güvenlik sistemlerinin birleşme sonrasında iki paralel sistemden başlayarak nasıl bir değişim geçireceğinin kararı taraflara bağlıdır. Bizim söyleyebileceğimiz tek şey genellikle küçük federasyonların tek bir sosyal güvenlik sistemine sahip olduğudur.

Bu seçenek işgücü hareketliliğini desteklemekte, riskin bir havuzda toplanmasına olanak tanımakta ve birden fazla sisteme göre idari maliyetleri düşürmektedir.

Bununla birlikte, iki sistemde geçerli olan özel unsurlar arasındaki benzerlikler göz önüne alındığında, Kıbrıs’ta birden fazla sosyal güvenlik sistemini idame ettirmenin ekonomik teşvik unsurları üzerinde kötü bir etki yaratmayacağını tespit ettik.

Ancak işgücü hareketliliğini desteklemek için birikimlerin bir sistemden diğerine taşınmasına olanak taşıyacak şekilde mevcut sistemlerin geliştirilmesi gerektiğine dikkat çekmek isteriz.

Birleşme, yatırım fırsatlarını artıracak

HAVADİS: İki ekonominin yakınlaşması bakımından, altyapı yatırım fonları nasıl tahsis edilecek?

DİRK REİNERMANN: Birleşme, tüm ada genelinde üretime dönük altyapı yatırımları için fırsatlar yaratacaktır. Öte yandan, birleşmenin ticaret ile ilgili kazanımlarının gerçekleşebilmesi için,  ulaştırma altyapısına yapılacak yatırımlar yoluyla ada içi bağlantı olanaklarının ve küresel pazarlar ile bağlantıların geliştirilmesi gerekecektir.

Enerji ve su bağlantılarının geliştirilmesi, kapasite fazlalığı durumlarında ve acil durumlarda  mevcut kaynakların yüksek talep olan alanlara yönlendirilmesi ve israfın önlenmesi yoluyla çok daha verimli kullanılmasına olanak tanıyacaktır.

Ada genelinde altyapı bağlantılarının kurulabilmesi için gerekli kamu yatırımları; ulaştırma için 580 milyon Avro, su için 325 milyon Avro ve enerji için 180 milyon Avro olarak tahmin edilmektedir. İç ve dış özel finansman ile Avrupa Yapısal ve Yatırım Fonları da dahil olmak üzere kamu finansmanından azami düzeyde yararlanmak önemli olacaktır.

Diğer Avrupa Birliği ekonomilerinde geride kalmış bölgelerin deneyimleri, temel zorluğun finansmanın özümsenmesinde yaşanabilecek zorluklar olacağını göstermektedir. Dolayısıyla, üretime dönük yatırım fırsatlarını mevcut kamu fonları ile ilişkilendirmek amacıyla belediyeler dahil olmak üzere devletin farklı seviyelerinin idari kapasitelerini geliştirmek ve özel finansmanı çekmek için uygun bir iş ortamı geliştirmek özellikle önemli olacaktır.

İki kamu bütçesi de zorda

HAVADİS: Kamu sektörü borçları ve kamu açıkları her iki taraf için de gerçekten endişe kaynağıdır. Federal sistemde bu sorun nasıl ele alınacak?

DİRK REİNERMANN: Kıbrıs Rum toplumu halen 2013 yılındaki finansal krizden toparlanma süreci içerisinde. Dolayısıyla önemli mali zorluklar ile karşı karşıya.

Ekonominin toplam gelirine göre kamu borcu yüksek. Bütçe dengesindeki son iyileşmeler borç seviyesini aşağıyı işaret eden bir yöne sokmuş olmasına rağmen, bütçe dengesi halen mali risklere karşı kırılgan durumda.

Azalan bütçe açıklarına rağmen, Kıbrıs Türk toplumunda da kamu borcu yüksek düzeyde ve yükselmeye devam etmekte.

Küresel olarak federasyonların deneyimlerine baktığımızda, devletin değişik seviyelerindeki mali düzenlemeler bakımından, birleşik ve federal bir Kıbrıs için tercih yapabileceği geniş bir menü olacaktır. Bununla birlikte, hangi kurumsal tasarım kararlaştırılırsa kararlaştırılsın, bunun devletin tüm seviyelerinde, Kıbrıs’ın mevcut mali kırılganlıkları azaltacak ve bir Avrupa Birliği ve Avro bölgesi üyesi olarak mali riskleri yönetmesine yardımcı olacak, ihtiyatlı bir mali politika ile desteklenmesi gerekecektir.

Örneğin, Kıbrıs halihazırda mali gelirlerinin önemli bir bölümünü kamu sektörünün maaş giderleri için harcamaktadır. Dolayısıyla, birleşik ve federal bir Kıbrıs, maaş giderlerinin daha fazla artmasını  önlemeyi amaçlamalı ve bunun yerine mevcut bütçe içerisinde verimlilik artışı olanaklarını araştırmalıdır.

Çabayı takdir ediyoruz

HAVADİS: Son mesajınızı alabilir miyiz?

DİRK REİNERMANN: Son olarak şunu ifade etmek isteriz. Dünya genelinde yoksulluğun ortadan kaldırılması ve daha refahın arttırılması için çalışan bir kuruluşun ekonomistleri olarak, bizler iki liderin, teknik heyetlerinin ve aslında tüm Kıbrıslıların, tarihi çatışmaların tüm vatandaşların yararına olacak şekilde nasıl çözülebileceğini küresel topluma örnek olacak şekilde ortaya koyma fırsatını yakalamak için gösterdikleri cesareti ve büyük çabaları takdirle karşılıyoruz.

Geçtiğimiz aylarda bize gösterdikleri güven ve gerçekleştirdiğimiz yakın işbirliği için teşekkür etmek istiyoruz.

NOT: 2015 yılı sonlarında Kıbrıs Rum Toplumu ile Kıbrıs Türk Toplumu liderleri ve Birleşmiş Milletler,  devam etmekte olan müzakerelerin ekonomik boyutları hakkında Dünya Bankası’ndan teknik destek talep etmişlerdir.

Dünya Bankası tarafından sağlanan bu teknik destek Kıbrıs’ta olası bir çözümün ekonomik etkilerinin derinlemesine bir analizini içermektedir.

Röportajda, bir Kıbrıs Rum Toplumundan, bir de Kıbrıs Türk Toplumundan olmak üzere iki kurumu temsil eden iki gazeteciden alınan sorular ve bunlara verilen cevaplar yer almaktadır.

Sorular, Dünya Bankası Güney Avrupa Program Yöneticisi Dirk Reinermann ve kıdemli ekonomistlerinden oluşan bir ekip tarafından cevaplandırılmıştır.

Havadis

 

Bu haber toplam 809 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.