1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. “DARBEYİ ANASTASİADİS VURDU”
“DARBEYİ ANASTASİADİS VURDU”

“DARBEYİ ANASTASİADİS VURDU”

Maraş ve garantiler gibi konuları Rumların ön şart koymasını engelledik. 11 Şubat 2014 ortak açıklaması bazıları asla çıkamaz demelerine rağmen

A+A-

 

Dışişleri Bakanı Özdil Nami, Türkiye Cumhuriyeti’nin Kıbrıs sorunu ile ilgili çok köklü bir politikası olduğunu söyledi

Kıbrıs sorunu ile ilgili Türkiye Cumhuriyeti’nin çok köklü bir politikası olduğunu söyleyen Dışişleri Bakanı Özdil Nami, Ortak açıklama metnine dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da destek verdiğini belirtti. Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik müzakerelerle ilgili gelişmelere ilk darbeyi Rum Yönetimi LideriNikosAnastasiadis’in vurduğunu aktaran Nami, liderler düzeyinde gitmektense, konunun ulusal konseye gitmesinin buna sebep olduğunu ifade etti. Müzakereci Kudret Özersay’ın Dışişleri Bakanlığı’nın kapısından içeri adım atmadığından sitem eden Nami, “Hükümet herhangi bir sivil toplum örgütü gibi muamele edilecek bir kurum değildir. Adanın kuzeyinde başkanlık sistemi değil Parlamenter Sistemi var bunu da unutmamak lazım. Böyle kritik bir dönemde istişareleri çok yoğun bir şekilde oluşturmak lazım. Biz her türlü desteği vermeye hazırız. Bundan sonra da bu desteğimiz tam olarak devam edecek” dedi.

“TÜRKİYE’NİN KÖKLÜ POLİTİKASI”
ADA TV’de Erçin Şahmaran’ın sorularını yanıtlayan Dışişleri Bakanı Özdil Nami’nin sözlerinden öne çıkan çarpıcı detaylar şu şekilde; “Ortak açıklama metni ile ilgili Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın da bilgisi ve desteği vardı. Davutoğlu da aynı şekilde destek verdi. Türkiye’nin Kıbrıs sorunu ile ilgili çok köklü bir politikası var. Bu 2003 yılında oluşmaya başladı, arada geçen 10 yılı aşkın sürede çok daha kökleşti. Davutoğlu’nun yeni görevinde başarılı olacağından hiçbir şüphemiz yok. Hepimizin merak ettiği yeni Dışişleri Bakanı’nın kim olacağı. Yeni Dışişleri Bakanı’nın kim olacağını da bekleyip göreceğiz. Yeni Dışişleri Bakanı’nın da makama geldiğinde ilk ziyaretini KKTC’ye yapacağını düşünüyoruz.

“UMUTSUZLUĞA KAPILMIYORUM”
Ben Kıbrıs konusunda umutsuzluğa hiç kapılmıyorum biliyorum ki Kıbrıs sorunu öyle ya da böyle çözülecek. Buna kesinlikle inanıyorum. Bugün itibariyle kötü bir dönemin içerisindeyiz. Ortak açıklama ile ilgili halkı yanıltıyorlar gibi ifadeler kullanılmıştı ama biz hayır iyi gidiyor biz de işin içerisindeyiz ve aktif bir şekilde müdahiliz dedik. Nitekim Amerika da yakın ilgi gösterdi. Davutoğlu geldi ardından adaya. Bir iki kelimelik pürüzler de ortadan kaldırıldı. Tüm dünyanın tarihi olarak nitelendirdiği çok güçlü bir açıklama metni oluşturuldu.
PAKET ÖNERİSİ
Geçen yılın Eylül ayında iktidara geldiğimizde dedik ki, muazzam bir bilgi birikimi var, yakınlaşmalar var, daha sonra 4 Ocak 2010 tarihli bir paket önerimiz olmuştu bizim Rum tarafına, bu dönüşümlü başkanlık, çarpraz oy, karşılığında bazı unsurları içeren, tüm bunları ele aldığımızda bunlara saygı duyarsak, 4 ay geriye kalan mülkiyet, toprak, güvenlik garantiler gibi ana konuları bitirmeye yeter. Gelin dedik yoğunlaştırılmış bir şekilde liderleri bir araya getirelim. Gerekirse her gün buluşsunlar, geride kalan konulara odaklansınlar. Sene sonuna kadar planı çıkartabiliriz. O sürede yeni kapsamlı çözüm planını halka anlatırız ve Mart ayında da referanduma gideriz demiştim. O süreçten sonra seçim takvimlerinin etkileyeceğini söylemiştik ancak maalesef Rum tarafı bu çağrımızı kulak ardı etti.

ANASTASİADİS’İN ÖN ŞARTLARI
Anastasiadis ön şartlar ortaya koydu. ‘Tüm konuları masada tartışmam gerekir’ dedi. Önce Maraş dedi. Garanti ve ittifakın masadan kalkmasını ön şart koydu. Bunun üzerine biz önümüzde ortak açıklama konusuna eğilmeyi tercih ettik. 4 ayımızı aldı ancak o ortak açıklamayı başarılı bir şekilde çıkarttık.

Maraş ve garantiler gibi konuları Rumların ön şart koymasını engelledik. 11 Şubat 2014 ortak açıklaması bazıları asla çıkamaz demelerine rağmen çıktı. Bunun üzerine biz daha iyi bir noktaya geldik dedik. Hem yakınlaşma kağıtları var hem de güçlü bir ortak açıklama var. Bunlara tam saygı duyarsak ve ortak açıklamada da ifade edildiği gibi ana konulara odaklanırsa liderler o zaman süratli bir şekilde çözüme doğru gidebiliriz.

“ANASTASİADİS MASADAN KENDİSİNİ UZAKLAŞTIRDI”
İlk büyük darbeyi gelişmeler ışığında Anastasiadis vurdu. Liderler düzeyinde yoğun müzakerelere gitmektense ulusal konseye gitti ve Mavroyannis’i müzakereci durumuna getirdi ve masadan kendisini uzaklaştırdı. Maalesef Türk tarafı da aynı adımı attı. Dışişleri Bakanı olarak bunun yanlış olduğunu söyledim. Kavram olarak müzakerelerin liderler seviyesinden aşağı çekilmesine yol açacağını söylemiştim. Müzakereci kavramının yanlış olduğunu söylediğimde bunun şahsi meselelere çekmelere çalıştılar. Ancak liderler bir araya gelemeyince bir şeylerin ortaya çıkmadığını gördük. Gelinen noktada tek bir yakınlaşma kağıdı oluşturulamadığı gibi liderler hala nasıl müzakere edeceklerini müzakere ediyorlar.

“ÖZERSAY, DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI’NIN KAPISINDAN GEÇMEDİ”
Biz iktidara geldiğimiz günden beri, müzakere süreci ile ilgili sorumluluktan kaçmayız dedik. Cumhurbaşkanı’dır sorumlu olan bakan ve kendisine açık kart veriyoruz kullansın diyoruz. Kendisi talep ederse, müzakerelerde yanında oturabiliriz dedik. CTP’nin bunu söylemesi muazzam bir olaydır. Cumhurbaşkanı bunu istediği ölçüde kullandı.

Biz her türlü desteği o makama vermeye çalışıyoruz. Üzülerek söylüyorum kendisinin Özel Temsilcisi bugüne kadar hala Dışişleri Bakanlığı’nın kapısından içeri girmediyse, bu büyük bir eksikliktir. Bu tavırda olanların, biz gerekeni yapıyoruz demeleri inandırıcılıktan uzaktır. Önümüzdeki dönemde umarım bunlar telafi edilir. Başbakan’la görüşüyoruz diyorlar, hükümetin dış politika ile ilgili merkezi Dışişleri Bakanlığı’ıdır. Günlük bazda istişare edilmesi gerekir.

Ortak akıldan bahsediyorsak eğer bundan gocunmamız lazım. Mesaj alınmıştır bu konuyu değerlendireceğiz denilmesi lazım. Maalesef o noktaya henüz gelemedik. Hükümet herhangi bir sivil toplum örgütü gibi muamele edilecek bir kurum değildir. Adanın kuzeyinde başkanlık sistemi değil Parlamenter Sistemi var bunu da unutmamak lazım. Böyle kritik bir dönemde istişareleri çok yoğun bir şekilde oluşturmak lazım. Biz her türlü desteği vermeye hazırız. Bundan sonra da bu desteğimiz tam olarak devam edecek. Kendi takdiridir, biz sadece her zaman göreve hazır olduğumuzu belirttik.”

 

Star Kıbrıs

 

Bu haber toplam 358 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.