1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. “DERİNDEN ACITIYOR”
“DERİNDEN ACITIYOR”

“DERİNDEN ACITIYOR”

“DERİNDEN ACITIYOR”

A+A-

“25 KASIM KADINA YÖNELİK ŞİDDETE KARŞI ULUSLARARASI MÜCADELE VE DAYANIŞMA GÜNÜ” NEDENİYLE BU AKŞAM DEREBOYU’NDAN TDP BİNASI YANINDAKİ BEYAZ DUVARA YÜRÜYÜŞ DÜZENLENDİ

13 ÖRGÜTÜN KATILDIĞI EYLEMDE LTB BAŞKANI HARMANCI DA ELİYLE DUVARA ‘ ŞİDDETE DUR’ İŞARETİ YAPARAK KADINLARIN MÜCADELESİNE DESTEK VERDİ

“25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü” kapsamında bugün öğleden sonra Lefkoşa’da Dereboyu’ndan TDP binası yanındaki beyaz duvara yürüyüş düzenlendi.

1416933877.jpg

Baraka Kültür Merkezi, CTP-BG Kadın Örgütü, Feminist Atölye, KAYAD,  KTAMS, KTOEÖS, KTÖS, Kuir Kıbrıs Derneği, Mezopotamya Gençlik Kültür ve Sanat Derneği, Özgür Kadın İnisiyatifi, Kıbrıs Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, TDP Kadın Örgütü ve YKP-fem olmak üzere toplam 13 örgütün üyelerinin katıldığı eylemde, Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanı Mehmet Harmancı da eylemcilerle birlikte eliyle duvara ‘Şiddete Dur’ işareti yaparak kadınların mücadelesine destek verdi.

Yürüyüşe ellerinde taşıdıkları“Kadına yönelik şiddete karşı ses çıkar” pankartıyla saat 17.00’de başlayan eylemciler yol boyunca; “ekmeğe aç, şiddete tokuz”,  “kadınlar yürüyor mücadele büyüyor”, “ taciz ve tecavüze dur de”, “kadına kalkan eller kırılsın”,  “şiddet her yerde, devlet nerede” şeklinde sloganlar attı. Eylemciler, devletten kadını koruması ve sığınma evi açmasını talep ettiler.

Eylem, TDP binası yanındaki beyaz duvar önünde Baraka aktivisti Nazen Şansal’ın tüm örgütler adına okuduğu ortak basın açıklamasının ardından duvara şiddetin durdurulmasını simgeleyen el işaretleri yapılmasıyla sona erdi.

ŞANSAL: “DERİNDEN ACITIYOR”

Nazen Şansal okuduğu açıklamada, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü’nün; yıllar önce Dominikli 3 kızkardeşin ‘devlet ve erkek’ şiddetinin kurbanı olarak tecavüz edilip öldürülmesinin yıldönümü olduğunu belirterek, şiddetin bugün hâlâ hayatın her alanında devam etmesinin kadınları derinden acıttığını vurguladı.

Kadınlara yönelik şiddeti; “fiziksel, cinsel, ruhsal hasarlarla sonuçlanma olasılığı bulunan, toplum içerisinde ya da özel yaşamında ona baskı uygulanması ve özgürlüklerin keyfi olarak kısıtlanmasına neden olan her türlü davranış” olarak tanımlayan Şansal, ekonomik ihtiyaçlardan yoksun bırakarak uygulanan ekonomik şiddetin insan hakları ihlali olduğunu kaydetti.

Şansal, kadına yönelik şiddetin ayrıca maddi ve manevi bütünlük, kişi özgürlüğü ve güvenliği, ifade özgürlüğü, eğitim, çalışma hak ihlallerini de kapsadığını belirtti.

Yasalarla getirilen bir takım iyileştirmelere, BM Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrıncılığın Önlenmesi Sözleşmesi, Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nin de iç hukuka geçmiş olmasına rağmen uygulamada, şiddetin engellenmesine yönelik yeterli ve etkili çalışmalar yapılmadığını iddia eden Nazen Şansal, şöyle devam etti:

“Toplumdaki erkek egemen zihniyetin değişmesi için devletin sürekli ve uzun vadeli bir programı olması, kadınların çalışma yaşamına katılımı, çocuk ve yaşlılar için kreş ve bakımevi gibi yerlerin açılması ve en önemlisi şiddet mağduru kadınların korunması ve rehabilite edilmesi için hayati olan sığınma evlerinin açılması talebinin defalarca dile getirdik.”

Şansal, buna karşılık şiddetin her türlüsü; işyerlerinde kadınlara mobbing, taciz ve tecavüz, aile içi baskı ve şiddet, kadın ticareti ve cinayetleriyle gece kulüplerindeki köleliğin artarak devam ettiğini savundu.

Ortak açıklamayı okuyan Şansal, 15 Kasım Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında; “en temel insan hakkı olan ifade özgürlüğünü kullanan ve vicdani ret hakkını savunan pankart açan kişilere uygulanan polis şiddeti”ni kınadıklarını da ifade etti. Şansal, başta polis teşkilatı olmak üzere devletin tüm kurumlarını demokrasinin gereğini yapmaya, kendi Anayasasına ve insan haklarına sahip çıkmaya davet etti.

Nazen Şansal, bazı medya kuruluşlarını da kadına karşı yapılan şiddet ve cinayetlerini magazinleştirmelerini ve kurbanların suçlanıp, suçluların mağdur ilan edilmelerini de eleştirdi.

Şansal, “göç yasası” olarak nitelenen yasanın ve Özelleştirme Yasası’nın insan onuruna aykırı yasalar olduğunu ve bu yasalarla istihdam edilen kadınların ekonomik şiddete maruz kaldığını; özel sektörde ise sendikasız, güvencesiz ve esnek çalışma koşullarına mecbur bırakılan kadınların daha katmerli bir emek sömürüsüyle baş etmeye çalıştığını anlattı.

Kadının cinsel, fiziksel, psikolojik bütünlüğünün dokunulmaz olduğu, kadının, insan haklarının temel insan hakkı olduğunu bir kez daha anımsatmak istediklerini söyleyen Şansal, kadına yönelik her türlü şiddet son buluncaya kadar mücadeleyi sürdüreceklerini vurguladı.

TAK

Bu haber toplam 637 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.