1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. DERİNYA'YA 'HÜKÜMET' TAKOZU!
DERİNYA'YA 'HÜKÜMET' TAKOZU!

DERİNYA'YA 'HÜKÜMET' TAKOZU!

Derinya'ya 'hükümet' takozu!

A+A-

Açılması tam anlamıyla yılan hikâyesine dönen ve aylardır gündemi meşgul eden Derinya Kapısında bu kez de hükümetin kapının açılması yönünde gerekli adımları atmadığı ve kapının açılmasını geciktirdiği iddia ediliyor.

Dün konuyla ilgili çok sert bir açıklama yapan Mağusa İnisiyatifi (AÇIKLAMA İÇİN TIKLAYINIZ), hükümeti Derinya konusunda adım atmamakla suçlarken, BRT’de Sabah Programına katılan Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Yrd. Doç. Dr. Gürdal Hüdaoğlu’nun da “Yeni geçiş kapılarının açılmasıyla ilgili siyasi bir sorun yoktur. Güzergâhlar bellidir. Asfaltlama ve teknik altyapı ile ilgili proje çalışmaları çok süratli bir şekilde tamamlanmalı” diye konuşması dikkat çekti.

Mağusa İnisiyatifinin söz konusu açıklamasında “Derinya Kapısının açılması konusunda şu ana kadar herhangi bir ilerleme gözlemleyemedik” denilirken  “Sayın Akıncı ve Sayın Anastasiadis’in, karara bağladığı ve teknik komitelerce de onaylanmış olan geçiş noktalarının açılması konusunda CTP-UBP Hükümeti herhangi bir girişim yapmamakta ısrar etmektedir” diye hükümete yönelik ifadeler kullanıldı.

Açıklamanın devamında “Mağusa - Derinya geçiş noktası gündeme geldiğinden beri topu askeri yetkililere atmaya çalışan CTP Genel Başkanı Sayın Talat’ın tutumu bizde şu ana kadar olumsuz bir etki yaratmıştır. Her türlü teknik sorunun aşıldığı halde hala daha her konuştuğunda siyasi iradesizliği ve isteksizliğini çeşitli bahanelerle ortaya koyan Sayın Talat’ın bu tutumu karşısında Başbakan Sayın Ömer Kalyoncu’nun da bu konuyla ilgili tek bir kelime söylememesi hükümetin isteksizliğinin bir başka örneğidir” denmesi ise, inisiyatifin adım atılmaması konusunda esas eleştirisinin hükümetin CTP kanadına olduğu dikkatlerden kaçmadı.

Mağusa İnisiyatifi, “iki lider tarafından uzun bir süre önce karara bağlanan ve teknik komitelerde onaylanan Mağusa - Derinya kapısının açılması konusunda hükümetin isteksiz davrandığını” ileri sürdü.

İnisiyatif adına açıklama yapan Okan Dağlı, geçiş noktalarının açılması konusunda CTP-UBP hükümetinin herhangi bir girişim yapmamakta ısrar ettiğini iddia etti.

Ortak metin doğrultusunda güven yaratıcı önlemlerin hayata geçirilmesi başlığında şu ana kadar somut bir adım atılmadığını kaydeden Dağlı, özellikle Mağusa Derinya kapısının açılmaması konusunda İnisiyatif ve bölge halkının hayal kırıklığı içinde olduğunu bildirdi.

Dağlı, “Özellikle Mağusa - Derinya geçiş noktası konusunda BM’nin de teyidi ile hiçbir sorunun kalmadığını, sadece geçişlerin açılması için hükümetlerce alt yapı sorununun bir an önce giderilmesinin beklendiği bir durumda, CTP-UBP hükümeti tarafından ciddi bir açıklama ve takvimlendirme yapılmamıştır.

Yaklaşık 4 ay önce kurulan ve takvimlendirdikleri sorunları dahi çözmede yetersiz kaldığını gözlemlediğimiz bir ortamda, hükümetin geçiş noktaları konusundaki irade eksikliği düşündürücüdür” ifadelerini kullandı.

Dağlı, Mağusa ve bölge halkının oldukça duyarlı olduğunu ve bu konuda adım atılmaması durumunda tıpkı mayıs ayında yapılan eylemde olduğu gibi siyasi parti ve siyasi eğilim gözetmeksizin birlik içinde hareket edip gerekli tepkiyi ortaya koyacaklarını belirtti.

Hüdaoğlu: “Hükümet kapılardaki çalışmaları süratle tamamlamalı ”

Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı  Yrd. Doç Dr. Gürdal Hüdaoğlu Aplıç ve Derinya kapılarının açılmasının hükümetle ve olanaklarıyla ilgili bir konu haline gediğini belirterek, Cumhurbaşkanlığı’nın hızlı sonuç alınması için devrede olduğunu belirtti.

Kıbrıs Türk tarafında cep telefonları konusundaki çalışmalarla ilgili siyasi veya teknik hiçbir sorunun söz konusu olmadığını belirten Hüdaoğlu, “Cep telefonları konusunda gereğini yerine eksiksiz getirdik. Hazırız. Maalesef güneyde hâkim değer yargılarının yarattığı sorunlar var. Mevcut yasalara uygun olmadığı gerekçesiyle bürokratik bir dizi direnç de söz konusudur. Güneydeki siyasi irade bu bürokratik dirence karşı iradesini ortaya koymuş değil” dedi.

Müsteşar Gürdal Hüdaoğlu, “İki liderin mutabık kaldığı Güven Yaratıcı Önlemlerin (GYÖ) hayata geçmesindeki gecikmelerin, erken bir çözümün ne kadar önem taşıdığını gösterdiğini de söyledi.

Hüdaoğlu, “Mevcut statüler ve ayrılık içerinden iki toplumun yakınlaştırılması yönündeki hamlelerde rahat hareket edilemiyor” dedi.

Yeni geçiş kapılarının açılması ile ilgili de ayrıntılı bilgi veren Hüdaoğlu “Aplıç’ta güzergah üzerinde mayın riski olan bölge tarama yapılıp bulunan mayınlar temizleniyor. Kilometrelerce mayınlı alan temizleniyor. Tek başına bu bile önemli bir kazançtır. Mühendislik projelendirmeleri aşamasındadır. Derinya kapısı ile ilgili olarak da mayın taraması yapıldı. Kapıların açılması ile ilgili çok ciddi bir aşama tamamlandı. Yeni geçiş kapılarının açılmasıyla ilgili siyasi bir sorun yoktur. Güzergahlar bellidir. Asfaltlama ve teknik altyapı ile ilgili proje çalışmaları çok süratli bir şekilde tamamlanmalı” diye konuştu.

Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Yrd. Doç. Dr. Gürdal Hüdaoğlu, Kıbrıs müzakerelerinde gizli saklı olmadığını ve görüşme tutanaklarının 4-5 gün içinde Cumhuriyet Meclisi ve ilgili kurumlara Türkçe olarak gönderildiğini belirtti.

Hüdaoğlu, özellikle bazı milletvekillerinin Meclis’teki konuşmalarında yaptıkları “müzakere süreciyle ilgili bilgilendirilmiyoruz” yönündeki açıklamalarına değinerek, “Müzakerelerle ilgili her şeyin kelime kelime ve üstelik de Türkçe resmi tutanaklarla, konuşma yaptıkları kürsünün arka odasında bulunduğunu hatırlatmak isterim” ifadesini kullandı.

Gürdal Hüdaoğlu, konuyla ilgili açıklamasında, liderlerin baş başa görüşmeleri de dahil olmak üzere, müzakere sürecindeki her kelimenin, her cümlenin, tarihe not düşülen öneme sahip olduğunu ve titizlikle tutanaklara kaydedildiğini belirtti.

Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Gürdal Hüdaoğlu, müzakere sıklığına göre, haftada 1 veya 15 günde bir cuma günleri, Meclis’teki siyasi partilerin belirlediği temsilcileriyle müzakereci Özdil Nami’nin Cumhurbaşkanlığı’nda düzenli olarak bir araya geldiğini kaydetti.

Cumhurbaşkanlığı’ndaki, haftalık rutin toplantılarda siyasi parti temsilcilerinin sadece dinleyici olarak yer almadığını, sürece ilişkin değerlendirme ve önerilerini de müzakere heyetine birinci ağızdan aktardığını belirten Hüdaoğlu, açıklamasına şu şekilde devam etti:

 “Bu toplantılarda, o haftanın müzakere gündemi paylaşılırken, siyasi partilerin değerlendirme ve önerileri de alınıyor. Dolayısıyla tek taraflı bir bilgilendirme süreci değil, katılımcı ve bir sonraki hafta açısından dikkate alınacak yeni fikirler de tartışılıyor.”

Özellikle bazı milletvekillerinin “müzakere süreciyle ilgili bilgilendirilmiyoruz” diye ısrarla yaptığı açıklamalara da dikkat çeken Müsteşar Hüdaoğlu, “Bu iddiaları Meclis kürsüsünde ifade eden sayın milletvekillerine arka odada müzakere süreciyle ilgili her şeyin kelime kelime ve üstelik Türkçe resmi tutanaklarla bulunduğunu hatırlatmak isterim” ifadelerini kullandı.

Hüdaoğlu, sivil toplum örgütlerini bilgilendirmeye yönelik geçtiğimiz günlerde, ülke tarihinin en geniş katılımlı ‘Sivil Toplumla İşbirliği ve Diyalog Toplantısı’nın da yapıldığını hatırlatarak, bu toplantının geçtiğimiz eylül ayında gerçekleştirildiğini ve yaygınlaştırılarak düzenli olarak devam edeceğini de belirtti.

Kamuoyundaki tüm görüşlerin Cumhurbaşkanlığı tarafından itibar gören fikirler olduğunu ifade eden Hüdaoğlu şunları kaydetti:

 “Her kesim kendi bakış açısını ortaya koyuyor. Bu bir zenginliktir. Sayın Cumhurbaşkanı halktan aldığı iradeyi esas alarak, konsensüse dayalı bir siyaset izliyor. Sivil toplum örgütleri, siyasi iradenin politikalarını etkilemek amacıyla sivil alanda faaliyet göstererek, siyasal alana müdahil oluyorlar.”

Annan Planı dönemindeki yüksek tansiyonun olmamasına değinen Hüdaoğlu, sivil toplum örgütlerinin ağırlıklı olarak müzakere sürecinin kendi vizyonlarıyla örtüştüğünü net bir şekilde ifade ettiklerini vurguladı.

Annan Planı dönemindeki toplumsal bölünme ve rekabetin çok derin olduğunu belirten Hüdaoğlu, “Evet-hayır kamplaşması vardı. Şimdi, toplum ‘Kıbrıs sorununu çözmemiz lazım’ noktasında ortak bir paydada buluşmuştur. Çözümün parametreleri konusunda da güçlü bir ortak payda mevcuttur. Sayın Akıncı’yı Cumhurbaşkanı yapan da bu toplumsal konsensüstür. Kıbrıs Türk halkının, Kıbrıs sorunundaki yaklaşımı aşırı uçlarda değil, merkezde toplanmıştır. Bu yaklaşımı temsil eden bir liderlik vardır” ifadelerini kullandı.

Yeni dönemde, iki toplumun sivil toplum örgütleri arasında da ortak çözüm perspektifinde bir ilerlemenin ortada olduğuna dikkat çeken Hüdaoğlu, ticaret odaları, müteahhit birlikleri ve sendikaların ortak ziyaretlerle taleplerini hem Cumhurbaşkanı Akıncı’ya, hem de Kıbrıs Rum lideri Anastasiadis’e iletmekte olduklarının altını çizdi.

 “Sivil toplumda yapıcı ve katılımcı bir anlayış hakim” diyen Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Hüdaoğlu, sivil toplumdaki hareketliliğin bir anlaşma metninin ortaya çıkmasıyla hızlanacağını kaydetti.

Eski jargon ve yargılarla konuşan bir muhalefetin de olduğunu ifade eden Hüdaoğlu, toplumsal gündem ve gerçeklikten kopuk, eski klişeler ve ön yargılarla yapılan muhalefetin günümüz Kıbrıs’ında yaygın bir karşılığının olmadığının da görüldüğünü belirtti.

Siyasi parti liderleriyle, Cumhurbaşkanlığı’ndaki bilgilendirme toplantı sonrasında UBP Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün’ün basına yaptığı açıklamada, “Müzakerelerle ilgili endişelenecek bir durum yok” açıklamasını hatırlatan Hüdaoğlu, “Meseleye herkes, yapıcı ve çözüm odaklı bakıyor” dedi.

 

Kıbrıs Postası

Bu haber toplam 204 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.