1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. DERSHANEDE ÇALIŞAN ÖĞRETMEN, HASTANE HİSSEDARI HEKİM
DERSHANEDE ÇALIŞAN ÖĞRETMEN, HASTANE HİSSEDARI HEKİM

DERSHANEDE ÇALIŞAN ÖĞRETMEN, HASTANE HİSSEDARI HEKİM

Arabacıoğlu'nda eğitim ile ilgili özel açıklamalar;

A+A-

 

Arabacıoğlu öğretmenlerin dershanede çalışmasını, hekimlerin hastane hissedarı olmasına benzetti.

Milli Eğitim Bakanı Mustafa Arabacıoğlu, Erçin Şahmaran’ın sunduğu Gündeme Bakış programının konuğu oldu. Okulların yaklaşması ile hazırlıkların hızlandığını ifade eden Arabacıoğlu, öğretmen kadroları ile ilgili sınavın Eylül ayına sarktığını dolayısıyla durumun eğitim hayatına da yansıyacağını ifade etti. Kamu sektöründe çalışan öğretmenlerin dershanede çalışmalarını etik görmeyen Arabacıoğlu,durumu hekimlerin hastane hissedarı olmasına benzetti.

“HAZIRLIĞA YÖNELİK TOPLANTI YAPILDI”

Okulların açılmasına son 3 hafta kaldığını belirten Arabacıoğlu, eğitimin dinamik bir süreç olduğunu bu yüzden de kendi özgü bir yoğunluğu olduğunu söyledi. “Eğitimde her haftanın kendine özgü bir gündemi vardır. Okulların açılacağı zaman öğretmen nakilleri, kadrolar, sınıfların oluşumu, kayıtlar, inşaatlar, tadilatlar, okul kitapları gibi konuların ayrı ayrı incelenmesi gereken konular. Biz Milli Eğitim Bakanlığı olarak tüm müdürlerle hazırlığa yönelik toplantı yaptık” diyen Arabacıoğlu, öğretmen kadroları ile ilgili olan sınavların Eylül ayına sarktığını, bu durumun eğitime yansıyacağını söyledi.

“SINAV TÜZÜĞÜ DEĞİŞMELİ…”

Arabacıoğlu sözlerini şöyle sürdürdü: “Bana göre yapılması gereken sınav tüzüğünün bir şekilde değiştirilmesidir. Sınav tüzüğü ile ilgili yapılacak değişiklikler bundan sonraki yıllarda çok şeyin önünü açacak. Bu öğretmen geçici alındı alınmadı, torpil oldu olmadı… Bu sorunların hepsi ortadan kalkar.”

“SAĞLIKLI BİR ŞEKİLDE GÖZDEN GEÇİRMELİYİZ”

Kadrolaşmadaki sıkıntılara da değinen Arabacıoğlu öğretmen açığının dengesizliklerden dolayı yaşandığını savunarak şöyle dedi:“Esasında öğretmen eksiği var mı yok mu? Bazı yerlerde ciddi boyutta öğrenci sayısında düşme var. Öğrenci azalışı olan yerde öğretmen fazlalığı var. Yani bir dengesizlik söz konusu.

Dolayısıyla bu konularla ilgili bölgesel olarak çalışmalar yapıyoruz. Öğretmen öğrenci sayısı ile ilgili bir çalışma yapıyoruz. Öğrencilerin çoğu özel okullara kaydı. Buna rağmen benim öğretmen açığım varsa bunu oturup, sağlıklı bir şekilde gözden geçirmeliyiz.”Eğitim metotları ve müfredat ile ilgili çalışmaların Doğu Akdeniz Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi ile birlikte yürütüldüğünü hatırlatan Arabacıoğlu; “İlk ve ortaokullarla ilgili eğitim metotları ve müfredat ile ilgili çalışmalar yapılmaktadır.

Bu konu ile ilgili çalışmalar ben bakan olmadan önceki bakan arkadaşlar tarafından düşünülen, programlanan bir olaydı. Fakat bütçe bizim dönemimizde arttı. Bu konu ile ilgili çalışmaları Doğu Akdeniz Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi yapmaktadır. Bu kapsamda şuan 156 personel ilk ve ortaokullardaki eğitim metotları ile ilgili ve müfredatın içeriği ile ilgili çalışma yaparlar. Tüm kitapların içeriği gözden geçiriliyor kitapların bütünselliği sağlanıyor” şeklinde konuştu.

“HEKİMLERİN HASTANE HİSSEDARI OLMASI GİBİ”

Özel eğitime karşı olmadığını belirten Arabacıoğlu, devlet okulunda çalışan bir öğretmenin öğrenciyi dershaneye yönlendirip orada dersi anlatmasını etik bulmadığını söyledi ve şunları kaydetti: “Özel eğitimi yasaklanmasından ziyade bir öğretmenin bulunduğu okuldan öğrencisini özel dershanelere yönlendirmesi tartışılması gereken olaydır.

Dershaneye öğrenci akışını sağlayıp oradan da o öğrenciden benim bir şekilde verdiğim hizmet sonucunda onun karşılığını almam etik midir? Bu etik değildir ve bu ayrı bir tartışma konusudur. Özel eğitim ayrı bir tartışma konusudur. Öze eğitime karşı olmam ama özel eğitimde emeği geçen kişilerin kamu çalışanı olmasını kabullenmek doğru değil. Zaten bu da yasal değildir.

Ama maalesef bu artık içli dışlı duruma geldi. Kamu çalışanı hekimlerin hastanelere hissedar olması gibi dershanelerde de kamuda çalışan öğretmenlerin ortak olması etik olmayan durumlardır.”

“ENGELLİ ÇOCUKLARIN EĞİTİMİ TAM GÜN OLMALI”

Engelli çocukların eğitim ile ilgili olan sıkıntılarına değinen Arabacıoğlu sözlerini şöyle tamamladı: “Bir kısmı normal eğitim müfredatı içerisinde devam eden kaynaştırma sınıfları ile eğitimlerine devam eden öğrencilerimizdir. Bir kısmı da, örgün eğitim dediğimiz yaş gruplarının dışında özel eğitime gereksinim duyan çocuklarımızdır.

Bunların durumu daha farklıdır tabi. Biz eğitimi hep örgün eğitim içerisinde düşündüğümüz için yaş grupları aynı olmasa dahi belli bir yaş grubuna kadar belli bir popülasyonda tutup belli bir eğitim verdiğimiz çocuklarımızdır. Tam gün ve tam yıl özel eğitimde olmazsa olmazdır. Normal eğitimde bunu söylemem ama özel eğitimde bu şarttır. Çünkü zaten bu çocukların eğitimleri öğrenimleri yazmaları ve olayları kavramaları açısından belli sıkıntıları olduğu için biz bunlara özel eğitime ihtiyaçları var deriz.”

Star Kıbrıs

 

Bu haber toplam 1124 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.