1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. DURUM VAHİM
DURUM VAHİM

DURUM VAHİM

Kuzey Kıbrıs’ta hayvanların neredeyse yarısı hastalıklı ve önlem alınamıyor!

A+A-

 

Kuzey Kıbrıs’ta 357 bin küçükbaş, 68 bin de büyükbaş hayvan olmasına karşın, bunların neredeyse yarısının hastalıklarla boğuştuğu bildirildi. Hastalıklı hayvanların bir kısmı toprağa gömülerek imha edilirken, bir kısmının insanlara ulaştığı iddia ediliyor. Özellikle veteriner kontrolünün olmadığı yerlerde et tüketilmesine dikkat edilmesi öneriliyor.

Kuzey Kıbrıs’ta yaklaşık 5 bin kişi hayvancılıkla uğraşıyor. Bunların aileleri ve parasal ilişkilerde bulundukları insanlarla birlikte sayısı 50 bini buluyor.

Ne var ki; bu yıl özellikle çok kurak geçen kış mevsimi sonrasında birçok sıkıntı yaşayan ve adeta batma noktasına gelen hayvancılar, diğer yandan hastalıklarla boğuşuyor. 

Bir grup üretici, hayvanların kışın çayır yememesi ve yeterli beslenmemesi nedeniyle çok kolay hasta olmaya başladıklarını ve bununla ilgili devletin hiçbir önlem almadığını söyledi.

Hayvan yetiştiricileri, Brucella, Scarpie ve Visna hastalığının ülkemizde çok yaygın bir duruma geldiğini belirterek, hayvanlarının göz göre göre ölmesine isyan ettiklerini ve acil yardım beklediklerini bildirdi.

Hayvan Üreticileri ve Yetiştiricileri Birliği Başkanı Mustafa Naimoğulları yaptığı açıklamada, sözkonusu hastalıkları doğrularken “hayvanların neredeyse yarısında bu hastalıklardan bir tanesi vardır”dedi. Naimoğulları, hastalıklı hayvanların sayısını tam olarak tespit edebilmek ve önlem alabilmek için en az 2 yıllık bir araştırma gerektiğini belirtirken, Tarım Bakanlığı’nın bu konuda herhangi bir çalışma yapmamasından yakındı. Naimoğulları, gelinen noktasa sadece Brucella ile mücadele için dahi 15 milyon TL’nin yeterli olmayacağını belirterek, üreticinin çok zor durumda olduğuna dikkat çekti.

Mustafa Naimoğulları “ülkede yaşanan sorunlara karşı ilgi yok, sistem yok, para da yok”dedi. 

Üreticiler ne diyor?

Ecevit Konya (Çamlıbel)

“Bir önceki yıl kurak geçti, bu yıl ise tam bir felaket yaşadık, hayvanların yiyebileceği ot bile çıkmadı. Bu durumda zaten zor durumda olan hayvancı adeta sıfırı tüketme durumuna geldi. Çok problemimiz var ama bana göre en büyük problem hayvan hastalıkları. Bu gün ülkedeki bütün hayvan yetiştiricilerinin sürüleri hastalıkla boğuşuyor. Benim birçok hayvanım hastalıktan öldü. Geçen yıl 900’ün üzerinde olan küçükbaş hayvanlarımın sayısı bu gün 370 civarına düştü. Geçen yıl devletten gelip hayvanlardan kan alındı ve bu hayvanların hastalıkları belirlendi. Ama daha sonra bişey yapılmadı, ardından da hayvan ölümleri başladı, zaten birçoğunu da devlet imha etti. Şu anda hayvan düşükleri yaşıyoruz. Yani artık yavaş yavaş sürüyü sıfırlıyoruz. Bizim büyük zararımız var, devletimiz bize sanki yabancı ülkenin insanıymışız gibi yaklaşıyor. Artık bittik, eğer biz de bu ülkenin vatandaşıysak biraz da bizim sorunlarımızla ilgilensinler".

 

Fahri Darbaz (Güneşköy)

“Veteriner dairesinden 1 sene önce gelip benim hayvanlarımdan kan aldılar ve hayvanlarımın 60-70 tanesinde Scarpie, 160-170’inde Brucella ve 200 küsurunda da Visna hastalığı olduğunu tesbit ettiler. Ben bu hayvanları sürüden ayırarak ayrı olarak beslemeye başladım, bana bu hayvanları alacağız dediler ama hiçbir ses çıkmadı. Birçok yere gittim, bana çok sözler verdiler ama hiçbirisi sözünü tutmadı. Bu hayvanları beslemek ve bakmak bedava değil, zaten durumumuz iyi değil, ben mecburi bu hayvanları daha fazla besleyemediğim için sürüye kattım. Şimdi dere yatakları, ovalar hayvan leşiyle dolu. Halbuki bunların devlet tarafından alınarak itlaf edilmesi gerekirdi. Artık daha fazla dayanacak gücüm kalmadı, ot bile bitmeyen bu yılda hiçbir yardım alamadık. Bu arada ülkedeki birçok hastalıklı hayvan mezbahalarda kesilip vatandaşın önüne, sucuk, salam, lahmacun, kıyma ve döner olarak konuyor.

Bizim de bunu yapmamızı mı istiyorlar, bu hayvanların muhakkak itlaf edilmesi gerekir. Bugün çiftçiye yapılan doğrudan gelir desteğinin büyük bölümü aslında memura yapılan yardımdır. Çünkü gerçek çiftçiler ayni zamanda hayvancılık da yapar. Bunun ayırımının acil olarak yapılması gerekir. Bizim devlet memurlarıyla rekabet edecek gücümüz yoktur, onlar aybaşı dedi mi maaşlarını alıyorlar, sabit gelirleri olduğu için rahatlıkla işlerini görecek kredi de alabiliyorlar. Bizim öyle bir durumumuz yok. Biz bu kötü yılda sadece hayvanlarımızı yaşatabilmek için, hayvan başına arpa ve saman desteği istiyoruz”.

 

Hüseyin Beyaz (Altınova)

“Hayvancıların ayakta durması için öncelikle girdi-çıktı maliyetlerinin dengelenmesi gerekir. Bugün küçükbaş bir hayvanın okka başı maliyeti 22 liradır, ama biz oğlağın okkasını 9-10 lira, kuzuyu ise 11-12 liraya satıyoruz, en son devlet 14 liradan alım yaptı. Buradan da görüldüğü gibi biz zararına satış yapıyoruz. Sonra eskiden arpanın kilosunu 25-30 kuruşa alırken kuzunun okkasını 14 liraya satuyorduk, şimdi ise arpanın kilosunu 70 kuruşa alıyoruz ve kuzunun okkası da 11-12 liradan gidiyor. İşte biz hayvan yetiştiricilerinin son yıllarda geldiği durum kısaca bu şekildedir. Sonra bu yıl yağmur olmadığı için hayvanlar çayır yiyemedi, sürekli mandırada besicilik yapıyoruz, bu da maliyetleri artırdı. Yine bu sebeple hayvanların süt verimi düştü ve zayıf düştükleri için hastalanıp ölen de çok. Şimdi yeni bir sezona giriyoruz, tarla icar parası gerekli, tohumluk parası, mazot parası gibi giderler olacak, ama hayvancıda bunu alacak para malesef ki yok”.

 

Hüseyin İnlen (Kaleburnu)

“Net olarak söylüyorum hayvancının işi çok zor, artık battık, artık borçlarımızı nasıl ödeyeceğiz derdinde değil evimize ekmek nasıl alacağız derdindeyiz. Bu yıl yağmur yağmadığı için ot bile bitmedi, hayvanları nasıl yedireceğiz, besleyeceğiz onu bilmiyoruz. Devletin yapacağı doğrudan gelir desteği ne zaman yapılacak belli değil, yurtdışından gelen kabayemi üreticinin alacak gücü yok. Kurak sene nedeniyle hayvan hastalıkları yaygınlaştı, hergün hayvanlarımız ölüyor. Kısaca her geçen gün zararımız artıyor ve eğer önlem alınmazsa hepimiz batıp gideceğiz. Bu ülkede keşmekeş çok, bize göre ülkede hayvan fazlalığı var, ama kasdaplara göre hayvan sayısı az ve bu nedenle Güney Kıbrıs’tan et ithali istiyorlar, sonra kaçak olarak gelen dünya kadar et var. Kısacası herşey bizim aleyhimize gelişiyor, bizi ne dinleyen var ne de sorunlarımıza çözüm arayan var”.

 

Kaan Beyaz (Kuzucuk)

“Bu ülkede öncelikle hayvancının tanımı yapılmalıdır, bu tanım gereklidir çünkü geçimini ve tüm zamanını hayvancılığa harcayanlarla özellikle memur olup da ikinci iş olarak bu işi yapanların ayrımı yapılabilsin. Şu anda maaşını günü gününe alan memurlarla bizler rekabet etmeye çalışıyoruz ama tabi ki şartlara baktığımız zaman bunun olanaksız olduğu apaçık bellidir. Ülkede tüm özel sektör olduğu gibi bizi de düşünen yok, memur hayat pahalılığı alır ama bizim süt fiyatları artmaz hep yerinde sayar. Kısa bir süre önce biz 1 torba inek yemini 27 litre süt fiyatına alabilirdik, ama şimdi 1 torba inek sütünü 39 litre süt satarak alabiliyoruz. Bu arada şunu da söylemek isterim, Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül son ziyaretinde KKTC’nin refah düzeyi arttı dedi, herhalde ona bilgi verenler hatalı bilgi veriyor, çünkü durum böyle değil gelip bize sorsunlar bakalım refah düzeyimiz arttı mı diye. Bu ülkede büyük bir su sorunu var, biz hayvanlarımıza su bulabilmek için canımızı yiyoruz, ama diğer taraftan memur olanlar tankerler alarak su satıyorlar ve bunu da hiçkimse görmüyor. Yine tarım arazileri son derece büyük bir hızla betonlaşıyor, bu konuyu da çözmeleri lazım. Sanki ülkemizde sonsuz tarım arazisi varmış gibi verimli topraklar imara açılıyor. Son olarak söyleyeceğim, şu anda hayvan yetiştiriciliği yapanların % 90’ının sigortası yoktur, bu da sanırım durumumuzu en açık ortaya koyan gerçektir”.

 

Mustafa Naimoğluları (Hayvan Üreticileri ve Yetiştiricileri Birliği Başkanı)

 

“Ülkede hastalık yoktur denilemez. Bunda mağduriyet hayvancınındır ve büyük zararlar vardır.Hayvancı tazmin edilmelidir. Zorunlu Sigorta Fonu bunun içindir. Ve bu fonda sadece 15 milyon TL birikti, hükümet bununla da kuraklığı çözmeye çalışıyor. 

Tarım Bakanlığı’nın kasasında şu anda hayvancıya verecek para yoktur. Sigortada olan parayı da hayvancıya verme niyeti yok.Yani zararı gören hayvancıdır. 

Hastalıklı hayvanları mezbahaya götürmüyoruz. Bunlar, toprak kazılarak gömülür.

Son zamanlarda hayvancılıkta ciddi sorunlar vardır.Bu hastalıklar ekonomik olarak da hem ülkeye hyem de hayvancımıza büyük darbedir.

Konuların üzerine ciddiyetle gidilmelidir. Uzun zamandır çözüm getirmiyorlar.

İşin boyutu geniş kapsamlı bir taramadan sonra belli olur. Bu tarama ise 2-3 yıllık bir süreç ister. Uzun zamandır tarama yapılmıyor. Sadece hayvancı şikayet ederse tarama yaparlar, yoksa şikayet yapılmazsa yapılmaz.

Devletin bu hayvanları satın alıp, imha etmesi gerekir. Ama bu da yapılmıyor.

Hayvan sayısı fazla

Kuzey Kıbrıs’ta 357 bin küçükbaş, 68 bin de büyükbaş hayvan olduğunu söyleyen Mustafa Naimoğulları,”Yaklaşık 5 bin kişi hayvancılıkla uğraşıyor. Bunlar aileleri ve yanlarında çalıştırdıkları, ya da iş yaptıkları kişilerle birlikte 50 bini buluyor”dedi.

Bir süre önce Rum tarafında yaklaşık 150 bin hayvanda Scarpi ve Visna hastalıklarının görüldüğünü, ancak devletin ilgisi ve AB’nin müdahalesi nedeniyle bu hastalıkların büyük ölçüde ortadan kalktığını vurgulayan Naimoğulları “ama bizde ilgi yok, sistem yok, para yok” dedi.

İthal ürünlere fon artışı

Bu arada KKTC hükümeti, Tarım Sigorta Fonu’na daha çok gelir toplayabilmek için, ithal süt ürünlerinin yüzde 2 olan fon uygulamasını yüzde 8’e çıkarıyor.

Bunun yanında ithal edilen yemlere de özel fon konarak Tarım Sigorta Fonu’nun güçlendirileceği belirtilirken, ithal süt ürünlerinin fiyatlarında artışların kaçınılmaz olacağı belirtiliyor.

 

Diyalog

 

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.