1. HABERLER

  2. SPOR

  3. EMMANUEL EBOUÉ'NİN BİLİNMEYEN YÖNLERİ
EMMANUEL EBOUÉ'NİN BİLİNMEYEN YÖNLERİ

EMMANUEL EBOUÉ'NİN BİLİNMEYEN YÖNLERİ

Galatasaray'ın Fildişi Sahili futbolcusu Emmanuel Eboué, LİG TV'de yayınlanan Quiz programına konuk oldu. Galatasaray'ın yıldız futbolcusu bilinmeyen yönlerini anlattı.

A+A-


UNUTAMADIĞIN GOL

Asla unutamayacağım gol 2005 yılında Safonktor diye bir takıma karşıydı. Topu orta sahada aldım direk kaleye vurdum ve gol oldu. O maçı sanırım 4-3 kazanmıştık. Arsenal de oynadığım ilk maçımdı ve o karşılaşmada gol attım. Bir kupa maçıydı ve o gol sayesinde Avrupa Kupalarına gitmeye hak kazanmıştık.

UNUTAMADIĞIN MAÇ

2 tane unutamadığım maç var. Bir tanesi 2006 yılında Arsenal - Real Madrid maçıydı, benim için çok zorlu bir maçtı ve karşımda Robinho oynuyordu. Arkadaşlarım bile bana Robinho muhteşem bir oyuncu senin için zorlu bir maç olacak diye dalga geçiyorlardı. Bende problem yok ne olacağını Tanrı bilir dedim. Maçı kazandık ve maçtan sonra da Robinho bana geldi ve bravo dedi. Dediğim gibi neler olabileceğini yalnızca Tanrı bilir. O gün ben iyi oynadım ve çok mutlu olmuştum. O maç Barnebau'da oynadığım ilk maçtı. Zidane ve Ronaldoya karşı oynamıştık o maçı kazandık ve finale yükselip Barcelona ile karşılaştık. 2006 yılında Arsenal olarak muhteşem bir savunmaya sahiptik. Real Madrid maçını kazandığımızda deli gibi ağlamıştım. Eşim beni seni hiç böyle ağlarken görmemiştim demişti ama finalde Barcelona'ya kaybettik. Futbol böyle birşey, neler olacağını hiçbir zaman bilemiyorsunuz. Benim için kaybetsek bile o gün harika bir gündü.

EN ÇOK SEVİNDİĞİN MAÇ

Çok maçta çok sevindim ama Bolton'a karşı oynadığımız bir maç vardı. O maçta iki gol atmıştım sanırım. 2. golden sonra kurbağa dansı denilen kendi özel dansımı yapmıştı. İlk golden sonra da maymun dansı yapmıştım. Herkes çok gülmüştü çünkü böyle birşey daha önce hiç görmemişlerdi. Çok zor bir danstır ama arkadaşlarım golün ardından gelip benimle beraber o dansı denemeye çalışmışlardı.

EN İYİ OYNADIĞIN MAÇ

2006 yılında Avrupa'da çok iyi gidiyorduk. Ben de o dönemde gerçekten çok iyi oynuyordum. Tanrı dışında kimse neler yapabileceğimi bilmiyordu ama ben kendimi ispatladım. 2006 yılı benim için güzel geçti.

EN KÖTÜ OYNADIĞIN MAÇ

Wigan'a karşı oynadığımız bir maçtı, o maçı asla unutmayacağım. O maçta sahaya çıkan hiçbir arkadaşım iyi oynayamamıştı ama maçı kazandık. Galibiyete rağmen taraftarlar bizi yuhaladı. Bana Eboue çık dışarı diye bağırıyorlardı. O benim hayatım boyunca geçirdiğim en kötü günlerden biriydi. Taraftarların bana karşı bağırıyor olması gerçekten çok kötüydü ama hayatta her zaman sakin davranmalıyız. Bizim işimiz kolay değil her zaman herşeye hazır olmalıyız. O maçı 1-0 kazanmıştık ama o kadar kötü oynamıştım ki bir daha Arsenal ile sahaya çıkmak bile istememiştim. Ertesi gün Wenger'i aradım ve ben kendimi iyi hissetmiyorum antremana gelmeyeceğimi söyledim. O da bana biliyorum senin için zor bir maçtı ama lütfen antremana gel dedi. Bende hayır dedim, evimde oturdum uzandım ve kendimi rahatlatmaya çalıştım ertesi gün antremana gayet iyi bir şekilde gittim.

EN BEĞENDİĞİN STAT

Dürüst olmak gerekirse bir çok önemli ve büyük stadyumlarda oynadım ama atmosfer olarak gördüğüm en muhteşem statları Türkiye'de gördüm. Hayatımda böyle birşey hiç görmemiştim. Galatasaray'a ilk geldiğimde beni havaalanında karşılaşmışlardı. Böyle bir şeyle ilk kez karşılaştığım için çok korkmuştum ama daha sonradan Türkiye'deki taraftarların böyle tutkulu olduğunu anlayınca kendi kendime aman Tanrım dedim. Statta da taraftarlarımız bizi müthiş destekliyor harika bir atmosfer oluyor.

EN İYİ GOLCÜ

Gördüğüm en iyi golcü benim. Şaka yapıyorum tabiki. Dünyada birçok muhteşem golcü var. Hepsi bireysel olarak harika işler yapıyorlar. Şu anda herkes Messi'den bahsediyorlar, onun dünyanın en iyi oyuncusu olduğunu söylüyorlar. Tabiki öyle ama benim için dünyadaki tüm golcüler en iyisidir. Gol atmak kolay iş değil ve bunu başaran herkes övgüyü hak ediyor.

BEĞENDİĞİN EN İYİ OYUNCU

Cafu ve Thuram onları gerçekten çok seviyorum. Afrikada'yken devamlı onları izliyordum. Bir gün Arsenal'deyken Milana karşı oynuyorduk. Cafu'ya gittim dedim ki, seni çok beğeniyorum bir gün senin gibi olmak istiyorum. O da bana Tanrıya inanırmısın dedi. Bende tabiki dedim. O da tamam o zaman dedi. Maçtan sonra tekrar yanına gittim dedim ki şapkanı, tişörtünü, şortunu, ayakkabılarını, çorabını hepsini istiyorum. O da tamam deyip bana verdi. Thuram'ı da bir kere gördüm o da muhteşem bir oyuncuydu bende onlar gibi olmak istiyorum.

BEĞENDİĞİN EN İYİ KALECİ

Cevaplaması çok zor bir soru, eğer Muslera demezsem, Muslera yarın beni öldürür ama benim birçok kaleci arkadaşım var. Kimin ismini söylemezsem, muhtemelen beni öldürür. Bence kalecilik çok zor bir iş bu yüzden kim olduğunuz önemli değil, tüm kaleciler çok iyidir çünkü çok zorlu bir işleri var.

EN KÖTÜ KALECİ

Bilmiyorum, oynadığımız bütün kaleciler bana sorun yaratmayı başardı. O yüzden buna cevap veremeyeceğim.

EN SEVDİĞİN HAKEM

Collina. Çok ateşli biriydi, onu asla unutamam. Çok sert biriydi, yanınıza geldiğinde işiniz bitmiş demekti. Onla tartışmaya çalıştığınızda gözlerini açardı ve sizde birşey yapamaz geri dönerdiniz. Bu yüzden bence en iyi hakem oydu.

EN YETENEKLİ OYUNCU

Şu anda Messi ama bireysel olarak dünyada birçok yetenekli futbolcu var. Yine de herkes biliyor ki şu anda dünyadaki en büyük yetenek Messi.

EN YETENEKSİZ OYUNCU

Arsenal'de bir arkadaşım vardı. İsmini söylemek istemiyorum ama şu anda çok iyi bir oyuncu olsa da o zamanlar yeteneksizdi. Adını vermeyeceğim çünkü duyarsa beni öldürür ama o zamandan beri çok çalıştı ve kendini geliştirdi.

EN ÇALIŞKAN OYUNCU

Tabiki benim. Her zaman çok çalışırım çünkü bizim işimiz hiçte kolay değil. Vücudumuz makina gibi bu yüzden ona her zaman dikkatli davranmalıyız. Antreman öncesi ve antreman sonrasında da kendimize dikkat etmeliyiz. Mesela takım arkadaşım Dany her zaman çok iyi çalışır. Onunla beraber antremanlara en önce biz geliriz en son da biz çıkarız.

EN TEMBEL OYUNCU

Birçok tembel oyuncu gördüm ama isimlerini söylemek istemiyorum. Geçen sene buraya geldiğimde Aydın'ı çalışırken fazla göremiyordum ama bu sene ne olduysa kendine çok dikkat etmeye başladı. Bende ona bravo Aydın dedim. Geçen sene ise onu spor salonuna çağırırdık hadi gel Aydın derdik. O da bize yok yok lütfen derdi. Bizde tamam o zaman git derdik, bu sene spor salonunada geliyor, kendine de iyi bakıyor. Bu sayede de sahada bize yardımcı olabiliyor.

EN İYİ ŞARKI SÖYLEYEN

Tabiki ben çok iyi şarkı söylerim. Türkçe şarkılarda biliyorum. Semih Kaya da iyi şarkı söyler ama ben hem iyi bir aktör, iyi bir şarkıcı ve iyi bir futbolcuyum, pop starım.

EN KÖTÜ ŞARKI SÖYLEYEN

Eray. Bazen o şarkı söylerken gidiyorum yanına yavaş diyorum. Türkçe söylüyor ama çığlık atar gibi söylüyor. Bende O'na sakin ol diyorum ama mesela Semih çok iyi söylüyor.

EN ÇOK YEMEK YİYEN

En çok yemek yiyen futbolcu çok üzgünüm Sneijder. Şu kadar boyu var ama her zaman yemek yemek yemek. Sneijder yemek yemeyi çok seviyor. Buraya geldiğinden beri sürekli yemek yiyor, O'na bir gün Sneijder yavaş yavaş dedim.

DUŞTA EN FAZLA KALAN OYUNCU

Ben ve Dany. İkimizde duşta çok fazla kalıyoruz. Belki 1 saatten fazla, insanlar ne yapıyorsun bu kadar saat duşta diyor. Bende duş alıyorum iyi bir banyo yapmaya çalışıyorum diyorum. Onlarda bize, her zaman duştasınız diyorlar ama vücudumun temizliği benim için önemli.

EN BONKÖR OYUNCU

Buraya geldiğimden beri birçok Türk oyuncu ihtiyaç duyanlara yardım ediyor. Benim için kimin daha fazla verdiğinin önemi yok. Önemli olan insanlara yardım etmek. Bu çok güzel birşey. Başından beri görüyorum ki herkes gerekirse yardım ediyor gerekirse para veriyor.

EN CİMRİ OYUNCU

Parasını harcamaktan en hoşlanmayan oyuncu, Riera bence. Cebinde yılan olabilir. Eğer ondan para isterseniz veriyor ama vermeden önce iki gün falan düşünür.

EN ÇOK KONUŞAN OYUNCU

Ben. Konuşmayı çok seviyorum. Herkesin mutlu olmasını sağlamaya çalışıyorum. Bu yüzden geveze olmam önemli değil aklıma bişe gelirse anlatırım.

EN AZ KONUŞAN OYUNCU

Takımımızda en az konuşan oyuncu Furkan. Bazen ağızını açıp Furkan konuş konuş konuş diyesim geliyor. Çünkü geliyor günaydın merhaba falan diyor herkese sonrada bir yere geçip telefonuyla uğraşıyor. Antreman başladığında gidiyor çalışıyor. Antreman bittiğinde duşa giriyor sonra da doğruca evine gidiyor. Onun yanına gidip Furkan lütfen biraz konuş diyorum ama o çok utangaç biri.

EN DOĞRUCU OYUNCU

Selçuk. Dany de öyle. Kötü birşey yaptığımda yaşımı önemsemeksizin bana gelip doğruca söyleyebiliyor. Bana diyorki Manu bu doğru değil doğru yapmıyorsun. Bence böyle davranması çok iyi birşey. Umut Bulut da öyle. Ayrıca Umut en az konuşan oyuncular arasında da sayılabilir. O da konuşmayı pek sevmez, her zaman sessizdir.

EN ABARTAN OYUNCU

Bence Melo. İkincisi bazen ben ama en çok Melo.

EN İYİ GİYİNEN OYUNCU

Bana bakın ben her zaman iyi giyinirim. Ayrıca Muslera her zaman temiz şık kıyafetler giyer.

EN KÖTÜ GİYİNEN OYUNCU

Taffarel. Bazen çok genç işi kıyafetler giyiyor. Bende Taffarel yapma ama diyorum oda bana Manu problem yok diyor.

EN GADDAR OYUNCU

Kardeşim Melo. Bazen ondan ben bile korkuyorum. Melo lütfen yavaş diyorum. İtiraz da ediyor çok fazla bu yüzden sarı kart görüyor. Bazen başınızı öne eğmeyi bilmelisiniz. Her zaman çabuk sinirleniyor. Bende O'nu, Melo lütfen diyerek sakinleştiriyorum.

EN YUMUŞAK OYUNCU

Sneijder. O her zaman çok sakin. Antremanlardan sonra duşunu alır ve hemen eve gider. Sahada da hiç kimseye çok sert müdahalelerde bulunmaz ama ben ona antremanlarda bazen çok sert dalıyorum. O da bana Manu niye her zaman ben diyor. Bende ona ben sana vuruyorsam sende bana vur futbol böyle birşey diyorum. Bu tabii onu sevmediğim anlamına gelmiyor bazen böyle davranmalısınız.

LAKAP

Benim ülkemde bazı insanlar bana fakirlerin tanrısı der. Çünkü ben yardım etmeyi çok seviyorum. Bu yüzden bana fakirlerin tanrısı derler. İhtiyacı olan kişilere yardım etmemiz lazım. Arkadaşlarım bana değişik bir şekilde seslenirler, bunu telefuz etmesi çok zor. Afrika'ya gittiğinizde lakabımı söylediğinizde herkes benim evimi gösterebilir.

EN SEVDİĞİN YEMEK

Pilav. Türk pilavını çok seviyorum çok güzel buraya gelmeden önce Drogba'yla konuşmuştuk bana Türkiye'de yemekler güzel mi diye sordu, bende 'bana bak buraya gelmeden önce nasıldım şimdi nasıl şişmanladım' Buradaki yemekler gerçekten çok güzel. Birgün şefin pilavı diye bir şey yedim harikaydı. Benim ailemde pirinçi çok sever, devamlı pirinç yeriz. Bu yüzden pilavı çok seviyorum.

EN SEVDİĞİN ŞEHİR

En sevdiğim şehir kendi ülkemdeki Apijam ama ayrıca burayı da çok seviyorum. Pek dışarı çıkan birisi değilim ama İstanbul'da çok güzel bir şehir.

KAZANDIĞIN İLK PARAYLA NE ALDIN

Avrupa'ya gelmeden önce ülkemde akademide forma giyiyordum. Bana verdikleri tüm para 50 euro civarında bir şeydi. Tabii o zamanlar daha 15 yaşındaydım. O ilk parayla da büyükanneme birşey almıştım ama tam hatırlamıyorum.

FUTBOLCU OLMASAYDIN NE OLURDUN

Futbolcu olmasaydım filmlerde oynardım, aktör olurdum. Komedi filmlerinde oynardım. Çünkü ben her zaman insanları mutlu etmeye çalısırım. Belki futbolculuk kariyerim bittikten sonra aktör olmayı düşünebilirim.

Bu haber toplam 1324 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.