1. HABERLER

  2. EKONOMİ

  3. EURO 11 YILIN EN DÜŞÜĞÜNDE SEYREDERKEN...
EURO 11 YILIN EN DÜŞÜĞÜNDE SEYREDERKEN...

EURO 11 YILIN EN DÜŞÜĞÜNDE SEYREDERKEN...

Ekonomist Okan Veli Şafaklı'dan Euro değerlendirmesi;

A+A-

EURO 11 YILIN EN DÜŞÜĞÜNDE SEYREDERKEN VELİ ŞAFAKLI'DAN DEĞERLENDİRME...

Kıbrıs Postası'nın haberine göre, “Euro’ya değer kaybettiren sadece Yunanistan’ın durumu değil” diyen ve düşen Euro’da paritesini değerlendiren Ekonomist Okan Veli Şafaklı, Euro’nun ‘rezerv para’ olarak gözden düşmekte olduğunu, AB’nin Euro bölgesini kurgularken önemli bir sistem hatası yapıldığının bugün net olarak ortaya çıktığını, Yunanistan’daki seçimlerin ise bunun kıvılcımını ateşlemiş olduğunu kaydetti.

Yunanistan erken genel seçimlerini radikal sol Syriza partisinin öngörülenin de üzerinde bir oy oranı ile kazanmasının ardından euro/dolar paritesi 1.12 düzeyinin de altına inerek 11 yılın en düşük düzeylerine geriledi.

Syriza’nın programına, Avrupa Birliği, Avrupa merkez bankası ve Uluslararası Para Fonu’ndan oluşan Troyka ile yapılan program kapsamındaki tasarruf önlemlerini kaldırmayı ve borçların yeniden müzakere edilmesini koyması, piyasalarda "gerginlik endişesi" yarattı.

Ancak Euro’daki düşüşün Yunanistan’daki seçimle ne denli doğrudan ilişkili olduğu konusunda uzmanlar mutabık değil.

Öte yandan Euro bölgesinde büyüme hızı düşüyor, işsizlik artıyor, borsa endeksleri baş aşağı gidiyor, deflasyon tehlikesi artıyor.

Euro’da paritesini değerlendiren Ekonomist Okan Veli Şafaklı, Euro’nun ‘rezerv para’ olarak gözden düşmekte olduğunu, AB’nin Euro bölgesini kurgularken önemli bir sistem hatası yapıldığının bugün net olarak ortaya çıktığını, Yunanistan’daki seçimlerin bunun kıvılcımı ateşlemiş olduğunu kaydetti.

“Ekonomik kalkınmanın ivme kazanacağı öngörülmüştü”

Şafaklı şöyle dedi; “Yunanistan’ın son olarak daha belirgin hale gelen Euro için hassas durumunu incelemeden önce Avrupa Birliği(AB) ve Euro Bölgesi için kısa bir bilgi vermekte yarar var: Avrupa Birliği (AB), demokratik Avrupa ülkelerinden oluşan, vatandaşlarının hayatlarını iyileştirmek ve daha iyi bir dünya yaratmak için çalışan bir aile olduğunu iddia etmektedir. Bu çerçevede, tek Avrupa para birimini (Euro) oluşturmuş ve sermayenin, hizmetlerin ve malların serbest hareket ettiği sınırsız ‘tek pazarı’ meydana getirmiştir.

Özellikle, tek Avrupa para birimine (Euro) geçişle mübadele maliyetlerinin düşeceği, kur riskinin ortadan kalkacağı, şeffaflığın artacağı ve fiyat odak rekabetin daha fazla önem kazanacağı, finansman riskinin azalacağı, fonlama maliyetinin azalacağı, yatırım ve finansman kaynaklarının artacağı ve bu yolla ekonomik kalkınmanın ivme kazanacağı öngörülmüştü…”

Euro’ya ilk darbeyi İngiltere ve Danimarka vurdu

“Birleşik Krallık ve Danimarka, Maastricht Antlaşması'nda yer alan ayrıcalıklara dayanarak Euro’ya geçmeyen AB üyeleridir. Bu ülkelerin hükûmetleri ya da bir referandum sonucu halkları bu yönde karar vermedikçe AB tarafından yasal bir baskıyla karşılaşamazlar. 28 Eylül 2000'de Danimarka'da yapılan referanduma göre, oy verenlerin %53,2'si Euro’ya geçmeye karşı çıkmıştır. İsveç'in avro konusunda bir ayrıcalığı olmamasına karşın, bu ülkede gerçekleştirilen referandumlar Euro’ya geçişi engeller durumdadır. 14 Eylül 2003'teki referanduma göre, oy kullananların %56,1'i Euro’ya 'hayır' demiştir.

Özellikle İngiltere kendi para biriminden vazgeçmesini egemenliğinden vazgeçmekle ve gelenekleri ile ters düşmekle bir tuttuğu için Euro bölgesine dâhil olmamıştır. AB krizi nedeni ile halen daha düze çıkamayan ülkelerin durumu incelendiğinde İngiltere’nin Euro dışında kalmasının doğruluğunu halen Euro bölgesinde olan ülkeler de dillendirmeye başlamıştır.

Hatta İngiltere bu kadar ile de kalmayıp AB’den de çıkma fikrini de ortaya atmıştır.  Şöyle ki, en son Avrupa Birliği bütçesine ek katkı yapması yönündeki taleplerle AB ile ilişkileri gerilen İngiltere Başbakanı David Cameron ise bu yıl yapılacak genel seçimler öncesinde 2017’de birlikte kalmak ya da ayrılma noktasında referandumu yapma konusunda kararlı olduklarını belirtmiştir…”

Euro’ya değer kaybettiren sadece Yunanistan’ın durumu değil

Ekonomist Şafaklı sözlerini şöyle sürdürdü; “Yunanistan'da seçimler Radikal sol eğilimli Syriza'nın kazandığının açıklanması ile birlikte Euro, ABD Doları karşısında 1,11 seviyesini altını gördü.

Euro, ABD Doları karşısında 9 Eylül 2003'den bu yana ilk kez 1,11 seviyesinin altına inerek 1,1098 seviyesini test etti.

Yunanistan’ın seçimleri yanında Euro’nun cazibesini azaltan aşağıdaki sebeplerden de bahsedilmesi gerekmektedir:

Amerika Merkez Bankası’nın (FED) tahvil alım programını sonlandırması Euro’nun önemli ölçüde kan kaybetmesine neden olmuştu. Şimdi ise FED’in ne zaman faiz artırmaya başlayacağı konuşuluyor.

FED’in yaz ortasına kadar faizi artırması ve sonrasında aşamalı olarak artışa devam etmesi bekleniyor. ABD'nin güçlü ekonomik büyümesi yanında sağlıklı finansal sisteminden dolayı faiz artırımı durumunda doları güçlü, karşısındaki paraları da zayıflatıyor…”

Ukrayna krizi… Çin’in yavaşlaması…

Ekonomist Şafaklı süreç boyunca Ukrayna krizi ile Çin’in ekonomik yavaşlayışının Euro Bölgesini etkilediğine dikkat çekti.

Şafaklı şöyle dedi; “Ukrayna sorunu nedeniyle Rusya ile olan karşılıklı ambargo restleşmesi, görece daha yakın bağlardan dolayı Avrupa ekonomisini etkiliyor. Çin'in ekonomik yavaşlamasının en çok etkileyeceği ülkelerin başında Euro Bölgesi geliyor.

Avrupa Merkez Bankası (AMB)’nin bu yılın başında parasal genişleme için düğmeye basması bekleniyor. Böylelikle AMB’nin parasal tabanını 1 trilyon Euro büyüteceği tahmin ediliyor.

Petrol fiyatlarının son 5,5 yılın en düşük seviyesine gelmesi Euro için önemli risk oluşturmaktadır. Çünkü düşük petrol Avrupa Merkez Bankası’nın enflasyon hedeflerini yakalamasını güçleştiriyor ve parasal genişleme için ortamı hazırlıyor.

Yunanistan’ın Euro’dan çıkacağı korkusu bariz olarak piyasalarda hissedilmektedir.

Avrupa’da deflasyon korkusu gerçeğe dönüşmüştür…

Euro Rezerv para olarak gözden düşmektedir. IMF, 2014’ün üçüncü çeyreğinde küresel merkez bankalarının döviz rezervi içinde Euro’nun payının yüzde 22.6 ile son 10 yılın en düşük seviyesine indiğini bildirdi. Bir önceki çeyreğe göre, Euro’nun payı 1 tam puan gerilemiş oldu…”

AB ve Euro Bölgesi için sistem hatası

“Euro bölgesini kurgularken önemli bir sistem hatası yapıldığı bugün net olarak ortaya çıkmıştır. Şöyle ki, Euro bölgesine dâhil olmak için mali ve fiyat istikrarı şart koşulmaktadır. Enflasyon, uzun vadeli faizler, bütçe açığı ve borç stoku gibi kriterler Euro bölgesine girişte aranmaktadır. Ancak, Yunanistan gibi verileri çaptırarak Euro bölgesine giren ve bugün olduğu gibi Euro bölgesi içinde bulunduğu sırada kriterleri yerine getiremeyen ülkeler için sistemde emniyet sibobu bulunmamaktadır.  İşte bu durumda da Euro sistemi tehdit altına girerken sıkıntılardan kurtulamayan Yunanistan gibi ülkeler ekonomiye müdahalede iki enstrümandan biri olan para politikasından mahrum olduklarından AB’den dahi çıkma düşüncesine kapılabilmektedir.  Özellikle, Avrupa Birliği’ndeki krizle boğuşan İspanya ve Yunanistan gibi ülkeler Euro bölgesinde yer almadığı için keyfi yerinde olan ve hatta AB’den çıkmayı düşünen İngiltere’ye baktıkça Euro bölgesindeki varlıklarını sorgular hale gelmekte ve Euro bölgesinin dağılma ve yere çakılma ihtimali daha güçlü hale gelmektedir.”

ve Yunanistan…

“Yukarıdaki sebeplerle de birleştirildiğinde Euro’nun bugünkü vahim durumuna şaşmamak gerekiyor.  Üstüne üstlük,  Yunanistan’daki gelişmeler Avrupa Birliği projesine büyük darbe vuracak boyutlara ulaşmıştır. Zira Yunanistan’da Syriza AB ve Troyka ’ya karşıtlığını dillendire dillendire iktidara gelmiş ve ülkenin Euro’dan çıkma ihtimali olduğunu dünyaya kabul ettirmiştir. Yeni başbakan olması beklenen Çipras'ın Almanya ve Avrupa Birliği karşıtı sözleri, AB'ye karşı borçları silme vaadi Euro için kritik önem taşıyor. Yunanistan'da halkın yarıya yakını da işsizlik ve kötü ekonomiden sorumlu olduğuna inandığı Euro para birliğinden çıkıp eskisi gibi Drahmi'ye dönmeye sıcak bakıyor. (http://www.haber3.com/euroya-yunanistan-darbesi-3160122h.htm#ixzz3PxpnYxrE). Dolayısıyla, doğal olarak Syriza’nın programına, Avrupa Birliği, Avrupa merkez bankası ve Uluslararası Para Fonu’ndan oluşan Troyka ile yapılan program kapsamındaki tasarruf önlemlerini kaldırmayı ve borçların yeniden müzakere edilmesini koyması, piyasalarda "gerginlik endişesi" yaratmıştır (http://www.turkiyehabermerkezi.com/ekonomi/euroda-tarihi-dusus-h13199.html). Şöyle ki,  Syriza  AB’den Yunanistan’ın 320 milyar Euro olan borcunun yarısının silinmesi, geri kalanı için de “şartlar elverdikçe ödeme yapma” isteğini belirtmektedir…”

Euro Bölgesi için değneğin her iki ucu özürlü

“Öncelikle Yunanistan için yapılabilecek borçların ertelenmesi-silinmesi seçeneği uluslararası sermaye çevrelerini bu seçeneğin İspanya, İtalya ve Portekiz gibi ülkelerde de yayılacağı yönünde endişelendirmektedir. Öte yandan, Yunanistan’ının Euro’dan çekilmesi için önemli ölçüde meşru zemin yaratılmıştır. Çünkü Yunanistan, borcunun nerdeyse yarı yarıya silinmiş olmasına rağmen, asla ödeyemeyeceği ağır bir borç yükünün altında eziliyor. Eğer para birimini devalüe edebilseydi, hem ekonomisine rekabetçilik kazandırabilir, hem de bu borç yükünü azaltabilirdi. Üstelik ülke, 5 yıldır süren resesyon ve kurtarma planları karşılığında uygulamak zorunda olduğu tasarruf tedbirleri nedeniyle ciddi bir sosyal patlamanın eşiğine gelmiştir. Bu nedenle, çaresizlik içinde Yunanistan’da yeni hükümet önce, büyük olasılıkla, mevcut kurtarma paketinin şartlarını pazarlık edecektir. Eğer pazarlık olmaz ya da arzu edilen sonuçlar alınmazsa Yunanistan borcunu ödemeyecek ve bu Euro bölgesinin ilk iflası olacaktır. Buna ilaveten,  piyasaları asıl korkutan Yunanistan olmayıp  diğer ülkelerin Euro’dan çıkış için sıraya girme ihtimallerinin bulunmasıdır. Yunan ekonomisinin büyüklüğü yaklaşık $300 mlr olup Avrupa Birliği’nin içinde oldukça düşük bir payı sahiptir. Ancak Yunanistan yukarıdaki senaryoya uygun hareket ederse, yatırımcılar İspanya, İtalya, Portekiz piyasalarından kaçacaklardır. Yunanistan’a ilaveten AB içindeki bazı ülkelerin de Euro bölgesinden ve hatta AB’den çıkışı gündeme gelebilecektir.”

Euro ve AB’nin sonunu getirebilecek kötü senaryo

“Euro’nun giderek değer kaybetmesine ve öneminin azalmasına neden olan unsurlar, Euro bölgesi içinde çözümü bulunamayan sistem sorunları, ekonomik ve sosyal açıdan kötüleşen AB ülkelerinin memnuniyetsizliği, İngiltere’nin AB’den çıkmasının yaratacağı negatif sinerji, Bazı ülkelerin durumu kötüleşirken giderek daha da güçlenen Almanya ve Fransa gibi ülkelere karşı giderek artan husumet, Yunanistan ve benzer durumdaki ülkelerin Euro’dan çıkarak İngiltere gibi parasal açıdan yeniden hükümran olma niyetleri ve haklı görülebilecek nedenleri, bu muhtemel dinamiklerin gerçekleşmesi durumunda AB’deki yatırım ikliminin ve geleceğe dönük beklentilerin olumsuza dönüşmesi AB ve Euro için çok vahim sonuçlar veya yıkım doğurabilir.”

 

Bu haber toplam 716 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.