1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. EVKAF'TA REFORM
EVKAF'TA REFORM

EVKAF'TA REFORM

“Vakıflar; ne Cumhurbaşkanı’nın, ne Başbakan’ın, ne partilerin, ne de kurumu çıkarı için kullananların malı değildir” diyen İbrahim Fadıl Benter, halka hizmet için göreve geldiğini belirtti

A+A-

Eski Müdür Mustafa Kemal Kaymakamzade’nin emekliye ayrılması üzerine Vakıflar İdaresi Genel Müdürlüğü’ne atanan Kıbrıslı Türk İbrahim Fadıl Benter, kendisi aleyhine getirilen iddialara anlam veremediğini söyledi. Göreve başlamadan bazı basın yayın organlarınca Kuveytli olarak anılan ve ismi de “İbrahim Bentani” olarak yazılan Benter, hakkında merak edilenleri anlattı. 

KKTC’de ve Vakıflar İdaresi’nde en büyük sıkıntının “güncellenmemek” olduğunu kaydeden Benter, bu gibi kurumlarda denetimler yapılması gerektiğinin altını çizdi. “Denetim çok önemli. Bu sayede kendinizi güncelliyorsunuz. Vakıflar İdaresi’ne neredeyse 50 senedir bakılmamış. Kullanılan faturalar bile 50 sene önce nasıl hazırlanıyorsa, bugünde öyle hazırlanıyor. Dolayısıyla bizim buradaki problemimiz, personelin gerekli eğitimi almaması, 21. Yüzyıla ayak uyduramamamız” diyen Benter, kendisinin geriye dönük denetimler başlatacağına vurgu yaptı. 
Ülkelerin gelişememesinin bir nedeninin işin başında ehil olanların olmaması olduğunu söyleyen İbrahim Fadıl Benter, Kuveyt’ten örnek verdi. “Günlük petrol geliri bir milyar dolar olan Kuveyt’in bu zenginliğe rağmen gelişememesinin sebebi tüm atamaların eş-dost işi yapılması” diyen Benter, KKTC’ye gelince de aynı tablo ile karşılaştığını dile getirdi. 

Benter, geçtiğimiz günlerde bir gazetede “Kadınların işyerine kapalı gelmeleri için genelge yayınladığı”şeklinde bir haberin yer aldığını anımsatarak, “İşe geldiğimde çalışanlar gösterdi haberi. Öyle bir şey mümkün mü? Bu yalan değil, iftira. Utanmadan iftira atabiliyorlar. Göreve geldiğim günden beri söylediğim bir şey var. Benim kapım herkese açıktır. İsteyen gelsin, benimle veya personelimle konuşsun, istediğini sorsun ben burada ne yapıyorum diye…” dedi. 
Evkaf’ın halkın malı olduğunun altını çizen Benter, “Evkaf Cumhurbaşkanının babasının malı değildir. Evkaf Başbakanın babasının malı değildir, Evkaf parti başkanlarının babasının malı değildir. Vakıf malları parti çıkarı için kullanılamaz” şeklinde konuştu. 

Soru: Göreve gelmeden sizinle ilgili haberler gelmeye başladı. Kimdir İbrahim Fadıl Benter? 

Kıbrıslıyım. Lefkoşa’da doğdum. Türk Maarif Kolejinde okudum. O dönem ülkemizde üniversite olmadığı için üniversite eğitimini yurtdışında okuyorduk. Benim üniversiteye gideceğim 1979 yılında Türkiye’de sağ- sol olayları tırmanmış vaziyetteydi. Bizim komşumuzun oğlu da Türkiye’de öldürülünce annem babam korktu ve Türkiye’ye gitmeme izin vermedi. Bende eğitim için Amerika’ya gittim. 1985’de Florida Üniversitesi Kimya Fakültesinden mezun oldum. New York Tıp Fakültesinde okudum ve Ohio State Üniversitesi Tıp Fakültesinden 1991’de doktora aldım. Cleveland Clinic Foundation da Beyin ve Damar Bölümünde ihtisas yaptım. Wake Forest Üniversitesi Tıp Fakültesinde Hipertansiyon Araştırma Bölümünde araştırmacı olarak çalıştım. 20 yıl Amerika’da kaldım. Öğrenci olarak gittiğim Amerika’da daha sonra hoca olarak ders verdim. 

“0XFORD’TA HOCALIK YAPTIM” 

Daha sonra Kuveyt Üniversitesi Tıp Fakültesi Farmakoloji Ana Bilim dalında eğitim görevlisi olarak çalıştım. Son bir yıldır da Oxford Üniversitesi’nde ders veriyordum. Araştırma yaptığım ve yıllarca birlikte olduğum arkadaşlarımla tekrar bir araya gelme fırsatı buldum. 

“AİLEM HİÇ İSTEMEDİ” 

Oxford’ta görev yaptığım son bir yılda ülkeme sıkça gelip gidiyordum. Buradaki arkadaşlarım Vakıf işleriyle uğraştığımı bildikleri için bana bu görevi teklif ettiler. Çünkü birçok sosyal, kültürel ve vakıf işleriyle meşgul olmuş, Amerika’da ve Kuveyt’te birçok vakıfta aktif görevler almıştım. “Genel müdür emekli oluyor, seni tavsiye ettik” dediler. Önce çok ciddiye almadım ama oldu. Kolay bir karar değildi. Ailemin karşı çıkmasına rağmen oldu. 

Soru: Aileniz neden istemedi? 

Ailemdeki herkes, problemli olacağını düşündü. Ki dedikleri doğru çıktı. Ama bu problemlerin yaşanmasının sebebini anlayabiliyorum. Problemlerden biri şu: Amerika’da üniversitemiz her beş yılda bir dışardan gelen denetçiler tarafından incelenir, analizler yapılırdı. Bu analiz sonucunda üniversitenin problemleri ortaya çıkarılır, kaliteyi artırmak için tavsiyelerde bulunulurdu. 

“GEÇMİŞTE KALMAMAK, YENİLENMEK İÇİN DENETİM GEREKLİ” 

Geçmişte kalmamak ve çağı yakalamak adına bu denetimler çok önemli. Kendinizi güncelliyor, modernize ediyorsunuz. Vakıflar İdaresi’ne neredeyse 50 senedir bakılmamış. Kullanılan faturalar bile 50 sene önce nasıl hazırlanıyorsa, bugünde öyle hazırlanıyor. Dolayısıyla bizim buradaki problemimiz personelin gerekli eğitimi almaması, 21. Yüzyıla ayak uyduramamamız. Personelin her konuda yenilenmesi lazım. Yine Amerika’dan örnek vereceğim; 20 yıllık dekan idare konusunda bir haftalık Workshop’a gider. Bizim Evkaf’ta çok değerli çalışanlarımız var ama bunlara destek verilmemesi yüzünden bir çok problem yaşanıyor. 

“ACİLEN YAPMAMIZ GEREKEN ŞEY…” 

O yüzden acilen yapmamız gerekenlerden bir tanesi de Vakıflar İdaresi’nin, konularında uzman, Kıbrıs dışından denetçi bir kurul tarafından incelenmesi. 21. Yüzyıla girmemiz için bu gerekli. 

Soru: Vakıfların kuruluş amaçları, ekonomik ve mali bakımdan güçsüz durumda olanları desteklemek, güçlendirmek ve onların sosyal ve ekonomik durumlarını düzeltmektir ancak burada hali vakti yerinde olan kişilerinde vakıf mallarını kiraladığını, hatta bazılarının bunları başkalarına kiraya verdiğini görüyoruz. Bununla ilgili çalışmanız olacak mı? 

Vakıf mallarının amacı dışında kullanılmasının sebebi ülkede bir sistemin olmamasıdır. Şayet şeffaf bir sistem olsa bunlar ortaya çıkacak. Sistemi değiştirmeliyiz ki, Vakıflar kuruluş amacına uygun işlerlik kazanabilsin. Bugün aşağı yukarı 10 bin kiracımız var. Öyle bir sistem geliştirmemiz gerekir ki, hem hizmet veren, hem hizmet alan ezilmesin. 

Soru: Denetleyici kurul yurtdışından mı gelecek? 

Şimdilik araştırıyoruz. Konusunda uzman kişilerden oluşacak profesyonel bir ekibin denetlemesi lazım. Büyük bir ihtimalle özel şirket olacak. Objektif olarak inceleme yapıp, tavsiyelerde bulunacak. Bu özel şirkette hukukçu, evkaftan anlayan uzmanlar, profesörler yer alacak. Amerika’da ve tüm gelişmiş ülkelerde olduğu gibi… Şu anda ben çalışmaya başladım. Şubelerin beş yıllık tüm raporlarını istedim. Muhasebe, inşaat, emlak gibi bölümlerin… Bizim buraya getirip inceleme yaptıracağı kurumun tavsiyeleri içinde yasal değişiklikleri gerçekleştireceğiz. Şayet yasal değişiklikler yapılmazsa problemin özüne inemeyiz. 

“EHİL OLMAYANLAR İŞİN BAŞINDA” 

Yukarıda sıkıntıları sayıyorduk, biri çağı yakalayamamamız dedik, bir diğeri ise işin başında ehil olmayan kişilerin bulunması… Ben,- daha öncede söylediğim gibi- 20 yıl, yani 40 yaşıma kadar Amerika’da yaşadım. Amerika’dan Kuveyt’e gittiğimde şok eden bir durumla karşılaştım. Durum şuydu: Amerika’da kararlar, “bu kişi bu işi yapabilir” noktasında alınır. Kişinin dinine, uyruğuna değil, bu işi yapıp yapamayacağına bakılır. Maliye Bakanı ekonomide başarılı olmuş, Nobel ödülü almış kişi olur. Diğer Bakanlıklarda da öyledir.Ben işe müracaat ettiğimde hepsi Amerikalı, bir tek ben yabancıyım. İşi iyi yapabileceğimi düşünerek beni aldılar. Kuveyt’e gittim, orası da küçük bir ülke. O onun kuzeni, o onun dayısının oğlu… Tüm atamalarda eş-dost işi yapılıyor. Kuveyt’in günlük petrol geliri bir milyar dolarmış, ülkenin buna rağmen gelişememesinin sebebi bu. Ehil insanlar değil, tanıdığı olan insanlar belli görevlere getiriliyor. 

“KKTC’YE GELDİĞİMDE DE AYNI TABLO İLE KARŞILAŞTIM” 

KKTC’ye geldiğimde de ona benzer bir tabloyla karşılaştım. İşi yapıp yapamayacağına değil, oy getirip getirmeyeceğine bakılıyor. Zaman içinde, sistemin çalışmamasının nedeni olarak bunu gördüm. Ehil insanlar atanmıyor. Örneğin buradaki bazı üniversitelerin yönetim kurulundaki arkadaşlarla tanıştım. Kendi itiraflarıdır; “üniversitede çalışmadık” diyorlar. Bir parti tarafından atanmışlar. Bu kişiler rektör seçmekten sorumlu, dekan seçmekten sorumlu! Kendilerine de söyledim. O üniversite nasıl gelişecek? İmkansız bir durum gelişmesi… 

“İYİ NİYETLERİNDEN ŞÜPHE YOK AMA…” 

Oradaki insanların iyi niyetinden şüphem yok ama ne kadar iyi niyetli de olsa işi bilmiyorsa olmaz. Bir anne -baba düşünün. Çocuğunu ondan daha fazla düşünen bir kişi olamaz ancak çocuğa ameliyat gerekiyorsa anne baba ameliyat etmez, işin uzmanına götürür. İyi niyetinden şüphe yoktur ama çocuğu ameliyat etmesi söz konusu olamaz. Kısaca,bizde popüler olan, oy getirecek olan tecrübesi yoksa bile üstlere yerleştirilebilir. Aynı problem Vakıflar içinde geçerli. 
Soru: Sizinle ilgili çıkarılan haberleri nasıl yorumluyorsunuz? Vakıflarda geriye dönük incelemeler yaptıracak olmanız bazı kişileri rahatsız etmiş olabilir mi? 

Bana yapılan atakları görüyorsunuz. Hiç entelektüel değil. “Bu kişi müdür olduktan sonra yaptığı 10 icraattan 8’i yanlıştır” diyerek, icraatlarıma bakarak eleştirsinler ama öyle yapmıyorlar. Basın da araştırmadan haber yaptığı için yanlış haberler çıkabiliyor. Halbuki araştırarak yapsalar bana da faydası olur. Bir kişi benim kravatımın rengini beğenmediği için haber yapsa bunların kimseye faydası olmaz. Sanırım bu haberlerde art niyet te var. Belli kişilerin rahatsız olduklarını düşünüyorum. Benim hakkımda söyleyecek şey bulamayınca ne diyorlar? Resmin yerini değiştirdi! 

“KADINLAR İŞYERİNE KAPALI GELECEK DEMİŞİM” 

Bir gazetede geçenlerde bir haber vardı: Ben kadınların işyerine kapalı gelmeleri için genelge yayınlamışım! İşe geldiğimde çalışanlar gösterdi haberi. Onlarda şaşırmışlar... Öyle bir şey mümkün mü? 

“BU YALAN DEĞİL İFTİRA” 

Bu yalan değil, iftira. Utanmadan atabiliyorlar. Göreve geldiğim günden beri söylediğim bir şey var. Benim kapım herkese açıktır. İsteyen gelsin, benimle veya personelimle konuşsun, istediğini sorsun ben burada ne yapıyorum diye…Geçtiğimiz gün 21 imam atadığım yazıldı. Benden önce olmuş, hiç haberimin dahi olmadığı bir olay. 

Soru: Birçok Vakıf malının İngiliz döneminde Rumlara verildiği söyleniyor. Vakıf malının “satılamaz” kuralından hareketle Maraş bölgesinin büyük bir kısmının hala Abdullah Paşa Vakfına ait olduğu belirtiliyor. Dolayısıyla Maraş’ın vakıf malı olması, Kıbrıs konusundaki bazı tezleri değiştirecek gibi görünüyor. Bununla ilgili çalışmalara başlayacak mısınız? 

Maraş’la ve diğer Vakıf mallarıyla ilgili çalışma yapabilmek için arşivlerdeki tüm dokümanların dijital ortama geçirilmesi gerek. Bizde henüz o çalışma başlamadı. Şu anda benim soruma aldığım cevap, bizim Osmanlı ve İngiliz zamanından tüm arşivlerimizin mevcut olduğu, yalnız Türklerin Evkafı devraldığı 1956’dan 1962 yılına kadar olan süre içindeki evrakların kayıp olduğu. Bunu araştıracağım. Hakikaten kayıp mı? Ki zaten, öncesi ve sonrasındaki tüm arşivler mevcut olduğuna göre o dönemi araştırmak zor olmayacak. 

“HEPSİNİ ARAŞTIRMAK LAZIM” 

Herhangi bir komitenin karşısına çıkmadan önce hepsini araştırmamız lazım ki, avukatlar şeksiz ve şüphesiz savunsunlar davamızı… Neticede Vakıflar atalarımızdan kalmıştır. Herkesindir, dolayısıyla Vakıflar konusunda karar verilirken Evkafın çıkarları ön planda tutulmalıdır. 

“EVKAF NE BAŞBAKANINDIR, NE CUMHURBAŞKANININ” 

Evkaf Cumhurbaşkanının babasının malı değildir. Evkaf Başbakanın babasının malı değildir, Evkaf parti başkanlarının babasının malı değildir. Vakıf malları parti çıkarı için kullanılamaz. Halkın yararına kullanılacaktır.. 

“BİZİM İMAMLARIMIZ KIBRISLI OLMALI” 

Burada belirtmek istediğim bir nokta daha var. Ben Türkiye’den gelen çok değerli imamlarla tanıştım fakat benim naçizane görüşüm, bizim imamlarımızın Kıbrıslı olması gerektiğidir. Kıbrıs halkına en faydalı olacak kişi Kıbrıslıdır. Kıbrıslı birbirinin dilini daha iyi anlar. Benim tavsiyem Kıbrıslıların eğitilip, bu makamlarda yer almalarıdır.

(STARKIBRIS)

Bu haber toplam 626 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.