1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. FARKLI MODELLER KABUL GÖRMEZ!
FARKLI MODELLER KABUL GÖRMEZ!

FARKLI MODELLER KABUL GÖRMEZ!

Prof. Dr. Yücel Vural, Türkiye’nin kısa süre içinde Kıbrıs politikasında bir değişikliğe gitmesini beklemenin pek gerçekçi olmayacağı konusunda uyarılarda bulundu

A+A-

TC Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun KKTC ziyaretinin ardından ortaya atılan senaryoları değerlendiren, DAÜ Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Yücel Vural, Türkiye’nin kısa süre içinde Kıbrıs politikasında bir değişikliğe gitmesini beklemenin pek gerçekçi olmayacağı konusunda uyarılarda bulunu:

16 Nisan’da oluşturulan yemekli diyaloğun Temmuz 2017’de Crans Montana’da  müzakerelerin çöküşünden bu yana tarafların takındığı en yapıcı tutum olarak görülmesi gerektiğine dikkat çeken Vural, “Bu yemekli toplantı, yeni bir başarısızlığı değil, Crans Montana’daki tıkanıklığı aşmanın bir adımını simgelemektedir” diye konuştu.

Vural, “Derinya ve Lefke-Aplıç geçiş noktalarında hazırlıkların sonuçlandırılması için somut bir tarih verilmesi, BM Genel Sekreteri’nin özel bir temsilci atayabileceğinin açıklanması ve tarafların kısa süreliğine olsa bile monoloğa son vermesi olumlu gelişmelerdir. Bununla birlikte tarafların müzakere masasına dönüşü öngören ortak bir tutuma ulaşmamaları ise, en büyük olumsuzluktur ve çıkmazı henüz aşılamadığını göstermektedir.”

Türkiye’nin kısa süre içinde Kıbrıs politikasında bir değişikliğe gitmesini beklemenin pek gerçekçi olmadığını vurgulayan Vural, “Gerek Türkiye hükümetinin, gerekse başta Cumhurbaşkanı ve Hükümet olmak üzere KKTC yetkililerinin, BM Genel Sekreteri’nin Crans Montana’da ortaya koyduğu ve “Guterres Çerçevesi” olarak bilinen görüşlere karşı sessiz kalmaya devam etmesi pek de hayra alamet değildir” dedi.

Kıbrıslı Rum liderin Guterres çerçevesini, içeriğine değinmeyerek kabul ettiğini açıklamasının da tablonun içinde yer aldığını belirten Vural, “Sanırım Kıbrıs sorununda bu noktadayız. Uluslararası toplumun Crans Montana’daki müdahalesinden sonra tarafların nasıl bir tutum takınacakları ve ortak bir girişime ne kadar hazır oldukları üzerinde durulması gereken temel konudur. Eğer bunun dışında taraflar veya taraflardan herhangi biri birtakım üstü örtülü hareketlerde bulunarak Guterres Çerçevesini unutturmaya çalışacaksa Kıbrıs sorununun kısa vadede çözümü mümkün olmayacaktır” dedi.

“Bazı çevreler iki-devletli çözüm modelini bazıları da üniter devlet modelini zaman zaman temcit pilavı gibi kamuoyuna servis ediyor” diyen Vural, “Her iki taraf arasında federal sistemi öngören uzlaşmalar varken, BM Güvenlik Konseyi’nin Federal çözümü öngören kararları ortada dururken ve Kıbrıs AB’nin siyasal coğrafyası içinde tanımlanan bir ülke haline gelmişken, federal çözüm dışında arayışlara yönelmek sadece çözüm sürecini erteletme amacına hizmet edebilir.”

Eniz ORAKCIOĞLU

DAÜ Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Yücel Vural, 16 Nisan’da liderler arası gerçekleşen yemekli diyaloğu, Türkiye’nin Kıbrıs Konusundaki tutumunu ve atabileceği adımları, konuşulan farklı çözüm modellerini Yeni Bakış’a  değerlendirdi. 16 Nisan’da oluşturulan yemekli diyaloğun Temmuz 2017’de Crans Montana’da  müzakerelerin çöküşünden bu yana tarafların takındığı en yapıcı tutum olarak görülmesi gerektiğine vurgu yapan Vural, “Bu yemekli toplantı, yeni bir başarısızlığı değil, Crans Montana’daki tıkanıklığı aşmanın bir adımını simgelemektedir” diye konuştu.

“Crans Montana’daki tıkanıklıktan sonra en yapıcı tutum”

 Prof. Dr. Yücel Vural, İki lider arasında 16 Nisan günü yenen yemekte oluşturulan diyalog ortamını değerlendirerek, “16 Nisan’da oluşturulan diyalog Temmuz 2017’de Crans Montana’da  müzakerelerin çöküşünden bu yana tarafların takındığı en yapıcı tutum olarak görülmelidir. Bu yemekli toplantı, yeni bir başarısızlığı değil, Crans Montana’daki tıkanıklığı aşmanın bir adımını simgelemektedir. Tıkanıklık bu yemekte aşılamamıştır ama, o yönde ufak-tefek  bazı adımlar atılmıştır. Örneğin açılmasına üç yıl önce karar verilen Derinya ve Lefke-Aplıç geçiş noktalarında hazırlıkların sonuçlandırılması için somut bir tarih verilmesi, BM Genel Sekreteri’nin özel bir temsilci atayabileceğinin açıklanması ve  tarafların kısa süreliğine olsa bile monoloğa son vermesi olumlu gelişmelerdir. Bununla birlikte tarafların müzakere masasına dönüşü öngören ortak bir tutuma ulaşmamaları en büyük olumsuzluktur ve çıkmazı henüz aşılamadığını göstermektedir. Crans Montana’da müzakere süreci tıkayan gelişmeler ve tutumlar ayni şekilde yeni bir başlangıç yapılmasına engel teşkil etmektedir” dedi.

 “Sessiz kalınmaya devam edilmesi hayra alamet değildir”

Komşuları ve AB ile büyük sıkıntılar yaşayan, öte yandan seçim hazırlanan Türkiye’nin Kıbrıs Sorunundaki tutumunu da değerlendiren Vural, “Türkiye’nin kısa süre içinde Kıbrıs politikasında bir değişikliğe gitmesini beklemek pek gerçekçi değildir. Ama gerek Türkiye hükümetinin gerekse başta Cumhurbaşkanı ve Hükümet olmak üzere KKTC yetkililerinin BM Genel Sekreteri’nin Crans Montana’da ortaya koyduğu ve “Guterres Çerçevesi” olarak bilinen görüşlere karşı sessiz kalmaya devam etmesi pek de hayra alamet değildir. Kıbrıslı Rum liderin Guterres çerçevesini, içeriğine değinmeyerek kabul ettiğini açıklaması da tablonun içinde yer almaktadır. Sanırım Kıbrıs sorununda bu noktadayız. Yani Uluslararası toplumun Crans Montana’daki müdahalesinden sonra tarafların nasıl bir tutum takınacakları ve ortak bir girişime ne kadar hazır oldukları üzerinde durulması ger eken temel konudur. Eğer bunun dışında taraflar veya taraflardan herhangi biri birtakım üstü örtülü hareketlerde bulunarak Guterres Çerçevesini unutturmaya çalışacaksa, Kıbrıs sorununun kısa vadede çözümü mümkün olmayacaktır” diye konuştu.

 “Federasyon tek ideal çözümdür”

Yücel Vural, son günlerde bir takım çevrelerce yeniden gündeme getirilen Kıbrıs konusunda “İki devletli çözüm” modeliyle ilgili değerlendirmelerde de bulundu.

Vural,  “Bazı çevreler iki-devletli çözüm modelini bazıları da üniter devlet modelini zaman zaman temcit pilavı gibi kamuoyuna servis ediyor.

Servis edenlerin dışında kimse göz ucuyla olsa bile bu modellere bakmıyor, bunlara değer vermiyor ve bunların geçerli olabileceklerine inanmıyor.

Her iki taraf arasında federal sistemi öngören uzlaşmalar varken, BM Güvenlik Konseyi’nin Federal çözümü öngören kararları ortada dururken ve Kıbrıs AB’nin siyasal coğrafyası içinde tanımlanan bir ülke haline gelmişken, federal çözüm dışında arayışlara yönelmek sadece çözüm sürecini erteletme amacına hizmet edebilir.

Kıbrıslı Türkler üniter devlet modelini kabul etmedikçe ve Kıbrıslı Rumlar da iki ayrı devlet modelini reddetmeye devam ettikçe, federasyon Kıbrıs için müzakereler yoluyla elde edilebilecek tek ideal çözüm şeklidir.”

 “Yeni sorunlar yaşanabilir”

Yücel Vural, Türkiye’nin seçimlerden sonra Kıbrıs Konusunda yeni bir açılım yapıp yapmayacağı yönündeki soruya karşılık ise, “Son yıllarda Türkiye’nin birçok konuda sürpriz çıkışlar yaptığı ve beklenmedik yeni yönelimleri benimsediği bir gerçekliktir. Ama Kıbrıs sorununda yeni bir açılımda bulunacağına dair gözle görünür herhangi bir belirti yoktur.

Tam tersine diğer konularda olduğu gibi Kıbrıs sorununda da Türkiye’nin özellikle ve özelde AB ve genel anlamda Batı ile yeni sorunlar yaşayabileceğine dair belirtiler vardır” şeklinde konuştu.

Yeni Bakış

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.