1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. FIR HATTI KONTROLÜNDE ARA ÇÖZÜM...
FIR HATTI KONTROLÜNDE ARA ÇÖZÜM...

FIR HATTI KONTROLÜNDE ARA ÇÖZÜM...

“SORUN ÇÖZÜLECEK... SORU ŞU Kİ BİZİM KATILIMIMIZLA MI ÇÖZÜLECEK YOKSA GIYABIMIZDA MI?”

A+A-

Ağrotur üssünden kalkan iki İngiliz savaş uçağının geçen hafta KKTC üzerinde uçması dolayısıyla, İncirlik üssünden iki Türk F-16 savaş uçağının kalkması Rum elektronik medyasında haberin; “sıcak temasa ramak kaldı” şeklinde servis edilmesi ancak İngiltere Savunma Bakanlığı’nın bu haberleri yalanlaması üzerine FIR hattının kontrolü konusu yeniden gündeme geldi.

Politis “İngiliz ve Türk Savaş Uçaklarının Vukuatı Lefkoşa FIR Hattı Konusunu Yeniden Gündeme Taşıyor... Katılımımızla Mı Çözülecek Gıyabımızda Mı?” başlıklı haberinde İngiliz ve Türk savaş uçakları arasında geçen hafta cereyan eden vukuatın tek başına çok ciddi olmayabileceğini ancak yalnız uçuş güvenli açısından değil Güney Kıbrıs açısından da çok büyük ve tehlikeli bir konuyu yeniden gündeme getirdiğini yazdı.

Meselenin, Lefkoşa FIR hattının kontrolü ve Türkiye’nin Rum makamlarıyla irtibat kurmayı reddetmesi olduğuna işaret eden gazete “bizim için hem pratik açıdan hem de siyasi açısından tehlikeler içerir” ifadesini kullandı.

Lefkoşa FIR hattında yılda 280 bin uçuş gerçekleştirildiğini ve 20 milyon civarında yolcu taşındığını belirten gazete Türkiye’nin Güney Kıbrıs’ı tanımaması nedeniyle Rum Hava Trafik Kontrol merkeziyle iletişim kurmamasının, Ercan Hava Trafik Kontrol Merkezi’nin de bölgeden uçan uçaklarla iletişim kurmasının “uçuş güvenliğini etkilediğini” savundu, özetle şöyle devam etti:

“Avrupa Komisyonu ve Eurocontrol bu olguları dikkate alarak 2007’de, uçuş güvenliğini olabildiğince sağlayacak bir çözüm bulma işini üstlendi. Hem Türkiye hem de Kıbrıs ile konuşabilecek olan Eurocontrol’ün devreye girmesi ve böylece iki tarafın, birbirleriyle iletişim kurmasına gerek kalmadan bütün uçuşlar hakkında bilgi edinmesi önerisinde bulunuldu. Bu Türkiye’nin, Ercan’ın da devreye girmesi ısrarına takıldı.

Ancak uluslararası makamlar bu konuda her iki tarafa da baskı yapmaktan vazgeçmedi. Bir yandan Chicago Sözleşmesi nedeniyle Ercan’ın kontrol kulesine meşruiyet kazandıramayacaklarını biliyorlar, öte yandan ise uçuş güvenliğiyle kimse oynayamaz düşüncesiyle dolaylı da olsa bir çözüm bulmakta kararlıdırlar.  Bu nedenle bir uzlaşı için, tezleri harmanlamak amacıyla yeniden baskı yapıyorlar.

Bu formül er veya geç bulunacak. Kıbrıs makamlarını endişelendiren ise bir yandan bir kaza yaşanması ve durumun uluslararası alanda ifşa olması ki böyle bir durumda Kıbrıs da sorumlu tutulabilir, bir yandan da uluslararası unsur tarafından dolaylı bir çözümün dayatılması ki bu da, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin varlığı açısından hiç de yardımcı olmayacak bir şeyi öne çıkarabilir. Yani Kıbrıs Cumhuriyeti’nin hava sahamızdaki egemenliği uluslararası alanda tanınmış olmasına karşın Türkiye, Kuzey’deki oluşumu adına olsa dahi, istediği zaman, istediği şekilde müdahale edip kuralları belirleyebileceğinden bu egemenlik de (Güney Kıbrıs’ın) maalesef kısmen teoriktir.

Mesele yeniden gündeme geliyor. Bütün göstergeler de çözüleceğine işaret ediyor. Soru şu ki bizim katılımımız ve müdahalemizle mi çözülecek yoksa sadece Chicago Sözleşmesi’ne atıfta bulunarak gerçekleri görmezden gelmemiz nedeniyle gıyabımızda mı? Bizim için büyük bahis budur.”

TAK

Bu haber toplam 688 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.