1. HABERLER

  2. SAĞLIK

  3. GÜNEŞ ÇARPMALARINA KARŞI DİKKAT!
GÜNEŞ ÇARPMALARINA KARŞI DİKKAT!

GÜNEŞ ÇARPMALARINA KARŞI DİKKAT!

Dr. Gürpınar sıcak çarpmalarına karşı uyardı!

A+A-

Gürpınar, sıcaklığa bağlı olarak gelişebilecek olumsuzlukların başında önlem alınmaması halinde güneş çarpmalarının geleceği uyarısında bulundu.

Özlem Çimendal

Deri ve Zührevi Hastalıkları Uzmanı Ahmet Gürpınar, sıcaklığa bağlı olarak gelişebilecek olumsuzlukların başında önlem alınmaması halinde güneş çarpmalarının geleceği uyarısında bulunarak, halsizlik, ateş, baş dönmesi ve kusma gibi durumlarda acile başvurulması önerinde bulundu.

Vücudun terlemeyle vücut sıcaklığını korumaya çalıştığını da hatırlatan Gürpınar, kronik hastalığı ve yaş aşımı olmayanların vücudun kaybettiği su ve tuzu telafi için bol bol su yanında, minarelli içecekler olana ayran ve soda da tüketmesi gerektiği uyarısında bulundu.

Gürpınar ayrıca, bronzlaşmak için çeşitli yağlar kullanarak güneş ışınlarına direkt maruz kalmanın da yanlış ve sağlıksız bir alışkanlık olduğunun altını çizerek, “Plajlarda gördüğümüz yaygın yanlış bir alışkanlıktır. Güneş koruyucularla gölgede de bronzlaşılabilir. Aksi durumda vücutta oluşan yanıklar ve su toplamaları ile karşılaşılacağı gibi uzun vadede de birçok cilt rahatsızlığının temeli atılmış olur” dedi.    

“Vücut sıcaklığını düşürmeye çalışıN”

Sıcak havalarda hem nem hem de hava sıcaklığı yüksektir, bu nedenle de vücudumuz sıcak havalarda bazı tepkiler verir, terlemeyle vücut sıcaklığını düşürmeye çalışır. Dolayısıyla aşırı sıcak havalarda daha çok terleme ve buna bağlı olarak da vücutta sıvı kaybı olur.

“Yeterince sıvı alınmazsa tansiyon düşer”

Yeterince sıvı alınmayan vücutta bazı şikayetlerin meydana geldiğini de ifade eden Ahmet Gürpınar, meydana gelebilecek şikayetleri şu şekilde sıraladı: “Kan damarlarında dolaşan sıvı azalır, tansiyonumuz düşer, kalp hızı artar, çarpıntı, halsizlik şeklinde sıvı azalmasına bağlı damarlarda reaksiyonlar görülür” şeklinde konuştu.

“Vücut bazen sıcaklığı düşüremeyebilir”

Sıcaklığın derecesine göre oluşan reaksiyonların yanında vücudun sıcaklığı düşüremediği zamanların da olduğuna dikkat çeken Gürpınar, “Bazı hastalıklarımız varsa ve ilerlemiş bir yaşa sahipsek, vücudumuz sıcaklık düşürme işlemini yeterince yapamayabilir” dedi.

“Sıcaklığa bağlı olarak güneş çarpması riski atar”

Vücudun sıcaklığı düşüremediği zamanlarda sıcaklık yüksekliğine bağlı olarak güneş çarpmalarının meydana gelebileceğini söyleyen Gürpınar, “Sıcak çarpmalarında halsizlik, bulantı, kusma, baş ağrısı, yüksek ateş gibi şikayetler oluşur. Bu gibi durumlarda mutlaka bir hekime başvurulmalıdır” ifadelerini kullandı.

“Serum tedavisi uygulanır”

Güneş çarpmalarında uygulanan tedavinin gerekli ilk yardım ve serum tedavisi olduğunu ifade eden Gürpınar, “Sıcak havalara vücudun verdiği sistamatik tepkilerdir bunlar. Hastaneye başvurulması halinde gerekli tedavi yöntemi uygulanmaktadır” şeklinde konuştu.

“Ciltte birtakım deformasyonlar görülür”

Güneş çarpmasının dışında güneş ışınlarına bağlı olarak ciltte de birtakım deformasyonlar görülebileceğine değinen Gürpınar, kızarıklık, lekelenme, yanık ve su toplama gibi vücut yapısında değişimler görülebileceğine işaret etti. Bu gibi durumlarda deri bütünlüğü bozulacağı için sıvı kaybı da olacaktır. 1.,2.

Derece yanıklar yaygın görülecektir. 3. derece yanıklar çok görülmeyecektir. Bu bulgular vücut geneline yayılıyorsa, mutlaka bir doktora gidip, kontrol altına girilmelidir” dedi.

“Hafif yanıklara nemlendirici kremler kullanılabilir”

Lokal şikayetler olan kızarıklık, yanık gibi şikayetlere halsizlik, baş ağrısı yüksek ateş gibi şikayetler eşlik etmiyorsa, cilt doktoru kontrolünde gerekli önlemin alınabileceğini söyleyen Gürpınar, “Bu durumda acile gidilmeye gerek yok, doktor kontrolünde nemlendiriciler, yanığı, kızarıklığı yatıştıran kortizonlu kremlerle tedaviye başlanabilir” ifadelerini kullandı.

“10.00 ile 16.00 arası dışarıda kalınmamalı”

Sıcaklığın yüksek olduğu hallerde sabah 10.00 ile 16.00 saatleri arasında dışarıda kalınmaması gerekliliğini tekrarlayan Gürpınar, “Bunun dışında ince, açık ve terletmeyen kıyafetler giyilmelidir. Güneş koruyucu kremlerimizi uygulamamız gerekmektedir” şeklinde konuştu.

“Güneş koruyucular denize gitmeden önce sürülmeli”

Güneş kremlerinin yanlış kullanımına da dikkat çeken Gürpınar, “Güneş kremleri vücudun açıkta kalan kısmının tümüne güneşe çıkmadan yarım saat önce sürülür. Plajlarda görüyoruz, denize girmeden önce sürülen ya da denizden çıktıktan hemen sonra sürülen güneş kremlerinin bir yararı olmaz. Güneş kremi güneşe çıkmadan en az yarım saat önce sürülmelidir, plaja gidiliyorsa evden çıkmadan önce sürülmelidir” ifadelerini kullandı.

Plajda koruyucu aksesuarlar önemli

Plajda güneş kremlerinin yanı sıra ek koruyucu diğer önlemlerin de şapka ve güneş gözlüğü olduğunu söyleyen Gürpınar, “Plaja giderken şapka ve güneş gözlüğünü de mutlaka yanımıza almalıyız” diye konuştu.

“Bronzlaşmayla yanlış yapılıyor”

Bronzlaşma ve bronzlaştırıcı yağların yanlışlığı ve zararları konusunda da değerlendirmelerde bulunan Gürpınar, “Bronzlaşma alışkanlığı sağlıksız ve yanlış bir alışkanlıktır. Dünyanın birçok yerinde hatta solaryumlar şuanda yasaklanmış durumdadır. İnsanlar bronzlaşmak için genelde koruyucu sürmeden ya da çok az sürerek hele de kimi zaman direkt bronzlaştırıcı yağ sürerek güneşin altına yatılıyor. Bu kadar yanlışlık üst üste yapılmamalı. Bu işlemlerin hepsi yanlış ve yapılmaması gerekenlerdir” dedi.

“Güneş ışınıyla direkt temasta bulunulmamalı”

Gölgede ve güneş koruyucularıyla da bronzlaşabilineceğinin altını çizen Gürpınar, “Güneş koruyucular bronzlaşmayı engellemiyor, güneşten yanmamızı kızarmamızı etkiliyor. Sürüldüğü zaman yine güneşin etkisini alırız. Bronzlaşmak için yağları sürerek güneşe yatılmasını hiç önermiyorum. Bronzlaşmak için güneş altına yatılması yanlıştır” şeklinde konuştu.

“Ayran ve soda da içilmeli”

Sıcaklığın yoğun olduğu şu günlerde vücut randımanın ve cildin rahat nefes alımının sağlanması için tüketilecek sıvıları da sıralayan Gürpınar, şu şekilde konuştu: “Kişide bulunan hastalığa göre sıvı alımı farklılık gösterir. Eğer kişi tansiyon ve kalp hastası ise çok fazla tuzlu tüketmemelidir. Terle birlikte sıvı ve mineral kaybediyoruz, eğer ki bir hastalığımız yok ise mineral içerikli olan soda ya da ayran gibi sıvıları tüketebiliriz. En sağlıklısı su olmasına rağmen, bazı zamanlarda su yeterli olmayabilir. Çok terlemeye bağlı olarak tuz kaybı ve tansiyon düşmeleri de yaşanabiliyor” dedi.

“Kronik hastalar ve yaş ilerlemesi olan kişiler çok dikkat etmeli”

Ancak kronik hastaların, yaşı ilerlemiş bireylerin çok fazla tuzlu içecekler tüketmemesi gerekliliğinin de altını çizen Gürpınar, “Bu gruptaki kişiler güneşin zararlarından daha fazla etkilenen kişilerdir  ve daha çok özen göstermelidirler” diye konuştu. 

Yeni Bakış

 

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.