1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. ‘HAYIR’ DEDİĞİM İÇİN PİŞMANIM
‘HAYIR’ DEDİĞİM İÇİN PİŞMANIM

‘HAYIR’ DEDİĞİM İÇİN PİŞMANIM

‘HAYIR’ DEDİĞİM İÇİN PİŞMANIM

A+A-

 

Annan Planı’na ‘hayır’ dediğim için pişmanım

AKEL üyesi, eski Kıbrıs Rum lideri Dimitris Hristofyas’ı damadı Türkolog Nikos Muduros, devam eden Kıbrıs sorunu görüşmeleriyle ilgili çok iyimser olmadığını kaydetti ancak artı geleceklerini dahi göremeyen Kıbrıs Türk ve Rum toplumlarının, çözüm yolunda birleşmeleri gerektiğini söyledi.
Muduros, Annan Planı referandumunda “hayır” dediği için bugün pişmanlık duyduğunu da ifade ederken,  eğer o dönem referandumdan “evet” çıksaydı, bugün adada çok daha farklı bir yaşam tarzının hüküm sürebileceğini dile getirdi.

Dimitris Muduros, Gazeteci-Yazar Hasan Hastürer’in Kıbrıs Tv’de hazırlayıp sunduğu haber programının konuğu oldu ve soruları içtenlikle yanıtladı.

“İki toplum arasında iletişim kopukluğu var”

Muduros,  Kıbrıslı Türk ve Rum toplumları arasındaki iletişim kopukluğu ve eksikliğine dikkat çekerek,  iki toplum arasında sağlıklı bir iletişim kurulamadığını belirtti. Muduros, bunun ortadan kalkması için mücadelesi verilmesi gerektiğini kaydetti.

“Hayır dediğime pişmanım”

Kıbrıslı Türklerin kendisine hep “Neden referandumda hayır dediniz?” diye sorduğunu söyleyen Muduros,  Kıbrıslı Rumların Annan Planı’na “hayır”ı, balyoz gibi Kıbrıslı Türklere indirdiğini ifade etti. Muduros, bugüne bakarken dönem plana hayır dediği için pişman olduğunu dile getirdi ve  “Annan Planı çok sağlıklı ve sağlam olmayabilirdi, ancak şimdiki duruma göre daha güzel ve iyi aşamada yaşıyor olabilirdik. Annan Planı’ndan bugüne kadar daha güzel fırsatlar da oldu. Özellikle Hristofyas ile Talat arasında geçen müzakere döneminde bana göre, Annan Planı’na göre daha iyi bir yapı vardı” diye konuştu.

“Kıbrıslı Rumlar yüzleşme sürecinden geçti”

Muduros, Annan Planı süreciyle ilgili, Hristofyas ve AKEL’e karşı çok büyük eleştiri olduğunu vurgularken, şu ifadeleri kullandı:

“Bana göre Kıbrıslı Rum tarafına o dönemin en büyük dersi, Kıbrıs Cumhuriyetinin ya da federal devletin iktidarının hiç bir zaman sadece Rumlar olmayacağının gösterilmesiydi. Bu iktidarı paylaşmalıyız. Elli yıldan sonra yaşanan süreç sözde bir yalandı. Sanıyorum ki, bu büyük denklemi o dönemde çözdü Kıbrıslı Rumlar… Kıbrıslı Rumlar böyle bir yüzleşme sürecinden geçti. Kiliseye karşı alternatif bir bakışı doğdu.  Şimdi kendi tarihimizle daha fazla yüzleşiyoruz.”

“Kıbrıs Rum toplumu başkalaştı”

Kıbrıs Rum tarafında, 2004 yılında sağlıklı bir tartışma ortamı olmadığını vurgulayan Muduros,  belli sermaye gruplarının elinde bulunan TV kanallarının olaya objektif olarak bakamadıklarını söyledi. Şimdi durumun daha iyi olduğu konusunda emin olan Muduros, şunları dile getirdi:

“Tartışma vardı ama objektif değildi. Şimdi durum daha iyi çünkü kriz var. Kriz zamanında bambaşka gerçeklerle karşı karşıya kalıyoruz. Kıbrıslı Rum toplumu başkalaştı. Her geç gün fakirleşen bir toplum var. En son rakamlara göre, seksen bin işsiz insan var Rum toplumunda… Kıbrıslı Türkler kadar işsiz var. Bu sosyal sorunlardan dolayı, toplum yeni yeni gerçeklerle ve farklı sorunlarla karşılaşıyor.”

“İlerici bir Türkü, gerici bir Ruma tercih ederim”

Muduros, artık iki tarafın da geleceğini göremediğini ifade ederek, “ Bu soruna böyle mi devam edeceğiz? Eğer ben, Leymosu’u, Baf’ı Rum şehri olarak görüyorsam, ben yanlış ve anormalim. Benim komşun sadece Kıbrıslı Rum olmaması lazım” dedi. Muduros,  iki toplumun daha önce yan yana yaşadığını, şimdi de yaşamaya çalışması gerektiğini belirtirken, “Ben ilerici bir Türkü, muhafazakar ve gerici bir Ruma tercih ederim. Ben dinden önce ideolojisine bakarım. Temiz insan olup olmadığına bakarım.  Eğer bu adanın efendisi olacaksak, Rum ve Türkler arasında bir denge kurulacak” ifadesini kullandı.

“Kıbrıslı Türkler Ankara’nın kumandasından çıkmalı”

Muduros,  öte yandan 1960 Anayasası’nı bırakın,  Rumlarda 1963 yılındaki statükoyu tercihe edenler olduğuna dikkat çekti ve Kıbrıslı Türklerin olmadığı ya da azınlık olduğu bir dönemi benimseyen bir anlayış olduğunu kaydetti. Kıbrıs Türk toplumunda da buna benzer anlayışlar olduğuna dikkat çeken Muduros, “İyi bir çözüm olacaksa bu anlayışları kaldırmayabilir ama marjinalleştirir. Kıbrıs Türk toplumunda da bu düşünceleri en muhafazakar kesim besliyor. Biz buna karşıyız. Kıbrıslı Türkleri sadece Ankara’nın kumandasında bir toplum olarak görmek istemiyoruz, bunun için de  mücadele diyoruz” dedi.

“Gelişme var ama yeterli değil”

Muduros,  geçen dönem Kıbrıs Rum- Türk  ilişkilerinde ilerleme konusunda başarısız olunduğunu belirtirken, şunları da ifade etti:

“Beş yıl boyunca öyle bir savaş verdik ki, ancak sonuç alamadık. Eğitim sisteminde önemli adımlar atıldı ancak Rum toplumuna mal olmadı. Düşünce değişimi olmadı. Yine de şu anda da güzel bir girişim var. Anastasiadis hükümeti,  o dönemin bir devamı olarak okullarda bir federasyon dersi konulması için adım atı.  Bu konuda ideolojik mücadele var. Her geçen gün gerçeklerle daha fazla yüzleşiyoruz.  Sonuç olarak gelişmeler var ancak yeterli değil.”

“Çözüm konusunda iyimser değilim”

Muduros, çözüm konusunda ise iyimser olmayı istediğini ancak olmadığını söyledi. Bugün müzakerelerde 40 yıldır konuşulan konular yok olurken, yine de iyimser olmaya mecbur olunduğunu da kaydeden Muduros,  sözlerini şöyle noktaladı:

“Artık Kıbrıs konusundan usandık bıktık. Geleceğimiz de görmemeye başladık. Ve eğer gerçekten Kıbrıslılar, sayısal olarak azınlık olmak istemiyorsa, kabul etmek zorundalar.  Ancak şimdi  ‘Rumlar ekonomik krizde, ne verirsek evet diyecekler’ anlayışı da pek doğru değil. Ekonomik krizden çıkan sonuçlar her zaman olumlu olmaz. Sonuçlar çok negatif de olabilir.”

KIBRIS

Bu haber toplam 697 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.