1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. "HER İKİ TARAFTA MART İÇİN BAĞIRMALAR BAŞLADI"
"HER İKİ TARAFTA MART İÇİN BAĞIRMALAR BAŞLADI"

"HER İKİ TARAFTA MART İÇİN BAĞIRMALAR BAŞLADI"

Kıbrıs müzakerelerinde ve Orta Doğuda gelinen son durum konusunda önemli açıklamalar!

A+A-

 

CTP-BG Mağusa Milletvekili, Eski Başbakanlardan Ferdi Sabit Soyer Kıbrıs müzakerelerinde ve Orta Doğuda gelinen son durum konusunda önemli açıklamalarda bulundu.

Mart ayı aklıma kedileri getiriyor… Her iki tarafta Mart için bağırmalar arttı…”

CTP-BG Mağusa Milletvekili, Eski Başbakanlardan Ferdi Sabit Soyer Kıbrıs müzakerelerinde ve Orta Doğuda gelinen son durum konusunda Kıbrıs Postası’na önemli açıklamalarda bulundu.

Gerek Türkiye, gerek BM ve gerekse de diğer uluslararası güçlerin yetkililerinin sık sık vurgulamaya başladığı ‘Mart 2016’da referandum olabilir’ şeklindeki iddialara istinaden bir soruya ise Soyer bilindik esprili tavrı ile “Mart ayı kedilerle ilgili mühim bir aydır. Bilirsiniz kediler hem bağırır hem de çağırırlar. Şimdi bizde de diğer tarafta da bağırmalar çok arttı ve bu benim aklıma Mart kedilerini getirir. Bağırmanın sonunda bir çoğalma hadisesi meydana gelebilir diye düşünüyorum” şeklinde cevap verdi.

Dikilitaş gerçekten dünyanın merkezi oldu…”

Son dönemde baş döndürücü bir şekilde artan uluslararası aktörlerin Kıbrıs ziyaretleri hakkında da konuşan Soyer “Kıbrıslıların bir lafı vardır; dünyanın merkezini Dikilitaş zannederiz diye, işte bu son ziyaretlere baktığımız zaman gerçekten de öyle bir durum ortaya çıkmıştır. BM Güvenlik Konseyinin 5 daimi üyesinin tümünün Dışişleri Bakanları Çin Dışişleri Bakanın da Pazartesi günü yapacağı ziyaret ile adaya gelmiş olacaklardır” diye konuştu.

“1.Dünya Savaşı sonrası bölgede çizilen dünya haritası bugün yeniden çizilmektedir. Bu bağlamda Kıbrıs adası son derece ehemmiyet arz eden bir duruma gelmiştir” ifadelerini kullanan Soyer bölgede güç savaşları yaşanmaktadır dedi.

Soyer “güvenlik konseyinin 5 daimi üyesi bu bölgede çarpışırken hepsinin Kıbrıs’ta çözüm konusunda ortak bir çözüm konsensüsü içinde olması, en azında kanaat birliği içerisinde olması görünümü çok dikkat çekicidir. Yani 5 daimi üyenin Kıbrıs’ta Federal biz çözüm üzerinde kanaat birliğinde olmaları çok açıktır ancak ne kadar samimi olduklarını bilemeyiz” diye konuşken, esas önemli noktanın, Kıbrıs’ta dengeli ve ortaklaşa bir çözüm bulunup bu coğrafyalar dizayn edildikten sonra, adada kurulacak olan düzenin diğer bölgelere ne kadar örnek olacağı noktası olacağını kaydetti.

Adada ulaşılacak bir çözüm bölgede örnek olabilir…”

Eski CTP Genel Başkanı “yani temelde dili, dini etnik kökeni ayrı olan toplumların nasıl bir arada özgürce, demokratik bir ortamda yaşayabileceğine örnek olacak olan yer Kıbrıs adasıdır. Bu siyasi coğrafyalar yeniden çizilirken, ortaya çıkan çatışmaların sonucu olan kin ve nefretin nasıl giderileceğine örnek olacak yer yine Kıbrıs adasıdır. Bunun için çalışılıyor gibime geliyor” dedi.

Kıbrıs sorununun en çetrefilli konusu olan Garantiler konusunda da değerlendirmelerde bulunan Soyer, son günlerin tartışma konusu olan NATO Garantilerine istinaden “şahsen karşıyım” ifadeleri kullanması dikkat çekti.

Soyer “aslında bu konuyu hiç konuşmak istemem çünkü bu konu hem Kıbrıslı Türklerin hem de Kıbrıslı Rumların en büyük zafiyeti bu konudur. Bana sorarsanız garantörlük, her iki toplumun da oluşacak olan yeni düzene demokratik çerçevede sahip çıkmasıdır. Bana göre en büyük garanti budur” diye konuşurken ada genelinde bu hususta ortak bir kültür noksanlığı olduğunu da ifade etti.

Garantiler konusunda esas sorun karşılıklı ‘güvensizlik’…”

Esas meselenin ‘güven’ meselesi olduğunu vurgulayan Soyer “Kıbrıslı Türkler Rumlara, Rumlar da Kıbrıslı Türklere güvenmez. Dolayısıyla her iki toplum da olası bir anlaşmanın bir başka güç tarafından sigorta edilmesini isterler. Örneğin Annan Planı zamanında Rumlar her şeyden öte çözüm için garanti istemişlerdi. Kimden? BM Güvenlik Konseyinden istemişlerdi. Halbuki esas güvence bu adanın sahipleri ve sakinleri olmalıdır” diye konuştu.

“Kıbrıslı Türklerin 1960 anlaşmasının 1964 yılında tek taraflı fesih olmasından dolayı genlerine işleyen bir ‘Rum’a güvenmeme’ var. Aynı şekilde, 1974 nedeniyle ‘tek yanlı’ müdahale güvensizliği vardır. Halbuki bütün bu güvensizlikleri giderecek arayışlar içerisinde olabiliriz. Ama güvensizliği esas giderecek şey bu adaya sahip çıkmak ve oluşacak düzeni korumaktır” diye konuşan Soyer karşılıklı ‘yurdum burasıdır’ kültürü oluşana kadar bu güvensizlikleri giderecek formüllere olması gerektiğine dikkat çekti.

Ben NATO garantisine de Kıbrıs’ın NATO’ya girmesine de karşıyım”

NATO garantisi konusunda ise “ortada bazı gerçekler vardır” diyen Soyer, “ben şahsen karşıyım. Ancak gerek adanın garantörleri olan İngiltere, Türkiye ve Yunanistan; gerekse de çözüm sonrası altına gireceğimi AB şemsiyesinin belirli güvenlik durumları vardır. Bugün AB, NATO şemsiyesi altındadır ancak bizim durumumuz nasıl olur bilemem. Yani AB de olup da NATO’da olmayan ülkeler de vardır. Kıbrıs NATO üyesi değildir, olmasına da ben karşıyım. Ancak dediğim gibi ortada bazı gerçekler de vardır” ifadelerini kullandı.

 

Kıbrıs Postası

 

Bu haber toplam 364 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.