1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. HESAP SORULACAK
HESAP SORULACAK

HESAP SORULACAK

Mecliste temsil edilen siyasi parti temsilcileri, milletvekillerinin “kürsü dokunulmazlığı” dışındaki tüm dokunulmazlıklarının kaldırılması için inisiyatif üstlenme ve yolsuzlukların üzerine gitme sözü verdi.

A+A-

Yasal mevzuatta değişiklik şart… UBP, CTP-BG, DP ve TDP yetkilileri ile bazı hukukçular, milletvekillerinin “kürsü dokunulmazlıklarının kaldırılması konusunda görüş birliğine vardı ve ülkeyi yöneten sorumluların da hesap verebilmesi için yasal mevzuatta değişiklik yapılması gerektiğini bildirdi. Bakanların, milletvekillerinin ve üst düzey kamu görevlilerinin yaptıkları hukuka aykırı işlem ve eylemlerden dolayı hesap vermelerinin sağlanmasının, demokratik hukuk devletinin ayırt edici özelliklerinden biri olduğuna vurgu yapılıyor.

Partiler ne düşünüyor?... UBP Genel Sekreteri Necdet Numan “milletvekillerinin kürsü dokunulmazlığı dışında dokunulmazlıklarının kaldırılması gerekir” derken,  CTP-BG Genel Sekreteri Asım Akansoy, partilerinin, her şeyden önce ülke genelinde hukukun tesis edilmesi için ciddi anlamda hareket edeceğini belirtti. DP-UG Genel Başkanı Serdar Denktaş da toplumda sorumlulardan hesap sorma kültürünün sadece yasalarla olamayacağını, politikacıların kendilerinin de hesap verebilir olmaları gerektiğini söyledi. TDP Genel Sekreteri Cemal Özyiğit ise hangi pozisyonda bulunursa bulunsun, herkesin günü geldiğinde kendinden hesap sorulacağını bilmesi gerektiğini ifade etti.

Osman KALFAOĞLU

Mecliste temsil edilen siyasi partilerin üst düzey yöneticileri, 28 Temmuz seçimlerinin ardından milletvekillerinin “kürsü dokunulmazlığı” dışındaki tüm dokunulmazlıklarının kaldırılması için inisiyatif üstleneceklerinin sözünü verdi.

KIBRIS’a konuşan hukukçu ve siyasiler, milletvekillerinin “kürsü dokunulmazlıklarının kaldırılması konusunda görüş birliğine vardı ve ülkeyi yöneten sorumluların da hesap verebilmesi için yasal mevzuatta değişiklik yapılması gerektiğini bildirdi.

Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) Hukuk Fakültesi Dekan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Tufan Erhürman, bakanların, milletvekillerinin ve kamu görevlilerinin yaptıkları hukuka aykırı işlem ve eylemlerden dolayı hesap vermelerinin sağlanmasının, demokratik hukuk devletinin ayırt edici özelliklerinden biri olduğunu söyledi.

Erhürman, Ceza Yasası’nda yolsuzluk, rüşvet, iltimas (kayıtma), görevi suistimal ve görevi ihmal suçlarını düzenleyen maddelerin iki açıdan sorunlu olduğunu belirterek, bunlardan birincisinin, bu suçları işleyen milletvekillerinin cezasız kalabileceğini söyledi. 

Erhürman, 1920’li yıllarda çıkarılan bu yasalarda eksiklikler bulunmasının gayet doğal olduğunu belirterek, “Doğal olmayan, bunca yıldan sonra bu yöndeki düzenlemelerde hala eksiklik bulunması, gerekli değişikliklerin yapılmamış olması ve benzer fiilleri işleyen kamu görevlileri cezalandırılabilirken, milletvekillerinin cezalandırılamamasıdır” dedi.

Dr. Erhürman, konuyla ilgili ikinci sorunun bu tür suçların hafif suç olarak değerlendirildiğini ve verilen cezaların son derece düşük olması olduğunu aktardı.

“Cezaların ağırlaştırılması gerek”
Erhürman, bu tür suçların son derece ağır suçlar olduğunu ve caydırıcı olabilmeleri için azami 3 yıl hapislik olan cezanın ağırlaştırılması gerektiğini dile getirirken, Anayasa’nın 84. Maddesi’ne göre beş yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar hariç, milletvekillerinin seçimden önce veya sonra işledikleri suçlardan dolayı tutuklanıp yargılanamamasının da başka bir sorun olduğunu ifade etti.

 Erhürman, bu konuda yapılabilecek yasa değişikliklerini şöyle sıraladı:
“Ceza Yasası değiştirilmeli ve yolsuzluk, rüşvet, iltimas, görevi kötüye kullanma ve görevi ihmal suçlarının milletvekilleri tarafından da işlenebileceği açıkça düzenlenmelidir. Caydırıcılığın sağlanabilmesi için bu suçların cezaları artırılmalıdır. Anayasa değiştirilerek milletvekillerinin seçimden önce veya sonra işledikleri suçlardan dolayı yargılanabilecekleri belirtilmelidir.”

“Yurttaşı zarara uğratan, bedelini ödemeli”
“Bakanların ve kamu hizmeti görmekle görevli kişilerin hukuki sorumluluğu da en az cezai sorumluluk kadar önemlidir” diyen Dr. Erhürman, bu görevleri yürüten kişilerin, yaptıkları işlem ve eylemlerle yurttaşlara zarar verdikleri taktirde, yurttaşların bu zararlarının giderilmesi için idareye karşı yargı yoluna başvurabileceklerini ancak bu durumda davacının davayı kazanması halinde dahi, tazminatı ödeyecek olanın, zarar veren işlem ya da eylemi yapan bakan ya da kamu görevlisinin değil, idarenin olduğunu söyledi.

Erhürman, “Bu konunun mevzuatta derhal açıkça düzenlenmesi ve yaptığı işlem ve eylemler nedeniyle yurttaşlara zarar veren bakan ve kamu görevlilerinin uygulamalarından dolayı idarenin tazminata mahkum edilmesi halinde, idarenin bu kişilerden ödediği tazminatı talep etmesinin bir zorunluluk olduğunun açıkça belirtilmesi gerekir” dedi.

“Yeni meclisin bu düzenlemeleri bir an önce yapması gerek”
“Böyle bir düzenleme, kuşkusuz, bakanların ve kamu görevlilerinin işlem ve eylem yaparken hukuka uygun davranmak konusunda daha özenli olmalarını sağlayacaktır” diyen Erhürman, 28 Temmuz sonrasında oluşacak olan meclisin bu düzenlemeleri bir an önce yapması gerektiğini ve yurttaşları bu düzenlemelerden haberdar edip bu konularda yaygın eğitimler vermesi gerektiğini aktardı.

Bu durumun ülkede hesap verilebilirlik konusunda yeni bir kültürün oluşmasına katkıda bulunacağını kaydeden Erhürman, “Hakiki manada bir hukuk devleti olarak tanımlanmak konusunda son derece sıkıntılı olan KKTC’nin hukuk devletine birkaç adım yaklaşabilmesi için bu yöndeki değişikliklerin yapılması elzemdir” dedi.

Özersay: Yolsuzluktan yargılanan veya ceza alan olduğunu hatırlamıyorum. DAÜ Uluslar arası İlişkiler Bölümü Öğretim üyesi ve Toparlanıyoruz Hareketi lideri Doç Dr Kudret Özersay, Kıbrıslı Türklerin siyasi tarihinde yolsuzluktan yargılanan veya ceza alan birisi olduğunu hatırlamadığını, siyasilerde ve kamu görevlilerinde etkili olacak, çalışan bir hesap verebilirlik sisteminin söz konusu olmadığını kaydetti.

Doç. Dr. Özersay, “Yaşanan onca sıkıntıdan siyasilerimizin tabi ki ciddi sorumlulukları var ancak ya hukuksal boşluk, denetim mekanizmalarının çalışmıyor ve çalıştırılmıyor olması veya diğer siyasiler tarafından kullanılıyor olma gibi nedenlerden dolayı sonuç alınması engelleniyor” dedi. Özersay, buna çok geniş tutulan milletvekili dokunulmazlıklarının da eklenmesi halinde bugün bu hale gelmemizin çok da normal olduğunun altını çizdi.

“Hesap sorma kültürü yok”

Toplum olarak da belirli bir farkındalık içerisinde, örgütlü şekilde siyasal otoriteyi denetlediğimizin, hesap sorduğumuzun da söylenemeyeceğini belirten Özersay, “İşte tüm bu nedenlerle bizde siyasilerde ve kamu görevlilerinde hesap verme ya da sivil toplum ve medya tarafından hesap sorma kültürü pek yok” dedi.

Geçmişte Dışişleri eski Bakanı Hüseyin Özgürgün’ün 11 tane kamera/trafik cezasını ödememiş ve sildirmiş olmasına rağmen kamuoyundan bir özür dahi dilemediğini ancak İngiltere’de trafik cezasını eşinin adına yazdırıp idareyi aldatan bakanın önce bakanlıktan daha sonra da vekillikten olduğunu, ilerleyen süreçte de yargılanarak ceza aldığını söyledi.

“Başbakanlık Denetleme Kurulu’nun amacı sonuç almak değil”
“Bizde yolsuzluk dosyaları ve hatta Başbakanlık Denetleme Kurulu siyasi rakipleri sıkıştırmak, zora sokmak için gündeme getiriliyor, sonuç almak maksadıyla değil” diyen Özersay, Başbakanlık Denetleme Kurulu’nun da bu maksatla yaratıldığını ifade etti.

Yolsuzluk iddialarının sonuçlanması konusunda bir diğer engelin Savcılığın hukuksal konumuyla ilgili olduğunu kaydeden Özersay, polisin gecikmeli olarak hazırlayıp Savcılığa ilettiği dosyalarda çoğu zaman suç unsuru bulunamadığını ve dosyaların kapatıldığını belirtti.

“Oysa özellikle Sayıştay tarafından hazırlanan pek çok dosyada yasalarımızın ihlal edildiği o kadar açıktır ki, bunların polisten Savcılığa ve oradan da yargıya taşınmaması soru işaretleri yaratmaktadır” diyen Özersay, bu ve benzeri hesap verme konularının çoğu zaman daha yargı aşamasına gelmeden kapatıldığını altını çizdi.

Siyasilerin kendi aralarında üstü kapalı bir koalisyon halinde birbirlerini kolladığını düşündüklerini ifade eden Özersay, milletvekili dokunulmazlıklarının sadece kürsü dokunulmazlığıyla sınırlandırılması gerektiğini vurguladı.

Siyasi partilerin gelir ve giderleri hesap verebilirlilik açısından bir başka önemli sorunun, Siyasi Partiler Yasası’nın siyasi partilerin belirli dönemlerde gelir ve giderlerini Anayasa Mahkemesi’ne denetim için sunmalarını zorunlu kılmasına ve bu konuda hapis cezası dahil cezai hükümler içermesine rağmen bu maddenin uygulanmaması olduğunu ifade eden Özersay, “Düşünün yasa var, yasanın ihlal edildiği açık ama Anayasa Mahkemesi siyasi partilere neden bunu uygulamadınız diye sormuyor, bunun uygulanmadığı bilinmesine rağmen Başsavcılık harekete geçip de dava açmıyor” dedi.

Milletvekili devamsızlıkları Hukuk sistemimizde bu konunun suistimal edilmesine imkan sağlayan boşluklar olduğunun altını çizen Özersay,  meclise devamsızlığı olan vekillerin vekilliklerinin düşürülmesi konusunda Meclis İç Tüzüğü’nde bir madde olmasına rağmen, partilerin çok sayıda devamsızlığı olan milletvekilleri bulunduğundan kimsenin milletvekilliğini sona erdirme konusunu gündeme getirmediğini ve konuyu kapattığını söyledi. “Yani yasaların olması yetmez, uygulanması da lazım ve bunun için siyasi bir irade şart” diyen Özersay, Sayıştay’ın kendi hazırladığı raporları doğrudan Başsavcılığa ya da doğrudan mahkemelere taşımasının mümkün kılınabileceğini bunun da bir çıkış yolu olabileceğini anlattı.

“Ancak tüm bunlara ilaveten toplum olarak hepimizin bilinçli davranıp siyasileri denetlememiz gerekiyor. Örgütlü şekilde sivil toplum örgütleri kanalıyla yolsuzlukların üzerine gitmeyen ya da hesap vermekten kaçınan siyasiler üzerinde baskı koymamız gerekiyor” diyen Özersay, Toparlanıyoruz Hareketi tam da bunu yapmaya çalıştığını, yapmaya da devam edeceğini kaydetti.

Numan: Suçlama var, ispat yok. UBP Genel Sekreteri Necdet Numan, herkesin birbirini yolsuzlukla suçladığını ancak bunları ispatlayacak belgeleri ortaya koyamadığını belirtirken, “Memlekette herkes birbirini tanıdığı için milletvekillerinin kürsü dokunulmazlığı dışında dokunulmazlıklarının kaldırılması gerekir” dedi.

Başa gelen yönetimlerin de bir önceki hükümetin yaptığı usulsüzlükleri araştıracağını, sorumlulardan hesap soracağını söylediğini ancak görevde olan hükümetin kendileriyle ilgili bir şey bulamadığını anlatan Numan, “Bizim de bir önceki CTP hükümeti ile ilgili yolsuzluk dosyalarını Savcılığa verdik ancak dosyalar Savcılık’ta duruyor, bir şey yapılmıyor. Poliste bu konu hakkında yeni kurulan birimin ilgileneceği söylendi ama bir şey çıkmadı” dedi.

Numan, UBP’nin seçimlerin ardından milletvekillerinin kürsü dokunulmazlığı dışındaki dokunulmazlıklarının kaldırılması için girişimde bulunacağını, bu sayede de herkesin boyunun ölçüsünü alacağını ifade etti.

Akansoy: Hukukun tesisi için ciddi anlamda hareket edeceğiz” Cumhuriyetçi Türk Partisi-Birleşik Güçler (CTP-BG) Genel Sekreteri Asım Akansoy, partilerinin seçim programında bu konuya geniş yer ayırdıklarını, CTP-BG’nin her şeyden önce ülke genelinde hukukun tesis edilmesi için ciddi anlamda hareket edeceğini belirtti. Akansoy, sadece milletvekilliği dokunulmazlıkları değil, açık, şeffaf ve yasalara bağlı bir yaşam düzeni kurmak için çalışacaklarını ifade etti. “Yeni yasal düzenlemelere ihtiyaç var. Çağdaş yaşamın ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir yasal mevzuatın olduğunu söyleyemeyiz” diyen Akansoy, sosyal, ekonomik ve siyasal yaşamda köklü reformlar öngördüklerini kaydetti.
   Akansoy, “Bu konudaki kararlılığımız, meclis içerisinde ve dışında, her bir Kıbrıslı Türk bireyin sosyal haklarını geliştirip, olası usulsüzlük ve sorumsuzlukları sorgulanır kılmaktır. Programımızda da yer aldığı gibi siyasi partiler, seçim ve halk oylaması ve anayasa köklü değişiklikler öngörmekteyiz. Bunlar yapılmadan şeffaf, hesap verilebilir ve adil bir düzen beklememiz yanlış olur” şeklinde konuştu.

Denktaş: Sadece yasalarla olmaz. Demokrat Parti-Ulusal Güçler (DP-UG) Genel Başkanı Serdar Denktaş ise toplumda sorumlulardan hesap sorma kültürünün sadece yasalarla olamayacağını, politikacıların kendilerinin de hesap verebilir olmaları gerektiğini anlattı.
“Yasalar eksiktir demek yeterli değil. Bu kültürün yayılması yukardan başlar. Politikacı attığı her adımın hesabını verebiliyorsa, hakkında çıkan iddialara karşı cevap verebiliyorsa o zaman da insanlar bunun peşinden gider ancak politikacılar bunu yapamıyorsa, vatandaş da ipin ucunu koyuverir” dedi.

Cumhuriyetçi Türk Partisi-Birleşik Güçler’in (CTP-BG) UBP’nin, UBP’nin de CTP’nin kirli çamaşırlarını bu güne kadar örttüğünü savunan Denktaş, “Zıt ikiz kardeşleri oynuyorlar. Birbirlerine düşman gibiler ancak en çok benzeyen iki partidir. Biri sıkıştığında diğeri açık açık olmasa da bir adım atarak sıkışık durumda olanı rahatlatır” şeklinde konuştu.

Özyiğit: Herkesin, günü geldiğinde kendinden hesap sorulacağını bilmesi gerek. Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) Genel Sekreteri Cemal Özyiğit ise “hesap sormanın zamanı geldi” diye yola çıktıklarını, hangi pozisyonda bulunursa bulunsun, herkesin günü geldiğinde kendinden hesap sorulacağını bilmesi gerektiğini ifade etti.

 “Bir düzen oluşturuldu, devletin malı deniz, har vurup harman savruldu, devlet olanakları eş dosta paylaştırıldı, büyük iş adamlarından doğru dürüst vergi alınmadı, seçim zamanlarında partiye ve kişiye menfaat sağlandı. Herkes şunu bilecek ki TDP hükümete geldiği anda hesap sorma, olmazsa olmazların başında gelecek” diyen Özyiğit, milletvekillerinin kürsü dokunulmazlığı dışında dokunulmazlığının olmaması gerektiğini düşündüklerini aktardı.
“Bir milletvekili, adi veya bir trafik suçu işlediği anda hesabını verecek, cezasını çekecek” diyen Özyiğit, milletvekilliğiyle bağdaşmayan hareketler yapan vekillerin milletvekilliğinin düşürüleceğini kaydetti. Özyiğit, “UBP-DP bu düzeni kuran, CTP da hesap soracak diye gelip hesap sormayan bir parti. 28 Temmuz ilk olacak, şeffaf adil bir yönetimin başlangıcı olsun diye yetki istiyoruz” dedi.

Kıbrıs

 

Bu haber toplam 554 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.