1. HABERLER

  2. İŞİN İÇİNDE BİR İŞ VAR!
İŞİN İÇİNDE BİR İŞ VAR!

İŞİN İÇİNDE BİR İŞ VAR!

Şeffaflıktan uzaklaşıldı!

A+A-

KKTC İstatistik ve Araştırma Dairesi eski Müdürlerinden Güner Mükellef, hayat pahalılığı hesaplamalarının mevcut hükumet döneminde şeffaflıktan uzaklaştığına dikkat çekti.

KKTC İstatistik ve Araştırma Dairesi eski Müdürlerinden Güner Mükellef, ülkemizdeki hayat pahalılığı hesaplamalarıyla ilgili Yeni Bakış’a değerlendirmelerde bulundu. Mükellef, mevcut hükümetin hayat pahalılığı hesaplamaları ile ilgili rakamların şeffaf bir şekilde paylaşılması gerektiğini, bunun yapılmamasının ise hesaplamaların doğruluğu ile ilgili şaibeler doğuracağını söyledi.

Bir ülkede fiyatları belirleyen ya üreticiler ya da tüketicilerdir
Mükellef sözlerini şöyle sürdürdü: “Günlük hayatımızda gerek mal gerek hizmet olsun ihtiyaçlarımızın bir çoğunu satın alırken bir kısmını kendi üretimimizden karşılamakta ve az da olsa bir kısmını da yakınlarımızdan aldığımız hediyelerle karşılamaktayız. Günlük hayatımızda hangi şekilde olursa olsun ihtiyaçlarımızı karşılamak için elde ettiğimiz tüm mal ve hizmetlerin mutlaka bir fiyatı vardır ve bunların kalitelerinde veya miktarlarında bir değişiklik olmasa bile fiyatları her an değişebilmektedir. Bu fiyat değişiklikleri; mal ve hizmetleri  üretmek için kullanılan girdilerin maliyetlerine, üretildikten sonra satış için ilgili yerlere ulaştırılmalarındaki  nakliye maliyetlerine, bunların satışını gerçekleştiren işletmelerin işletme giderlerine, aracıların kar paylarına, hükümetlerin ve yerel yönetimlerin bu mal ve hizmetlerin üretimlerinden itibaren tüketicilere ulaşana kadar çeşitli kademelerde koyduğu vergilere (bunların tümü  fiyat değişikliklerinin üretici kesim tarafından yapılmasına birer nedendir.), piyasadaki yeterliliklerine ve dolaşımdaki paranın miktarına (bunlar da fiyat değişikliklerinin tüketici kesimden kaynaklanması nedenleridir) bağlıdır. 
Kısacası bir ülkede fiyatları belirleyen ya üreticilerdir veya tüketicilerdir.” 

Enflasyonu Türkiye’den ithal ediyoruz
Güner Mükellef, bir ülke ekonomisinde belirli bir zaman dilimi içerisindeki fiyatlar genel seviyesindeki sürekli artışa Enflasyon, azalışa da Deflasyon denildiğine işaret eden Güner Mükellef, “Ancak Deflasyon yerine, negatif enflasyon terimi daha çok tercih edilmektedir. Özellikle Türk Lirası kullanmamız nedeniyle Türkiye Cumhuriyeti’nin para politikaları ve ekonomisindeki olumsuz gelişmelerin bir sonucu olarak; ekonomik ve sosyal hayatımızı ciddi anlamda tehdit eden bir enflasyonu Türkiye’den ithal ediyoruz. Elbette ki içsel sorunlarımız da bu enflasyona katkı koymaktadır.   Peki gelirimizdeki değişimin çok üzerinde meydana gelen bu fiyat değişikliklerinin satın alma gücümüz üzerindeki etkisini nasıl ölçebiliriz?” diye konuştu. 

Enflasyon nasıl hesaplanır? 
Mükellef açıklamalarını şöyle sürdürdü: “Ülke ekonomilerinde önemli bir gösterge olan enflasyon oranı fiyat endeksleri ile hesaplanmaktadır. Yukarıda bir ülkedeki fiyatların ya üretici veya tüketici kesimler tarafından belirlendiğini söylemiştik. O halde enflasyonun bu her iki kesim için de ayrı ayrı hesaplanmasında yarar vardır. Bir diğer ifade ile ülkeler hem Üretici ve hem de Tüketici Fiyat Endekslerini birlikte hesaplamalı ve kamuoyu ile paylaşmalıdır.
 Hatta ve hatta ülkeler Milli Gelir Hesaplarını yaparken, Milli Gelir serilerini oluşturan sektörlerin de bir önceki yıla göre fiyat değişimlerini hesaplamalı ve kamuoyu ile paylaşmalıdır. Ancak ne var ki ülkemizde hükümetlerin istatistiğe yeterince önem vermemesi nedeniyle bu tür hesaplamaları yapan İstatistik ve Araştırma Dairesi, sadece halk tarafından Enflasyon diye bilinen Tüketici Fiyat Endeksi’ni (nihai tüketime konu olan mal ve hizmetler kapsanırken kendi üretimimizden tükettiğimiz, yakınlarımızdan aldığımız hediyeler kapsam dışı olarak değerlendirilmektedir.) aylık olarak hesaplamakta ve Bir Önceki Aya Göre, Bir Önceki Yılın Aralık Ayına Göre ve Bir Önceki Yılın Aynı Ayına Göre karşılaştırmalı olarak kamuoyuna açıklayabilmektedir.” 

Tüketici Fiyat Endeksi
Güner Mükellef, açıklamalarında Hane Halkı Bütçe Anketinin amaç ve yöntemiyle ilgili de bilgi verdi. 
Mükellef, “Ülkemizde hesaplanan Tüketici Fiyat Endeksi’nin temeli, çeşitli zaman aralıklarında (önceleri 10 yılda bir yapılırken son yapılan anket 6 yıl aradan sonra yapılmıştır.) hanelere uygulanan “Hane Halkı Bütçe Anketi”ne dayanmaktadır. Bu anketlerle anketin uygulandığı haneyi oluşturan hane halkının yani her bir bireyin, ihtiyaçlarını karşılamak için yapmış olduğu mal ve hizmet alımları bir ay boyunca madde madde, birim fiyat, ağırlık (adet, kez vs.) ödenen toplam bedel ve nereden alındığı bazında anket formunda hazırlanan ilgili bölümlere kayıt edilmektedir. Yıl boyunca her ay farklı hanelere uygulanan bu anketlerle derlenen veriler, İstatistik ve Araştırma Dairesi tarafından belirlenen uzman kadro tarafından çeşitli kontrollerden sonra bilgisayar ortamına aktarılır ve nihai tüketime konu olduğuna karar verilen mal ve hizmetler (bazı mal ve hizmetlere yapılan harcamalar tüketim dışı harcamalar olarak değerlendirilir ve endeks kapsamı dışında tutulur.) kodlanır. Bu kodlar yardımıyla da mal ve hizmetler Tüketici Fiyat Endeksini oluşturan 12 ana gurup altında toplanır.

Tüketici Fiyat Endeksini oluşturan 12 ana gurup:
01-GIDA VE ALKOLSÜZ İÇECEKLER 
02-ALKOLLÜ İÇECEKLER VE TÜTÜN 
03-GİYİM VE AYAKKABI 
04-KONUT, SU, ELEKTRİK, GAZ VE DİĞER YAKITLAR 
05-MOBİLYA, EV ALETLERİ VE EV BAKIM HİZMETLERİ 
06-SAĞLIK 
07-ULAŞTIRMA 
08-HABERLEŞME 
09-EĞLENCE VE KÜLTÜR
10-EĞİTİM 
11-LOKANTA VE OTELLER 
12-ÇEŞİTLİ MAL VE HİZMETLER  
Şeklindedir (Her bir ana grubun altında alt ana gruplar, her bir alt ana grubun altında gruplar, her bir grubun altında alt madde grupları, her bir alt madde grubu altında maddeler, her bir madde altında da madde çeşitleri yer almaktadır.). Daha sonra ise bu 12 ana grup yapılan harcama toplamına göre ağırlıklandırılır. Bu 12 ana grubu oluşturan madde çeşitleri endeks sepetini oluşturur ve bunların temel yıl fiyatları derlenir. Endeks sepetinde yer alan mal ve hizmetlere ilişkin fiyatlar her ay (sebze ve meyveler için ayda üç kez), tüm ilçelerden ve ilçelerdeki önceden belirlenmiş farklı yerlerden derlenir. Her ilçeden aylık olarak derlenen tüm mal ve hizmet fiyatları ayrı ayrı, derlendiği ilçenin aylık ortalama mal ve hizmet fiyatları olarak hesaplanır. Bu ortalama fiyatlar da ilçe ağırlıkları ile değerlendirilerek endekste kullanılacak cari fiyatlar belirlenir. Son olarak da 12 ana grubu oluşturan madde çeşitleri için elde edilen bu cari fiyatlar önceden belirlenen ağırlıklarla çarpılarak temel yıl fiyatlarına oranlanırlar. (Tüm bu işlemlerde Laspeyres Formülü kullanılmaktadır).

Fiyat artışı aynı oranda Tüketici Fiyat Endeksi’ne yansımaz
Bazı vatandaşlar tükettikleri herhangi bir mal veya hizmette meydana gelen fiyat artışının aynı oranda Tüketici Fiyat Endeksine de yansımasını bekler. Ancak Tüketici Fiyat Endeksi için belirlenen formülasyon bu beklentiyi karşılamaz. 
Burada hesaplamanın nasıl yapıldığına dair özet bir örnek verelim.
Diyelim ki Tüketici Fiyat Endeksini oluşturan 12 ana gurubun Gıda ve Alkolsüz İçecekler Grubu ağırlığı %20 olsun. Bu grup için belirlenen madde çeşitleri fiyatlarında bu ay genel olarak Lefkoşa’da %8, Mağusada %10, Girne’de %11, Güzelyurt’ta %9 ve İskele’de %9 artış olsun. Lefkoşa’nın ağırlığı %30, Mağusa’nın ağırlığı %25, Girne’nin ağırlığı %20, Güzelyur’dun ağırlığı %15 ve İskele’nin ağırlığı da %10 (toplam %100) ise (İlçe ağırlıkları, anket sonuçlarına göre endeks sepetini oluşturan mal ve hizmetlerin hangi ilçeden ne kadarının satın alındığına göre belirlenmektedir) Gıda ve Alkolsüz içecekler grubu fiyat artışı şu şekilde hesaplanır: Her ilçenin fiyat artışı o ilçenin ağırlığı ile çarpılır. 0.08*0.3+0.10*0.25+0.11*0.20+.09*0.15+.09*0.10 = %9.35 
Bu durumda Gıda ve Alkolsüz içecek ana gurubunun enflasyona etkisi 0.0935*0.20 = %1.87 olur
Buradan da anlaşılacağı gibi herhangi bir mal ve hizmette meydana gelen fiyat artışı birebir Tüketici Fiyat Endeksine yansımamaktadır.

Türkiye’den yapılan İthalatın büyük bölümü dövizle oluyor
Son zamanlarda döviz kurlarında önemli artışlar meydana gelmektedir.  Ülkemizin ise ithalat bağımlısı bir ülke konumunda olmasından dolayı döviz kurlarındaki bu artışların fiyatlara yansıması kaçınılmazdır. Çünkü Ülkemiz toplam ithalatının %35’lik bölümü üçüncü ülkelerden ve tamamen dövizle yapılırken, Türkiye Cumhuriyeti’nden yapılan %65’lik kısmının da önemli bir bölümü yine dövizle yapılmaktadır. Yani toplam ithalatımızın neredeyse %90’nı dövizle yapılmaktadır. 
Ülkemizin yapmış olduğu mal ithalatının %38’i ara mal, %50’si nihai tüketim ve %10’u da sabit sermaye oluşumuna gitmektedir (1998 I/O tablosu).  Dolayısıyla döviz kurlarındaki artış %50 oranında doğrudan, %48 oranında da dolaylı olarak piyasada satılan mal ve hizmetlerin fiyatlarına yansımaktadır.  Ancak İstatistik ve Araştırma Dairesi tarafından hesaplanan ve kamuoyu ile paylaşılan Tüketici Fiyat Endeksi bu gerçeği ne kadar yansıtmaktadır? Çevremizde en çok karşılaştığımız sorulardan birisi maalesef budur. 

Hayat pahalılığı hesaplamasında çelişki var
Son üç ayda döviz kurlarında neredeyse %10’un üzerinde bir artış varken bu dönemde enflasyonumuzun (Tüketici Fiyat Endeksinin) sadece %2 dolayında gerçekleşmesi ne kadar mümkündür? Bu durum 2015 temel yıl Tüketici Fiyat Endeksi oluşturulurken “Endeks için oluşturulan mal ve hizmet sepetinde fiyatlar ağırlıklı olarak döviz fiyatlarından oluşmaktadır.” açıklaması ile çelişki içerisinde değil midir?  
Bu soruya yanıt bulabilmek veya Tüketici Fiyat Endeksi sonuçlarına sağlıklı bir yorum getirebilmek için 2015 Tüketici Fiyat Endeksi metodolojisindeki detayların incelenmesi gerekmektedir. Benim sorumlu olduğum dönemde oluşturduğumuz 2008 temel yıl Tüketici Fiyat Endeksinin detaylı metodolojisi DPÖ’nün web sayfasında yayınlanmıştır. En azından benzer bir metodoloji 2015 temel yıl Tüketici Fiyat Endeksi İçin de yayınlanabilirdi. İlgi duyan vatandaşlar da bu metodolojiyi inceleyerek, kamuoyuna duyurulan enflasyon rakamlarının doğruluğuna sağlıklı yorum yapma imkanı bulabilirlerdi (detaylı bir şekilde web sayfasını taramama rağmen metodoloji ile ilgili bir şeye rastlamadım). Şeffaflıktan uzaklaşarak biz yaptık oldu anlayışını hakim kılarsak, vatandaşımızın da enflasyon rakamlarına güvenini maalesef artıramayız.

Şeffaflıktan uzaklaşıldı
Ülkemiz Tüketici Fiyat Endeksinin doğru bir şekilde oluşturulması ve gerçeği yansıtması için Hane halkı Bütçe anketinin daha sık aralıklarda (her yıl olmasa bile en fazla 3 yılda bir) ve olağan dışı gelişmelerin yaşanmadığı yıllarda yapılmasında yarar vardır. Anketin amacının, kapsamının, yönteminin ve içeriğinin çok iyi anlatılması, hanelerdeki uygulama süresinin ya haftalık veya en fazla 15 günlük olması, sonuçlanan anket kontrollerinin çok hızlı bir şekilde yapılması ve bilgisayar ortamına aktarılması da bu tür çalışmalarda yüksek düzeyde başarı sağlanmasına yardımcı olacaktır. Ayrıca yapılan her çalışma ile ilgili verilerin ve kullanılan metodolojinin detayları da kamuoyu ile paylaşılmalı ve bu alanlarda ilgi duyan vatandaşların bu detaylar ışığında sağlıklı bir şekilde çalışmalar yapabilmelerine veya ortaya çıkan verilere yorum yapabilmelerine olanak tanınmalıdır. Unutulmamalıdır ki bilgi paylaşıldığı ölçüde değer kazanır.”

Yeni Bakış

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.