1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. İSRAİL'İN GÖZÜ KIBRIS'TAKİ...
İSRAİL'İN GÖZÜ KIBRIS'TAKİ...

İSRAİL'İN GÖZÜ KIBRIS'TAKİ...

İSRAİL'İN GÖZÜ KIBRIS'TAKİ...

A+A-

İSRAİL’İN RADARDA KOLAYLIK İSTEMESİNE, AYAKLARI İÇİNDE BAŞKASINI İSTEMEYEN İNGİLİZLER TEPKİ GÖSTERİNCE RUM YÖNETİMİ ZOR DURUMDA KALDI

İSRAİL ARAP VE MÜSLÜMAN DEVLETLERDE VE TÜRKİYE’DE OLANLARI İZLEMEK İSTİYOR

“12’NCİ PARSELDEN MISIR’A 180 KİLOMETRELİK BORU HATTI HEM TERMİNAL İÇİN YAPILACAK HARCAMANIN YÜZDE 5’İNE MALOLUR, HEM İTALYA’YA DOĞAL GAZ SATMA HAKKI VERİR”

İSRAİL DIŞİŞLERİ BAKANI LIEBERMAN 24 TEMMUZ’DA GÜNEY’E GİDİYOR

İsrail’in Arap ve Müslüman devletlerinde ve de Türkiye’de olanları izlemek için Rum Yönetimi’nden Trodos dağlarındaki radarda kolaylık talep ettiği, ancak İsrail’in bu talebinin, Trodos radarını kontrolü altında tutan İngilizlerin tepkisini çektiği için, Rum Yönetimi’nin zor durumda kaldığı bildirildi.

Simerini haberi “İsrail’in ‘Gözü’ Trodos’ta... Tel Aviv Lefkoşa’dan Kolaylıklar İstedi... Ayaklarının İçinde Başkasını İstemeyen İngilizler Tepki Gösterdi... Bölgemizdeki İktidar Oyunları Hükümetin Başını Ağrıtıyor” başlık ve spotlarıyla manşete çekti.

İsrail ile işbirliğinin ve Yunanistan’a, oradan da Avrupa’ya kadar genel enerji ekseninin Doğu Akdeniz’deki doğal gazdan istifade özelinde tartışılacak bir stratejik hedef olduğunu belirten gazete, İsrail’in bu ittifakı isteyip istemeyeceğinin, sonunda yeniden Türkiye’ye yönelip yönelmeyeceğinin çok sorgulandığına işaret etti.

Gazete bu bağlamda Güney Kıbrıs’ın Kıbrıs sorunu, ekonomik kriz ve yeterli savunma örgütü ve gücü olmaması nedeniyle hem zayıf halka olduğunu, hem de İsrail açısından tek coğrafik çıkış noktası teşkil ettiğini belirterek “dolayısıyla zayıf halka Kıbrıs, bölgede hakim olan olgular nedeniyle konumunu güçlendiriyor, yani iktidar müzakereleri oyununa girebilir” ifadesini kullandı.

İsrail’in niyetini açıkladığını ve Rum Yönetimi’nden bazı somut taleplerde bulunduğunu vurgulayan gazete, bunlar arasında Trodos’taki radarda İsrail’e kolaylık sağlanmasının da bulunduğu vurguladı. Gazete İsrail’in Trodos’taki radar üzerinden uydu yardımıyla İran’ı izleyebileceğini, ABD’nin nükleer program ve Irak krizi dolayısıyla Tahran’la flört ediyor olmasına karşın, İran’ın İsrail için sürekli tehdit kaynağı olmaya devam ettiğini belirterek şunları yazdı:

“İsrail mevcut radarlarla Türkiye’nin ve Orta Doğunun –Suriye ve diğer ülkelere doğru- büyük bölümünü izleyebiliyor. Radarların olanakları, yer yüzeylerinin şekillerinden dolayı –dağlar ve engebeler- daralıyor. Bu sorun İsrail’in elindeki uydular vasıtasıyla çözülüyor. İsrail İran’dan hava yoluyla Türkiye ve/veya Suriye üzerinden gelecek terör ve diğer faaliyetleri engellemek için bölgeyi denetimi altına almak istiyor.

İngilizler müttefikler ve casuslar oyunu açısından parametre olan konumu, iklim şartları nedeniyle Trodos’taki radar aracılığıyla halen İran’ı ve diğer bölgeleri izleyebiliyor. Tam da bu yüzden, İsraillileri ayak içinde istemeyen İngilizler (İsrail’in Trodos’taki radarla ilgili talebi yüzünden) surat astı. Bu da, Londra’nın Kıbrıs siyasi yaşamındaki nüfuzu dolayısıyla hükümeti zor duruma soktu.

Öte yandan Kıbrıs ile İsrail arasında halen bir çeşit işbirliği vardır, ancak özellikle Kıbrıs MEB’inin ve karadan 11 kat büyük olan deniz bölgesinin izlenmesinde kapsama sorunu olduğunda bu işbirliğinin güçlendirilmesi gerekiyor. Sözü edilen alanın (MEB ve deniz) hem denizden hem de havadan elektronik sistemlerle izleme kapsamına alınması şarttır. Barbaros da Türk savaş gemileri de bu noktadaki eksikliğimiz yüzünden elini kolunu sallayarak dolaşıyor.

RUM YÖNETİMİ’NİN KARAR VERMESİ GEREKENLER

Bu şartlar altında hükümetin, bölgesel gelişmeler ve Türkiye’den olmak üzere çeşitli tehditler, El Kaide ve IŞİD İslamcılarının agresif eğilimlerini dikkate alınarak şu stratejik kararları alması gerekir:

1-Doğal gazdan istifade etmek için sıvılaştırma terminali kuracak mı, yoksa başka bir yöntem mi belirleyecek, benimseyeceği yöntem ne olacak?

2-Şirket kuracak ve doğal gazın ön satışını yapacak mı, nasıl yapacak. Bu şirket  Blue Sky Law temelinde New York Borsası gibi uluslararası borsalara girecek mi?

3-Doğal gazı AB’ye ve diğer güzergahlara nasıl götürecek. Ne gibi altyapı ve imkanlara sahip olması gerekecek?

4-Türk tehditlerini nasıl göğüsleyecek? Çünkü güvenlik ve altyapılar olmadan yatırım da olmaz. İsrail ve Yunanistan ile stratejik işbirliğine gidecek mi? Terminal ve doğal gaz konusunda Almanya ile işbirliği yapacak mı? Kıbrıs’ın bölgemizde ne gibi bir rolü var ve bu tercihler Kıbrıs sorununu çözümden önce veya sonra nasıl etkiler? Rusya ile hangi politikayı benimseyecek ve Rus politikası da  ABD politikası da ne olacak?

Bu aşamada şu ittifaklar için perspektifler oluşuyor:

AB üzerinden enerji, ekonomi ve ticaret düzeyinde Almanya’yla; ekonomik, ticari ve askeri alanları ve teknoloji ve denizciliği kapsayacak stratejik düzeyde İsrail ve Yunanistan’la; ABD içerisindeki, Türkiye’nin bölgede daha fazla güçlenmesini istemeyen (Cumhuriyetçilerin bir bölümü, Demokratlar içinde de var) siyasi güçlerle. Her iki durumda da, seferber edilmesi gereken Yunan ve Yahudi lobilerini ilgilendiren ekonomik, dini veya diğer, seçenekler artıyor.

İsrail ile bir stratejik ittifak, Türk menşeli olmayacak ve federasyon gibi, Amerika’ya sorun yaratmayacak bir çözüm bulunması mantığında Washington’un kapılarını kapılarının daha kolay açılması konusunda ülkemizin işini kolaylaştırır.

ÇÖZÜMDEN ÖNCE İTTİFAK STRATEJİSİ “İŞGAL BÖLGELERİNİN KIBRIS CUMHURİYETİ’NE ENTEGRASYONU ŞARTLARINI YARATIR”

Çözümden önce ittifaklar kurma stratejisi, yeni bir sahne kurulacağından, Kıbrıs sorununun demokratik çözümü ve işgal bölgelerinin Kıbrıs Cumhuriyeti’ne entegrasyonu şartlarını yaratır. Bu yeni sahnede, Almanya’ ve AB’nin İsrail ve Yunanistan’ın doğal gaz meselesine katılımı olacak. Bu da mevcut güçler dengesizliğini dengeye sokacak ve İngiltere ile Türkiye’nin hegemonya rolünü dengeleyecek ve böylece Kıbrıs’ın Londra ve Ankara’nın boyunduruğundan kurtulması için jeopolitik ve jeostratejik şartları oluşturacak.

Buna paralel olarak gerek ABD gerekse Rusya bize farklı gözle bakacak. Çünkü Yunanistan, Kıbrıs, İsrail arasında Balkanlardan Ortadoğu’ya, AB’ye uzanan bir işbirliği korkunç bir bölgesel enerji ve iktidar gücü olur. Trodos’taki radar da doğal gaz ve ekonomi, ticaret ve güvenlik gibi konularla birlikte böyle bir ittifakın araçlarından biridir.”

Politis ise “Doğal Gazla İlgili Gizli Senaryolar” başlıklı manşet haberinde Leviathan konsorsiyumunun (Noble, Delek, Anver)  British Gas ile Mısır’da ki doğal gaz sıvılaştırma tesisini besleme konusunda anlaşma yapmasının Rum tarafında, Güney Kıbrıs’ın bölgedeki enerji planlamasından çıkartılıyor olduğu şeklinde algılandığını yazdı

İsrail-Mısır bağlantısının aslında Güney Kıbrıs’ı ‘dışlamadığını’ belirten gazete, üst düzey diplomatik kaynakların; bu aşamada kararların devletler değil müdahil şirketlerin yönetim kurulları tarafından alındığına işaret ettiklerini yazdı, özetle şunları ekledi:

“İsrail’in stratejisi maliyeti azaltacak sürdürülebilir ticari çözümlere dayanıyor. Bu ağırlık altında Leviathan konsorsiyumu kararlarını, sermaye bulunması ve çalışmaların uygulanma zamanı gibi kriterlerle karar alıyor. Mısır, siyasi nitelikli stratejik sebeplerin ötesinde, karışıklık dolu bir bölgede British Gas’ın İsrail’den boru hattına yatırım yapmasını içeren çekici bir paket sunuyor. Dolayısıyla şirketler arasındaki bu anlaşmanın Kıbrıs Cumhuriyeti’nin 12’nci parsel için yaptığı anlaşmayla bir bağlantısı yoktur.

“12’NCİ PARSELDEN MISIR’A 180 KİLOMETRELİK BORU HATTI HEM TERMİNAL İÇİN YAPILACAK HARCAMANIN YÜZDE 5’İNE MALOLUR HEM İTALYA’YA DOĞAL GAZ SATMA HAKKI VERİR”

Mısır-İsrail enerji bağlantısı İsrail’in Ürdün veya Filistin toprakları gibi bölge piyasalarını öne çıkarma stratejisiyle bağlantılı ise uygun, ticari ve siyasi açıdan sürdürülebilir olur. Kıbrıs’ın iki Mısır terminalinin sağladığı fırsatları görmesi gerekir. 12’nci parseli Mısır’daki terminale bağlayacak 180 kilometre deniz altı boru hattı işlevsel ve ticari açıdan sürdürülebilir olmasının ötesinde, Kıbrıs’a İspanya pazarına LNG satma hakkı verecek. Bu boru hattının maliyeti de Vasiliko’daki terminal için yapılacak harcamanın sadece yüzde 5’ine denk gelir. Tabii büyük resmin ortaya çıkması için geriye, ENI ve TOTAL’in araştırma sondajlarının sonucu kalıyor. Doğal gaz sıvılaştırma terminalinin ötesinde  FLNG (yüzer sıvılaştırma tesisi) de stratejik alternatif olmaya devam ediyor.”

İSRAİL DIŞİŞLERİ BAKANI LIEBERMAN 24 TEMMUZ’DA GÜNEY’E GİDİYOR

Gazete Rum Yönetimi’nin bu aşamada bölgede şekillenmekte olan enerji oyununun satır aralarını görmek zorunda olduğunu, İsrail örneğinin karar alma ve doğal gazdan istifade açısından ilgi çekici bir model olduğunu yazdı.

Gazete İsrail Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman’ın enerji konularını görüşmek üzere Güney Kıbrıs’a yapması beklenen ziyaretin 24 Temmuz’da gerçekleşeceğini haber verdi ve Güney Kıbrıs ile İsrail’in hidrokarbonlarla işbirliğinin her iki ülkenin de stratejik önceliği olduğunu vurguladı.

TAK

Bu haber toplam 634 defa okunmuştur
Etiketler : , ,
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.