1. HABERLER

  2. Japonya’da Geyşa ile bir saatlik görüşmeye neden küçük bir servet ödedim?
Japonya’da Geyşa ile bir saatlik görüşmeye neden küçük bir servet ödedim?

Japonya’da Geyşa ile bir saatlik görüşmeye neden küçük bir servet ödedim?

"Nedir bu geyşa efsanesi?.. Bu soruların cevabını bulmalıydım"

A+A-

Gerçek bir geyşa ile tanışmak, sohbet etmek benim rüyamdı. O gizemli hayatın sırlarını bilmek... Nedir bu geyşa efsanesi?.. Bu soruların cevabını bulmalıydım. Nedense iki yıldır erteledim Japonya seyahatimi. Halbuki hayatı ertelemeyi hiç sevmemişimdir. Kısmet iki hafta öncesine imiş bir geyşanın dünyasına girmek. Hayalimi gerçekleştirdim. Ama öyle kolay olmadı...

599fee1d0f254503f0c7b12d.jpg

1700’lü yıllara dayanan bir kültürü yaşayacaktım. Dünyayı kuzeyden güneye, batıdan doğuya dolaşan biriyim halbu ki. Bütün bunlara rağmen heyecanım tavan yapmış durumda. Qatar Hava Yolları’nın Doha aktarmalı Tokyo uçağına binip tek kişilik koltuğuma yerleştim. Tokyo’ya indiğimde düşündüm; burayı bu kadar gizemli kılan neydi? Neydi bu geyşa efsanesi? Bu soruların hepsinin cevabını bulmalıydım.

Tokyo da beş gün kaldıktan sonra Kyoto’ta gitmek üzere hızlı trene bindim. Öyle ya bir an önce gitmeliydim geyşaların dünyasına... 320 km/saat hız yapıyormuş tren, 2 saat 20 dakika sürdü.

Bir geyşayla görüşebilmek için çalışmalarıma seyahat öncesinde başlamıştım. Japonya’ya Tokyo’ya ayak basar basmaz gerekli görüşmeleri yapmış ancak olumsuz cevaplarla karşılaşmıştım. Yılmadım. Daha önce organize ettiğim randevumun Kyoto’ya gidince iptal edildiğini öğrenince dünya başıma yıkıldı sandım. Geyşa ile birebir görüşebilmek için kimleri araya sokmuş, kimleri uğraştırmıştım... Bu kadar da zor olmamalıydı...

599fee280f254503f0c7b12f.jpg

Bir ara ümidimi kaybeder gibi oldum. Ta ki bir Kanadalıya ulaşıncaya kadar... 24 yıl olmuş Japonya’ya geleli. Bir daha da ayrılmamış. Kyoto’ya yerleşmiş. Geyşaların hayatına adamış kendini. Her şeyi öğrenmiş, Japonca dahil. Çok zorlu ve uzun görüşmelerden sonra ikna ettim Kanadalıyı. Bir saatlik konuşmak için tam 1.000 dolar ödedim. Küçük bir servete mal oldu.

599fee670f254503f0c7b131.jpg

‘Mama’nın evinde işte böyle başladı bu maceralı görüşme. Önce taksiciyi etkiledim. Bir kimono alıp giyindim. Tam Japon olmuştum. Gözlerim hariç! Geyşayı ve ‘Mama’yı etkilemeliydim. Önceden dersime çalışmıştım, bu kıyafet onları gerçekten olumlu etkiliyormuş. ‘Mama’, evin (geyşa ile buluşmaya gideceğim evin) gerçek sahibesi, o da eski geyşa. Emekli olmuş. Şimdi 83 yaşında. O kabul ediyor sizi ya da etmiyor.

Taksiye binip verilen adrese gittim. Beyaz eldivenli şoför yolda bir dakika durmak için izin istedi. Geri döndüğünde küçük bir hediye almış bana. Büyük bir saygıyla yerlere kadar eğilerek verdi hediyeyi kabul etmem için rica etti. Kıyafetim kimonoya çok etkilenmiş. Gözlerim doldu. Demek ki doğru yoldayım! Etkileyici olmuştum. Artık kaçarı yoktu bu buluşmanın.

599fee930f254503f0c7b135.jpg

Mama ve yardımcısı kapıda karşıladı beni. Uzun uzun yerlere kadar eğilerek selamlaştıktan sonra içeri aldılar. İki katlı küçücük bir ev. İkinci kata çıkarttılar. “Bu Japonlarda merdivenleri bile kendi kendilerine göre yapıyorlar “ diye diye tırmanmaya çalıştım. Ayak numaram 44 ama basamaklar 36-38 numaraya göre ayarlanmış. Ayağımın yarısı basamak dışında kala kala çıktım salonun olduğu kata.

599feea70f254503f0c7b137.jpg

Kalbim duracak sandım. Evin her yeri çok hafif ve ince ahşaptan yapılmış. Her şey sürgülü, depremden yıkılsa altında kalsanız burnunuz kanamadan çıkarsınız altından. Bir masanın etrafında konan üç aralıklı mindere bağdaş kurup oturdum. Heyecanım dorukta. Oda da benden başka kimse yok. Sürgülü kapıyı da kapattılar. Bekliyorum...

Sürgü açıldı, kalbim duracak sandım. Gelen geyşa değildi. Mama’nın yardımcısıymış. İkramını yaptı tam çayımı içmeye başlayacaktım kapıda göründü geyşa. Adı Kanako imiş. Ancak takma isim. Gerçek ismini kimse bilmiyor. Geyşa’ya Kyoto’da ‘geiko’ diyorlar. 19 yaşındaymış. Müthiş gülen yüzü ile yanıma oturdu. Gözümün içine o kadar güzel, o kadar masumca bakıyor ki... Neyse! Tercüman vasıtasıyla başladım sorularımı sormaya.

599feeff0f254503f0c7b13c.jpg

Kıyafeti 50 bin dolar. Kendisi karar vermiş geyşa olmaya. Annesi desteklemiş. Baba biraz çekimsermiş. 15 yaşında başlıyorlar eğitime. ‘Maiko’luk dönemi yani. Dans etmeyi müzik aleti çalmayı (bu alete Şamisen diyorlar) şarkı söylemeyi öğretiyorlar. Tabi makyaj yapmayı da... Geiko’luğa geçinceye kadar kendi saçlarını kullanıyorlar. Maiko’luk dönemi olan üç yıl boyunca saçları yatarken bozulmasın diye özel bir yastıkta yatıyorlar. Başka yastık yasak. Ancak Geiko olunca istediği yastıkta yatmasına müsaade ediyorlar. Takma saç kullanabildikleri için... Maiko’luk dönemi bir hayli zor geçiyor anlayacağınız. Zaten Kanako da oldukça zorlanmış.

 “Sabah kalktığında ne yapıyorsun?“ dedim. Dokuz gibi  kalkıyormuş. Makyaj, hazırlanma derken öğle oluyormuş. Sonra dersler başlıyor. Makyajını kendi yapıyor. Öğrenmiş artık. Kıyafetini yardımcılar giydiriyormuş. Kıyafet demişken; öyle sandığınız gibi değil. Bir servet taşıyorlar üstlerinde. 50-60 bin Amerikan dolarından bahsediyorum. Sadece kemeri 15 bin dolar. Şaka değil.

599fef310f254503f0c7b140.jpg

Maraş dondurması istedi

Yemeğe dışarı gidip gitmediğini sordum. Her yere gidemezmiş. Kıyafetine zarar verme ihtimali olan yoğun yerlere mesela. Fast-food gibi yerler risk oluşturuyormuş. Maazallah üstüne ya bir şey dökülürse, gitti güzelim kıyafet. Resim çekilirken bile elimi üstüne atmama izin vermediler kıyafete bir şey olur diye. Ya da bana öyle dediler? Arkadaşı, flörtü olup olmadığını sordum. Gülen yüzü, masum hali hafiften de olsa ‘hınzır’ bir hal aldı. Ama ser verdi sır vermedi. “Biz bilemiyoruz ama eminim vardır” dedi rehberim. Günahı boynuna!

599fef7e0f254503f0c7b147.jpg

Sıra dansa gelmişti. “Senin için özel olarak yapacağım bu dansı” dedi. Tam kalkıyordu dans için. “Dur dur, biraz bekle“ dedim kibarca. “Hep ben sordum, sen bana ne sormak istersin?” dedim. Ne dese beğenirsiniz. “Maraş dondurması isterdim senden” demez mi? Bir yerde görmüş. Macun gibi uzuyormuş.  Çok merak etmiş. Söz verdim. Bir daha gelirsem getireceğimi söyledim. Çocuk gibi sevindi...

Ailesi izin alıp görüyor

“Evlenebiliyor musun?” diye sordum. Olabilirmiş ama bir daha geyşalığa geri dönmek yokmuş. En yaşlı geyşa 93 yaşındaymış. Şamisen (japonlara özgü çalgı) çalıyormuş hâlâ. Davetlerde geyşalıktan emekli olanlar ev açıyorlar ve yeni geyşaları bu evlerde barındırıyorlarmış. ‘Mama’ oluyorlar yani... Paraları toplamaya başlıyorlar.

599fefa10f254503f0c7b149.jpg

 

Geyşanın kontrat süresince hiçbir geliri olmuyor. Ancak tüm ihtiyaçları karşılanıyor. Parasız ama ihtiyaçsız yaşıyorlar 6-7 yıl. Şayet bir seyahate çıkmak durumunda olursa yanına aileden bir olmak zorundaymış. ‘Mama’nın evinde bile ziyaret etmek izne bağlı. Ailesi ancak izinle gidip görebiliyor. Sadece Kyoto da 200 bin civarında Maiko ve geiko varmış.  Bir saatlik sohbetimiz harika bir dansla sona erdi. Kapıda ‘Mama’sı ile beraber bir uğurlamaları vardı ki... Sadece bunun için bile Kyoto’ya gitmeye değerdi. Vedalaşırken küçücük bir kart tutuşturdu elime. “Nedir” diye sordum. “Kartvizitim,  yine gelirsen beni bul diye verdim” dedi.

Nereden geliyor bu geyşa merakım?

Geyşalarla ilgili okuduğum onlarca yazı zaten beni meraklandırmıştı. Öyle gizemli yazılar ki hep ilgimi çekti. Yıllara dayanan ilgiden bahsediyorum. Bir de bunlara şehir efsanesi dediğimiz dilden dile dolaşan o konuşmalar merakımı zirve yaptırdı. Nedir bu geyşa efsanesi? Nedir bu kadar gizemli dünya? Erkeklerin her türlü isteklerini karşılayan özel yetişmiş kadınlar mı? Kafamda deli sorular... Öğrenmeliydim tüm bu sorularımın cevaplarını. Oturup baş başa konuşmalıydım.

Japonya, dünyanın teknoloji devi. Gelin görün ki geyşalarda telefon bile yok. Her türlü teknolojik alet yasak. İnternet, sosyal medya vs. Çok fedakârlık istiyor geyşa olmak. Hiç kolay değil. Hatta çok çok zor. Düşünsenize yastıkları bile tek tip. Hiçbir imkândan faydalanma yok.

 

Peki, neden geyşa oluyorlar? Birincisi o kıyafetler içinde kendini çok özel hissediyorlar. İkincisi çok ama çok büyük saygı görüyorlar. Anlayacağınız çok saygın bir görev yapıyorlar. Bırakın cinsel olarak birlikte olmayı, elinizi bile süremezsiniz. Hayatlarını başkalarının mutluluğuna adamışlar Ülkede heyleri sizin mutluluğunuz için programlanmış. Sanki sizin için yaşıyorlar. Ancak bir eksikleri olduğunu düşünüyorum. O kadar programlı yaşıyorlar ki, kendi yaşantılarını unutmuş gibiler. Her şeyleri var ama hiç kıymeti yok. Yaşam biçimleri çok standart, beni bağışlasınlar ama robot gibiler. Tabi  bütün bu fedakarlıklar sizin mutluluğunuz için. Kendinden bu kadar veren bir başka millet var mıdır? Bilemem.

599ff0150f254503f0c7b14b.jpg

 

Şahsen ben rastlamadım. Her şey seremoni Japonya da. Çok ama çok etkileneceksiniz giderseniz. Sizin yaşantınızı bir şölene dönüştürüyorlar. Hatasız iş yapmaya programlanmışlar. Tabii bunun bir bedeli var, onlar yaşantısından çok ciddi ödün verirken sizin cebinizden de çok ciddi rakamlar uçup gidiyor. Aslında bunu o kadar güzel alıyorlar ki sizden; o an çok hissetmiyorsunuz. Kredi kartı ekstreleri, ödemeleri gelince anlıyorsunuz hanyayı konyayı. Ama iş işten geçmiş oluyor.

Her ne olursa olsun Japonya’yı görmeden, yaşamadan dünyayı “Tam olarak biliyorum” diyemezsiniz Japonya bambaşka bir dünya. Bu deneyimi mutlaka yaşamalısınız. “Galiba sen başka bir dünyadan dönüyorsun” dedim kendi kendime. ‘Köy kahvaltısı’ var ya bizim bayıla bayıla yediğimiz. Japonların da kendi köy kahvaltıları var. Balık, pirinç, yosun ve soslardan oluşan... Resimde gördüğünüz gibi harika bir sunumla getiriyorlar kahvaltıyı masanıza. Tabi tercihiniz bu yönde ise. Balık tutkunu olan bendeniz bile denemeye cesaret demedim. Yiyene afiyet olsun. Japonya seyahatim boyunca birçok restoranda yemek yedim. Test ettim. Sizlere aktarmak istediğim iki restoran ve yemeklerin arasından seçtiklerim var.  Hararetle tavsiye edebileceğim. Peter Grill, Penensula otelin en iyi restoranı.’Tuna Carpacio’ imza yemekleri. Yemek sanatı resmen.  İtalyan şef Missimiliano Ziano.

599ff0570f254503f0c7b14d.jpg

Muhteşem bir lezzet yaratmış. Wasabi ve Japonya da yetişen Hanaho çiçeği ile doyumsuz lezzete ulaştırdığı bu başlangıç yemeğini denemeden dönmeyin. Oteldeki restoranların toplandığı Roof’ta, Hinokizaka isminde bir restoran var. Dört ayrı bölümden oluşuyor; Kaiseki, Tempura, Suşi, Teppanyaki... Birbirinden lezzetli yemekleri var. Her birinin başında Japonların en önemli şefleri... Hazırladıkları mönüler sizleri bekliyor.

599ff0b20f254503f0c7b15a.jpg

Geyşa’ların kontrat süreleri 6-7 yıl. Bu süre içinde hiç para kazanmıyorlar. Tüm ihtiyaçları okul tarafından karşılanıyor.

Çalgıya ‘Samisen’, müzik çalanlara ‘Jikata’, dans edenlere ‘Tachikata’ diyorlar.

Ayda iki gün izinliler. Kyoto’da 200 bin geiko ve maiko var.

Kendilerini prenses gibi hissediyorlar, o yüzden geyşalığı seçiyorlar.

Anlaşmalı otellerde gidip dans ediyorlar. Resim çekilmenize de müsaade ediyorlar. Ama temas etmek yasak... “Boynuna sarılayım, kol kola resim çekileyim” derseniz asla kabul etmiyorlar.

Haftada bir saçları yapılıyor. Televizyon seyretmek bile ancak annesi ile mümkün, o da izne bağlı.

Telefon yok. Kullanmıyorlar. Teknolojinin her türlüsü yasak.

1750 yılından beri hiçbir taviz vermeden aynı kurallarla eğitiyorlar geyşalar...

599ff0f60f254503f0c7b161.jpg

Kaynak: Erol Kaynar

Etiketler : , , , ,
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.