1. HABERLER

  2. YAŞAM

  3. KADINA ŞİDDET VAR
KADINA ŞİDDET VAR

KADINA ŞİDDET VAR

Kadın örgütü temsilcileri, ülkemizde aile içi şiddetin boyutlarının çok ciddi olduğuna dikkat çekti ve toplum baskısı nedeniyle birçok mağdurun, gördüğü şiddeti dile getiremediğini öne sürdü

A+A-

Kadın örgütü temsilcileri, ülkemizde kadına yönelik şiddetin sadece “dayak” olmadığını belirtip, bunun ekonomik, psikolojik ve cinsel yönden de olabileceğine dikkat çektiler.

Kadınların geçmişte maruz kaldıkları şiddetin farkında dahi olmadıklarına değinen örgütler, fiziksel veya cinsel şiddete maruz kalan kadınların toplum baskısı yüzünden bunu dile getiremediklerinden yakındı.

Ülkede sadece bir adet kadın sığınma evi olduğunu belirten kadın örgütleri, bu kadın sığınma evinin de birkaç odası bulunduğunu ve güvenlik açısından da çok zayıf kaldığını anlattılar.

Kadının eşleri tarafından şiddet görmeleri durumunda çalacakları pek fazla kapı olmayışına dikkat çeken kadın örgütü yöneticileri, polise başvuran kadınların eşleri ile barıştırılıp şiddet gördükleri eve geri dönmek zorunda bırakıldıklarını dile getirdiler.

 Devletin uygun bir alt yapı hazırlayarak kadın sorununa kalıcı bir çözüm bulması gerektiğinin altını çizen örgütler, kadınları da kendilerini eğitmelerini istediler.
  
Aysel Bodi: Tüm ülkede kadına şiddet var
KIBRIS’a konuşan Akova Kadınlar Derneği Başkanı Aysel Bodi, sadece kendi bölgelerinde değil tüm ülkede kadına yönelik fiziksel şiddet olduğunu söyledi.

Aysel Bodi, kadına yönelik şiddetin sadece fiziksel şiddet olmadığını psikolojik, kadınların cinsel ve ekonomik olarak da şiddete maruz kaldığını kaydetti.

Kadınların psikolojik olarak birçok şiddete maruz kaldığını, ancak bunun farkında dahi olmadıklarını açıklayan Bodi, köyde yaşayan kadınların eşleri tarafından engellenerek şehre gidip fırsatlardan yararlanmalarına izin verilmeyişinin bir örnek olabileceğini bildirdi.

Kendilerinin 2008 yılında AB’nin desteği ile yaptıkları projede kadına şiddet konusunda kadınları bilinçlendirdiklerini anlatan Aysel Bodi, bu proje sayesinde birçok kadının şiddet konusunda farkındalıklarının artırıldığını açıkladı.

Kıbrıs’ta 4-5 yıl öncesinde kültürümüzden dolayı aile içi şiddet olayına kimsenin inanmadığını ifade eden Bodi, ancak günümüzde konu hakkında bir miktar farkındalık yaratıldığını kaydetti.

Haftada en az iki “şiddet” başvurusu

Bölgelerinde en az haftada 2 kadının fiziksel şiddete maruz kaldığı için derneklerine gelerek yardım talep ettiğini söyleyen Aysel Bodi, ancak bu rakamın gerçeğin çok altına olduğunu, bunun nedeninde kadınların son raddede kendilerine gelmesi olduğunu dile getirdi.

Aysel Bodi; “maalesef KKTC’de resmi bir sığınma evimiz yoktur. Sadece Sosyal Riskleri Önleme Vakfı’nda birkaç oda bulunmaktadır. Benim temennim hükümet kim olursa olsun, cesaret etsin ve bir kadın sığınma evi yapsın. Toplumun yüzde 50’si kadındır. Bu sorunumuza ciddi ciddi cevap versinler” diye konuştu.

2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın eşi Oya Talat’ın geçmişte bir dizi çalışmada bulunduğuna dikkat çeken Bodi, hükümetin değişmesinin ardından bu çalışmaların geri gittiğini söyledi.
 Bodi yaşanan bir olayı şöyle anlattı:

“Genç bir anne zoraki bir evlilik yaptı. Bu genç anne zoraki evliliğe dayanamayıp ayrılmak zorunda kaldı. Babasının evine döndü. Baba evine döndüğü için şiddet gördü. Şiddete dayanamayıp bizim derneğimize başvurdu. Biz de bir süre onu eğiterek daha sonra kendi kararını kendi verebilmesini sağladık”.

Böylesi birçok örnekle karşılaştıklarına değinen Aysel Bodi geçtiğimiz günlerde üvey kızından şiddet gören yaşlı bir kadın olduğunu tespit ettikleri de söyledi.

Dernek olarak amaçlarının farkındalığı artırmak olduğunu belirten Bodi, devletin etkileyici bir alt yapı hazırlaması gerektiğine dikkat çekerken, alt yapının mevcut olması durumunda kadına yönelik şiddetin önüne geçilebileceğine inandığını bildirdi.

Erbilen: Şiddete uğrayanlar dışarıya yansıtmıyor

KIBRIS’a konuşan Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) Kadın Araştırmaları ve Eğitim Merkezi (KAEM) Yönetim Kurulu Üyesi Yard. Doç. Dr. Süheyla Üçışık Erbilen, Karpaz’daki köylerin bazılarından sürekli şiddet duyumları aldıklarını söyledi.

Şiddetin bu bölgelerde aile içi mahrumiyet veya aile içinde olan bir olay gibi görüldüğüne dikkat çeken Süheyla Üçışık Erbilen, şiddetin sadece tekme tokat atarak dövme olmadığını, psikolojik, ekonomik ve cinsel yönde de olabileceğine dikkat çekti.

Şiddete uğrayan kadınların bunu dışarıya çok az yansıttığına değinen Erbilen, kadının eşi tarafından şiddet görmesini polise yansıttığında da polis tarafından eşiyle barıştırılarak şiddet gördüğü evine geri gönderildiğini bildirdi.

Kadını koruyan yasaların çok yetersiz olduğunu ifade eden Süheyla Üçışık Erbilen, KKTC’nin kadına şiddetle ilgili bazı uluslararası sözleşmeleri imzalamasına rağmen iç hukuk yüzünde bu antlaşmaların uygulanamadığından yakındı.

Evlilik dışı yakın ilişkilerde şiddete maruz kalan kadının iç hukuk yüzünden polisten koruma hizmeti alamadığını belirten Erbilen, ülkemizdeki iç hukukun kadın sorununa cevap veremediğine dikkat çekti.

Şiddet hep vardı
Tarih boyunca ülkemizde şiddetin var olduğunu anlatan Süheyla Üçışık Erbilen, bu durumun insanların bilinçlenmesi ile göz önüne çıktığını açıkladı.

Erbilen, mağdur olan yani şiddete uğrayan kadının bu olayı çevresine anlattığında, “Ne yaptın da dayak yedin?” sorusuyla karşılaştığından yakınırken ülkemizde kadına yönelik şiddetle ilgili hiçbir istatistik olmadığını, olsa da günümüz şartlarında bu değerlerin gerçeği yansıtmayacağını söyledi.

Süheyla Üçışık Erbilen, “İnsanlar modellerle yetiştirildiler. Kız çocukları belli kurallar içinde abilerine ve babalarına hizmet etmeye zorunlu gibi yetiştirildiler. Bu nedenle de kendilerini öğrenilmiş çaresizlik içerisinde görüyorlar” dedi.

Ülkemizde şiddete uğrayan kadınların bu şiddetten kurtulmak için pek fazla şansları olmadığına vurgu yapan Erbilen, ülkemizde bir vakfa ait kadın sığınma evi bulunduğuna onun da çok yetersiz kaldığına dikkat çekti.

Bu kadın sığınma evinde güvenlik sorunu olduğunu belirten Süheyla Üçışık Erbilen, geçmişte bazı çalışmalar yapılmış olsa da bunların başlangıç aşamasında kaldığını kaydetti.  Hem yazılı kanunların hem de yazısız kanunların şiddete uğrayan kadınların önünü tıkadığını ifade eden Erbilen, şiddete uğrayan kadının polise gittiğinde barıştırılmak istendiğini, dava açmaya çalıştığında da ekonomik sorunlara maruz kaldığını dile getirdi.

Erbilen, kadına yönelik şiddetin toplum içerisinde normal gibi görünmesinde medyanın rolünün çok büyük olduğunu, medyanın bazen çok açık bazen de örtük bir şekilde şiddet mesajları verdiğini söyledi.

Beyköylü: Psikolojik şiddet yoğun

Mağusa Kültür Derneği (MKD) Başkanı Esen Beyköylü, kadınlara yönelik fiziki şiddeti kendi çevresinde fazla görmese psikolojik şiddete hemen hemen tüm kadınların maruz kaldığını söyledi.

Esen Beyköylü, bir kadının eşinin istemediği giysileri giyemediğini, kendi çalışıp kendi kazandığı parayı isteği doğrultusunda harcayamadığını kaydetti.   Birçok kadının evliliğinin bozulmaması için bu şiddeti dile getiremediğinden yakınan Beyköylü, kadınların bütün bunları içine attığını ve kendi içinde savaş verdiğini ifade etti.

Esen Beyköylü tüm bunlarda yüzde yüz suçlunun erkekler olmadığına, kadınların da suçlu olduğuna, çünkü kadınların ayrı bir birey olduğunu kabul ettirmesi gerektiğine dikkat çekti.

Kadınların da “dur” demesi gerektiğine dikkat çeken Beyköylü, birçok kadının eşinin isteği üzerine markete, kasaba ve benzeri yerlere gitmediğini bunun da onları “aciz” duruma düşürdüğünü kaydetti.

MKD’nin kültür ve sanatla ilgilenen bir dernek olduğunu belirten Esen Beyköylü, ancak MKD’nin evde oturan kadınların kendilerini geliştirebilmesi için Yetişkinler Kulübü kurduğunu söyledi.

Beyköylü; “Bu Yetişkinler Kulübü’nde ekonomik özgürlüğü olmayan kadınlara üretip, ürettiklerini satarak para kazanmayı öğretiyoruz. Bu da onlara kendilerini önemseme imkânı sağlıyor” diye konuştu.

Kadınların muhakkak bir sivil toplum örgütüne üye olması gerektiğinin altını çizen Esen Beyköylü, kendilerinin bunu yakından izlediklerini ve bir sivil toplum örgütünde çalışan kadının bundan olumlu etkilendiğini gözlemlediklerini açıkladı.

Kadınların toplumun belli ahlaki kurallarını bırakarak kendi kararlarını vermesi gerektiğini söyleyen Beyköylü, çevrenin yanlış baskılarının hayatı sınırlama zorunluluğu getirmekte olduğuna dikkat çekti.

Ummanel: Gizlemek zorunda kalıyorlar

Mormenekşe Kadınlar Birliği Başkanı Erşen Ummanel, kadınların genelde kendilerine uygulanan şiddeti gizli tutmak zorunda kaldıklarına değindi.

Bölgelerinde her türlü şiddete maruz kalmış birçok kadın olduğunu bildiklerini, ancak bu kadınların toplum baskısı yüzünden bunu dile getiremediklerini söyleyen Erşen Ummanel, kadınların sadece karşı cinsinden değil bazen toplumdan şiddet gördüklerini kaydetti.

Kadının hizmet aldığı sırada dahi şiddet görebileceğine değinen Ummanel, bunu polise gidip bildirmek istediklerinde zaman tacize maruz kaldıklarını ve birçok kadının bunu gizlemek zorunda kaldığını dile getirdi.

Bölgelerinde birçok kadının eşleri tarafından kısıtlandığını, dışarıya daha çıkarken engellendiğini söyleyen Erşen Ummanel, bazı erkeklerin eşlerine kötü sözler kullanarak onları aşağıladığını belirtti.

22 yıl önce kurulan derneklerinin aslında ülkede birçok derneğe örnek olduğunu ifade eden Ummanel, kendilerinin ve diğer derneklerin çabaları ile geçmişe göre kadın sorununun daha fazla dile getirilebildiğini ve geçmişe göre kadınların maruz kaldıkları şiddeti daha kolay anlatabildiklerini söyledi.

Mormenekşe Kadınlar Birliği Başkanı Ummanel, “Kadınlar, kendilerini eğiterek becerilerini ön plana çıkarsınlar, üretsinler, pazarlasınlar ve böylece ekonomik özgürlüklerini kazansınlar” dedi.

Kıbrıs Gazetesi

Bu haber toplam 525 defa okunmuştur
Etiketler :
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.