1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. KADINLIĞINI YAŞAMAMIŞ KADINLAR VAR.. DÜNYA KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN!
KADINLIĞINI YAŞAMAMIŞ KADINLAR VAR.. DÜNYA KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN!

KADINLIĞINI YAŞAMAMIŞ KADINLAR VAR.. DÜNYA KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN!

Meclis’te, televizyonlarda ve radyolarda ‘kadınlar’ üzerine konuşmalar yapılıyor diğer yanda bakın hayatlara... Bu ibret belgesini okumaya devam edelim:

A+A-

Bugün Dünya Kadınlar Günü... Bazı kurum ve kuruluşlar bu özel gün nedeniyle kadınlarımıza karanfil, ya da gül dağıtıyor...

Meclis’te, televizyonlarda ve radyolarda ‘kadınlar’ üzerine konuşmalar yapılıyor...

Bazıları, nasıl bir ülkede yaşadığımızı unutarak, kadınlarımıza ‘gelişmiş Avrupa ülkelerinde olduğu gibi’ siyasi ayrıcalıklar verilmesini öneriyor...

Siyasi partilerden ‘daha çok kadın kontenjanı’ isteniyor...

Ne var ki; bu ülkede ‘Kadınlar Günü’nden dahi habersiz kadınlarımız var...

Kimi terk edilmiş, kimi büyük acılar yaşamış, işsiz, parasız kalmış, yokluk çekmiş, çocuklarından uzak kalmaya mahkum edilmiş, hatta eşi tarafından ‘satışa sunulmuş’ kadınlarımız var...

   Hayatında bir kez olsun çiçek, ya da hediye almamış, hiç lokantaya gitmemiş, tatil yapmamış kadınlarımız var...  

Bunlardan sadece 2 tanesi ile görüşülerek, hüzün verici yaşam hikayelerini ortaya çıkardı

Münciye Karafatma:Kadınlığımı yaşamadım

Münciye Karafatma başketin göbeğinde yaşıyor, adına yaşamak denirse... Genç yaşta nikahsız iki çocuk sahibi oldu... Bir gün çıkıp gitti, 3 ay sonra döndüğünde nikahlı yeni eşini de getirdi...

Münciye Karafatma, kucağında bebeğiyle birlikte eşinin dönüşünü beklerken, karşılaştığı manzara karşısında şok oldu...

Eşi ona “bundan böyle iki eşliyim, itiraz istemem” dedi...

Sırf çocukları ortada kalmasın diye bunu kabullenmek zorunda kaldı...

Bir süre sonra Gazimağusa’ya götürülür ve nikahsız eşi bu kez kendisini para karşılığında başka erkeklere satmaya çalışır. Bu durum karşısında çareyi kaçmakta bulan Münciye Hanım, adını vermek istemediği bir doktorun yanına sığınır ve yardım ister.

Bundan sonrasını o’nun ağzından dinleyelim:

“1966 doğumluyum. Yüzüm hiç gülmedi.Kadın ne demek diye soruyorsunuz.Bilmiyorum ne demek. Ben ne kadın oldum, ne erkek. İnsan gibi yaşayamadım ki cinsiyetim olsun.1984 yılında genç iken aşık olduğumu sandım. Bir yuva kuracağım umuduyla bir adamla birlikte oldum. İki çocuğumuz oldu.

Sonra kuma getirdi. Çocuğumdan ayrılmamak için ona da katlandım. Ardından ‘sana iş buldum’ dedi ve beni Mağusada bir gece kulübüne götürüp satmak istedi. Ben de oradan kaçarken dayak yedim ama başardım. Sonraları çocuğuma bakamaz oldum ve onu evlatlık verdim.Diğer çocuğum da SOS’de büyüdü.SOS’de büyüyen arada gelir bakar bana şimdi ama aramızda o ata evlat ilişikisi pek yok!”

15 yıl önce pantalon aldı

Hayatı acılarla dolu geçen Münciye Karafatma, hediyenin ne olduğunu bilmiyor. Bırakın giyime, yiyeceğe harcayacak para bulamıyor. En son 15 yıl önce bir pantalon, bir de kazak aldığını hatırlıyor.

Bu ibret belgesini okumaya devam edelim:

“Vakıflara ait bir evde oturuyorum. Ödeyemediğim kira miktarı 10 bin TL’ye ulaşmış. Bana son bir yldan beri ayda 630 TL maaş bağladılar. Oturduğum evde tek bir oda var içinde mutfak ,oturma odası bir de perdeyle  kestim ortadan yatak odası yaptım. Kocaman fareler geziyor evin içinde ama korkmuyorum artık.İnsanlardan daha çok korkuyorum.

Komşularım sağolsunlar bana yardım ediyorlar. Karnımı doyuruyorum. Ama beni bu evden atarlarsa ne yaparım?. İşte o zaman kendimi yakarım. Çünkü başka çarem kalmaz.

Kadınlar Günü diye birşey bilmem. Hayatta hiç kimseden hediye almadım. Çiçek getiren de olmadı. Ben kadınlığımı yaşamadım ki kadınlar günüm olsun. Ne olduğunu bilmiyorum.”

Mukaddes Bozalan:Doğum günü bile kutlamadım

Mukaddes Bozalan ise Lefkoşa’nınYenişehir mahallesinde yaşıyor. Görücü usulü evlenip, 33 yıl evli kalmış, 3 çocuk sahibi olmuş.

Fakat evliliği süresince hiç yüzü gülmemiş. Kendi ifadesine göre kocası tarafından sürekli aldatılmış. Hayatında hiç doğum günü kutlamamış Kadınlar Günü’nden habersiz.

İşte Mukaddes Bozalan’ın kısa yaşam öyküsü:

“1954 doğumluyum.20 yaşımda görücü usulü ile evlendim.Eşimin annesi bizim köye gelmiş sormuş soruşturmuş ‘hamarat bir kız istiyorum’ demiş. Beni buldular annemden istediler. Eşimi ilk kez görücülük günü gördüm ve evlendik.1974 yılında savaşa katıldığımızda eşimin koluna domdom kurşunu isabet etmiş ve bir kolu tamamen yoktu.Ama benim için insanlığı önemliydi.Evlenme teklifini kabul ettim.

Ama evliliğimin sadece ilk bir yılını bildim.Bir yıl sonra sürekli hayatında başka kadınlar oldu.İhanetlerine hep katlandım. Bir çocuk yaptık olmadı. Düzelir belki dedim ikinci çocuğu da doğurdum. Ardından bir çocuğum daha oldu ama ne çocuklar onu eve bağlayabildi ne de ben.Hayatım boyunca tanıdığım ilk ve son erkektir benim için.Yine de 33 yıl sonra onu boşadım.

Evliyken eve ne getirdiyse onunla geçindim. Hayatım boyunca hiç doğum günü kutlamadım. Hiç kadınlar günüm olmadı, evlilik yıldönümüm de olmadı. Ben bu özel günleri hep televizyondaki dizilerde izledim.

Ne yapayım? Buruk da olsam yine de hayata gülümsemeyi seçiyorum çok şükür namusumla yaşıyorum.”

Diyalog

Bu haber toplam 1487 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.