1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. KARANLIK GÜNLER GELİYOR
KARANLIK GÜNLER GELİYOR

KARANLIK GÜNLER GELİYOR

Karanlık günler geliyor

A+A-

Faiz ve Mazbata Mağdurları Komitesi Genel Koordinatörü ve Sözcüsü And,Gifa Holding Yönetim Kurulu Başkanı Kısa'nın çalışanın nefes alabilmesine olanak sağlamak amacıyla asgari ücretin 2 bin TL olması yönündeki önerisine destek verdi. And, dövizin önlenemez yükselişi karşısında ise mazbatalar ve icraların kapıda olduğu uyarısında bulundu

 

Faiz ve Mazbata Mağdurları Komitesi Genel Koordinatörü ve Sözcüsü Kazım And, ülkede 10 yıl boyunca dövizde belli bir istikrar yaşandığına dikkat çekerek, “Dolayısıyla insanlar dövizin TL’ye karşı faiz oranlarının daha düşük olması nedeniyle dövizle borçlanmayı tercih ettiler. Son günlerde ise dövizde yaşanan patlama vatandaşı çok güç durumda bıraktı” dedi.

Önümüzdeki dönemi "Çok karanlık" olarak nitelendiren And, “3 ay sonra dövizdeki artış, borçlarını ödemesi mümkün olmayan birçok vatandaş için icra demek olacak. Borçların Yeniden Yapılandırılması Yasası ile borçların yeniden yapılandırılmasının da bu durumda insanlara pek faydası olmayacak, icra ve mazbatalar yine başlayacak ve artacaktır” şeklinde konuştu.

Açıklamalarında Ekonomi Bakanlığı’nı da eleştiren And, bakanlığın ekonomik sorunlarla ilgili hiçbir şey yapmadığını vurgulayarak, “Bakanlık, önlem almıyor ve öneri ortaya koymuyor" diye konuştu.

Tüm olumsuzluklara rağmen alınabilecek önlemler olduğuna dikkat çeken And, "Merkez Bankası hemen döviz kazancı olmayanların dövizle borçlanmasına yasak getirmeli. Asgari ücret derhal 2 bin TL olmalı ve insanların alım gücü artırılmalıdır” dedi.

Eniz ORAKCIOĞLU

Faiz ve Mazbata Mağdurları Komitesi Genel Koordinatörü ve Sözcüsü Kazım And,dövizde yaşanan hızlı yükselişin vatandaşa etkileri ve asgari ücret konusunda Yeni Bakış'a değerlendirmelerde bulundu. And, 10 yıl boyunca dövizde belli bir istikrar yaşandığına dikkat çekerek, “Dolayısıyla insanlar dövizin TL’ye karşı faiz oranlarının daha düşük olması nedeniyle dövizle borçlanmayı tercih ettiler. Son günlerde ise  dövizde yaşanan patlama insanları çok güç durumda bıraktı” dedi.

Önümüzdeki dönemi "Çok karanlık" olarak nitelendiren And, “3 ay sonra dövizdeki artış, borçlarını ödemesi mümkün olmayan birçok vatandaş için icra demek olacak. Borçların Yeniden Yapılandırılması Yasası ile borçların yeniden yapılandırılmasının da bu durumda insanlara pek faydası olmayacak, icra ve mazbatalar yine başlayacak ve artacaktır” dedi.

 

“İcra ve Mazbatalar artacak”

Faiz ve Mazbata Mağdurları Komitesi Genel Koordinatörü ve Sözcüsü Kazım And, 2003-2004 yıllarından 2014’ün başlarına kadar dövizde belli bir istikrar olduğunu söyleyerek, “Dolayısıyla insanlar bu 10 yıllık dönem içerisinde dövizin TL’ye karşı kısmen faiz oranlarının daha düşük olması sebebiyle dövizle borçlanmayı tercih ettiler. Bu dönem içinde araba alan, ev kirası ödeyen, ev alan uzun vadeli yatırıma yönelen insanlar 50 bin, 80 bin, 100 bin sterlin gibi çok yüklü döviz borçları altına girdiler, o dönem için dövizle borçlanmak daha makuldü. Dolayısıyla 2014’ün başlarından itibaren dövizde patlama diyebileceğimiz bir noktaya gelinmesi, bu insanlarımızı çok güç durumda bıraktı.Çünkü vatandaşın kazancı TL’dir ve vatandaş TL’yi döviz yapıp borcuna yatırıyor. Sonuç olarak dövizin yükselmesine sebep olan nedenlerle birlikte Türk parası eridi, alım gücü çok çok aşağılara düştü ve döviz taksiti ödeyen bu insanlar çok güç duruma düştüler. Gelinen bu noktada bu insanlarımız borçlarını ödeyemeyecek ve bankalarla ilgili şirketler de bu insanlar için 3 ay sonra icra yoluna gidecek. Sonuç olarak icralar, hapislikler yani mazbatalar artacaktır” dedi.

 

“Başbakan’ın açıklamaları üzücü”

And, önümüzdeki dönemi çok karanlık gördüğünü vurgulayarak, “Ekonomistlerinde ön gördüğü gibi döviz yükselmeye devam edecektir. Belki 4-5 ay sonra Türkiye’deki erken seçimin ardından bir istikrar gelse de döviz yine yukarıya doğru biraz daha yumuşak olarak hareketine devam edecek. Her halükarda dövizin yükselmesi  tahminleregöre önümüzdeki 8-10 yıllık dönemde sürecek. Bu ülkemiz için karanlık bir tablodur. Kaldı ki KKTC'de  büyük ölçüde dövize endeksli bir piyasa var. Türkiye’deki insanlar dövizin yükselişinden TL’ye bağlı oldukları için fazla etkilenmeseler de, biz tamamen dövize endeksli bir piyasa olarak oldukça etkileniyoruz. Kısacası Anadolu’daki Türk halkı bu yükselişten yüzde 10 etkileniyorsa, biz yüzde 90 etkileniyoruz. İşin üzücü yanı ise Sayın Başbakan’ın çıkıp da ‘Yapılabilecek pek birşey yoktur’ demesidir.Başbakan’ın açıklamaları ümitsizliği bir o kadar daha artırmaktadır. Bu yanlış bir söylemdir ve yapılabilecek birçok şey vardır” şeklinde konuştu.

 

“Döviz ile borçlanma yasaklanmalıdır”

Herşeye rağmen alınacak önlemlerin olduğunu belirten And, “Yapılabileceklere örnek vermek gerekirse, ilk etapta devlet alacağı gümrük, stopaj, harç gibi unsurları 1 Ocak 2015 tarihindeki döviz kurunu esas alarak sabitlemelidir. İkinci alınabilecek önlem ise, üniversite öğrencilerinin taksitleri ve kayıt ücretlerinde de 1 Ocak 2015 tarihindeki kura sabitlemek suretiyle işlem yapmalı. 3’üncü  önlem ise dövizle borçlanmanın yasaklanmasıdır.  Bakanlar Kurulu’nun ve Merkez Bankası’nın da buna Anayasal ve yasal yetkisi vardır. Toplumlar bu şekilde ekonomik açıdan ateş çemberinin içinden geçerken en büyük görev Ekonomi  Bakanlığıve Merkez Bankası’nındır. Bu noktada, Ekonomi Bakanlığı ve Merkez Bankası ekonomik sorunlarla ilgili hiçbir şey yapmıyor, önlem almıyor ve öneri ortaya koymuyor.  Merkez Bankası hemen döviz kazancı olmayanların dövizle borçlanmasına yasak getirmelidir. Bir diğer alınacak önlem ise asgari ücretin derhal 2 bin TL olması ve insanların alım gücünün artırılmasıdır” dedi.

“Azami faiz oranları belirlenmeli”

And, devletin etkin piyasa denetimlerini yapması gerektiğini de vurgulayarak, “Gümrükte vergi kuru sabitlenerek devlet kazancından fedakarlık yapılmasının yanında, piyasadaki hesapsız zamların da denetimleri yapılmalıdır. Bir diğer önlem ithal edilen temel gıda maddeleri üzerindeki tüm vergi, harç ve fonların sıfırlanmasıdır. Bunların yanında Bakanlar Kurulu,  derhal kanun hükmünde bir kararname ile acil ekonomik konularda karar alabilme yetkisini kullanarak, Faiz Yasası çıkarılıncaya kadar dövizde ve TL’de de azami faiz oranlarını belirlemelidir. Azami faiz oranı dövizde 6-7, TL’de yüzde 11 -12 gibi rakamlarla sınırlanmalıdır. Bu sınırlamaları da geriye doğru çalıştırmak suretiyle dövizin ateşlendiği 2014 yılının başına kadar götürmelidir. Bu üst sınırların belirlenmesinin yanında bankalara ve kredi sağlayıcılara gerekli talimatları verilmeli, döviz mağduru insanlara ise ödeyebileceği kadar süre tanımalıdır” diye konuştu.

“DPÖ halkla alay etmekten vazgeçmeli”

Tedbirlerin çoğaltılabileceğini anlatanAnd, “DPÖ halkla alay etmekten vazgeçmeli ve hayat pahalılığı endeksini güncellemelidir. İlerleyen süreç içerisinde mağduriyetler yaratmamaya özen göstererek, çok da geç kalmadan tüm sektörlerde (emlak, inşaat, eğitim, kira, ithalat gibi) TL’ye geçiş yapılmalıdır. Döviz yaşamımızdan azami ölçüde çıkarılmalıdır” şeklinde konuştu.

 

“Borçların yeniden yapılandırılması için müracaat edin”

Faiz ve Mazbata Mağdurları Komitesi Genel Koordinatörü ve Sözcüsü Kazım And, sözlerine şu şekilde devam etti: “Anayasa Mahkemesi’nin 18/2013 sayılı kararında söylediği gibi herborçlu,kendi iradesi dışında gelişen birtakım ekonomik koşullar nedeniyle borcun ödenmesi  imkansızlaşmışsa, borçlu, alacaklıya müracaat etme suretiyle borcunun yeniden yapılandırılmasını talep edebilir ve alacaklı hem faiz oranları hem de süre anlamında bu talebe karşılık vermeye zorunludur. Dövizin yükselmesinden mağdur olan vatandaşların da yapması gereken bankalarda borçlarının yeniden yapılandırılması için müracaat etmeleridir. Yapılandırılmadığı takdirde de Anayasa Mahkemesi kararına göre bankalara dava açma hakları var.”

 

“Ekonomi Bakanlığı’nın önlem almaya niyeti yok”

And, Ekonomi Bakanlığı’nın ekonomik sorunlarla ilgili hiçbir şey yapmadığını vurgulayarak, “Bakanlık, önlem almıyor ve öneri ortaya koymuyor. Ekonomi Bakanlığı bu konuda koordinatör bakanlıktır. Eğer,önlemler düşünüyorsa, halkı korumak, kollamak ve geleceğe taşımak gibi bir niyeti varsa, yapması gereken şey, Maliye Bakanlığı, Ticaret ve Sanayi Odası, Bankalar Birliği, Merkez Bankası ve Faiz Mağdurları Komitesi gibi ilgili tüm kesimlerle biraraya gelerek önlemler almaktır. Fakat Ekonomi Bakanlığı’nın böyle bir niyeti olduğunu düşünmüyorum, çünkü dövizin yükselmesi onların işine gelir”  şeklinde konuştu.

 

“Karanlık bir tablo ortaya çıkacak”

And, sözlerine şöyle tamamladı; “Borçların Yeniden Yapılandırılması Yasası çerçevesinde insanlar borçlarını yapılandırdılar ve taksitler kabul ettiler.Bu insanlar zorda olsa borçlarını, taksitlerini ödeme gayreti içerisindedirler. Ancak bu taksitlendirilen borçları ortaya çıkan bu durumda yine ödeyemeyecekler. Bu sefer de mazbatalar süratle devreye girecek. Bu insanlar mazbatalardan kurtulamayacaklar, çünkü taksitlerini ödeyemeyecekler. Bunun içinde önlemler alınması gerekir. Mazbatalar yanında icralar içinde çıkarılan yasayla birlikte ara emri alındı ve icralar da askıya alındı. Ödemeler yapılamadığı için icralarve mazbatalar yeniden devreye girecek ve karanlık bir tablo ortaya çıkacak. Tüm bunların değerlendirilerek süratle önlemler alınması ve biran önce Faiz Yasası’nın da çıkarılması gerekiyor. Ayrıca Avrupa Birliği standartlarında bir İcra ve İflas Yasası’nın da yapılması şarttır.”

 

Yeni Bakış

Bu haber toplam 931 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.