1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. KARPAZ'DA YERLİ SURVİVOR!
KARPAZ'DA YERLİ SURVİVOR!

KARPAZ'DA YERLİ SURVİVOR!

Karpaz'da yerli survivor;

A+A-

Mağusalı yedi kişi Zafer Burnu’ndaki adacıkta 3 gün geçirdi. İlk gece fırtına çadırları uçurdu, dalgalar çadırları denize sürükledi…

Hafta sonunda macera yaşamak isteyen tümü de Mağusalı yedi kişi Zafer Burnu’nun ucundaki adacıkta üç gün survivor yaptılar. Cuma öğleden sonra bir tekne ile adacığa çıkan yedi Mağusalı, yanlarına kamp çadırı, ocak, yiyecek ve içecek aldı. Havaya aldanan survivor maceracılarını ilk gece uykudan, rüzgârla birlikte dalgalar uyandırdı. Ani çıkan fırtına ile birlikte kabaran deniz, survivor tutkunlarının çadırını yerinden söküp, dalgayla birlikte denize sürükledi. Birden ne olduğunu anlayamayan Mağusalı survivor tutkunları, eşyalarını bırakıp gece karanlığında canlarını kurtarma telaşına düştüler. Birçok eşyanın denize uçtuğu gecede bir kişinin cep telefonu da dalgalarla birlikte kayboldu.


Yaşanılanları anlattılar

Geceyi uykusuz geçiren maceracılar, bu kez elde kalan eşya ve çadırlarını daha yüksek bir yerekurdular ve dalgaların gazabından kurtuldular. Karınlarını yanlarında getirdikleri konserve ve tuttukları balıklarla doyuran survivor tutkunları, çevreye doğaya saygılı davranıp üstlerinde pervane gibi dönen martıların yumurtalarına dokunmadılar. 

Hatta kendilerinden ürküp yavrularını doyurmaya gelemeyen anne martıların yerini alan survivor takımı, tuttukları balıkların bir kısmı ile yavru martıları doyurdular. Yanlarında getirdikleri akasya ağacı fidelerini de toprak olmadığı için dikemediler. Çoğu boş vakitlerinde off-road sporu yapan survivor tutkunları yaşadıkları maceradan pişman olmadıklarını, hatta çarpıcı ve heyecanlı bir hafta sonu yaşadıkları için son derece mutlu olduklarını söylediler. Macera dolu bir hafta sonu yaşadıklarını ifade eden Nejat Çapun, Aydoğan Terzi, Tayfun Ergün, Rüstem Bülbül, Atilla Gören, Ahmet Kunter ve Ramazan Çapun yaşadıkları macerayı anlattılar.

Söze ilk başlayan Ahmet Kunter sanki biraz hayal kırıklığı yaşamış izlenimini verse de, esas tahminleri alt üst eden şeyin adacığın coğrafi yapısı olduğunu ifade etti.

Ahmet KUNTER:“Öncelikle Gazeteyi burada görünce çok şaşırdık. Çünkü kimseye buraya geleceğimizi söylememiştik. Sizin, bizi tesadüf bulduğunuzu zannettik ama bizim için geldiğinizi öğrenince şaşırdık ve çok sevindik. Biz ilk korku ve şaşkınlığı ilk akşam yaşadık. Aslında biz buraya,adacığa çıktığımız ilk günün akşamı çadır kuracağımız yeri iyi hesap edemediğimizden veya havanın bu derece kötü olacağını düşünemediğimizden, gece yarısı boyu 5-6 metreyi bulan dalgalar ve şiddetli rüzgârla uyandık. Birçok eşyamız denize sürüklendi. Gece o karanlıkta el fenerleri ile kurtarabildiğimiz eşyalarımızı denizden çıkardık. Biraz da fazla eşya getirdik yanımızda, çünkü bizi getiren kaptan, ‘Hava kötü olursa sizi buradan alamayabiliriz.’ deyince hazırlıklı davrandık.”

Nejat ÇAPUN: Ben daha fazla bir zorlukla karşılaşmayı beklerdim ama adacık küçük olduğundan ve de mevsim dolayısıyla anca bu kadar bir heyecan yaşayabildik. Gerçekten burada kafamızı dinledik, yalansız, vaatsiz ve dostça anlar yaşadık. Hele ilk akşam yaşanılan o fırtına sonrası yiyeceği ve eşyaları kaybolan arkadaşlarımızla yiyeceklerimizi paylaştık. Burada, bu şartlarda arkadaşlığı daha iyi anladık. Ben şahsen herkese tavsiye ederim.

Tayfun ERGÜN:“Biz biraz da normal yaşantımızın sıradanlığını bozmak için buraya geldik. Her şey çok iyi giderken dün akşam yaşadığımız heyecanlı saatler bu sıradanlığı gerçekten bozdu. Gecenin yarısında çadırlara vuran dalgalar ve yıkan rüzgâr bizi hayli endişelendirdi. Üç gün için geldiğimiz bu adacıkta güzel bir tecrübe yaşadık, hepimiz için eğlenceli bir hafta sonu oldu.”

Rüstem BÜLBÜL: “Bu ikinci günümüz bizim. Biz buradaki arkadaşlarla Mağusa’da boş vakitlerimizi düzenli olarak off-road yaparak değerlendiriyoruz. Her şey çok güzel ve gerçekten maceralı bir hafta sonu yaşadık. Beslenmemizi de tuttuğumuz balık ve getirdiğimiz konserveler ile karşıladık. Bu zaten bizim maceracı ruhumuzun bir parçası olarak planlanmıştı. Yine daha başka yerlere bu şekilde keşifler yapmak istiyoruz.”

Atilla GÖREN:“Biz Cuma akşamı Acun Ilıcalı’ya rakip olarak adacığa çıktık. İlk gecemiz oldukça tehlikeli ve maceralı gerçekleşti. O fırtınalı gecede benim cep telefonum denize uçtu. Dalgalar birçok eşyamızı götürdü. Nejat ve Ahmet ile aynı çadırı paylaşıyorduk. Üçümüz de ne olduğunu anlayamadık gecenin karanlığında. Ama olsun deydi buraya geldiğimize.”

Bu maceraya oğlu Nejat Çapun ile birlikte katılan, ruhu genç Ramazan Çapun buraya neden geldiğini açık yüreklilikle itiraf etti.

Ramazan ÇAPUN: “Ben aslında buraya son günlerde ülkemizdeki siyasilerin sıklıkla söyledikleri yalan ve vaatleri dinlememek için geldim. Her seçimde aynı vaat ve sözlerle halkı kandırmaya çalışıyorlar. Onlardan birazcık olsun uzaklaşayım ve televizyon seyretmeyeyim diye gençlerin arasına katıldım. Burada doğa ile iç içe yaşadık. Tuttuğum balıkları parçalara bölerek martı yavrularını besledik. Ama bizi en çok memnun eden şey sizlerin, gazetenin buraya gelerek bizleri görüntülemesi oldu. Gerçekten çok sevindik ve memnun olduk. Çünkü buranın nasıl olduğunu şimdi siz gazeteniz aracılığıyla duyuracaksınız.”

İçlerinde konuşmayı pek sevmeyen veya diğer arkadaşlarının konuşacak bir şey bırakmadığını söyleyen Aydoğan Terzi, bu adacıkta sıradan hayatın dışında yaşadıkları sessizlik ve martıların gün boyunca söyledikleri şarkıları dinlediklerini ifade ederek konuşmasını tamamladı.

Haberal Kıbrıslı

 

 

Bu haber toplam 1614 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.