1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. ''KEŞKE HAPSE GİRSEYDİM''
''KEŞKE HAPSE GİRSEYDİM''

''KEŞKE HAPSE GİRSEYDİM''

“Suçsuz Olsa Da Kurtulmak İçin Evet Diyorlar”

A+A-

 

Tutuksuz yargılanmak üzere teminatla serbest bırakılan ve davaları görülünceye kadar ülkede işsiz ve parasız kalan yabancı uyruklu sanıklar, yargı sürecinin uzaması halinde zindan hayatı yaşıyor ve hapse girmeyi diler halde geliyor.

Basit suçlar işleyip teminatla serbest kalan yabancı uyruklu sanıklar yargı sürecinin uzaması halinde büyük mağduriyet yaşıyor. Mahkeme tarafından tüm kimlik belgelerin el konulan sanıklar, aylarca işsiz ve parasız bir şekilde yargılanmayı bekliyor. Yargılanıncaya kadar bu şekilde eziyet çeken sanıklar, tutuksuz yargılanmak yerine hapiste olmayı diliyor. 

Aylardır işsiz ve parasız bir şekilde yargılanmayı bekleyen yabancı uyruklu T.U (E-31) , “İşyerimden izinsiz aldığım 200 TL için davalık oldum. Dokuz aydır yargılanmayı bekliyorum. Bu süre içerisinde çalışamıyorum ve ailemden yeteri kadar destek alamıyorum. Davamın bu kadar uzayacağını bilseydim mahkemeden beni hapse göndermesini isterdim” dedi. 

Konuyla ilgili konuşan Avukat Barış Mamalı, uzayan yargı sürecinden dolayı suçsuzluğuna inanan insanların dahi aleyhine getirilen suçlamaları kabul edip, bu sürecin bitmesi adına ilk anda “Suçumu kabul edeyim, cezası neyse alayım biran önce kurtulup gideyim ”anlayışına sahip hale geldiğini söyledi. 

Mamalı, yabancı uyruklu sanıkların, yargı sürecinin kısa sürede bitmemesi halinde aylarca işsiz, parasız, hatta aç ve susuz olarak bu süreci yaşamak zorunda kaldıklarını, bunun insan hakları sorunu olduğunu ifade etti. 

BASİT SUÇLARDA TUTUKSUZ YARGI ÖNGÖRÜLÜYOR 

Kuzey Kıbrıs’ta suça karışan kişiler polis soruşturması sonrası mahkemeler tarafından teminata bağlanıyor. Kişiler suçlarına göre ya tutuklu yargılanıyor ya da tutuksuz yargılanmak üzere yurt dışı çıkış yasağı, nakit ve kefil teminatı ile serbest bırakılıyor. 

Adam öldürme, cinsel saldırı gibi ağır suçlar karşısında mahkemeler KKTC vatandaşı veya yabancı uyruklu ayrımı yapmadan tutuklu yargılama kararı verirken, hırsızlık, evrak sahteleme ve diğer suçlar karşısında KKTC vatandaşları genelde tutuksuz yargılanmak üzere teminata bağlanıyor. Türkiye veya diğer ülke vatandaşları ise eğer işledikleri suçlar basit suçlar ise mahkemeler tutuksuz yargı kararı verebiliyor. 

YABANCINLAR İÇİN DAHA ZOR 

Mahkeme teminatla serbest bıraktığı kişilerin yargı süreci bitene kadar tüm kimlik belgelerine el koyuyor. Yargılanmayı bekleyen KKTC vatandaşları davaları görülünceye kadar yurt dışına çıkış yapamadıkları ve tüm belgelerin el konulduğu için sıkıntılar yaşıyor. 

Kimlik belgeleri olmayanlar işe başlayacaklarında veya herhangi bir durumda büyük zorluklar yaşarken yargı sürecinin uzaması ile mağduriyet daha artıyor. Ancak vatandaş olmayanların mağduriyeti vatandaş olanların mağduriyetini ikiye katlıyor. Aylarca işsiz bir şekilde yargılanmayı bekleyen ve yurt dışına çıkamayanlar, uzayan yargı süreci karşısında zindandan beter bir hayat sürüyor. İşte bu mağduriyeti yaşayanlardan biri olan T.U “Keşke hapse girip, tutuklu yargılansaydım” şeklinde konuştu. 

Kuzey Kıbrıs’a 4 yıl önce çalışmaya geldiğini, çalıştığı işyerinden daha sonra yerine koymak üzere 200 TL aldığını, ancak durumu fark eden işyeri sahibinin polise şikâyetçi olması ile davalık olduğunu kaydeden Y.U şunları söyledi: “Paraya acil ihtiyacım vardı ve ben de işyerimden izinsiz aldım. Daha sonra yerine koyacaktım ancak durum fark edilince patronlarım şikâyetçi oldu. Aldığım paranın tutarı 200 TL’ydi. Çok büyük bir hata yaptım, suçumu kabul ediyorum. Böyle bir hatanın telafisi ve açıklaması olmaz biliyorum.” 

KEŞKE HAPSE GİRSEYDİM 

“Polis soruşturmasının ardından mahkeme nakit teminat ve yurt dışı çıkış yasağı şartları ile hakkımda tutuksuz yargı kararı verdi. 8 ay meydana gelen bu olayın ardından tutuksuz yargılanmak üzere serbest kaldım ancak keşke kalmasaydım. Aylardır perişan durumdayım. Bir işe girip çalışamıyorum, ailemden çok az maddi destek alıyorum. Ev kiramı ödemekte zorlanıyorum. 

Eğer bu kadar sürede davamın sonuçlanmayacağını bilseydim mahkemeden tutuksuz yargılanmayı talep ederdim. En azından cezam neyse alıp sonra çekip giderdim. Ancak 9 ay oldu ve hala ben buradayım. Anladım ki tutuksuz yargılanmak hapiste olmaktan daha kötü. Resmen zindan hayatı yaşıyorum. Üstelik bu çileyi çektikten sonra davam tamamlanınca belki bir de oradan ceza alacağım. Kendi ülkemde ailemin yanında olsam barınacak bir yerim olurdu ancak yabancı olup yargılanmayı beklemek ölümden beter.” 

MAMALI, “SUÇSUZ OLSA DA KURTULMAK İÇİN EVET DİYORLAR” 

Konuyla ilgili Star Kıbrıs’a konuşan Avukat Barış Mamalı, uzayan yargı sürecinden dolayı suçsuzluğuna inanan insanların dahi aleyhine getirilen suçlamaları kabul edip, bu sürecin bitmesi adına ilk anda “Suçumu kabul edeyim, cezası neyse alayım biran önce kurtulup gideyim ”anlayışına sahip hale geldiğini söyledi. 

Mamalı, teminatla serbest bırakılan ve tüm kimlik belgelerine el konulan yabancı uyruklu sanıkların, yargı sürecinin kısa sürede bitmemesi halinde aylarca işsiz, parasız, hatta aç ve susuz olarak bu süreci yaşamak zorunda kaldıklarını, bunun insan hakları sorunu olduğunu ifade etti. 

Mamalı, ayrıca mahkemelere yansıyan ceza davalarının gazetelerde çıkması, zanlıların isminin açık bir şekilde yazılmasından dolayı bu kişilerin toplum nezdinde cezalandırıldığını ve yeni bir iş bulmakta da zorlandığını ifade etti. 

YARGI SÜRECİ EZİYET VERİCİ OLMAMALI 

Pasaport ve seyahat belgelerine el konulan yabancı uyruklu sanıkların, iş bulamamaları yanında bazen öğrencilerin de okulla ilişkisinin kesildiğini kaydeden Mamalı sözlerini şöyle sürdürdü: 

“Ceza davalarında yargı süreci hukuk davalarına nazaran daha hızlı olsa da ceza davalarının hukuki felsefesi ve yargılama hızı daha da ıslah edilmelidir. Adalet, kısa sürede ve gerçekler üzerine kurulu olduğu zaman sağlanmış olur. Yine adalet sağlanacak sürecin yargılanan kişiye eziyet verici ya da mağduriyet yaratıcı olmaması gerekir. Özellikle yabacı kişilerin ceza yargılamalarının bu mağduriyeti giderici bir şekle büründürülmesi insan hak ve özgürlüklerinin de gereğidir. Tabi burada sorumluluk bu konuda yasal düzenlemeler yapması gereken meclis ve hükümetindir. Ama yine de mahkemeler, huzurundaki meselelerde insan ve hak ve özgürlükleri açısından daha sıkı bir değerlendirme yaptıktan sonra karar üretilmelidir.”

Star Kıbrıs

 

Bu haber toplam 502 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.