1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. KIBRIS SORUNU ÇÖZÜLECEKSE…
KIBRIS SORUNU ÇÖZÜLECEKSE…

KIBRIS SORUNU ÇÖZÜLECEKSE…

"Referanduma götürülmeyerek varılacak anlaşma kabul edilemez"

A+A-

Özersay, çözüm konusunda halk yerine liderlerin karar vermesi yönünde girişimlerin başlatıldığına dikkat çekti.

Eski müzakereci Prof.Dr.Kudret Özersay, çözüm konusunda varılacak anlaşmanın referanduma götürülmeyerek, iki lider tarafından onaylanması yönünde girişimlerin yapıldığına dikkat çekerek, bunun kabul edilemeyeceğini söyledi.

“Kıbrıs sorunu çözülecekse halkın iradesini elinden alamazsınız. Yaşayabilir bir çözüm olması için de halk iradesiyle ortaya çıkan bir  çözüm olmalıdır” diyen Özersay, herkesin bu konuda çok dikkatli olmasını istedi.

Diyalog’a önemli açıklamalarda bulunan Özersay, endişesini şu sözlerle dile getirdi: 

“Şimdi başka bir tehlike vardır ve Rum tarafından bu tartışma yapılmaya başlandı. Birkaç tane makale çıktı özellikle İngilizce yayın yapan Cyprus Mail gazetesinde çıkıyor ve orada diyor ki, nasıl bir çözüm olacağına iki lider karar versin ve çözüm o şekilde olsun. Şimdi Rum tarafında bu tartışılıyor ve biz burada çok dikkatli olmalıyız. Ben şahsen böyle bir durumu kabul etmem ve bu konuda halkın bilinçlenmesi gerekiyor her şeye rağmen demokrasiye inanıyorsak 50 yıl sonra Kıbrıs sorunu çözülecekse halkın iradesini elinden alamazsınız. Yaşayabilir bir çözüm olması için de halk iradesiyle ortaya çıkan bir  çözüm olmalıdır.” 

Özersay, Diyalog’un diğer sorularını şöyle yanıtladı:

Soru: Müzakereler gizlilik içinde yürütülüyor ama Rum tarafı her şeyi açıklıyor. Bizim tarafta ise müthiş bir sessizlik var. Hiç kimseye bilgi verilmiyor. Bu durum sizi bir vatandaş olarak ürkütüyor mu? Türkiye’nin garantörlüğünün olmayacağı veya sulandırılacağı bir anlaşma kabul edilebilir bir çözüm müdür? 

Cevap: “Öncelikle Garantilerden başlayalım. Benim için kabul edilebilir bir çözüm değildir. Garanti sistemi bir biçimde devam etmelidir, bu konu bugün içinde bulunduğumuz ortama bakılarak değil daha önce yaşananların da göz önüde bulundurularak ele alınması gerektiğini düşünüyorum. Bunun daha çağdaş bir zemine oturtulabileceğini inanıyorum. Garanti anlaşması 1960 Kıbrıs Cumhuriyetinin devamını garanti eden bir anlaşmadır. Bugün bazı değişikliklere uğrayarak günümüze uygun hale getirilir. Garantiler bizim için tabu değildir demek doğru değildir, çünkü bu karşı tarafa ve diğer aktörlere Kıbrıs Türk tarafı garantilerden vazgeçebilir düşüncesini ve algısını uyandırıyor. Siz hiç Rum tarafının garanti bizim için tabu değildir dediğini duydunuz mu? Veya mülklerden biz feragat edebiliriz bizim için tabu değildir dediklerini? İşte anlatmaya çalıştığım da budur. Diğer soru ile devam edecek olursam, müzakere süreci içerisinde belli bir gizlilik vardır. Fakat bir de gerçeklik var, bugün için Kıbrıs Rum basınının Kıbrıs Türk kamuoyunu domino etmeye başladığını görüyoruz bu bir tehlikedir. Çünkü kimi zaman da gerçek olmayan detayları Rum basınına sızdırıyorlar ve kamuoyu oluşturuyorlar. Böylece Kıbrıs Türk halkının algısı Rum tarafının istediği şekilde şekilleniyor. Ben müzakerecilik görevini yürütürken geri döndüğümde basına net olarak açıklama yapıyordum ve detaylandırıyordum.” 

Soru: Müzakere sürecini Kıbrıs Türk halkı adına şu anda tehlikeli buluyor musunuz?

Cevap: Her sürecin kendince tehlikeleri vardır. İki temel konu var ve iki taraf var ve taban tabana zıt olan görüşler var. İşinin ehli insanlarla çalışmıyorsanız evet tehlikeleri vardır. Örneğin bugüne kadar 2000’li yılların başına kadar Kıbrıs sorununda nasıl bir çözüm olacağı konusunda bazı şeyler söylenir. Bir taraftan tek seslilik bir taraftan da BM çerçevesinde olması ve AB üzerine tesis edilen prensipler kapsamında bir çözümden bahsediliyordu ve bugüne kadar da bu açıklamalar bu yöndedir. Fakat geçtiğimiz gün yapılan açıklamalara baktığımızda şimdi, AB hukuku kapsamına çekiliyor. Fakat AB prensipleriyle AB hukuku içinde farklılık vardır. Örneğin hukukun içerisinde serbest dolaşım hakkından bahsediliyor. Bu tehlikeli bir durumdur ciddi bir kaymadır. Eğer AB prensipleri çerçevesi yerine AB hukuku ve müktesebatına tam uyumlu ki yabancı diplomatlar bunu dile getiriyor, bu bizi  iki kesimli, eşitlikten sarih mal çoğunluğundan  uzaklaştırıyor ve bu tehlikeli bir durumdur.” 

3-Rum tarafı, son liderler görüşmesinde iki bölgeliliğin ortadan kaldırılması konusunda anlaşmaya varıldığını açıkladı ve Türk tarafı bunu yalanlamadı. Bunun adı 1974 öncesine dönüş değil mi?

Cevap: Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı daha önce yapılan açıklamalarda bu anlaşmanın iki kesimli bir anlaşma olacağını söylemişti. Fakat müzakere masasında bu kapsamda bir duruş yok. Daha önce BM temsilcisinin, Anastadiadis’in ve bir kere de Akıncı’nın yaptığı açıklamada bu iki kesimliliğin ve yerleşme hakkı kapsamında AB prensiplerinin içindeki o 4 özgürlüğün içerisindeki yerleşme özgürlüğü bağlamında erozyona uğrayabileceği yönünde kaymalar var gibi, bu yüzden uyarılarımızı yapmak zorundayız ve tedbir alınmalıdır. Konunun referanduma getirilmesi konusuna gelince meclisin değişklik dönemlerde aldığı kararlar belli bir dönemde olan iradeyi yansıtır ve bellirli başka bir dönemde halk Cumhurbaşkanı seçmişse o iradeyi ona veriyordur burada güven verici olan şey halkın onayına sunulacak olmasıdır o zaman halk orada cevabını verir. 

Soru: Mustafa Arabacıoğlu, mülkiyette 1 Rum 1 Türk ve 1 yabancıdan oluşacak komisyonun kurulması halinde kaos çıkacağını söylüyor, iç savaş uyarısında bulunuyor. Bunun doğrusunun siyasi karar olacağını söylüyor, yani Global mal değişimi. Buna katılır mısınız ?

Cevap: Bazı olumlu yanları vardır bu açıklamanın, özellikle tarafların aynı şeyi anlıyor olduklarını umuyorum. Mülkiyetin, kriterlere dayalı olarak çözümleneceğinin belirtilmesi olumludur, ancak bu kriterlerin neler olacağı çok daha önemlidir. Kriterlerin neler olacağında anlaşılmadan mülkiyet rejimi ortaya çıkmayacak, kimin malının gelecekte ne olacağını bilmek de mümkün olamayacaktır. Eğer taraflar aynı metinden çok farklı şeyleri anlıyorlarsa, yaşamsal olan bazı kavramların tanımlarını farklı farklı yapıp istediklerine yakın sonuçlar elde etmeye çalışıyorlarsa, kamuoyuna bu konularda ilerleme olduğu mesajı vermekten çok, bu görüş ayrılıklarını gidermeye odaklanmalıdırlar diye düşünüyorum. 

Mülkiyet, Kıbrıs sorununda tam bir keşmekeşe dönüşmüş, belki de en karmaşık başlıklardan birisi haline gelmiştir. Bu nedenle tarafların bu konuda ilerleme elde etmelerinin zaman alması normaldir. Ancak uzlaşılan metinlerin muğlak olmamasına, her yere çekilebilir ifadeler içermemesine özellikle özen gösterilmelidir. Eğer taraflar aynı metinden çok farklı şeyleri anlıyorlarsa, yaşamsal olan bazı kavramların tanımlarını farklı farklı yapıp istediklerine yakın sonuçlar elde etmeye çalışıyorlarsa, kamuoyuna bu konularda ilerleme olduğu mesajı vermekten çok, bu görüş ayrılıklarını gidermeye odaklanmalıdırlar diye düşünüyorum.”

Bu haber toplam 499 defa okunmuştur
Etiketler : ,
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.