1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. KIBRIS TARİHİ İÇİN ÖNEMLİ DÖNEM!
KIBRIS TARİHİ İÇİN ÖNEMLİ DÖNEM!

KIBRIS TARİHİ İÇİN ÖNEMLİ DÖNEM!

KIBRIS TARİHİ İÇİN ÖNEMLİ DÖNEM!

A+A-

2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs müzakerelerinde Kıbrıs Türk tarafından beklenenin; “aktif olmak ve çözümü zorlamak” olduğunu belirtti.

Talat’ın ofisinden verilen bilgiye göre, 2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, katıldığı bir televizyon programında çeşitli konuları değerlendirdi.

Siyasi hayatı hakkındaki soruları yanıtlayan Talat, kendisinin siyasete amatör olarak başladığını, öğrenci gençlik örgütlerinde, CTP Girne İlçe Örgütü’nde, sonraları CTP MYK’da görevler üstlendikten sonra, milletvekili olmadan 1994 yılında CTP Genel Başkanı Özker Özgür’ün kendisini Eğitim Bakanı olarak atamasıyla profesyonel siyasete girdiğini anlattı.

Son yirmi yıldaki siyasi hayatını değerlendirirken, Annan Planı döneminde ortaya konan çalışmalardan, çatışmalardan ve uzlaşılardan söz eden Talat, bu dönemin Kıbrıs Türk tarihindeki önemini anlattı.

Kendi görevi döneminde sadece Kıbrıs sorununa yoğunlaştığının hatırlatılması üzerine Talat, iç siyasete ve ekonominin sürdürülebilir olması gibi iç konulara yeterli mesai harcamadığının doğru olduğunu, ağırlıkla Kıbrıs sorununa zaman harcadığını ve Başbakanlığı döneminin dış dünya ile temaslar da dahil olmak üzere çok yoğun geçtiğini anlattı.

Referandumdan hemen sonra izolasyonların kaldırılması, AB ile daha yakın ve doğrudan ilişkilerin kurulması, Rum tarafının çözüme cesaretlendirilmesi siyasetinin yürütüldüğünü ifade eden Talat, bu sayede ekonominin de büyüdüğünü ve refah seviyesinin tarihteki en hızlı artışının yaşandığını hatırlattı.

Bir soru üzerine Talat, Kıbrıs sorununun her zaman BM Güvenlik Konseyi’nin gündeminde olduğunu, 2004 yılına kadar da her zaman Kıbrıslı Türkler ve Türkiye’nin suçlandığını, ancak Annan Planına “evet” dendikten sonra Kıbrıslı Türklerin dünya nezdindeki itibarının büyük ölçüde iade edildiğini anlattı.

Talat, “Tüm olumlu gelişmelere rağmen uluslararası hukuk bağlamında değişiklik yaşanamadı ve halen en büyük olumsuzluk Kıbrıslı Türklerin uluslararası hukuk içinde olmamasıdır” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’nun seçilmesinden sonra Kıbrıslı Türklerin kazanımlarını hemen kaybetmediğini söyleyen Talat, bunun sebebinin, Eroğlu’nun “görüşmelere Talat’ın bıraktığı yerden devam edeceğim” demesi olduğunu savundu.

Bir başka soru üzerine eski Rum Lider Hristofyas ile bir buçuk yıl görüştüklerini, bir çözüme ulaşılmadığının doğru olduğunu, ancak 31 yakınlaşma kağıdı hazırlandığını belirten Talat, Eroğlu döneminde ise hiçbir yakınlaşmanın olmadığını öne sürdü ve bu gerçeğin dünyanın gözünden kaçmadığını belirtti.

Şu anda kendisine gelen bilgilere göre son zamanlara kadar Kıbrıslı Türklere kısmen de olsa destek olan İngiliz ve Amerikalıların dahi Rum tarafının yanına geçtiğini savunan Talat, “Bu durum son derece vahim bir ortamı ifade ediyor. Rum tarafı da isterse çözüm olur demekle uluslararası desteği yanımızda tutamayız. Bizden beklenen aktif olmak ve çözümü zorlamaktır. 2004-2010 yıllarında olduğu gibi” dedi.

Talat, başka bir değerlendirmesinde, Rum halkında ortaya çıkmaya başlayan çözüm iradesini güçlendirmek için buna katkı koymanın yollarının aranması gerektiğini kaydetti.

Rum tarafında verdiği konferanslarda bu ihtiyacı hissettiğini söyleyen Talat, çözümün kendi yaşantısına katkı yapacağına inanan sağduyulu insanların olası bir referandumdaki en büyük sigorta olacağını belirtti.

Başka bir soru üzerine Talat, Hristofyas ile ilerleme kaydedilmeyen tek hususun mülkiyet olduğunu hatırlattı.

Rumların görüşünün “nihai kararı koçan sahibi olan eski mal sahibinin vereceği” şeklinde olduğunu belirten Talat, halbuki daha sonra AİHM tarafından verilen bir kararda, mal sahibi ile kullanıcıların haklarının eşitlendiğinin teslim edildiğini söyledi, ancak bu karardan sonra Hristofyas’la kendisinin görüşme döneminin sona erdiğini anımsattı.

Bir başka soru üzerine Talat, Türkiye’de meydana gelen değişikliklere bağlı olarak Kıbrıs sorununda bir değişiklik beklemediğini söyledi.

Talat, şunları kaydetti:

“Her ne kadar yaygın kanaat farklı olsa da Kıbrıs sorununun çözümünde anahtar buradadır. Bunun kanıtı da hep aynı Türkiye hükümetinin bulunmuş olmasına rağmen, (Kurucu Cumhurbaşkanı) Denktaş döneminde, Annan Planı’nın referanduma konması bile reddedilirken, Talat döneminde referanduma gidilmiş ‘evet’ sonucu alınmış, 2008’de başlayan görüşmelerde 31 yakınlaşma kağıdı hazırlanmış, fakat Eroğlu döneminde bırakınız ilerlemeyi ciddi gerilemeler bile yaşanmıştır. Türkiye hükümeti değişmediğine göre politikalar nerede değişmektedir?”

TAK

Bu haber toplam 555 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.