1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. "KIBRIS'TA TÜRKİYE'NİN GARANTÖRLÜĞÜ TEHLİKEDE"
"KIBRIS'TA TÜRKİYE'NİN GARANTÖRLÜĞÜ TEHLİKEDE"

"KIBRIS'TA TÜRKİYE'NİN GARANTÖRLÜĞÜ TEHLİKEDE"

"Kıbrıs'ta Türkiye'nin garantörlüğü tehlikede"

A+A-

 

KKTC’de incelemelerde bulunan Gürel, KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı ile Nikos Anastasiadis görüşmelerinden sızan bilgilerin vahim olduğunu belirterek, ‘Eğer doğru ise Türkiye’nin garantörlüğü fiili bir garantörlük olmaktan çıkacak ve Türk askeri Kıbrıs’tan çekilecek’ dedi.

Eski Dışişleri Bakanı Prof. Dr. Şükrü Sina Gürel, Kıbrıs’ta yürütülmekte olan görüşmelerden sızan bilgilerin vahim olduğu belirterek, “Eğer bu bilgiler doğru ise Türkiye’nin garantörlüğü fiili bir garantörlük olmaktan çıkacak ve Türk askeri Kıbrıs’tan tamamen çekilecek. Karpaz bölgesi bir Rum kantonu olacak” dedi.

Geçtiğimiz hafta KKTC’de incelemelerde bulunan Gürel, KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile Kıbrıs Rum Lideri Nikos Anastasiadis arasında yapılan görüşmeleri Aydınlık’a değerlendirdi.

 

Garantörlük kalkacak, TSK çekilecek
Geçen hafta Anastasiadis’in Rum Ulusal Konseyi’ne görüşmeler ile ilgili bir takım bilgiler verdiği anımsatan Gürel şunları söyledi: “İçeriği ile ilgili haberlerde çok vahim şeyler var. Bir kere garantinin fiili bir garanti olmaktan çıkması sözkonusu. Türkiye askerini tamamen çekecek. Garantör de, AB ve BM Güvenlik Konseyi olacak. İlginç bir başka şey daha var. Rum nüfus ile Türk nüfus arasındaki 4/1’lık oran 25 yıl boyunca korunacak. Nasıl korunacaksa… 

 

Nüfus kontrollerinin belirli yöntemleri var ama bunu zorunlu hale getiremezsiniz. Daha sonra Mustafa Akıncı Türkiye’de yaptığı bir açıklamada bunları yalanladı. Akıncı’nın yalanlaması biraz rahatlatıyor insanı ama ben öyle tahmin ediyorum ki, Ulusal Konsey her zaman olduğu gibi şimdi de en maksimalist önerilerle çıkacaktır karşımıza. Kıbrıslı Rumlar adanın hepsini isterler. Hem de hemen isterler. Annan Planı’ndaki gibi beş yıl beklemeye de tahammülleri yoktur. Dolayısıyla bu yıl dananın kuyruğu kopar. KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’ya rağmen Kıbrıslı Rumlar bildiklerini yapacaklar.”
 
Karpaz Rum kantonu olacak

Sızan bilgiler arasında Karpaz’a ilişkin kanton bilgisinin yer aldığına da dikkat çeken Gürel, “Karpaz’ı kanton yaparak ‘Deniz altındaki doğal gaz petrol kaynaklarını kullanabilmek için Kuzey’de kıyı edinmek istiyorlar” bilgisini verdi.
 
Görüşmeler Hükümet'ten de gizleniyor

Akıncı’nın görüşmelerle ilgili olarak sadece Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a bilgi vermesi de eleştiren Gürel, “Bazı bilgilerin Türkiye kamuoyundan da, hükümetten de gizlendiği kanasındayım” dedi.
 
‘Kıbrıslı muhalifler kaygılı

Kıbrıslı muhaliflerin de bu durumdan kaygılı olduklarını belirten Gürel, “Muhalifler internette bile bu kaygılarını paylaşıyorlar. Özellikle bu mülkiyet konusunda, Türkiye’den gelenlerin yeniden göçe zorlanması konusunda garantiler konusunda kaygıları var. Akıncı bunları yalanladı ama ateş olmayan yerden duman çıkmaz derler. Demek ki en azından, birilerini aklında bunları böyle düzenlemek var” ifadelerini kullandı.
 
Kıbrıs'ı da Ortadoğu'da kaynayan kazana atacaklar

Türkiye’deki muhalif partilerin ve basının büyük bir bölümünün Kıbrıs’taki görüşmelerle ilgilenmediğine dikkat çeken Gürel şu görüşleri savundu: “Muhalefette ve basında ‘Mesele AB içerisinde halledilsin, Türkiye’nin AB meselesiyle beraber halledilsin’ diyenler çoğunlukta. İşin kötüsü Ortadoğu’da her şey bir büyük kazana atılıyor. Her şey orada kaynıyor. Kıbrıs’ta bunlardan bir tanesi olabilir. Benim kaygım şu:
Suriye ve Irak’daki sınırları çiziyorlar. Ondan sonra sıra yalnız Kıbrıs’a değil Türkiye’ye de gelebilir. Diyarbakır Sur’da eski eserlerin tahrip ediliyor. Bunu ‘Hepimizin ortak varlığıdır’ diyerek dünyanın meselesi haline getirebilirler. Birgün ‘Bu sizin iç işiniz değildir, gelen bakalım BM’de bunu konuşalım’ derler.”
 
Durum vahim
“Etrafta bu kadar ateş ve duman çıkarsa kaygılanmamak elde değil” diyen Gürel, şu uyarılarda bulundu:

“Anastasiadis’in bilgilendirmesine ilişkin haberler doğru ve gerçek ise durum çok vahim. Yalnız görüşmenin içeriği değil yöntemi de önemli. Burada hem Kıbrıs Türk halkını hem de Türk halkını, kamuoyunu bilgilendirmek hem de doğru bilgilendirmek gerekli. Bilgilerin saklanması kapıların ardında başkalarını hazırladığı belgeler etrafından görüşmeler yapılması son derece sakıncalı. Mesela Annan Planı da böyle hazırlandı. Dışişleri Bakanı olarak hem Powell’a hem da Annan’a yazdığım iki mektup var. Ağustos 2002’de, “Rum tarafı ile görüşülerek hazırlanan bir belge duyumları alıyoruz. Bu belge, Rauf Denktaş’a empoze edilmeye kalkılırsa bilinsin ki Türkiye Denktaş’ın arkasında olacaktır’ diyorum. Ama tabii yanıldım. Çünkü bizi yolladılar başka bir Türkiye oldu. O Türkiye’de Denktaş’ın arkasında durmadı.”
 
Bu haber toplam 724 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.