1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. “KİŞİSEL SENARYOLARIMIZI KURUP DURUYORUZ…’’
“KİŞİSEL SENARYOLARIMIZI KURUP DURUYORUZ…’’

“KİŞİSEL SENARYOLARIMIZI KURUP DURUYORUZ…’’

Bir Yurttaş, Bir Anne Ve Bir İş Kadını Olarak...

A+A-

 

Kaner Şirketler Grubu Yönetim Kurulu üyesi Güliz Kaner, bir yurttaş, bir anne ve bir iş kadını olarak, müzakerelerde neyin ne şekilde konuşulduğunu bilememekten kaynaklanan endişelerini dile getirerek “akıbetime dair bir fikir edinebilmek için Dış politika uzmanı olmak zorunda mıyım!” diye sordu.

Kaner, “Kişisel senaryolarımızı kurup duruyoruz. Neticede ciddi yatırımlarımız var. Mesela Ercan… Bunu yönetebilmem lazım. Bir şekilde diğer işlerimi, yatırımlarımı kaybedeceksem kaybedeceğimi ya da aksine neyin fırsatlara dönüşebileceğini müzakerelerin son ve yeni seyri özelinde çalışmam lazım. Ona gidersin başka der, ötekine gidersin başka… Bir gün olumlu, bir gün olumsuz görünen bu ciddiyet ne!” ifadelerini kullandı.

Kaner, Rum işadamlarının anlaşma sonrası Kuzey’de ayran satmayı dahi planladıklarını sözlerine ekleyerek “Peki biz ne durumdayız… Bize Rumlara verilen süre gibi süre verilmeyecek. Yasalar bizim için de geçerli olacak. Güçlendirilmiş bir altyapı bile yok. Küçük esnafın ânında yok olma tehlikesi kesin görünüyor. Kimse ekonomik olarak mesut bir tablonun karşımızda olduğu vahametine kapılmasın” dedi.

Hükümetin kendi ağzıyla programında vadettiği şeyleri uygulayamadığını da itiraf ettiğine dikkat çeken Kaner, olası yeni siyasi oluşumlar hakkında ise, belediyelerde olduğu gibi, pek çok şeyi yapmayı “bir şövalye gibi vadedip; geldikten sonra acziyet beyanatı” vermenin anlamı olmadığını kaydetti.

Kaner Şirketler Grubu Yönetim Kurulu üyesi Güliz Kaner, bir yurttaş, bir anne ve bir iş kadını olarak, müzakerelerde neyin ne şekilde konuşulduğunu bilememekten kaynaklanan endişelerini dile getirerek “akıbetime dair bir fikir edinebilmek için Dış politika uzmanı olmak zorunda mıyım!” diye sordu.

Kaner, “Kişisel senaryolarımızı kurup duruyoruz. Neticede ciddi yatırımlarımız var. Mesela Ercan… Bunu yönetebilmem lazım. Bir şekilde diğer işlerimi, yatırımlarımı kaybedeceksem kaybedeceğimi ya da aksine neyin fırsatlara dönüşebileceğini müzakerelerin son ve yeni seyri özelinde çalışmam lazım. Ona gidersin başka der, ötekine gidersin başka… Bir gün olumlu, bir gün olumsuz görünen bu ciddiyet ne!” ifadelerini kullandı.

Hükümetin kendi ağzıyla programında vadettiği şeyleri uygulayamadığını da itiraf ettiğine dikkat çeken Kaner, olası yeni siyasi oluşumlar hakkında ise “Evet siyaset tıkandı ve battı. Ben her türlü yeniliğe tüm kategorilerde açık biriyim. Ancak tıpkı belediyelerde olduğu gibi, mesela Lefkoşa’da olduğu gibi pek çok şeyi yapmayı bir şövalye gibi vadedip; geldikten sonra acziyet beyanatı vereceklerse anlamı yok… Bizde zaten sıkıntı vaat değil, icraat” dedi.

Kanere göre iş ve sermaye çevrelerinin çözüme ekonomik câzibe vurgusuyla hazır ve hevesli olduğuna dair genel kanaat doğru değil…

Bir yurttaş, bir anne ve bir iş kadını olarak endişeliyim”

Kaygılarını anlatan Kaner şöyle konuştu; “Müzakereler, görüşmeler devam ediyor; zaten 40 yıldır da eder. Anan Planı’ndan sonra bir heyecan daha.. Bir kere artık toplumun bu heyecan, sevinç ya da korkusu endişe verici. Çünkü bu neticede travmalara yine sebep olabilir. Korkanlar da neden korktuğunu, sevinenler de neden ve neye sevindiğini bana göre bilmiyor. Bizler birey olarak a,b,c,d planları düşünüp duruyoruz birey olarak... Dünyanın neresinde bir toplum vardır ki mesela ben oturup kendi ailemin, işletmemin, yatırımlarımın kaderini yarına dair düşünüp duracağım. Bunu bizler adına hükümetlerin yapması gerekir. Masadaki bir lider başka der, öteki başka der… İkisinin söyledikleri arasında hiçbir denklem ve ahenk yok. Türkiye’den üst düzey misafirler gelir, mesela Başbakan mesela Dışişleri Bakanı başka bir şey der. Ben bir yurttaş, bir anne ve bir iş kadını olarak akıbetime dair bir fikir edinebilmek için Dış politika uzmanı olmak zorunda mıyım! Bu belirsizlik nedir? Biz neresindeyiz?”

Bir gün olumlu bir gün olumsuz bu ciddiyet ne!”

Belirsizliğe işaretle Kaner sözlerine şöyle devam etti; “Müzakerelerde ne olduğunu ne olacağını bilmek istiyorum ve endişeyle izliyorum. Kişisel senaryolarımız kurup duruyoruz. Bakın neticede çok ciddi yatırımlarımız var. Mesela Ercan… Bunu yönetebilmem lazım, bir şekilde diğer işlerimi, yatırımlarımı kaybedeceksem kaybedeceğimi ya da aksine neyin fırsatlara dönüşebileceğini Kıbrıs Sorunu ve müzakerelerin son ve yeni seyri özelinde çalışmam lazım. Öyle değil mi? Ona gidersin başka der, ötekine gidersin başka der… Belki de görüşmelerin ana zemini ‘bilinmezliktir’. Bir gün olumlu bir gün olumsuz bu ciddiyet ne!

Masada iki taraf bir prensip kararı alsın ve olan bir şey varsa onu yansıtsın. İç politik söylemlere bence girmeyin.. Ben Sayın Akıncı’yı Anastasiadis’le, Anastasiadis’i mesela Davutoğlu ya da BM Özel Danışmanı Eide ve söyledikleri ile çapraz kontrol etmek zorunda mıyım! Herkesin ağzından, iki dudağı arasından çıkan şeyler üzerine kişisel senaryolarımı oluşturmak durumunda mıyım? Evet, tabi ki bir çözüm gayreti var, al-ver süreci var; bir pazarlık var ama benim bildiğim bir pazarlık yapıyorsan bunun çerçevesi bellidir. Herkesin ağzından cımbızla çekiliyor değerlendirmeler yapılırken…”

Annan Planına Evet diyenlerin Hayır’a hazırlandığını gözlemliyorum”

“Annan Planı döneminde, o zamanlar gece gündüz bunu konuşuyorduk. Planı anlayamamaktan memleketi terk etmeyi bile düşündüm. Mutlu olan kesimler vardı.. Şimdi gidin ve sorun o zaman Evet diyenlere… Şimdi Hayır’a hazırlanıyorlar. Böyle bir dönüşüm var ve ben bunu gözlemliyorum. Ben de mesela aksine Evet demek için uğraşıyorum… Bir referandum olacaksa mesela deniyor ki Anan Planı gibi olmayacakmış. Ben neye Evet ya da Hayır diyeceğim! Her şeyin altıdır önemli olan. Yani yasalara rağmen pratikte işleyen tüzükler gibi…”

Ticaret Odası, özel sektörü temsil eden en büyük kuruluş olarak acaba ne denli değerlendiriliyor?”

“Sadece Cumhurbaşkanı Sayın Mustafa Akıncı’ya da değil sadece çağrım: Bütün görüşmeye gidenler var. Heyetler var. Komiteler var… Komiteler kimlerden nelerden oluşuyor. Ekonomi Komitesi siyasilerden mi oluşuyor. Ticaret Odası, özel sektörü temsil eden en büyük kuruluş olarak acaba ne denli değerlendiriliyor? Ekonomik aktörler bence aktif değil. Hatta görüşenler ne denli ehildir, AB Yasaları hakkında ne denli bilgili ve vâkıflardır. Benim bu yönde de tereddütlerim var. Yasa var, uygulaması var, yorumlanması var. Güney’de bu yasalar, görüşmecilerin ellerinde her türlü yorumlarıyla vardır. Bizde durum nedir? Bizim görüşmecilerin elinde ne var. Doğrusu merak ederim… Bir başlık görüşüldüğünde bizimkiler ne denli hâkimdirler? Neyin al-ver olacağını bilmemiz gerek! Bunun limiti, sınırı bilinmeli… Sadece Cumhurbaşkanının ya da Kıbrıs Türk toplumunun kararı ile de değil; bana göre Türkiye’nin de çıkarları göz önünde bulundurularak önümüzde bir al-ver planı olmalı. O kadar da havada gidemeyiz…”

Bilmediğimiz bir pazarlığın mı içindeyiz?”

“Biz şu anda bu ülke için ne yapıyoruz? Görüşmelere, müzakerelere odaklandık. Hep ertesi gün, ertesi gün. Bugün diye de bir şey var. Olmazsa eğer yarın da var. Bitmiş, çökmüş bir ekonomi ve siyaset var. Zaten tıkanmış bir haldeyiz ve bunun üzerine bir de bilmediğimiz bir pazarlığın mı içindeyiz müzakere masasında… Türkiye’nin müzakere başlıklarını AB tarafından açılırken ve buna göre siyasetini belirlerken biz, 2004’ten beri AB’yi konuşuyoruz ve zaten hazır olmalıydık. Elimizde AB pasaportu var, serbest dolaşımdayız ama küçücük bir ülkede Nuh zamanında kalma yasalarla gerçeğin neresindeyiz! Mesela bir ‘Gıda Denetimi’ değişti, Sağlık Bakanlığı’ndan Tarım Bakanlığı’na geçti. Kimse hangi yetki, kimdedir bilmiyor… Biri başka yorumlar öteki başka… Madem farklı bir etnik ve dinle adada birleşeceğiz bizi de hazırlasanıza geleceğe... Mesela biz vergilerimizi olası federal devlete vereceğiz. Acaba hesapladık mı Kurucu Türk devletinin gelirlerini? Ödenen maaşları yani nereden bulacağız”

Rum işadamları şimdiden bölge bölge hangi sektöre gireceklerinin hesabını yapıyor. Bunlar arasında Kuzeyde ayran satmayı ciddi ciddi şimdiden hesaplayanları bile var”

İş ve sermaye çevrelerinin çözüme ekonomik câzibe vurgusuyla hazır ve hevesli olduğuna dair genel kanaatin de doğru olmadığının altını çizen Kaner Şirketler Grubu Yönetim Kurulu üyesi Güliz Kaner, “İki kurucu devletin gelirleri bir havuzdan eşit mi dağılacak? İlk soru budur… Yani dünyadaki bütün yatırımcılar bizimle işbirliği için mi bekliyor. Beni korkutan bir şey var: Bir kere doğru dürüst bir veri olmamasına rağmen gelen öğrencinin ekonomiye katkısı tartışılmaz. Deniyor ki Türkiyeliler Güney’e anlaşmadan sonra geçecek. Doğru yalan… Şimdi öğrenciler mesela o taraftaki gelişmişliğe ne kadar para bırakacak. Ben şu an çok iyi biliyorum ki bazı Rum işadamları şimdiden bölge bölge hangi sektöre gireceklerinin hesabını yapıyor. Bunlar arasında Kuzeyde ayran satmayı ciddi ciddi şimdiden hesaplayanları bile var. Anlaşma olsun olmasın bunun hesabı-kitabı yapılıyor. Adamlar şimdiden hazır… Zaten diyorlar, Kıbrıslı Türklerin Güney’den ne aldıklarını biliyorlar… Üretim planlamaları da yapılıyor. Peki, biz ne durumdayız… Bize Rumlara verilen süre gibi süre verilmeyecek. Yasalar bizim içinde geçerli olacak. Güçlendirilmiş bir altyapı bile yok. Küçük esnafın ânında yok olma tehlikesi kesin görünüyor. Bizim yaşayacağımız sorunlar çok daha büyük olacak. Kimse mesut bir tablonun karşımızda olduğu vahametine kapılmasın” dedi.

Şövalye gibi vadedip; geldikten sonra acziyet beyânatı vereceklerse anlamı yok”

Hükümetin kendi ağzıyla programında vadettiği şeyleri uygulayamadığını da itiraf ettiğine dikkat çeken Kaner, olası yeni siyasi oluşumlar hakkında ise “Evet siyaset tıkandı ve battı. Ben her türlü yeniliğe tüm kategorilerde açık biriyim. Ancak tıpkı belediyelerde olduğu gibi, mesela Lefkoşa’da olduğu gibi pek çok şeyi yapmayı bir şövalye gibi vadedip; geldikten sonra acziyet beyanatı vereceklerse anlamı yok… Bizde zaten sıkıntı vaat değil, icraat” dedi.

 

Kıbrıs Postası

 

Bu haber toplam 547 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.