1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. “KKTC TANINMADAN GÖRÜŞME MASASINDA ARTIK YER ALINMAMASI GEREKİR”
“KKTC TANINMADAN GÖRÜŞME MASASINDA ARTIK YER ALINMAMASI GEREKİR”

“KKTC TANINMADAN GÖRÜŞME MASASINDA ARTIK YER ALINMAMASI GEREKİR”

KIBRIS TMT MÜCAHİTLER DERNEĞİ’NDEN DEĞERLENDİRMELER

A+A-

BORA: “YASAL VE MEŞRU OLAN KKTC TANINMADAN GÖRÜŞME MASASINDA ARTIK YER ALINMAMASI GEREKİR”

“ORTAYA KONAN ÖNERİLERİN BİZLERİ YILGINLIĞA VE TESLİMİYETE MAHKUM EDEREK KIBRIS MESELESİNİ BİR OLDU BİTTİYE GETİRMEYE YÖNELİK ÇABALAR OLDUĞU GÖZDEN KAÇMAMAKTADIR”

Kıbrıs TMT Mücahitler Derneği Genel Başkanı Yılmaz Bora, yasal ve meşru olan KKTC tanınmadan görüşme masasında artık yer alınmaması gerektiğini söyledi.

Bora yaptığı yazılı açıklamada, Kıbrıs konusu ve iç meseleler hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Bir yandan KKTC’nin siyasetinde meydana gelen dalgalanmalar ve diğer yanda Anavatan Türkiye’de üzücü gelişmeler yaşandığına işaret ederek, Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin de art arda önerilerin ortaya konduğu bir süreçle karşı karşıya kalındığını söyledi.

“Ortaya konan önerilerin bizleri yılgınlığa ve teslimiyete mahkum ederek Kıbrıs meselesini bir oldu bittiye getirmeye yönelik çabalar olduğu gözden kaçmamaktadır” diyen Bora, Kıbrıs sorununun  Türkiye’nin AB üyeliği için yegane engel olduğu görüşünün hala gündeme getirilerek, Türkiye’nin tavizlere zorlandığını vurguladı.

MARAŞ’IN VAKIF MALI OLDUĞU GERÇEĞİ…

Maraş’ın Rumlara iadesi halinde, Türkiye’nin AB üyeliği için bekletilen 14 başlığın açılacağını, Mağusa Limanı’nın da BM gözetiminde işletilmeye açılacağı, Maraş’ın Rumlara iadesine karşılık olarak Ercan Hava Alanı’nın uluslararası uçuşlara açılacağından söz edildiğine işaret eden Bora,   Maraş’tan bu kadar söz edilmesine rağmen, Maraş’ın vakıf malı olduğu gerçeğinden nedense hiç  kimsenin söz etmediğini savundu.

Bora, şöyle devam etti.

“Elli yıldan beri, Rumların ENOSİS hayalleri yüzünden ortaya çıkan Kıbrıs sorununa siyasi bir çözüm bulunamamasının gerçek sebebi Kıbrıs’ın son elli yıldan beri Rumların sebep olduğu acı olayların göz ardı edilmesindendir. Gerek Türkiye’deki ortamdan ve gerekse buradaki iç siyasi dalgalanmalardan yararlanmak isteyenlerin bu fırsatı değerlendirmeye çalışacakları aşikardır. Rumların kasıtlı olarak üzerinde durmadıkları Annan Planı’nın yeniden gündeme getirilmeye çalışılması bir tesadüften ibaret değildir. Zira Annan Planı’na onlar ‘hayır’ derken Kıbrıs Türk halkı ‘evet’ demek durumunda bırakıldı. İşte bu noktadan hareketle Rumların hayırlarını, evete dönüştürmek için Türk tarafından daha da tavizler istenecektir. Oysa Annan Planı’nın sunuluşunda bir tarafın hayır demesi, planı öngörüldüğü gibi hükümsüz ve geçersiz kılmıştır. Böyle bir planın yeniden gündeme getirilmeye çalışılması asla kabul edilemez.”

21 Aralık 1963’te Kıbrıs’ta yaşanan olaylara değinen Bora, Kıbrıs Türk halkının yaşama hakkını koruyabilmek için çok çetin bir mücadele verdiğini anımsattı.

Kıbrıs’ta barışı korumakla görevli BM Barış Gücü’nün Kıbrıs Türk halkını insafsız ve insanlık dışı Rum saldırılarından koruyamadığını belirten Bora şu ifadelere yer verdi:

“Rumlar ve Yunanlılar ve onlara arka çıkanlar, Kıbrıs Türk halkının bu zor şartlarda daha fazla direnemeyip teslim olacağı beklentisi içinde bulundular. Ama beklenen olmadı, buna rağmen gerek BM ve gerekse diğer büyük devletler Rum’un bu gayri meşru yönetimine arka çıkmaya ve Kıbrıs Türk halkının Kıbrıs Cumhuriyet’inin eşit ortağı olduğunu inkar etmeye devam ettiler ve maalesef bunu hala sürdürmekten geri kalmıyorlar.

Bunca olay ve aradan geçen yarım asırlık bir süreden beri sanki Rumların ENOSİS için Kıbrıs Türk halkına soykırım uygulayanların kendileri değilmiş gibi ve de üstelik Kıbrıs sorununun, Türk Silahlı Kuvvetlerinin adanın Kuzeyini bir işgal sorunu olduğu yalanlarını ara vermeden dillendirmekten vazgeçmemeleri daldıkları hayal aleminden kurtulamadıklarını göstermektedir. Bütün bu çaba ve entrikalara dayalı sürdürdükleri siyasetin, Kıbrıs Türk halkının adadaki haklı ve vazgeçilmez varlığını ortadan kaldırmaya yönelik olduğu herkesçe anlaşılmış olmasına karşın ilgili kuruluş ve devletlerin duyarsızlığı devam etmektedir.”

Bora, Rumların “her zaman olduğu gibi istek ve arzularına göre sonbaharda başlatılacağı” söylenen ikili görüşmelere, “ kaldığı yerden başlaması, eski Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas’ın kabul ve önerileri beni bağlamaz” diyen Nicos Anastasiadis’in Türk tarafına verdiği bu fırsatı en iyi bir şekilde değerlendirme zamanı olduğunu vurguladı.

“İÇTEKİ SİYASİ ÇEKİŞMELERİN BU SÜRECİ OLUMSUZ ETKİLEYECEĞİ GÖZ ARDI EDİLMEMELİ”

Yılmaz Bora açıklamasını şöyle tamamladı:

“Bu suretle Mehmet Ali Talat’ın verdiği tavizlerden kurtulmuş olacağız. Gayri meşru bir idarenin temsilcileri ile masada çok zaman kaybedilmiştir. Bütün bu gerçekler ışığında yasal ve meşru olan KKTC tanınmadan görüşme masasında artık yer almamalıdır.

Hal ve durum böyle iken içteki siyasi çekişmelerin bu süreci olumsuz etkileyeceği göz ardı edilmemelidir. Bugünkü ortamda siyasilerimizden sağduyu ile davranmalarını bekliyoruz.

Siyasilerimizin aralarındaki ilişkileri olumlu ve halkımızın kabul edebileceği bir seviyeye getirmeleri kaçınılmazdır. Aksi halde siyasilere karşı duyulan güveni daha da sarsacağı gibi seçim sandıklarına katılım oranı çok aşağılarda seyredecektir.”

 

TAK

Bu haber toplam 436 defa okunmuştur
Etiketler : , ,
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.