1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. KRİZ BÜYÜYEBİLİR
KRİZ BÜYÜYEBİLİR

KRİZ BÜYÜYEBİLİR

Ekonomi çevreleri TL’nin dövizler karşısında büyük oranda değer kaybının sürebileceğine dikkat çekerek, önlem alınması çağrısında bulundu

A+A-

Türk Lirası’nın (TL) yabancı para birimleri karşısında büyük oranda değer kaybetmesi, ülkemizde pahalılığa neden olurken, ekonomi çevreleri eylül ayında krizin daha da büyüyebileceğine dikkat çekti. Bu çevreler, önlem alınması gerektiğini vurgulayarak, yeni hükümeti bu konuyu acilen gündemine alma çağrısında bulundu.
   TL’nin değer kaybetmesinin ekonominin daha da küçülmesi anlamına geldiğini belirten ekonomik örgütlerin temsilcileri, enflasyonun, işsizlikle at başı gittiği için dünyada en büyük kriz olarak tanımlandığını kaydetti.
   Örgütler, dövizdeki yükselişin en başta petrole yansıdığını belirterek, petrolle birlikte ithal edilen her üründe fiyat artışı olacağına değindi.
   Ülkemizde birçok kişi ve kurumun yabancı döviz borçlandığını belirten örgütler, TL’de yaşanan astronomik oranlardaki değer kaybının bu borçluları daha çok etkileyeceğine dikkat çekti. Örgütler, ocak ayından itibaren Euro’da yüzde 17 ile 20, sterlinde yüzde 13-15, dolarda da yüzde 14-17 değer artışı olduğunu belirterek, bunun halkın alım gücünü bir anda yüzde 15 ile 20 aralığında düşürdüğünü savundu.
   Örgütler, ithalata müdahale edilmesi ve üretimin planlanarak çoğaltılması yanında, ekonomiyi yok eden yüksek faiz oranlarına karşı önlem alınması gerektiğine işaret etti.

Çerkez: Hayat pahalılığı yaşanacak
   Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı Günay Çerkez, TL’nin değer kaybettiğini belirterek,  değer kaybının en büyük nedeninin ise Türkiye’deki yabancı yatırımcıların güven kaybından dolayı para çekmesi olduğunu kaydetti.
   KIBRIS’a konuşan Günay Çerkez, Türkiye’de 100 bine yaklaşan borsanın 64 bine düştüğünü söyleyerek, “Bu bizi, ciddi şekilde etkiler. Bilhassa ada ülkesi olduğumuzdan dolayı, aldığımız yakıt ve yurtdışından gelen ürünler döviz bazında fiyatlandırılarak geliyor. Petrolün, uluslararası satışı, kullanılan para birimi dolardır. Bizim ülkemizde, yabancı para biriminde satılır.  Resmi gelir TL olduğu için TL bazında büyük artışlar meydana gelir. Kazancımız TL olduğu için bu durum bizi çok büyük oranda etkiler” dedi. 
   Merkez Bankası’nın herhangi bir borçlanmanın TL bazında yapılmasını önerdiğini söyleyen Çerkez, döviz bazında borçlanan birçok vatandaş olduğunu ve bu durumun onları ciddi şekilde etkileyeceğine dikkat çekti.
   Çerkez, “Hayat pahalılığı yaşanacaktır. Petroldeki artış, ülkedeki hemen hemen her şeyde artış yaşacağı anlamına geliyor. Umarız TL’nin değer kaybetmesi durur ve Türkiye’de de tekrar yatırım güveni sağlanarak yabancı yatırımcı Türkiye borsalarına yatırım yapar ve TL’nin değeri yükselir” dedi.

Çıralı: Dövizdeki yükselişten çok etkileneceğiz

   Kıbrıs Türk Sanayi Odası Başkanı Ali Çıralı, döviz kurlarındaki yüzde 15 artışın döviz bazında alınan ithal edilen her ürünü etkileyeceğini açıkladı.
   KIBRIS’a konuşan Ali Çıralı, dövizdeki artışın başta petrol fiyatlarına yansıdığını söyleyerek, “Haliyle bu pahalılık demektir. Yüzde 10-15 civarında pahalılık getirecektir. Yerli ve ithal ürünlerin fiyatında yükseliş olacaktır” dedi.
    Çıralı, kurların böyle aşırı derece yükselmesinin sebebinin ne olduğunu kestiremediğini belirterek, dövizdeki artışın ekonomiyle alakalı olması gerekirken tamamen siyasi bir nedenle yükselmiş gibi göründüğünü söyledi.
   Ali Çıralı, dövizde yaşanan yükselişin ihracata dayalı bir ekonomisi olmayan ülkemizi çok etkileyeceğine işaret ederek, “Türkiye’deki ihracatçıların lehine bir durumdur ama Kuzey Kıbrıs gibi ihracatı hemen hemen hiç olmayan bir ülke olduğu için çok etkileyecektir” uyarısında bulundu. 
   Çıralı, Fiyat İstikrar Fonu’nun (FİF) hükümette kaynak bulunmadığı için, çalışmasının mümkün olmadığını dile getirdi.

Tulga: Alım gücü yüzde 20 düştü

   Esnaf ve Zanaatkarlar Odası Başkanı Hürrem Tulga, TL kazandığımızı ancak döviz borçlandığımı söyleyerek, özellikle 2005 yılından itibaren dövizdeki istikrara bağlı olarak, ülkemizde kurum ve kişilerin yüzde 90’ının döviz borçlandığını belirtti.
   KIBRIS’a konuşan Hürrem Tulga, ülkemizde nerdeyse herkesin borçlu olduğuna da vurgu yaparak, “Taksitler de aynı şekilde dövizle ödeniyor. Kiralar, mal alıp satımları hep dövizle. Euro’da bir hesaplama yaptık, Ocak ayından itibaren yüzde 17 ile 20 aralığında artış oldu. Sterlin de yüzde 13 artış, dolarda yüzde 17 artış oldu. Bu alım gücünün ortalama bir anda yüzde 15 ile 20 aralığında düşmesi demektir” şeklinde konuştu. 
   Hürrem Tulga, ithalata dayalı bir ülke olduğumuzdan dolayı satın aldığımız her emtiada artış yaşanacağına dikkat çekerek, kağıt ürünlerinden, plastiğe, gıdaya kadar her üründe artış olduğunu ve artış yaşanmaya devam edeceğini kaydetti.
   Tulga, “Bu da pazarın, ekonominin daha da küçülmesi anlamına gelir. Enflasyon, pahalılık anlamına gelir ve en önemlisi bu süreç enflasyon, işsizlikle at başı gittiği için bu tam bir kriz olarak tanımlanıyor ve dünyadaki en büyük kriz anlamına geliyor. Bilimsel adı stagflasyon’dur. Daha beteri yoktur. Durum bu kadar kötüdür” dedi.  
   Tulga, Fiyat İstikrar Fonu’nun çalıştırılamamasının (FİF) yapısal ve ekonominin bugüne kadar iyi yönetilmemesinden kaynaklanan bir sorun olduğunu belirtti.
   Kısa ve uzun vadede derhal hayata geçirilmesi gereken tedbirler olması gerektiğine işaret eden Tulga, “Bugüne kadar günü birlik tedbirlerle krizlere müdahale edildiği için, krizler hep büyütüldüğünden dolayı yapısal sorunları göz ardı etmeden kısa vadeli tedbirlerin yanında, uzun vadeli tedbirlerin derhal hayata geçirilmesi gerekir” ifadelerini kullandı.

“Üretim planlanarak çoğaltılmalı”

   Esnaf ve Zanaatkarlar Odası Başkanı Hürrem Tulga, öncellikle ithalata müdahale edilmesi ve bunun yapılabilmesi için de üretimin standartlar büyütülerek ve tüketici hakları gözetilerek planlanarak çoğaltılması gerektiğine işaret etti.
   Tulga, “Bütün ülkelerde olduğu gibi böylece dışa bağımlılık azaltılmalıdır.
   İşsizliği azaltmak için ciddi tedbirler, ciddi yasal düzenlemeler yapılmalı ve bu yolla bunu yapabilmek için de yerel istihdamı artırmak için teşvik sistemi hayata geçirilmelidir. Mesleki teknik eğitim ayni şekilde önemsenmelidir” dedi. 

“Yüksek faiz oranı ekonomiyi yok etmekte”
   Hürrem Tulga, bütün yatırımlar ve işletme giderlerinin özel bankalardan alınan kredi faiz oranları üzerinden yapıldığını söyleyerek, “Sadece bu olay dahi yok etmektedir. Küçücük ekonomiyi sadece bu bile yok etmekte. Küçük ülkede yüksek faiz oranı ile çalışmak hiçbir bilimselliği içermiyor. Burada yapılması gereken kooperatifleri, yatırım kuruluşlarını, çoğaltmak, daha etkin hale getirmektir” şeklinde konuştu.
    Tulga, şöyle devam etti:
   “Diğer taraftan da bütün bu tedbirlere paralel olarak tekelleşmeye yönelik tedbirler alınmalı. Ekonomideki adalet sağlanmalıdır. Yani iş ortamı vatandaşlar için de geçerli olmalıdır. Burada çıkarılması gereken Damping-Anti- Damping Yasası hemen çıkarılmalıdır. Bu arada İşyeri ihtiyaç master planını yapmak ta ivedi hale geldi. Bütün bunlar için, niyet, irade ve yönetim lazım. Bu konuda kriz yönetimi mi oluşturulur, demokratik katılım için başka tedbirler mi alınır, hükümetler bu konuda artık politikalarını belirlemelidir.”

Uzmanların eylül korkusu

   Bu arada, küresel borsalardaki rüzgar eylül ayında fırtınaya dönüşmesinden korkuluyor. Geleneksel olarak eylül ayı borsalar açısından yılın en kötü ayı olarak bilindiğine işaret eden ekonomi ve finans uzmanlarına göre eylülün bu yıl da piyasalarda sancı yaratacak bir takvimi var. ABD Merkez Bankası (Fed) toplantısı, Almanya seçimleri, Japonya'da vergi değişimleri, ABD'de bütçe tartışmaları, gelişmekte olan ülkelerde satışların sürebilecek olması ve Suriye’de savaş ihtimali, Türkiye ekonomisindeki ısınma piyasaları sarsabilir.

Kıbrıs

Bu haber toplam 451 defa okunmuştur
Etiketler : , ,
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.