1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. MAHKUMLAR AÇLIK GREVİNE GİRMEYE HAZIRLANIYOR
MAHKUMLAR AÇLIK GREVİNE GİRMEYE HAZIRLANIYOR

MAHKUMLAR AÇLIK GREVİNE GİRMEYE HAZIRLANIYOR

Lefkoşa Merkezi Cezaevi’nde bulunan mahkûmlar İçişleri ve Yerel Yönetimler Bakanı Teberrüken Uluçay’ın 20 Kasım tarihine kadar verdiği sözü tutmaması üzerine yeniden açlık grevine girmeye hazırlanıyor.

A+A-

Lefkoşa Merkezi Cezaevi’nde bulunan mahkûmlar İçişleri ve Yerel Yönetimler Bakanı Teberrüken Uluçay’ın 20 Kasım tarihine kadar verdiği sözü tutmaması üzerine yeniden açlık grevine girmeye hazırlanıyor. Mahkûm yakınları, eğer mahkûmlar cezaevinde açlık grevine girerse, kendilerinin de Lefkoşa Merkezi Cezaevi önünde açlık grevine gireceklerini söyledi.

Lefkoşa Merkezi Cezaevi’nde bulunan mahkûmların geçtiğimiz haftalarda “şartlı tahliye”yi gerekçe göstererek açlık grevine girdiğini ve İçişleri ve Yerel Yönetimler Bakanı’nın hapishaneyi ziyaret etmesiyle açlık grevini sona erdiğini duyurmuştuk. 

Bazı mahkûm yakınları, İçişleri ve Yerel Yönetimler Bakanı Teberrüken Uluçay’ın hapishaneyi ziyaret ettiği gün, mahkûmlara, 20 Kasım’a kadar sorunlarının çözüleceğine dair söz verdiğini savundu. Mahkûm yakınları, Uluçay’ın, verdiği sözü bu tarihe kadar yerine getirmemesi durumunda mahkûmların yeniden açlık grevine gireceğini belirtti. Konuyla ilgili endişe duyan ve gazetemize ulaşan bazı mahkûm yakınları, “Mahkûmlar,   Uluçay’ın ziyareti sırasında ona isteklerini içeren bir mektup verdiler. Ancak konu ile ilgili herhangi bir değişiklik olmadı. Son 5 gün kaldı ancak hiçbir gelişme yok. Endişeliyiz.” diyerek çaresizliklerini anlattı.
 
Hem mahkûmlar hem de aileleri açlık grevi başlatacak
 
Bazı mahkûm aileleri, mahkûmların açlık grevine girmeleri durumunda, kendilerinin de Lefkoşa Merkezi Cezaevi önünde açlık grevine gireceklerini işaret ederek, cezaevi kurallarına göre, mahkûmların ziyaret izinleri ve hava alma haklarının kaldırılacağını savundular.
 
Endişeli olan mahkûm yakınları, cezaevi kurallarına göre açlık grevinin başlaması durumunda, mahkûmlar arasındaki koğuş sorumlularının ayrı bir hücreye alınacağını ileri sürdüler. Mahkûmların Cezaevi’nde açlık grevine girmeleri durumunda mahkûmların dışarıyla ilgili bağlarının kesileceğinin altını çizen mahkûm yakınları, bakan Teberrüken Uluçay’a seslenerek konuyla ilgilenmesi çağrısında bulundu.

İşte mahkûmların ve ailelerinin İçişleri ve Yerel Yönetimler Bakanı’na sundukları belgenin içeriği:

Madde 1: KKTC Anayasası’nın Fasıl 154 Ceza İnfaz Yasası’nın çok eski İngiliz Kolonileri’nin Yasaları olduğu için Anayasa’nın ivedi bir biçimde değişmesi ve yeni insan haklarına uygun bir anayasa gelmesi zorunlu hale gelmiştir.
 
Madde 2: Gelişmiş ülkelerde, komşu ülkelerde, dini bayramlarda, özel günlerde, hükümet değişikliklerinde genel Af veya kısmi af verilmesi uygun görülür ve her insan hata yapabilir. Önemli olan affetmesini bilmektir. Affetmek büyüklüktür ilkesi göz önünde tutularak yapılmaktadır. 
 
Madde 3: Tüm ülkelerde cezaevlerinin amaçları, hata yapıp suç işlemiş mahkûm olmuş insanları ıslah edip topluma kazandırmaktır. Her gün bu mahkûm olmuş insanlara suçlu olduklarının hatırlatılması ve suçlu psikolojisi ile davranılması çok yanlış bir tutumdur.
 
Madde 4: Suçlar arttı, cezalar artsın çok yanlış bir davranıştır. Her ayrı bir suçun ayrı bir işleniş nedeni, olgu ve tarzı vardır. Suçların azaltılması için devlet önlem almalıdır. Empati ile toplumu ve mahkûmları eğitmek gerekir. İnsanlar, ağır cezalar ile kazanılmaz, insanlar eğitim ile kazanılır.
 
Madde 5: KKTC’de yargı sisteminde Bağımsız Mahkemeleri Denetleyen bir Adalet Bakanlığı bulunmamaktadır. Polis teşkilatı İçişleri Bakanlığına bağlı değildir. Medya, Basın, hastane gibi kurumların polis teşkilatının isteğine göre çalışmaktadır. Maalesef Polis teşkilatı askeri bir disiplin ve otoriteyle çalışmaktadır. Polis teşkilatının sivilleştirilmesi gerekmektedir. 
 
Madde 6: KKTC’de Bağımsız ve yetkili mahkemelerinde ceza davaları görülürken, maalesef bir suç niçin, nasıl işlenmiştir kurallarına bakılmaksızın ceza kesilmektedir. Poliste baskı, şiddet, işkence ile gönülsüz ifade ve imza alınırken, imzadır, suç kabulüdür diye düz mantıkla bu olgular üzerinden yargılanıp cezalandırılmaktadır. 
 
Madde 7: KKTC Anayasasına göre herhangi bir insan herhangi bir yetkili mahkemeden ceza kararı almadıkça o kişi suçsuzdur. KKTC’de maalesef polis bir zanlıyı tutuklarken basın, yayın medya grubunu kullanarak o insanın kişilik haklarına ve özel hayatına müdahale ederek o kişinin medya ve basında topluma karşı kimlik bilgilerini ifşa ederek o kişinin isim ve soy isim ve resimlerini afişleyip felaket tellallığı yapılması yanlış bir tutum sergiliyor. Ve insan haklarına aykırı bir davranıştır. Bu da bir suçtur.
 
Madde 8: KKTC Anayasasına göre, şahıs, bank, kurum trafik, mazbata para cezası suçundan insanları cezaevine atmak doğru bir yargılama değildir. Mazbata bir mağduriyettir. Mazbatası olan şahıslara hapislik cezası vermek yerine o şahsın aylık gelirinin nazara alınıp uygun bir taksitlendirme yapılması daha mantıklı bir çözüm olacaktır.
 
Madde 9: KKTC’deki suçların artmasındaki en önemli faktörler şunlardır:
 
KKTC’ye gelen turist statüsündeki insanların, ekonomik durumu nazara alınmaksızın kontrolsüz giriş çıkışlar yapılması, 
 
Ülkede eğitim düzeyi düşüktür, genç işsizlere devlet, iş sahası sağlamadığı için işsiz parasız, eğitimli veya eğitimsiz insana suç işlemeye mecbur kalıyor. 
 
Suçların artmasındaki en büyük etken toplumun ekonomik ve psikolojik sorunları nazara alınmaksızın devletten de bir destek görememektedir.
 
Cezaevinden Tahliye olacak olan mahkûmları topluma kazandırılması için mesleğine veya eğitim düzeyine göre nazara alınarak kamuda veya özel sektörde bir iş pozisyonunda çalışmak, geçimini sağlamak için tekrar suç işlemesini olanaksız hale getirecektir. Eğer bunlar uygulanmaz ise, tahliye olan mahkûm nereye giderse gitsin, temiz kâğıdı olmadığı için toplumdan dışlanması söz konusu iken geçimini devam ettirebilmek için tekrardan aynı veya farklı bir suç işlenebilecektir. Cezaların artırılması kimlerin işine yarayacak acaba? Tabi ki sırası ile polis, avukat, savcı ve hâkimlerin işine yarayacaktır. Çok iş gösterdikleri için rütbe ve terfi almalarını sağlıyor. Bu da çok yanlış bir tutumdur. 
 
Madde 10: KKTC Anayasası ve Ceza yasası maalesef dar gelirli ve fakir insanlara çalışırken, zengin ve elit mevki sahibi insanlar çalışmıyor. Şu an Merkezi Cezaevinde 1 zengin mahkûm bulunmamaktadır. Bu yasalar sadece fakir ve dar gelirli insanlar için mi yoksa tüm insanlar için mi yapıldı. Zengin kesimler hiç mi suç işlemiyor, yoksa görmezden mi geliniyor? 
 
Madde 11: KKTC’nin Bağımsız ve yetkili mahkemelerinde şu an yaklaşık 5 yıldır gündemde olan ceza yasasının, ceza kesilirken şartlı tahliye ihtimali baz alınarak ceza kesiliyor. Fakat şartlı tahliye kurulu, yargılanıp ceza almış mahkûmun şartlara göre tahliye etmektedir. 
 
Madde 12: 60 yaş ve üzeri olan yaşlı mahkûmlara daha iyimser davranılması gerekiyor. Gelişmiş ülkelerde yaşlı mahkûmlara ev hapisliği veya normal herhangi bir hafif suçtan gelmiş mahkûma kamuda düşük ücrete tabii tutularak çalışma cezası uygun görülür. 
 
Bizler mahkûmlar ve mahkûm aileleri olarak sizden istediklerimiz şudur efendim:
 
Madde 1: Gelişmiş ülkelerde, din bayramlarda, özel bayramlarda hükümet değişikliğinde genel af veya kısmi af verilir. Affetmek büyüklüktür. Her insan hata yapar, KKTC’de 29 yıldır genel af verilmedi. Genel veya kısmi bir af istiyoruz.
 
Madde 2: Şartlı tahliyenin yargılanma yapan ve mahkûm sindirme politikası gibi değil, tahliye günü gelen mahkûmun cezaevindeki iyi hal durumu göz önünde bulundurularak şartlı tahliye edilmesini istiyoruz. 
 
Madde 3: Geçmiş yıllarda CTP hükümetinin ceza infaz yasasının değiştirildiği ceza yasasının ivedi bir şekilde kaldırılmasını ve bağışlamaları olan eski ceza yasasının tekrar gündeme getirilip onaylanmasını istiyoruz. 
 
Mahkûmlar İçişleri ve Yerel Yöneyimler Bakanı’na yazdığı mektubu şu sözlerle tamamladı:
“Efendim biz mahkûmlar ve aileleri olarak sizler ve hükümetinizden isteklerimiz bunlardır. Mahkûmlar olarak yasal haklarımız olan insanlık haklarımız gereğince aldığımız ortak karar şudur ki, 20 Kasım 2013’e kadar Genel Af veya Kısmı af ve eski ceza yasasının getirilmesi ve şartlı tahliyenin düzeltilmesi olmaması halinde 20 Kasım 2013 tarihinde haklarımızı arama amacı ile eylemlerimize başlayacağız. Bize ayırdığınız zaman için teşekkür ederiz.”

 Haberal Kıbrıs

Bu haber toplam 987 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.