1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. “MEDYA GÜNLERİ” ETKİNLİĞİ TAMAMLANDI
“MEDYA GÜNLERİ” ETKİNLİĞİ TAMAMLANDI

“MEDYA GÜNLERİ” ETKİNLİĞİ TAMAMLANDI

Uzun yıllar Türkiye basınında ombudsmanlık da yapan T24 Medya Grubu’ndan gazeteci yazar Yavuz Baydar, Türkiye’de basının bağımsızlık açısından durumunun vahim olduğunu söyledi.

A+A-

Uzun yıllar Türkiye basınında ombudsmanlık da yapan T24 Medya Grubu’ndan gazeteci yazar Yavuz Baydar, Türkiye’de basının bağımsızlık açısından durumunun vahim olduğunu söyledi. Baydar, “Medya sektörünün genetiğiyle oynanıyor. Şu anda Türkiye’de medya bağımsızlığı, ülke tarihinin en ciddi tehdidiyle karşı karşıya” dedi.

Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi (UKÜ) ile Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği’nin (KTGB) düzenlediği,  “Medya ve Etik: Nasıl Bir Denetim” ve “Sosyal Medya” konularının irdelendiği “Medya Günleri” etkinliği tamamlandı.

UKÜ Çevik Uraz Konferans Salonu’nda yer alan etkinlikte, Türkiye’den, T24 Medya Grubu’ndan gazeteci-yazar Yavuz Baydar, İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi ve T24 Medya Grubu’ndan Yrd. Doç. Dr. Erkan Saka ile Medya Etik Kurulu Başkanı ve Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Süleyman İrvan konuştu; katılımcıların sorularını yanıtladı.

BAYDAR: “TÜRKİYE’DE İLK KEZ BİR HÜKÜMET MEDYA ÜZERİNDE BU KADAR ÇOK ETKİLİ”

Yavuz Baydar, konvansiyonel medyanın yerini dijital medyaya bıraktığını, medyanın birçok ülkede ortak sorunlar yaşadığını belirtti ve bir ABD’li gazetecinin yazısından alıntılar yaparak, basın özgürlüğünde 154. sırada olan Türkiye medyasının durumuyla ilgili yorumlar yaptı.

“Türkiye tarihinde ilk kez bir hükümet medya üzerinde bu kadar çok etkili” diyen Baydar, devletin medyaya yönelik düzenlemelerinde de ağır şartlar bulunduğunu anlattı.

GÜVENLİK, ÇOĞULCULUK, ÖZGÜRLÜK, BAĞIMSIZLIK

Baydar, medyanın durumuna bakarken “güvenlik, çoğulculuk, özgürlük ve bağımsızlık” kriterlerinin değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, Türkiye’de Kürt meselesiyle bağlantılı olarak basın özgürlüğünün ve gazetecilerin durumunun kötüleştiğini; barış süreciyle şimdilerde hapisteki gazeteci sayısının azaldığını söyledi.

“MEDYA SEKTÖRÜNÜN GENETİĞİYLE OYNANIR BİR DURUMLA KARŞI KARŞIYAYIZ”

Bağımsızlık açısından durumun vahim olduğunu belirten Yavuz Baydar, “Medya sektörünün genetiğiyle oynanır bir durumla karşı karşıyayız. Bağımsız ve özgür olması; etik kurallara göre hareket etmesi gereken medyada çok vahim durumdayız” dedi.

“TEK SESLİ KORO… OTOSANSÜR”

Gazetecinin kamu adına görev yapma sorumluluğu bulunduğunu vurgulayan Baydar, Türkiye’de medyaya baskılar sonucu tek sesli bir koro ve otosansür görüntüsü yaratıldığını ifade etti.

Yavuz Baydar, “Şu anda Türkiye’de medya bağımsızlığı, ülke tarihinin en ciddi tehdidiyle karşı karşıya” diye konuştu.

Uzun yıllar ombudsmanlık yaptığını hatırlatan Baydar, basın özgürlüğü olduğu oranda öz denetimin rahat yapıldığını vurguladı.

Türkiye’nin bir ara dönemden geçtiğini, RTÜK gibi kurumların radyo-tv’ler üzerinde baskın olduğunu, buna bir de siyasi baskılar eklenince ombusmanlık gibi yapıların görev yapamaz hale geldiğini söyleyen Yavuz Baydar, “bir yandan ciddi etik sorunlar varken bir yandan dikey yapının ciddi bir dilemma yarattığını” kaydetti.

Yavuz Baydar soruları yanıtlarken, Türkiye’nin Twitter’da “dünya şampiyonu” olduğunu, ardından Japonya ve Hollanda’nın geldiğini; sosyal medya kullanım bilgisinin de iyi olduğunu söyledi.

GAZETECİLERİN GİTMESİ GEREKEN MODEL

Medya ve basın özgürlüğü ile ifade özgürlüğünün aynı anlama gelmediğini; bağırıp çağırmanın basın özgürlüğü olmadığını vurgulayan Baydar, sosyal medya havuzuna çok kanaldan bilgi aktığını ancak bunu analitik gözle irdeleyip halka aktaracak kişilerin gazeteciler olduğunu ifade etti; “Gazetecilerin görevi böyle bir modele doğru gitmektir” dedi.

“15 YILDIR ARAŞTIRMACI GAZETECİLİK YAPILAMIYOR”

Medya patronunun başka dallarda da faaliyet göstermesinin çıkar çatışması doğurduğunu, bu yüzden son 15 yıldır Türkiye’de araştırmacı gazetecilik yapılamadığını, patronların izin verdiği kadar araştırma yapılabildiğini anlatan Yavuz Baydar, Türkiye’de medya kuruluşlarının sahiplerinin de şeffaflıkla bilinmediğini, bunun da bir sorun yarattığını kaydetti.

İRVAN: “SİYASAL OTORİTEYE BOYUN EĞEN GAZETECİLER VAHİM DURUM YARATIYOR”

Etlinlikte ikinci sunumu yapan Medya Etik Kurulu Başkanı, DAÜ İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İrvan, Kıbrıs’ta baskıcı bir iktidar olmadığını ancak bizzat gazetecilerin baskıcılığının ve siyasal otoriteye boyun eğen gazetecilerin daha vahim bir durum yarattığını söyledi.

Türkiye’ye göre KKTC’nin daha iyi konumda bulunduğunu kaydeden İrvan, KKTC’nin gazeteciler için güvenli bir ülke olduğunu, sistematik bir yıldırma ve tehdit yaşanmadığını; editoryal bağımsızlığın da daha iyi uygulandığını belirtti.

Bir yıldır faaliyette olan Medya Etik Kurulu’yla ilgili bilgi veren Süleyman İrvan, bugüne dek 26 karar ürettiklerini ve genel uyarlar yaptıklarını anlattı.
İrvan, bazı internet haber sitelerinde yer alan “sitemizde yayımlanan yorumlardan sorumlu değiliz” ibaresini eleştirerek, site yöneticilerinin her şeyden sorumlu olduğunu söyledi.

Medya Etik Kurulu Başkanı Süleyman İrvan, KKTC’de 16 günlük gazete ve saptayabildikleri 30 internet haber sitesi bulunduğunu; internet alanına hakim olmanın çok zor olduğunu anlattı.

ETİK SORUNLAR

İrvan, Medya Etik Kurulu’na yapılan şikayetler çerçevesinde medyada öne çıkan etik sorunları da “Doğrulanmamış haberler; tek kaynağa dayalı suçlayıcı nitelikte haberler; mahkeme haberlerinde açık isim yazılması; eleştiri sınırlarının aşılması; mağdurların kimliklerinin açıklanması; nefret söylemi ve abartılı (sansasyonel) başlıklar” şeklinde özetledi.

Süleyman İrvan, bir soruyu yanıtlarken, Kıbrıs’ta tirajların açıklanmamasını eleştirdi ve tüm kurumları saydamlığa davet eden medyanın kendinin saydam olmadığını; tirajların reklam verenlere karşı duyulan kaygılardan dolayı açıklanmadığını düşündüğünü söyledi.

SAKA: “MEDYADA KABUS GİBİ BİR DURUM VAR”

‘Medya Günleri’nin son konuşmacısı, “sosyal medya” konusunda sunum yapan İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Erkan Saka ise, aktif internet kullanıcılığına 2004’te “Erkan’s Field Diary” bloğuyla başladığını belirterek, özünde medyayı sevdiğini ancak bugün medyada kabus gibi bir durum olduğunu söyledi.

Yeni medyanın bu kabustan kurtulma fırsatları bulunduğunu söyleyen Saka, Türkiye’de medya ile iktidarın ilişkilerinin hiçbir zaman iyi olmadığını ancak son zamanlarda sorunların çok üst düzeye çıktığını anlattı.

“İNTERNET İÇİN SÖYLENENLER TELGRAF İÇİN DE SÖYLENMİŞTİ”

Eski medya domine edilse bile yeni medyada dominasyonun mümkün olmadığını; demokratik bir ülkede internet kullanımının önüne geçilemeyeceğini vurgulayan Erkan Saka, teknolojinin hızlı gelişimine işaret etti ve “Bugün internet için söylenen pozitif şeyler daha önce telgraf için de söylenmişti” dedi.

“SANSÜRCÜLERE BAŞARILAR DİLERİM AMA BAŞARILI OLAMAYACAKLAR”

Erkan Saka, “herkesin medyacı olabileceğini ama bunun her medya üreticisinin iyi iş yaptığı anlamına gelmediğini” ifade ederek, beklenmedik yerlerde beklenmedik üretimler çıkabileceğinin Gezi Parkı olaylarıyla görüldüğünü söyledi. Saka, yeni medyaya yönelik sansürcülerin başarılı olamayacağını vurgulayarak “Sansürcülere başarılar dilerim ama başarılı olamayacaklar” diye konuştu.

Türkiye’de her yaştan  sosyal medya kullanımının yüksek olduğunu; Gezi Parkı olaylarından sonra birçok “vatandaş haberleri” projesinin hayata geçtiğini kaydeden Saka, son yerel seçimde sandık sonuçlarını duyuran siteler bile kurulduğunu anlattı.

Erkan Saka, geleneksel medyaya oranla sosyal medyadaki yanlışların daha hızlı düzeltildiğini, örneğin Twitter’da bir yanlışın sürdürülemeyeceğini çünkü kollektif aklın daha kolay devreye girdiğini belirterek, Facebook’un ise eskisi  kadar yaygın kullanılmadığını ve yakında alternatifinin çıkacağını savundu.

İnternet medyasında da evrensel kurallara uyulması ve kriminal boyutlara varmadıkça eleştirilere “eyvallah” diyebilmek gerektiğini söyleyen Saka, geleneksel Türk medyasında ise etik değerlere gereken önemin verilmediği görüşünü ifade etti.

Saka soruları yanıtlarken, Türkiye’deki son yerel seçimin “ciddi ciddi çalındığını” düşündüğünü belirterek, AK Parti iktidarının ciddi itibar sorunu yaşadığını; 5 yıl önce oy vermese bile herkesin Başbakan Recep T. Erdoğan’a saygı duyarken bugün oy verenlerin bile saygı duymadığını savundu.

Gezi Parkı olaylarında internetin örgütleyici gücünün görüldüğüne işaret eden Erkan Saka, sosyal medyanın önemli işlev gördüğünü; ancak akıp giden bilgilerin ciddi bir editör düzenlemesine ihtiyaç duyduğunu anlattı.
Saka, son yıllarda Türkiye’de ve dünyada açılan internet sitelerinden örnekler de verdi.

UKÜ-KTGB işbirliğiyle düzenlenen Medya Günleri, konuşmacılara, UKÜ Rektör Vekili Prof. Dr. Hikmet Seçim, TAK Müdürü Doç. Dr. Neriman Saygılı ve KTGB Başkanı Hüseyin Güven tarafından teşekkür plaketlerinin sunulmasıyla tamamlandı.

TAK

 

Bu haber toplam 499 defa okunmuştur
Etiketler : , , ,
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.