1. HABERLER

  2. MESLEĞİNİN ZİRVESİNDE KANSERE YAKALANDIĞINI ÖĞRENDİ...
MESLEĞİNİN ZİRVESİNDE KANSERE YAKALANDIĞINI ÖĞRENDİ...

MESLEĞİNİN ZİRVESİNDE KANSERE YAKALANDIĞINI ÖĞRENDİ...

Kansere meydan okudu!

A+A-

Mesleğinin zirvesindeyken kanser olduğunu öğrenen Özge Günaydın, bu hastalıkla mücadelede örnek bir isim olmayı başardı. Hiç yatmayan ve hiç hasta gibi davranmayan Günaydın, kendisine renk renk peruklar aldığını ve bu süreci karnaval gibi yaşadığını anlattı

Kanal T Ekranı’nın ilgiyle izlenen programı Dikkatimizi Çekti’nin bu haftaki konuğu, mesleğinin zirvesindeyken kanser olduğunu öğrenen ve onunla savaşarak sağlığına kavuşan Özge Günaydın’dı.

İş kadını, Yaratıcı Çocuklar Derneği’nde Yönetim Kurulu Üyesi, ressam ve yazar olan Günaydın, yaşadığı deneyimi “Panik Yok Ben Kanserim ve Yüz Yaşıma Kadar Yaşayacağım” isimli kitapla okuyucularla buluşturan bir isim olarak programa konuk oldu.

Dilek Orhan ve Sibel Tatar’ın hazırlayıp sunduğu, içeriği ve konukları ile ülkemizin en çok izlenilen programlarından biri olan Dikkatimizi Çekti’de, Özge Günaydın’ın konuşmalarından dikkatimizi çekenler şöyle;

“Çok mutlu bir çocukluk geçirdim. Annemi 10 yaşımda çok ani bir şekilde kaybettik. Ağır bir travmaydı ve ben bu travmayı her gün anneme yazdığım gönderilmemiş mektuplarla aştım. Benden küçük iki kardeşime ve bana annemin yokluğunu hissettirmemek için büyük uğraş veren babama minnet borçluyum.

‘Girişimci ruhumu, portakal sandığı üzerinde kitaplarımı satarken keşfettim’

Varlıklı bir aileden gelmeme rağmen hep tutumlu oldum ve israfa karşıydım. Henüz 11 yaşımdayken, çoğu yurt dışından gelen, hepsini bir solukta okuduğum kitaplarımı, yeni kitaplara yer açabilmek için sattım. Bağdat Caddesi’nde, portakal sandığı üzerine dizdiğim kitaplarla, beni gören babamın şaşkınlığını bugün halen unutamam. Kitaplarımın tümünü sattım, sanıyorum alıcıların çoğu babamın arkadaşlarıydı.

‘FARK ETMEDEN ALTIN GENÇ ÖDÜLÜ ALMIŞIM’

Hayatımdaki en büyük şanslarımdan biri Acıbadem İstek Vakfı’nda eğitim görmek ve Bedrettin Dalan’ı tanımaktır. Yaratıcılığın önünde engel tanımayan ve bu alanda tüm imkanları sunan bir zihniyetin mezunlarıyız biz. Yapı olarak da çok meraklı olduğum için her faaliyetin içinde oldum, özgün projelerimi sunulan fırsatlarla geliştirdim ve bir baktım ki Altın Genç Ödülü’nün sahibi olmuşum, hem de hiç farkında olmadan.

‘HAYAT BAZEN YOL DEĞİŞTİRİR’

Hayat bazen, yol değiştirir. Bilkent Üniversitesi, İdari Bilimler Fakültesi Ekonomi Bölümü’nü kazanmıştım. Tam gitme hazırlıkları yaparken, babamın kanser olduğunu öğrendim. Gitmeyip, babamla İstanbul’da kalmayı seçtim. Babamın tedavisi sürerken, yeni okulum Sabancı Üniversitesi, bölümüm Moda Tasarımdı. Bu arada, ilk eşim olan gençle tanışmıştım. Çok erken yaşta evlendim ve hemen akabinde babamı kaybettim.

‘Hayata aynı pencereden bakamamak en geçerli boşanma sebeplerinden biridir.’

İlk eşimden de, sonradan yaptığım ikinci evliliğimden de aynı gerekçelerle boşandım. Hayata aynı pencereden bakamamak. İki evliliğimin bana en güzel ödülü iki kızım oldu. Her iki eşimle de dost kalmayı ve ebeveyn olarak ilişkilerimizi sağlıklı yürütebildiğimiz için mutluyum.

‘PANİK YOK BEN KANSERİM VE YÜZ YAŞIMA KADAR YAŞAYACAĞIM’

38 yaşımda, kendimi her anlamda çok sağlıklı ve iyi hissettiğim bir dönemde lenf ve meme kanseri olduğumu öğrendim. İlk gün ağır bir travmaydı. Bu travma sadece bir gün sürdü. Ertesi gün kanserle savaşmaya hazırdım. Ameliyatlar, ardından kemoterapi. Kemoterapi almaya henüz başlarken, saçlarımı kazıttım. Küçük kızım 8 yaşındaydı ve onun bu süreçten hiç bilgisi olmadı. Çünkü, hiç yatmadım, hiç hasta gibi davranmadım. Kendime renk renk peruklar aldım. Bu süreci ailem ve dostlarımla adeta karnaval gibi yaşadım. Bu dönemimi anlattığım‘Panik Yok Ben Kanserim ve Yüz yaşıma kadar yaşayacağım’  kitabımı yazdım.  Savaştım ve yendim. Kanserle mücadeleye dair önerilerin ve hasta yakınlarının mektuplarının bulunduğu ‘Panik Yok, Ben Kanserim’; sadece bu hastalığı yaşayanların değil, aynı zamanda teşhis konan kişilerin yakınlarının da rehberi olsun istedim ve gelirini Senoloji Derneği’ne bağışladım. Geçtiğimiz Ekim ayında da,  Senoloji Derneği iş birlikteliği ve İstanbul Cerrahi Hastanesi sponsorluğunda meme kanserinde farkındalık yaratmak için başlatılan  #Hayatın Senin Elinde” sloganıyla yola çıkan proje kapsamında resim sergisi düzenledim ve gelirini yine derneğe bağışladım.

‘YAZMAK KENDİMİ İFADE EDİŞİMİN EN ANLAMLI YOLU’

Sürekli yazıyorum.  Yazmak kendimi ifade edişimin en anlamlı yolu. My Secret Garden adlı bir bloğum var.  İnsan olmanın, yoğun duygu, eylem ve düşüncelerle yaşamanın, güzel ama bir o kadar ağır olan sorumlulukların yükünden biraz hafiflemenin ipuçları olsun diye yazdığım Cari Hesap kitabımın tüm satış gelirini de Yaratıcı Çocuklar Derneği’ne bağışladım. Lidya’ya Masallar kitabımda, çocuklarıma anlattığım masallardan oluşuyor.  Rekli Fikir Kumbaram adlı 4’ncü kitabımda yolda.

Kıbrıs’ı çok seviyorum. Kıbrıs’ta çok değerli dostlarım var. Bu dostlarımın en başında Metin Münir gelir. Beni kitap yazmaya teşviki ve üç kitabımın editörlüğünü yaptığı ve dostluğu için ona minnettarım. 

’Her şeyden önce insanın kendisi ile mutlu olmayı öğrenmesi gerekiyor’

Kendi içsel derinliğimizi keşfetmek hayatımıza artı katar. İnsanın her şeyden önce kendisi ile mutlu olmayı öğrenmesi gerekiyor. Hayat, artı ve eksileriyle aslında merkezinde olduğumuz bir hesaplaşma süreci… Hayatın yükünün getirdiği yorgunlukları hafifletmek için bana iyi gelen ipuçlarını paylaşmaya devam edeceğim, yüz yaşıma kadar yaşayacağım ve yaşlanmayacağım.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.