1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. MÜZAKERE HEYETİ ORTAYA ÇIKIYOR
MÜZAKERE HEYETİ ORTAYA ÇIKIYOR

MÜZAKERE HEYETİ ORTAYA ÇIKIYOR

Müzakere heyeti ortaya çıkıyor

A+A-

 

Cumhurbaşkanı seçilen ve bugün düzenlenecek törenle yemin ederek görevi teslim alacak olan Mustafa Akıncı’nın müzakere heyeti de ortaya çıkıyor.

Akıncı’nın masadaki müzakerecisinin Uluslararası İlişkiler Uzmanı DAÜ öğretim üyesi Prof. Dr. Ahmet Sözen, Cumhurbaşkanlığı Yeni Müsteşarı'nın ise Yardımcı Doçent Dr. Meltem Onurkan Samani olduğu öğrenildi. İki isimle ilgili yalanlama gelmezken öte yandan dün, beş yıldır müzakere heyetinde yer alan Av. Oğuzhan Hasipoğlu heyet üyeliğinden ayrıldığını açıkladı… Gözler Akıncı’nın müzakere heyetinde yer alacak diğer isimler ile mevcut müzakereci Ergun Olgun ile heyet üyelerinin ne yapacağına çevrildi.

Kıbrıs Postası - Vatan MEHMET

Cumhurbaşkanı seçilen ve bugün düzenlenecek törenle mecliste yemin ederek görevi teslim alacak olan Mustafa Akıncı’nın müzakere heyeti de ortaya çıkıyor. Akıncı’nın masadaki müzakerecisinin Uluslararası İlişkiler Uzmanı DAÜ öğretim üyesi Prof. Dr. Ahmet Sözen, Cumhurbaşkanlığı Yeni Müsteşarı'nın ise Yardımcı Doçent Dr. Meltem Onurkan Samani olduğu öğrenildi. İki isimle ilgili yalanlama gelmezken öte yandan dün, beş yıldır müzakere heyetinde yer alan Av. Oğuzhan Hasipoğlu heyet üyeliğinden ayrıldığını açıkladı. Gözler Akıncı’nın müzakere heyetinde yer alacak diğer isimler ile mevcut müzakereci Ergun Olgun ile heyet üyelerinin ne yapacağına çevrildi.

Mustafa Akıncı’yı kutlayan ve müzakere heyetinden ayrıldığını açıklayan Hasipoğlu, Kıbrıs Türk tarafının meselenin prosedürel açıdan kaldığı son nokta dediği bir yol haritasından da bahsederek bir açıklama yaptı.

Hasipoğlu’nun açıklaması şöyle; “Beş yıldır müzakere heyetinde yer alan Av. Oğuzhan Hasipoğlu, heyet üyeliğinden ayrıldığını açıkladı. Hasipoğlu şöyle bir açıklama yaptı:

Beş yıllık müzakere heyeti üyeliğindeki görevimden bugün itibarıyle ayrılıyorum. Bu göreve Cumhurbaşkanımız Sn. Dr. Derviş Eroğlu ile geldim, onunla birlikte ayrılmam daha doğru olacaktır.

Yeni Cumhurbaşkanımız Sn. Mustafa Akıncı`yı kutlar, kendisine ve atanacak olan yeni müzakere heyetine şimdiden başarılar dilerim. Ancak bu yazının bir istifa mektubu olarak algılanmamasını dilerim…”

 

“Dışardan her türlü yardımı vermeye hazırım”

“Bu süreçte meselelerin en ince ayrıntısına kadar içerisinde olan kişilerin istifa etmesi gibi bir lüksümüzün olduğunu düşünemem. Bu yüzden, Sn. Akıncı`ya, müzakerecisine ve tüm yeni heyet üyelerine dışardan her türlü yardımı vermeye hazır olduğumu belirtmek isterim. Elimdeki tüm belge ve bilgileri Cumhurbaşkanlığındaki ofisime bırakıyorum. Ayrıca hala hazırda müzakerelerdeki pozisyonlarımızın son durumunu gösterir bir raporu heyet olarak hazırlayıp bıraktığımızı belirtmek isterim. Adamızdaki Nihai Hedef, ya kurulacak yeni bir birleşik Kıbrıs devleti tahtında federal bir çözüm, ya da birleşmenin mümkün olamayacağının BM ve diğer devletler tarafından tescil edilip statümüzün tanınıp belirlenmesi ise, bu amaca bir zaman tahdidi içerisinde ulaşmamız kaçınılmaz nihai hedefimiz olmalıdır. Aksi düşünce, müzakere masasına hapsedilerek ‘mevcut statükonun’ devamını savunmak olacaktır.”

 

9 yakınlaşma kâğıdı…

“Bu amacı gerçekleştirme yolunda naçizane, şahsımı bağlayan kısa bir bilgilendirme de yapmak isterim. Bu hususları kamuoyu ile paylaşıyor olmam sakın yanlış anlaşılmasın, zira daha önce zaten bu bilgiler halkımızla paylaşılmıştı.

Bu yazımın başlığına ‘kaldığı yerden devam’ cümlesini koymamın önemli bir sebebi vardır. Sn. Eroğlu, Cumhurbaşkanı seçildiği zaman, idare hukukunun önemli prensiplerinden biri olan idari işlemlerin devamlılığı ilkesinin bir yansıması olması açısından bir önceki Cumhurbaşkanı olan Sn. Talat`ın bıraktığı yerden devam edeceğinin taahhüdünü 23 Nisan 2010 tarihinde BM Genel Sekreterine bir mektup yazarak bildirmişti.

Hem bir önceki Cumhurbaşkanına ve emeğine saygının bir gereği, hem de anlaşılan konuları bir kez daha tartışıp zaman kaybedilmemesi açısından önemli olan bu hamleye karşı, Sn. Anastasiades maalesef bu konuda farklı bir anlayış sergilemiştir. Yazılı anlaşılan konular (convergence papers) olarak tanımlanan bu hususlardan geri adım atılması, hem zaman kaybına sebebiyet vereceği gibi, hem de her an her konuda anlaşılan konulardan daha geri giderek farklı pozisyon ortaya koyma imkânı vermekteydi.

Eroğlu – Hristofyas görüşmelerinde 9 adet yakınlaşma kâğıdının hazırlandığını belirtmek isterim. Güvenlik başlığının iç boyutu (federal polis – kurucu devlet polisi yetkileri gibi), A.B, Ekenomi, Yönetim ve Güç Paylaşımı ve Mülkiyet başlıklarında önemli yazılı anlaşmalarımız olmuştur. Bu anlaşılan konulardan, Kıbrıs Rum tarafının geri gitmesine fırsat verilmemelidir. Özellikle mülkiyet başlığı altında oldukça kapsamlı bir öneri paketimiz vardır. Takas, İade, Tazminat gibi hususlar her iki tarafın benimsediği önemli kriterler olmuştur. Keza, Kıbrıs Türk tarafının BM Genel Sekreterinin raporunda yeni ve yaratıcı öneri olarak benimsediği “kentsel dönüşüm, equitable lien, Mülk Geliştirme şirketi ve Alternatif mal iadesi gibi kavramlar oldukça karmaşık olan mülkiyet başlığında Kıbrıs Rum tarafının her türlü itirazlarına rağmen birer BM parametresi olmuş vaziyettedir. Bu başlıklarda da kısmen de olsa yazılı yakınlaşmalarımız vardır.”

7 Adımda yol haritası

“BM Genel Sekreteri Sn. Eide ile son yapmış olduğumuz toplantıda Sn. Eide tarafımıza Mayıs ayında mülkiyet ve yönetim güç paylaşımını ikili al – ver başlığı olarak ciddi pazarlıkların yapılacağını, ilerleme kaydedildikten sonra Eylül ayında garantör devletlerin de katılacağı çok taraflı toplantının New York’da gerçekleştirilebileceğini ve yıl sonunda da ‘Referandum’u hedeflediğini açıkça ifade etmiştir. Kendisi aynı zamanda son özel temsilci olmak istediğini de kamuoyundan saklamamıştır. Bu cümleden hareketle Kıbrıs Türk tarafının Referanduma giden yolda yol haritası, yedi adımda belirlenmiştir;

1-Ciddi Pazarlıklar Mayıs 2015

2-Anlaşılan Konuların Belirlenmesi Haziran 2015

3-Anlaşılmayan Hususlarda Anlaşılması Temmuz 2015

4-Garantör Devletlerin De Katılacağı Çok Taraflı Toplantı Eylül 2015

5-Çözüm Planının Hazırlanması Ekim 2015

6-Çözüm Planının Al – Ver Yapılarak Müzakere Edilmesi Kasım 2015

7-Referandum Aralık 2015”

 

“Prosedürel açıdan kalınan son nokta”

“Bu yol haritası Kıbrıs Türk tarafının meselenin prosedürel açıdan kaldığı son noktadır.

Ciddi pazarlıkların Mayıs ayı içerisinde mülkiyet ve yönetim güç paylaşımı başlıklarından bir al – ver süreci başlayacaktır. Bu ikili eşleştirmede Kıbrıs Türk tarafının Yönetim başlığında daha ziyade talepkar olacağını, Kıbrıs Rum tarafının ise mülkiyet komsunda ısrarcı olacağını tahmin etmek güç değildir. Bu ikili eşleşmede “toprak” konusunun harita ve rakam boyutunun tartışılması şu aşamada anlaşılmamıştır. Toprak konusu son aşamada görüşüleceğinin teyidi sadece bizim pozisyonumuz olmayıp, BM Genel Sekreterinin ilgili raporunda da belirtilmektedir.

Kaldığı yerden devam önemlidir çünkü 14 Subat 2014 Ortak Metni aslında tam bir milatdır. Bu belgeye Sn. Anastasiades dahi itiraz edemeyecektir. Bu belgenin kıymeti iyi bilinmelidir. Belgenin içeriği zaten ortadadır. Kıbrıs’ta egemenliğin eşit şekilde Kıbrıslı Türklerden ve Kıbrıslı Rumlardan kaynaklandığını, taraflardan birinin diğeri üzerinde otorite ve yetki kullanamayacağını, Kıbrıslı Türklerin ve Kıbrıslı Rumların birbirlerinin ayrı kimlik ve bütünlüğüne saygı göstereceği hususları yer alarak, Kıbrıs Türk halkının hak ve hukukunun kararlılıkla koruncağını tüm dünyaya duyurulmuş durumdadır…”

 

“Kıbrıs Türk halkının statüsünün belirlenmesini temenni ederim”

Ortak Açıklama belgesinin ilk cümlesi aslında neden yılsonuna kadar referanduma gidilmesi gerektiğini, BM Genel Sekreterinin tanımlamasıyla “End Game”i açıklamaktadır. “Mevcut Durum Kabul edilemez ve sürdürülmesinin Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar için olumsuz sonuçları olacaktır.” Açıklama metninin ilk ve en can alıcı cümlesi olan bu cümleden hareketle, hala hazırda tüm adanın hâkimi olduğunu iddia eden ve haklarımızı gasbeden “Kıbrıs Cumhuriyetinin” herhangi bir zaman tahdidi ve takvimi olmadan bizleri ucu açık bir şekilde müzakere masasında tutmasına asla izin verilmemelidir. Bu yüzden Mevcut Kıbrıs Cumhuriyeti statükosu kabul edilmemelidir...

Yeni müzakere sürecinin başarıyla tamamlanarak referanduma gidip Kıbrıs Türkünün kendi kaderini tayin etmesine bir kez daha fırsat verilmelidir. Bu yüzen yukarıda tarihsel olarak belirtiğim yol haritası önemlidir. Ortak Açıklama metninde de “Yapılandırılmış ve Sonuç Alıcı (Structured and Results Oriented)” bir müzakere zemininden bahsedildiğine göre, Kıbrıs Türk tarafının ucu açık olmayan, bir zaman sınırı içerisinde müzakerelerin devamını ön görmesi ortak açıklama metninin de bir gereği ve sonucudur.

Bu meseleyi BM Genel Sekreterinin ifade ettiği gibi “Son Aşamaya” getirebilmişsek ne mutlu bize. Son Aşamasının bir referandumla nihayetlendirilmesi aşamasına kadar bu uğurda alınteri koyacak olan herkese yardıma hazır olduğumu bir kez daha ifade eder, bu yeni dönem sonucunda Kıbrıs Türk halkının ve devletinin önünün açılmasını ve statüsünün belirlenmesini temenni ederim.”

 

Bu haber toplam 400 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.