1. HABERLER

  2. YAŞAM

  3. OKTAY ETİMAN'DAN ÇARPICI YILMAZ GÜNEY ANEKTODU
OKTAY ETİMAN'DAN ÇARPICI YILMAZ GÜNEY ANEKTODU

OKTAY ETİMAN'DAN ÇARPICI YILMAZ GÜNEY ANEKTODU

Oktay Etiman'dan çarpıcı Yılmaz Güney anektodu

A+A-

Türkiye Devrimci hareketinin önemli isimlerinden Mahir Çayan'ın hayatta kalan son arkadaşlarından Oktay Etiman kişisel Sosyal Medya hesabından Yılmaz Güney ile ilgili bir anektod paylaştı.

Etiman, kişisel Sosyal Medya hesabından yaptığı açıklamada, Yılmaz Güney'in kendilerini nasıl koruduğunu açıklayarak, kendisini saygıyla andığını belirtti.

İşte o hikaye:

Bir arkadaşımın sorduğu soruya verdiğim yanıt:

Evet doğru. Sokağa çıkma yasağı 24.00'te başlıyordu. Saffet Alp'in Fatih'teki evinden hareket edip 4 Levent'teki eve 100 metre kadar yaklaştığımızda yasak saatine 5 dakika kadar kalmıştı. Ulaş'ı Levent'in girişinde bırakmıştık. Oradaki eve gidecekti Ulaş. Arabanın iç ışıklarını söndürmüş, silahlarımızı Mahir ile benim oturduğumuz arka koltuğun alt tarafına gizlemiştik. Hüseyin Cevahir ön koltukta Yılmaz Güney'in yanında oturuyordu. Birkaç dakika sonra yasak başlayacaktı. Araba yavaşladı ve durdu. Çevre de şimdiki gibi aydınlık olmadığı için bir askerin direksiyon tarafındaki pencereye doğru eğilip içeriye baktığında anladım askerler tarafından durdurulduğumuzu. Asker Yılmaz Güney'i görünce "aaa, Yılmaz Abiymiş, buyur geç abi" dedi. Yılmaz Güney hafifçe gülümseyerek selamladı askeri ve arabayı hareket ettirdi. Evi çok yakındaydı durdurulduğumuz noktaya. Yasak başlamadan sığınacak bir eve ulaşmıştık. İçeri girdik. Salona buyur edildik. Baktım etrafa. Bu salonda oturursak arama halinde şüphe çekebilirdik. Sahte kimliklerimiz de yoktu hiçbirimizin.

Çatıya açılan kapak dikkatimi çekti koridorda. Küçük, ancak bir insanın geçebileceği ebatta bir kapaktı. Mahir ve Hüseyin'e çatıya çıkmamızın daha iyi olacağını söyledim. Kabul ettiler. Duvarlar beyaza boyalıydı ve çok temizdiler. Kapağı kaldırıp yukarıya çekmemiz gerekiyordu kendimizi. Ancak bu sırada ayağımız duvara değerse ayak izimiz kalır ve bu da arama sırasında dikkati çekebilirdi. Bir tabure getirdim çatıya açılan kapağın altına. Arkadaşlarıma "omuzlarıma basın, ben yükselip sizi kapağa iyice yaklaştıracağım" dedim. Ayaklarının duvara değmesini istemiyordum. Mahir ve Hüseyin böyle çıktılar çatıya açılan kapaktan yukarıya, kiremitlerin altına. Onlar çıktıktan sonra ben de kapağın kenarlarına tutunup kendimi yukarıya çektim ayağımı duvara değdirmeden ve çatıya ulaştım. Yanımızda bir fener vardı. Önce yaktık etrafı görmek için. Sonra dışarıdan asker sesleri duyunca ışığı kiremitlerin arasından sızmasın diye söndürdük. O asker sesleri uzun süre devam etti. Genel aramanın nasıl yapıldığını bilmediğimiz için yakındaki evleri arayan askerlerin sesleri olabilir diye düşündüm ben.

Ertesi gün akşama doğru sokağa çıkma yasağının bitmesiyle birlikte aşağı indik ve evden ayrıldık. Çatı aralığına çıkmadan önce henüz salonda iken Yılmaz Güney'e evde silah olup olmadığını sormuş, o da olduğunu söyleyince kendisine arama durumunda evde silah bulunmasının iyi olmayacağını bundan dolayı silahları yanımızda yukarıya çıkarmanın doğru olacağını söylemiştim. Yılmaz Güney bir an gözlerime bakmış sonra bir Magnum Colt ile bir şarjörlü Smith Wesson tabancayı yanındaki sehpanın çekmecesinden çıkarıp üzerine koymuştu. Ben de bu iki tabancayı yanıma alıp yukarı çıkmıştım. Evden ayrılırken tekrar arama olabilir, bulunmasın diye yanımda götürdüm.

Yılmaz Güney aslında o gece kimliğindeki soyadı Pütün olduğu gerekçesiyle gözaltına alınmış. Biz yukarıda iken onun alındığını fark etmemiştik. Daha sonra mahkeme salonunda karşılaştığımızda bana "siz yukarıda iken arama için gelen subaya, kaçakları arıyorsunuz biliyorum, yukarıda çatıda saklanıyorlar dedim, gülümseyerek, görevli subay da gülümsedi ve böylece hayatımın rolünü oynadım" demişti. Tanıdığım en kararlı devrimcilerden biri olan Yılmaz Güney'i sevgi ve saygıyla anıyorum.

oktay.jpg

Bu haber toplam 702 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.