1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. ÖZERSAY: “TÜRKİYE İLE İLİŞKİLER SAĞLIKLI ZEMİNDE DEĞİL”
ÖZERSAY: “TÜRKİYE İLE İLİŞKİLER SAĞLIKLI ZEMİNDE DEĞİL”

ÖZERSAY: “TÜRKİYE İLE İLİŞKİLER SAĞLIKLI ZEMİNDE DEĞİL”

Özersay, Türkiye’nin, Kıbrıslı Türklerin en önemli müttefiki ve stratejik ortağı olduğunu vurgulayarak,

A+A-

“İŞİN EHLİ BİRİ SEÇİLİRSE BİLGİ VE İKNA GÜCÜYLE TÜRKİYE İLE BİRLİKTE ÜRETEBİLECEĞİMİZ POLİTİKALARIN VE GELİŞTİRECEĞİMİZ ÖNERİLERİN HAYATA GEÇMESİ DAHA FAZLA MÜMKÜN OLUR”

Bağımsız Cumhurbaşkanı adayı Kudret Özersay, Türkiye’nin, Kıbrıslı Türklerin en önemli müttefiki ve stratejik ortağı olduğunu vurgulayarak, şu anda Türkiye ile ilişkilerin sağlıklı bir zemine oturmadığını kaydetti.

Özersay, konunun ehli birinin Cumhurbaşkanı seçilmesi halinde, bilgi ve ikna gücüyle Türkiye ile birlikte üretilecek politikaların ve geliştirilecek önerilerin hayata geçmesinin daha fazla mümkün olacağını söyledi.

Basın bürosundan yapılan açıklamaya göre Genç TV’de yayımlanan bir programa konuk olan Özersay, neden aday olduğu ve Cumhurbaşkanlığı’nı kazanması durumunda neler yapacağı yönündeki sorularını cevapladı.

Özersay, Kıbrıs sorununun çözümü için uğraşacağını ancak görevinin orada bitmeyeceğini, iç sorunların çözümüyle de uğraşacağını ve Cumhurbaşkanı’nın yetki ve görevlerini ilk defa bu kadar geniş şekilde gündeme taşıyan bir aday olduğunu söyledi.

“SİYASİ PARTİLERİN ADAYI OLMAK AVANTAJDAN ÇOK DEZAVANTAJ”

Özersay, siyasi parti yönetimlerinin vatandaşa ve seçmene güven verdiğini düşünmediğini ifade ederek, “Öyle bir dönemden geçiyoruz ki bir siyasi partinin içinde yer almak üyesi olmak ve oradan aday çıkmak dezavantaj.

Gerçek anlamda bağımsız ve tarafsız olmanın bu dönemde vatandaşa daha fazla güven verdiği ortada. Tüm siyasi partiler içinde aday belirlerken ciddi tartışmalar yaşandı, tepkiler ve bölünmeler oldu. Partilerin ortaya çıkan adaylarla ne kadar birlikte olacakları sorgulanır durumdadır” diye konuştu.

“Cumhurbaşkanı’nın esas görevlerden birinin uluslararası hukuk, diplomasi ve siyasetle bağlantılı olduğu için; dışarıda Kıbrıs Türkü’nü temsil etme, Kıbrıs Türkü’nün görünür olmasını sağlama ve müzakereler bu alanlarla ilgili olduğu için, bu konularda ehil bir ismin bu görevi çok daha iyi yapabileceğini” kaydeden Özersay, müzakerecilik dönemi gördükleriyle “artık gecikmeden bu devletin kurumlarını vatandaşa hizmet üretir noktaya getirmek zorundayız” diye düşündüğünü anlattı.

“EN BAŞTAN İTİBAREN AÇIK VE DÜRÜST OLDUM”

Özersay adaylığına ne zaman karar verdiği ve bunu kiminle paylaştığı yönündeki soruya ise şu cevabı verdi:

“En baştan itibaren açık ve dürüst oldum. Sayın Eroğlu Şubat 2014’te, müzakerecilik görevini bana teklif ettiği zaman kendisine açık ve net iki şey söyledim. ‘Cumhurbaşkanlığına aday olmayı düşünüyorum, yine de müzakereci olmamı istiyor musunuz?’ diye sordum. Buna karşı çıkmadı, ‘hayır aday olacaksan bu görevi sana önermem’ demedi, ‘aday olabilirsin bu senin hakkın, kararını verdiğinde bunu benimle paylaş’ dedi. Aday olma kararını aldığım gün bunu kendisine açıkça söyledim ve zaten üç gün sonra müzakerecilik görevinden alındım. Yani kimseye sürpriz yapmadım.

Kamuoyuna da adaylığım bana ilk sorulduğunda ‘evet ihtimal dışı değil’ dedim. Sayın Eroğlu’na söylediğim ikinci şey Toparlanıyoruz Hareketi ile ilgiliydi. Bu Harekete devam edeceğimi ve Hareketin Cumhurbaşkanı’nı da eleştirebileceğini söyledim. Hatırlayacağınız üzere 2012’de kendisi tarafından ya Toparlanıyoruz Hareketi ya da Özel Temsilcilik görevi şeklinde bir seçim yapmaya zorlanmıştım ve bu nedenle de istifa etmiştim. Müzakerecilik görevini, Toparlanıyoruz Hareketi’nde kalacağımı ve Cumhurbaşkanı adayı olma düşüncemi bilerek bana teklif etti.”

Özersay, Cumhurbaşkanlığı’na aday olma kararının kendi kararı olduğunu ifade ederek kimsenin yönlendirmesine ihtiyacı olmadığını belirtti.

“İŞİN EHLİ İNSANLAR GÖREVDE OLURSA…”

Cumhurbaşkanı adayı Özersay, Türkiye ile ilişkiler konusunda sorulan bir soruya cevabense şunları söyledi:

“Kıbrıslı Türklerin en önemli müttefiki ve stratejik ortağıdır. Türkiye ile ilişkilerimiz bence sağlıklı bir zemine oturmuyor. Siyasilerimiz bizi Türkiye’ye şikayet ediyor. Siyasilerimiz, Türkiye’den belli bir talep geldiğinde, bir şeyleri hayata geçirmek için sorumluluğu kendi halkının üzerine atıyor. Halktan gelen talepleri hayata geçirme söz konusu olduğunda ise ‘Türkiye izin vermedi’ denilerek suç Türkiye’nin üzerine atılıyor.

Ben bunun sağlıklı bir ilişki olduğunu düşünmüyorum. Adli yardımlaşma konusunda bir anlaşma var fakat yeterli olduğunu düşünmüyorum. Yeni bir anlaşma ile (adli yardım ve ülkeye giriş-çıkışlara dair) daha sağlıklı ilişkiler kurulabileceğini düşünüyorum. Kıbrıs Türk tarafının hak ve menfaatlerinin Türkiye ile hangi noktada örtüştüğü ve bunun nasıl hayata geçirileceği iyi bir biçimde tasarlanmalıdır. Bu güne kadar müzakere masalarında edindiğim tecrübe, Kıbrıs Türk tarafının yararına olan şeylerin kendi önerilerimiz ile geliştirilmesi ve Türkiye’nin de o konuda ikna edilmesi bağlamında çok güçlü, bize güç katan bir şey olduğu yönündedir.

Konunun ehli olan birisi görevde olduğu zaman, bilgi ve ikna gücüyle Türkiye ile birlikte bizim üretebileceğimiz politikaların ve bizim geliştireceğimiz önerilerin hayata geçmesi daha fazla mümkün olur.”

Bu haber toplam 478 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.