1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. ŞAKİR ALEMDAR'DAN ÇARPICI AÇIKLAMALAR!
ŞAKİR ALEMDAR'DAN ÇARPICI AÇIKLAMALAR!

ŞAKİR ALEMDAR'DAN ÇARPICI AÇIKLAMALAR!

Rumlar, KKTC’deki kiliselere sahip çıkmak için her platformda kavga verirken, Din İşleri Dairesi Güney Kıbrıs Temsilcisi ve Müftüsü Şakir Alemdar, Güney’deki camilerin kendi kaderine terk edildiğini söyledi

A+A-

110 CAMİNİN 8’İ İBADETE AÇIK: Din İşleri Dairesi Güney Kıbrıs Temsilcisi Şakir Alemdar, Güney’de kağıt üzerinde 150, gerçekte ise 110 tane caminin olduğunu belirterek bunlardan sadece 8’inin ibadete açık olduğunu ifade etti. Alemdar, 8 caminin ise 4’ünün kendilerinin sorumluluğunda olduğunu belirtti

“YETKİLİLERE GÖRE ABES”: Alemdar: Güney’de şu anda KKTC Devleti’nin bu camileri çalıştırmak için stratejisi yoktur. Bize sürekli “şu anda bizim Güney’e bütçemiz yoktur” deniliyor. Tüzük ve kanunlar izin vermiyormuş. KKTC, Güneydeki camilerinden vazgeçti. Dolayısıyla birilerinin gidip bunlarla uğraşması KKTC Hükümeti’nin görüşüne göre abestir
“MAĞUSA’DAKİ AYİNE HRİSOSTOMOS DA KARŞI ÇIKTI”: Alemdar, Gazimağusa’da geçtiğimiz aylarda yapılan ayin için ne Din İşleri Dairesi’nden ne de Dışişleri Bakanlığı’ndan izin alındığını söyledi. Alemdar: Baş Papaz bile bu ayine karşı çıktı. Baş Papaz diyor ki: Bu benim kilisem değil. Ne gerek var Ortodoks Kilisesi olmayan bir yerde üç bin kişilik bir ayin yapılsın


Din İşleri Dairesi’nin Güney Kıbrıs Temsilci ve uluslararası arenada Güney Kıbrıs Müftüsü olarak tanınan Şakir Alemdar, KKTC Hükümeti’nin Güney’de bulunan camilerden vazgeçtiğini belirterek, yardım ve destek anlamında hiçbir girişimin yapılmadığını ifade etti.

Alemdar, “Güney’de şu anda KKTC devletinin ve hükümetinin bu camileri çalıştırmak, hizmetli bulundurmak, bu camileri nasıl kazanırız diye bir stratejisi yoktur” diye konuşarak, KKTC’deki yasaların Güney’de bulunan ibadethanelere yardım yapılmasının önünü tıkadığını belirtti. KKTC hükümetinin bu tavrı ile “Şakir hocanın gidip de bunlarla uğraşması şu anda KKTC hükümetinin görüşüne göre abestir” denmeye çalışıldığını ifade eden Alemdar, bu koşulları değiştirmek için uğraştıklarını belirtti., Din İşleri Dairesi Güney Kıbrıs Temsilcisi ve Müftüsü Şakir Alemdar’ı Hala Sultan Tekkesi’nde ziyaret ederek, Güney’de ibadet koşullarını, dini liderler arasındaki yakınlaşmayı ve Şeyh Nazım Kıbrısi’nin vefatının ardından oluşacak koşulları konuştu. Alemdar, Mağusa’da yapılan ayinden, Güneydeki camilere destek yapılmamasına kadar birçok konuda gündem yaratıcı açıklamalarda bulundu.

“Dini liderlerin buluşması terapi gibi”
Soru: Son 1 yıl içerisinde sizin de içinde bulunduğunuz bir hareket başlatıldı. Müslümanların Güneyde, Hristiyanların da Kuzey’de dini faaliyetlerinde bir artış var. Ve bu barışık bir şekilde yapılıyor. Neler oluyor?

Şakir Alemdar: Dini liderler arasında bir diyalog söz konusudur. Bu diyalog bizim resmi olmamızla beraber Kıbrıs Kilisesi ile Kıbrıs Müftülüğü arasında 2011 yazında başladı. Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar, Filistinli Müslümanlar ve İsrailliler gelip gençlim kampında ‘biz de sorun yaşıyoruz, siz de sorun yaşıyorsunuz’ diyerekten bu sorunu değişik bir platformda tartışma ortamı yaratıldı. Baş Papaz ve Kıbrıs Kilisesi buna maddi katkı koydu. Kıbrıs Müftülüğü de katkı koydu. Gençler Güney Lefkoşa’da bir otelde konakladılar ama bütün programlar Kuzey’de bir otelde yapıldı.

Bu program bu işin başlangıcı oldu. Çok zor bir programdı aslında. Ben de orada bizim grubumuzun liderliğini yaptım. Ondan sonra görüşmeler hızlandı ve bu görüşmelere şimdi Maronitler, Ermeniler, Latinler de katılıyor. Bu görüşmelerde karşılıklı olarak herkes birbirine sıkıntılarını anlatma moduna girdi. Bu görüşmeler bir nevi terapi gibidir. Burada birçok konuda herkes bilmediği bir sürü şeyi öğrenme fırsatı buluyor. Bu görüşmelerin devam edebilmesi için samimiyete ihtiyaç vardır. Karşı taraftan bir samimiyet göremez iseniz devam edemezsiniz. Burada dinin büyük bir avantajı var.

 

“Günlük ibadet BM Raporu’nda”
Soru: Dini özgürlüklerle ilgili her yıl raporlar hazırlanıyor. 2013 yılında BM’ye sunulan rapor neleri içeriyor?

Şakir Alemdar: Biliyorsunuz 2012’de Kıbrıs’a BM İnsan Hakları Özel Raportörü geldi. Burada bizimle bir röportaj yapıldı. Aynı grubu alıp Limasol’daki camiye götürdük orada da Türk cemaatle görüştürdük. Türk tarafına geldiler bütün dini azınlıkların görüşleri dinlendiler. 2013’ün Martında da BM’ye bu raporu sundular. Bu raporda ilk defa Kıbrıs Türkü’nün dini problemlerini rapora sokmayı başardık.

Bir kısmını anlatacak olursam “İmam, Hala Sultan Teknesi’ne günlük ibadetlerini yapmak için giremez. Bu hemen düzeltilmesi gerek, mezarlıkları bakımsızdır” deniyor raporda. Bu rapor bizim için çok önemli bir aşama oldu. Hale daha giremiyoruz ama o rapora girmemiz büyük bir zafer oldu bizim için ve tasarrufumuz çoğaldı.

“Mağusa’daki ayine Hrisostomos da karşı çıktı”
Soru: Muhafazakar olup da konuya milliyetçilik de katmak isteyenler derler ki “bu Rumlar Hala Sultan’ı verdiler ama sistematik olarak her köyümüze giriyorlar” Güney’de aktif kaç camimiz var bunu da bilmiyor cemaat. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Şakir Alemdar: Birincisi bilinmesi gereken şudur: Kuzey’de verilen kilise izinlerinin ne Din İşleri ile ilgisi var ne de benimle ilgisi var. Örneğin Mağusa’da yapılan ayin. Oradaki ayin tamamıyla belediye başkanının kendi başına yaptığı bir iştir. Hiçbir şekilde ne Din İşleri Dairesi’ne sordu ne de Dışişleri Bakanlığı’na.

Baş Papaz bile bu ayine karşı çıktı. Baş Papaz diyor ki “bu benim kilisem değil. Bu Ortodoks Kilisesi değil. Ne gerek var Ortodoks Kilisesi olamayan bir yerde üç bin kişilik bir ayin yapılsın ve Türkler tahrik edilsin ve yürüyüş yapasınız. Hiçbir şekilde benim bu ayine iznim yoktur.” Bunu adam bize bizzat kendi söyledi. Ve karar aldı o ayinden sonra “sizin Dışişleri Bakanlığınıza ve BM’ye de söyleyeceğim benim imzam ve mührümün olmadığı başvurular kaale alınmasın diyeceğim” diyor.

Çünkü Baş Papaz bu ayine çok karşı çıktı. Papazın “şov yapıyorsunuz” açıklamasını bizimkiler başka tarafından anladı. Adamın söylemek istediği o değil “şov yapıyorsunuz çünkü ben bu ayinin bu şekilde yapılmasını benimsemedim” demek istiyor. “Ne gerek var yürüyüş yapmaya böyle tahrik edici bir duruma gerek yoktu. Biz insanların aralarını ısıtmaya çalışırken gidip de gözlerine gözlerine sokmaya gerek yok” diyor Baş Papaz. Bu organizasyonu belediye başkanı ve o sözde Mağusa Belediyesi organize etti.

“Mağusa’daki ayine ne Din İşleri’nin ne de kilisenin onayı var”

Şakir Alemdar: İnsanlar zannediyor ki Mağusa Kilisesi’nde yapılan ayinde Din İşleri’nin onayı var. Bizim hiç haberimiz yok onlardan. Problem burada Güney’den Kuzey’e yapılan ibadet başvuruları tamamıyla birbirinden bağımsız, kendi inisiyatifleriyle yapıyorlar. Kötü mü değil biz günün sonunda herkesin dini özgürlüklerine saygılıyız. Bunun parantezi yok. Ama kendimizin de dini özgürlüklerini alma taraftarıyız.

Kuzeydeki verilen izinlerin hepsi devlet tarafından kontrol edilen izinler değil hele hele Din İşleri Dairesi’ne sorulan izinler hiç değildir. Şu anda Din işleri Dairesi’nin bir hendikapı vardır. Bu konu devlet yetkilileri ile de görüşülüyor. Verilen izinlerde ve verilmeyen izinlerde de “bizim bilirkişi olarak görüşümüzü alınız” dedik.

“Münafıklığın dik alası”
Soru: Mağusa’daki ayin sırasında bazı milliyetçi kesimler etrafa bayrak asarak durumu protesto etmeye çalıştılar. Bunu nasıl değerlendirirsiniz?

Şakir Alemdar: Milliyetçi kesimi çok iyi takip ediyorum. Onların farkındayım. O kesim hayatında bir gün gelip de Hala Sultanı ziyaret etmiş değildir. Hayatında bir defa Bayraktar Cami’sini ziyaret etmiştir ama fotoğraflarını çeker da asar her yere patlattılar Bayraktar Cami’sini diye. Bu münafıklığın dik alasıdır.

Dışarıdan gazel okumayla olmaz bu iş. Madem sen bu ibadethaneleri seviyorsun. Bak kapı açıktır. Biz bu ibadethaneleri açıyoruz. 4-5 aydır her Cuma günü bir otobüs dolusu insan geliyor buraya. Bunun parasını kim öder bilir misiniz? Hayırsever biri öder. Pilavı gönderen hayırsever başka bir vatandaştır. Biz burada bir mekanizma kurduk. Din İşleri Dairesi’nin buraya otobüs tutmaya bütçesi yok. Olsa yapacak.

“110 camiden 8’i açık”
Soru: Güney’deki camilerle ilgili bilgi verir misiniz?
Şakir Alemdar:
Burada 150 tane kağıt üzerinde, 110 tane de hakiki hayatta camimiz var. Bu camilerin 8 tanesi ibadete açıktır. 4 tanesi bizim sorumluluğumuzdadır. Lefkoşa’da Bayraktar Camisi, Ömerge Camisi bizim tasarrufumuza geçecek. Dali Camisi bizim tasarrufumuzdadır. Hala Sultan Camisi bizim tasarrufumuzdadır. Larnaka’daki cami bizim tasarrufumuzda değil. Limsaol’daki Köprülü Camisi bizim tasarrufumuzda. Limasol’daki Büyük Cami bizim tasarrufumuzda değil. Ve Baf’taki cami var. Şu anda 8 tane cami faaliyette olan camilerdir.

“KKTC Devleti’nin stratejisi yok”
Soru: Camilerde yaşanan sıkıntılar nelerdir?

Şakir Alemdar: Açılma saatlerinde sıkıntı vardır ama bir şekilde ibadet yapıyoruz bu camilerde. Güneyde şu anda KKTC devletinin ve hükümetinin Güneyde bu camileri çalıştırmak için, hizmetli bulundurmak için, bu camileri nasıl kazanırız diye bir stratejisi yoktur. Şu anda bizim Güneye bütçemiz yoktur. Ben şu anda Güneyde yaşarım imam olarak. Şu anda ben devletten aldığım maaş en düşük maaştır. Benim ev kiram var, masraflarım var. Sen bana bir sıfat vermişin niye bu sıfatla doğru orantılı maaş vermiyorsun. Bana diyorlar ki “Hayır hocam bütçe yoktur.” Ben nasıl bu camilere hizmet götüreceğim.

Burada hizmetli insanlar vardır. Ödenen insanlar vardır ödenmeyen insanlar vardır. Ödenen insanı da biz kendimiz ödüyoruz. Yani devlet ödemiyor. Dolayısıyla bu hariçten gazel okuyanlar önce soru sorması lazımdır sana devlet Güneyde ne kapı açtı diye. O zaman ben de derim ki devlet bana bu kapıyı açtı ben de buraları bu kapıyla doldurdum. Kilisenin öyle bir sorunu yoktur. Kilise istediği yere adam gönderir gönderdiği adamı da istediği gibi öder. Çünkü kilisenin buna ayrılmış bütçesi vardır.

“KKTC Hükümeti’nin görüşüne göre Güney’deki camiler abestir”
Şakir Alemdar: Vakıflar İdaresi’nin başında olan İbrahim Benter benim çok sevdiğim bir insandır, bizim sorunlarımızı en yakından bilen biri olarak bize yardım etmekten acizdir. Neden tüzük ve kanunlar izin vermiyor. KKTC diyor Güneydeki camilerinden vazgeçti. Dolayısıyla Şakir hocanın gidip de bunlarla uğraşması şu anda KKTC hükümetinin görüşüne göre abestir. Bunu değiştirmek için uğraşıyoruz.

Mal mülkiyet bizim. Camilerin mülkiyeti Vakıflar’a aittir. Vakıflar’ın malının üzerinde hangi hükümet olursa olsun hak iddia edemez. İleride bir anlaşma olduğunda veya olmadığında bir şekilde Vakıflar başlayacak “bu mallar benim. Senin KKTC hükümeti ile ilgili sorunun beni ilgilendirmez. Ver bana mallarımı diyecek.”

“Bizi bitirmeye çalışıyorlar”
Şakir Alemdar: Bizim Güney’deki hizmetimiz bizzat devletimiz tarafından desteklenmediği için bizi bitirmeye çalışıyorlar. Biz bitmeyeceğiz ama bu hizmet çoğalabilir. Bu camiler Şeyh Nazım Efendi’nin değil, benim da değil bu camiler Kıbrıslılarındır. Dolayısıyla oradaki otorite buradaki ibadethanelerle ilgili sorumluluklarını yerine getirmesi gerek. Bunun için de yasanın değişmesi gerekir ve yasanın “biz Güney Kıbrıs’taki ibadethanelerimize din görevlileri atayabiliriz ve bu din görevlilerini atadığımızda onlar orada ikamet edecekleri için oranın şartlarına uygun maaş bağlanması gerekir” demesi gerek.

Havadis

 

Bu haber toplam 886 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.