UZMANLARDAN TUVALET ALIŞKANLIĞI UYARISI

İngiliz bilim insanları tuvalet alışkanlığı ile ilgili uyardı! Eğer sadece bunu yapıyorsanız hemen değişikliğe gidin..

Dünya tuvaletleriyle Türkiye'deki tuvaletler arasındaki en büyük fark, hiç kuşkusuz taharet musluğu. Çoğu zaman tuvalete girip işinizi gördükten sonra elinizi önce sağa atarsınız, sonra sola atarsınız. Bir de bakarsınız ki musluk falan yok! İşte dehşete düşülen bir nokta…
Hele hele susuz temizliğe inanmıyorsanız, yandınız! Günü kendinizi pis hissederek geçirirmek zorunda kalırsınız.

Peki bu insanlar bu işi nasıl hallediyor?

Yurtdışındaki tuvaletlerde taharet musluğu bulunmadığından, genellikle mutlaka tuvalet kâğıdı bulunuyor. En rezil, en pis, en kötü tuvaletlerde bile tuvalet kâğıdı var neyse ki. Ancak bitmişse yoktur, o zaman başınız büyük dertte demektir!

Susuz temizliğe inanmıyorsanız yanınızda ıslak mendiller alarak tuvaletlere girebilirsiniz. Yanınıza bir şişe su alarak peçetenizi ıslatmak da bir seçenek. Daha fazla iğrençleşmeden bu konuyu kapatmak istiyorum izninizle!

Yapılan araştırmalar şunu gösteriyor; insanlar genellikle tuvalete çıkma düzenlerini sabah evden çıkmadan ya da akşam eve geldiklerinde yapacak biçimde ayarlıyorlar. Tuvaletlerini yaptıktan sonra; tuvalet  kâğıdıyla olabildiğince temizliyorlar. Sonra da doğruca duşa giriyorlar. Yani sabah veya akşam, ne zaman tuvalete giderdiklerine bağlı olarak duşlarını alıyorlar. Günlük yaşantınızı “ihtiyaç giderme” olayına bu denli bağlamak ve koşullandırmak ne derece mantıklı ve pratik bilmem ama onların yaptığı bu.

Bir de bide (fr: bidet) olayı var. Mutlaka görmüşsünüzdür. Sadece yurtdışında değil Türkiye'de bile kimi otellerde bulunduğuna tanık oldum. Bide nasıl kullanılır onu da yazayım, bu yazı tam olsun! Bide dediğimiz gereç, klozetten biraz daha alçakça, ufak yer lavabosu gibi bir şey. Taharet musluğunu akıl edemeyen Avrupalılar bunu hayatı güçleştirmek için çıkarmış olmalı. Klozet üzerinde işiniz bitince, kendinizi peçeteyle olabildiğince temizliyorsunuz. Sonra bidenin suyunu açarak, alaturka tuvalet gibi üzerine çömeliyorsunuz. Havuz fıskiyesine benzer basınçsız bir su geliyor ve elinizle bir güzel temizleniyorsunuz. Bidenin tek güzel yanı sıcak suyu olması. Ama dikkat edin, suyu ayarlayamazsanız fazla sıcak gelebilir, olmadık yerlerinizi yakabilirsiniz! Bazı bidelerde sifon sistemi oluyor, bazılarında olmuyor. Kalıntı bırakmamaya dikkat edin. Kullandıktan sonra iyice temizleyin çünkü bu Avrupalılar bazen ayaklarını da bidede yıkıyorlar! Haa, bir de bidenin üzerine oturmayın, çünkü klozetlerdeki gibi oturak yok; bu açıdan pek hijyenik değil. Daha az yaygın olmakla birlikte, karşılaşabileceğiniz bir diğer temizleme gereci de, klozetin yanına yerleştirilmiş duş musluğuna benzer şeyler. Bir nevi haricî taharet musluğu.

Avrupa şehirlerinde ki bu büyük tuvalet sorunumuz İngiltere gündemine oturdu.
Bilim adamları araştırmaya başladı: Tek başına tuvalet kâğıdı yeter mi?

Ve İngiliz bilim adamları açıkladı: tuvalet kağıdı,gerekli görülen temizlik için yüzde yüz yeterli değil Tuvaletinizi yaptıktan sonra suyla yıkamazsanız, yeteri kadar temizlenmiş olmuyorsunuz. Bundan beş yıl önce  dünyaca ünlü bir Belçika firması Avrupa’nın tuvaletine ‘Suyu seviyorum!’ sloganıyla el atmış Belçika, Almanya, İtalya, Yunanistan gibi ülkelere  taharet musluklu alafranga tuvalet geliştirmişti. Lakin bundan tam 35 yıl önce İsviçre’de de benzer yöntem tercih edilmeye başlamıştı.

İngiliz bilim adamları susuz temizliğin mümkün olmadığını halka ilginç bir yöntemle kanıtladı:

Yere bitter çikolatası sürüp kuru kağıt peçeteyle bunu yerden temizlemeye çalışan bilim adamları, yüzde yüz temizliğin ancak su yardımıyla gerçekleştiğini göstererek ‘susuz temizlik mümkün değil’ dedi.