1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. "SINAVA DAYALI EĞİTİM SİSTEMİ FIRSAT EŞİTSİZLİĞİNE YOL AÇIYOR"
"SINAVA DAYALI EĞİTİM SİSTEMİ FIRSAT EŞİTSİZLİĞİNE YOL AÇIYOR"

"SINAVA DAYALI EĞİTİM SİSTEMİ FIRSAT EŞİTSİZLİĞİNE YOL AÇIYOR"

"Sınava dayalı eğitim sistemi fırsat eşitsizliğine yol açıyor"

A+A-

 

Başbakan Ömer Kalyoncu’nun geçtiğimiz gün Türk Eğitim Derneği (TED) yetkililerini kabulünde eğitim standardının giderek düşmekte olduğuna ve özel okulların devlet okullarına göre üniversiteye girişte daha başarılı olduklarına, devlet okullarında okuyan ve nisbeten düşük gelir gurubuna bağlı ailelerin çocuklarının ise “mahkumiyet” yaşadıklarına dair açıklaması, eğitim sisteminin çarpıklığına dair tartışma başlattı.

Yürütmenin başından gelen eğitim açıklamasını değerlendiren Eğitim Uzmanı Salih Sarpten, hem kamu okullarında hem de özel okullarda okuyan öğrencilerin diğer ülkelerde öğrenim gören aynı yaş grubundaki öğrencilerden beceri düzeyi açısından oldukça geride olduklarına dikkati çekerek, konunun, sınava dayalı ezberci eğitim sisteminden kaynaklandığını ve sistemin öğrencileri özel ders, dershane ve etüde yönelttiğini kaydetti.

Sınav odaklı sistemin eğitimde fırsat eşitliğine olan etkileri üzerinde duran Salih Sarpten, “Sistem sınav odaklı olduğunda, devlet okullarındaki çocukların fırsat eşitsizliğine neden olacağı aşikardır” diyerek, orta ve düşük gelirli ailelerin, çocuklarının eğitimini dışarıdan desteklemeleri konusunda yaşadığı sıkıntının fırsat eşitliğini ortadan kaldırdığını vurguladı. Sarpten, eğitimde fırsat eşitliğinin devletin görevi olduğunu ancak kamusal beklentinin de hatalı tutumlara karşı direnç yarattığını ifade ederek, eğitim sisteminin değiştirilmesi gerektiğini kaydetti.

Eğitim Uzmanı Salih Sarpten, Başbakan Ömer Kalyoncu’nun, eğitim standardının giderek düşmekte olduğu, geçmiş yıllarda devlet okullarından mezun gençlerin hiçbir ekstra ders almadan Türkiye’deki üniversiteleri kazanabildiği, şimdilerde sadece özel kolej ve özel okullardan mezun öğrencilerin bu başarıyı gösterebildikleri, buna bağlı olarak da devlet okullarında okuyan nisbeten düşük gelir grubuna bağlı ailelerin çocuklarının “mahkûmiyet” yaşadıkları yönündeki sözlerinden hareketle, özelde kamu okulları ile özel okulların eğitimde yarattığı durumu, genelde ise KKTC’deki eğitim sistemini Kıbrıs Postası’na değerlendirdi.

Öncelikle özel okullarda ve kamu okullarında öğrenim gören tüm öğrencilerin yurt dışında aynı yaş grubundaki öğrencilere oranla beceri düzeyi açısından oldukça geride olduklarını ifade eden Salih Sarpten, durumun sınava dayalı eğitim sisteminden kaynaklandığı üzerinde durarak, sistem eleştirisinde bulundu.

Sistem sınav odaklı yapıya evrildi”

“Ne yazık ki bizim eğitim sistemimiz ister özel ister devlet okulunda olsun, sınav odaklı yapıya evrildi. Bu da gölge eğitim sistemi doğurdu. Özel ders, dershane, etüd gibi. Öğrenciler başarıyı okulun dışında bir ortamda arıyor. Çünkü sınav odaklı bir eğitim yapılanmamız var” diyen ve sistemin sadece akademik bilgiyi ölçtüğünü, sanat, spor, fen ve matematik ile yabancı dil ve anadil alanlarında kazanılması gereken becerileri dışarıda bıraktığını kaydeden Sarpten, eğitim sisteminin dönüşüme ihtiyacı olduğunun altını çizdi.

Devlet okullarındaki çocukların fırsat eşitsizliğine neden olacağı aşikardır”

Anayasal bir hak olan eğitim hakkına vurgu yapılarak, sosyal devletlerde eğitimde fırsat eşitliği düşünüldüğünde, mevcut durumun etkilerinin sorulması üzerine ise Sarpten, fırsat eşitliğinin sağlanamadığına vurgu yaptı.

Sarpten şöyle konuştu:

“Sistem sınav odaklı olduğunda, devlet okullarındaki çocukların fırsat eşitsizliğine neden olacağı aşikardır. Öğrenciler özel okulda eğitime daha uuzn kalıyor, daha fazla test çözüyor. Özel okula devam etse bile yine ekonomik gücü yüksek ailelerin bunu dışarıdan destklemesi mümkündür. Geliri düşük olan orta ve düşük gelirli ailelerin bunu yapabilmesi pek mümkün olmuyor. Bu da gerçekten fırsat eşitsizliği yaratıyor. Oysa biz eğitim sistemimizi sınav kaygısı veya sınav odaklı kurmasak, beceriler üzerine kursak bu fırsat eşitsizliği ortadan kalkar.”

Netice itibariyle bu devletin görevi”

Eğitimde fırsat eşitliğinin devletin görevi olduğunun anımsatılması üzerine ise Sarpten, konun Kalyoncu Hükümeti’nin programında da yer aldığını ancak bir sürece gereksinim duyulduğunu ifade ederek, sadece devletin değil kamusal beklentinin de bu yönde revize edilmesi gerektiğini, “Netice itibarıyla bu devletin, kamunun görevi ancak Kalyoncu Hükümeti’nin programına baktığımızda bunu görüyoruz. Hatta takvimlenmiş. Ancak eğitim sistemine entegresi aynı hızla olmuyor ne yazık ki. Bu devletin görevi ama kamusal beklenti, anne- baba beklentisi, onların biraz hatalı tutumları da direnç uyguluyor. Topyekün olarak devletin, hükümetin birincil görevidir ama bu konuda bilinç düzeyimizi artırmamız lazım” sözleriyle ifade etti.

Devlet okulları çok daha üst düzeyde”

Sarpten, Başbakan Kalyoncu’nun özel okulların devlet okullarına oranla Türkiye’deki üniversitelere öğrenci yerleştirilmesi konusunda daha başarılı olduklarına dair açıklaması konusunda ise gerçeğin bunun tam aksi olduğunu, devlet okullarının daha başarılı olduklarını kaydetti.

Günümüzde özel okulların aileler tarafından sorgulanır hale geldiklerini de ifade eden Sarpten, “Tam tersi veriler var. ÖSYM’nin yayınladığı raporlara bakarsanız devlet okullarının özel okullardan çok daha üst düzeylerde olduklarını görüyoruz. Devlet kolejleri de GCE, A-Level sınavlarında daha iyi. Anne babaların tercih edilebilirliği devlet okullarına kaydı. Hatta anne babalar biz özel okullara çok fazla paralar veriyoruz, karşılığını gerçekten alabiliyormuzu da sorguluyorlar. Bugün özel okullara verilen paralarla, diğer ülkelerde üniversite tamamlanır” dedi.

Beslenme konusunda kantinler revize edilmeli”

Sarpten, geçmişte kamu eğitim kurumlarında öğrencilere sabah kahvaltısı niteliğinde süt verildiğinin anımsatılması ve günümüzde dar gelirli ailelerin çocuklarının yetersiz beslenme sorunuyla karşı karşıya olmaları nedeniyle devletin öğrencilere kahvaltı desteği sağlaması gereğiyle ilgili düşüncesinin sorulması üzerine ise, şöyle konuştu:

“Aslında ailelerin sosyo-ekonomik durumları etkili oluyor. Kimi zaman ekonomik düzeyi düşük olduğu için öğrenciler sabah öğünü almadan okula gidiyor, kimi zaman da anne ve babanın bu bilinçte olmadığı bir aileden geliyor. Bu bir sosyal devlet anlayışını daha etkin kılmaktır. Sadece eğitim bakanlığı onayıyla değil belki sosyal destek fonlarıyla, gerek ailelerin desteklenmesi gerekse bilinçlenmesi konusunda topyekün bir faaliyete başlanması lazım. 40 bin öğrenci var. 40 bin öğrencinin 40 bininin kahvaltısının kamu tarafından sağlanması pek düşünülebilir değil. Okul kantinlerini tekrar revize etmek ve bu unsurlarla bezemek gerek. Öğrencilerin kahvaltıları çok cüzi miktarlarda alabilemelerini sağlamak lazım. 70’li yıllarda süt dağıtımı vardı. Böyle bir iradeyi ve siyasi kararlılığı göstermek lazım. Bu konuda planma ve uygulamanın gerkeliliği var.”

Kıbrıs Postası

 

Bu haber toplam 437 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.