1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. '' SU KONUSUNU DAVA EDECEĞİZ ''
'' SU KONUSUNU DAVA EDECEĞİZ ''

'' SU KONUSUNU DAVA EDECEĞİZ ''

'' Su konusunu dava edeceğiz ''

A+A-

Avukat Mustafa Asena, Girne Üniversitesi isminin kullanılmamasıyla ilgili mahkeme kararı olduğunu anımsatarak, “Mahkeme ‘ismi kullanma’ diyor. Sen hukuka aykırı bir ismi YÖDAK başkanı olarak alacaksın, yazacaksın ve muhatap kabul edeceksin. Bu ismin kullanılmasını mahkeme men etmiştir. İdarenin ‘yeni bir isim getir bana’ demesi lazımdır. Şimdi herkesi dava edeceğiz. Bütün devlet dairelerini dava edeceğiz, bunun ötesi var mı?” dedi.

Kartal Harman’ın sunup yönettiği “Ayaküstü 1 Saat” programının konuğu ünlü Avukat Mustafa Asena oldu.

Girne Amerikan Üniversitesi ile Yakın Doğu Üniversitesi’nin (YDÜ) yan kuruluşu olan Girne Üniversitesi arasında gerçekleşen mahkeme sürecinde Yüksek İdare Mahkemesi kararına değinen Asena, “Yüksek İdare Mahkemesi’nin kararı uygulandı. Biz demokrasiden haz etmeyen ülkeleriz. Burada demokrasi olmadığı için söylüyorum. Mahkeme önündeki kararını verdi. Arkadan kendi kararına uygun hareket etmediği konularda da yine yeni bir karar verdi. Kendi kararının uygulanmasını dairelere karşı sağladı. Fakat bu idare davasıdır. Yani yargı idarenin yerine geçemez” dedi.

“İsmin kullanılmasını zaten mahkeme men etmiştir”

Yaşanan sıkıntının idarede olduğuna değinen Asena şunları söyledi:

“İdare demokrasidir. Biz de demokrasicilik oynuyoruz. YÖDAK, Girne Üniversitesi ismini tescil etmiş ve üniversite oldular. Zaten böyle bir şeyi kimse onaylamadı. YÖDAK, isim onaylama mercii midir? YÖDAK başkanının oturup da muhatap alması, mahkemenin yasakladığı veya iptal ettiği bir isim altında bir müessesenin üstelik de kamu tüzel kişisidir. ‘Üniversite’ diye iddia ederler. Zaten üniversite olmasa kimsenin şikâyeti yoktur. Mahkeme ‘ismi kullanma’ diyor. Hukuka aykırıdır. Sen hukuka aykırı bir ismi YÖDAK başkanı olarak alacaksın, yazacaksın ve muhatap kabul edeceksin. Bu ismin kullanılmasını zaten mahkeme men etmiştir. İdarenin ‘yeni bir isim getir bana’ demesi lazımdır. Şimdi herkesi dava edeceğiz. Bütün devlet dairelerini dava edeceğiz bunun ötesi var mı?”

“Seçilmişleri Hava Kurumu’ndan attık”

Ekonomik Protokol konusundaki yargı konusunu değerlendiren Asena, “Bunun özü, sahip olduğu mal varlıklarını veya yaptığı hamleleri denetim altına almaktır. Bu protokoller böyle gelmez. Daha önce Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin (CTP) ilk iktidara geldiği dönem vardır. O dönemlerde, yani 2000 yılında başlayan bir Hava Kurumu olayı vardır. Hava Kurumu’nda seçilmişler ile Güvenlik Kuvvetleri komutanı arasında ihtilaf çıktı. Güvenlik Kuvvetleri Komutanı’nın seçilmesini istediği kişiler bir şekilde demokratik olarak seçilmediler. Bunun üzerine komutan polise talimat verdi. Seçilmişleri Hava Kurumu’ndan attık. Bu memleketimizde yaşandı. Mahkemeye gittik ve dava açtık. Mahkeme emri ile biz onları attık” şeklinde konuştu.

“CTP hükümeti devrinde geldi”

Türkiye’den protokol geldiğine işaret eden Asena, “Türkiye’den protokol geldi. Onunla beraber Hava Kurumu’nun kapatılması da geldi. Bu da CTP hükümeti devrinde yaşandı. Hava Kurumu’nun ekonomiyle ne alakası var? Bunu sorduk ve bizimle beraber olan CTP’liler ne sordu, ne de alakadar oldu. Bir savcı arkadaşımız da oturdu ve yasa yaptı. Hava Kurumu’nu kapattı. Arkadan biz Hava Kurumu’nun kazanılmış davaları olduğunu belirttik. Dağıtılan para, kazanılmış ve devam eden davalar vardır. Bununla beraber Kıbrıs Türk Hava Yolları’nda birikmiş 1 trilyon küsur para var, ‘bunlar ne olacak’ dedik. ‘Bilmezdim’ dedi. ‘Bilirdiniz’ dedim. ‘Protokolün özü budur’ ifadesini kullandı.”

“Su konusunu dava etmeye hazırlanıyoruz”

Asena, sözlerine şöyle devam etti:

“Hava Kurumu ne kadar alakalıysa, yargı da o kadar alakalıdır. Örneğin, Türkiye’nin menfaatine ve Kıbrıs Türk’ünün aleyhine olacak bir yasa geçirttiler. Biz su konusunu dava etmek için hazırlanıyoruz. Su konusunda birçok sıkıntı vardır. Bu su bir kere bize bedava olarak gelecekti. Bununla beraber imzalanacak olan anlaşmaya göre su satılacak bir kişiye verilecek ve oradan sağlanacaktı. Yağacak olan yağmuru bana mı satacak? Böyle bir anlaşma neden çıktı? Özel bir kişiye vermeye anayasa engeldir.

“Türkiye sermayesi, burada önceden yatırım yapan Türkiyeli firmaları da yutacak”

Bizim anayasamız karma ekonomik modeli içerir. 1961 Anayasası’nın bir benzeridir. Bugün ben konuşabiliyorsam 1961 Anayasası’ndaki getirilen unsurlardan dolayı konuşuyorum. Bu haklar vardır.  Burada yatırım yapan Türkiyeli firmalar burada namuslarıyla çalışıyorlar. Bu konuda bir şey söyleyemeyiz. Onlar da bağırır ‘biz sizden fazla Kıbrıslıyız’ derler. Neden? Çünkü sermaye artık buradadır. Onlar da Kıbrıslıdır. Çünkü Türkiye sermayesi onları da yutacaktır. Bütün o çalışmalarını ve yatırımlarını günü geldiğinde yutacaktır.”

“Protokolü hazırlayanın Kıbrıs’taki hukuk sisteminden haberi yok”

Protokolü hazırlayan kişinin Kıbrıs’taki hukuk sisteminden haberi olmadığını kaydeden Asena, “Bizde hukuk sistemi İngiliz koloni devrinden sonra Cumhuriyet kuruldu. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bir anayasası ve 2 hukuk sistemi vardır. Gerekçe: KKTC hukuk sistemi, İngiliz sömürge döneminden kalan yasaların ve uygulamaların temelini oluşturduğu Anglo Sakson hukuk anlayışıdır. Ancak 1974 yılından sonra yeni idare döneminde Anayasa Hukuku, İdare Hukuku ve Aile Hukuku, Türkiye Cumhuriyeti’nin hukuk sisteminden de etkilenmiştir” dedi.

 “Bizim mahkememiz hızlı ve adil çalışmazmış!”

Protokoldeki sorunları değerlendiren Asena şunları söyledi:

“İstediğimizde Türkiye sistemine geçeceğiz. İki hukuk sistemi arasında entegre olalım ve artık bu sistem Türkiye’ye bağlı olsun. Bununla beraber bizim mahkememiz hızlı ve adil çalışmazmış. Evet, hızlı çalışmaz. Öncelikle iki sistemin arasındaki farktan dolayı çalışmaz. Hakim odacısına herhangi bir şey yapamaz. Odacı hakime değil, idareye bağlıdır. Yani UBP’li diye bir adamı alırsan ve mahkemenin mukayyitliğine çalışsın diye koyarsan, o da bilir ki kendisine hiçbir şey yapamazlar, o zaman dosyayı yerine değil cebine koyar.”

“Bu nüfusu bu mahkeme kaldıramaz”

Anayasanın 150 bin kişiye göre yapılmış bir anayasa olduğunu belirten Asena, “Bunun aksi yoktur. 150 bin kişilik topluma göre 8 tane Yüksek Mahkeme Yargıcı tayin ettiler. Bu 8 Yüksek Mahkeme Yargıcı Anayasa’da yazar. Bunu mahkemeler kendi kendine değiştiremez. Anayasa’nın referandum yapıldığı dönem içerisinde vardı. Dünyanın birçok yerinden insanlar var. Peki, neden bize geliyor? Ne özelliğimiz var? Çünkü başka bir ülkede bu tip insanlar barınamaz. Ancak böyle bir devlet yapısında barınabilir. Burada nüfus 1,5 milyon civarındadır. Bu insanların ne yaptıkları ve kayıt altına alınmamalarının nedeni odur. Kısaca bu nüfusu bu mahkeme kaldıramaz” ifadesini kullandı.

Haberal Kıbrıslı

Bu haber toplam 1509 defa okunmuştur
Etiketler : ,
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.